close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Asr Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İllâ-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti ve tevâsav bilhakki ve tevâsav bi-ssabr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar ve birbirlerine gerçeği gözetmeyi ve sabretmeyi tavsiye edenler başka.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ancak (samimiyetle) iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine Hakkı (doğru ve hayırlı olanı) tavsiye (yani Kur’an nizamının kurulmasını temenni, teşvik ve tebliğ) edenler ve (bu yolda uğradıkları sıkıntı ve saldırılara kendileri katlandığı gibi) çevresine de sabrı (Allah için dayanmayı) telkin ve tavsiye edenler bunun dışındadır. (Bu dört vasfı birlikte üzerinde taşıyan mü’min, müstakim ve mücahit kimseler, dünya ve ahirette kurtulacak ve sonsuz mutluluğa ulaşacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ancak inanıp, o inancın gereği doğru dürüst işler yapanlar, birbirlerine haktan gelen gerçekleri, her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı dirençli olmayı tavsiye edenler ziyandan kurtulmuşlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ancak iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, birbirlerine, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur'ân'ı, hak din İslâm'ı, doğruyu, hakkı, sorumluluğu, birliği insanlığı tavsiye edenler, birbirlerine sabırla mücadeleye devamı tavsiye edenler zararda değildir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesna.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ancak, iman edib de salih ameller işliyenler, birbirine hakkı tavsiye edenler ve (ibadet üzere bulunmakta, günah işlememekte) sabrı birbirine tavsiye edenler müstesnadır (Çünkü bunlar ebedî saadete kavuşacaklardır).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İman edip yararlı iş ve ibadet edenler, birbirlerine hak ve hukuku tavsiye edenler ve yine birbirlerine sabır tavsiye edenler müstesna. (Onlar böylelikle zarardan kurtulmuşlardır.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ancak, inanıp iyi işler yapanlar, hakkı birbirine tavsiye edenler ve sabrı birbirine tavsiye edenler ziyanda değillerdir.[805]
[805] Ziyan ve kurtuluş hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 335-340.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnanı bulunanlar, yararlı iş görenler, birbirini hakla, sabırla öğütleyenler ancak, bunlar kurtulurlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ancak iman edip sâlih amel işleyenler, birbirlerine hakkı, adaleti, iyiliği tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı öğütleyenler zarara ve ziyana uğramayacaklardır.
Cemil Said
swap_vert close
Yalnız îmân idüb de a’mâl-i sâlihada bulunanlar ve başkalarına hakkı ve sabrı tavsiye idenler müstesnâdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine gerçeği tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3. Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.
 Mehmet Âkif’in sûreyle ilgili bir manzumesi şöyledir: Hâlikın nâ-mütenâhî adı var en başı «Hak» Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak Hani ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken Mutlaka sûre-i ve’l-asr’ı okurmuş bu neden? Çünkü meknûn o büyük sûrede esrâr-ı felâh Başta iman-ı hakîkî geliyor sonra salâh Sonra hak sonra sebât: İşte kuzum insanlık Dördü birleşti mi yoktur sana hüsrân artık.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ancak inanıp erdemli davrananlar, birbirlerine gerçeği öğütleyenler ve birbirlerine sabretmeyi öğütleyenler hariç.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ancak o kimseler başka ki iyman edip salih ameller işlediler ve hep hakka vasıyyetleştiler ve sabra vasıyyetleştiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ancak îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ancak inananlar, sâlihâtı¹ yapanlar, hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler hariç.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışanlar, düzeltici olanlar, yapıcı olanlar, düzeltmeye teşvik edenler, iyiye yönlendirenler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ancak îman edenlerle güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar, bir de birbirine hakkı tavsiye, sabrı tavsiye edenler böyle değil (Onlar ziyandan müstesnadırlar).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ancak îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnâdır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ancak, (dünyada) iman edip, doğru ve yararlı işler yapmış olanlar (erdemli kimseler), birbirlerine sabır ve hakkı tavsiye etmiş olanlar, bunun dışındadır (ziyanda değildir). *
(*) İlle, istisna harfidir. İstisna-i munkati denir. Güvenen ve ıslaha çalışanların hüsrandan uzak olduğu belirtilir. İman, “emn” kökünden bir mastardır. Lügatte, birinin sözünü tasdik etmek, onaylamak, kabullenmek, itimat etmek, gönülden benimsemek, güvenmek/güvenilmek anlamlarına gelir. Ellezîne âmenu, mazi fiil olarak gelmiştir. Bu vurgu, kelimeye imanda sebat gösterenler, daima güvenenler manası katar. Salih, kelimesinin kökü sulh’tur. Sulh ve salah; bozgun, nefret, kötülük, kavga, çekişme ve didişmenin zıddı demektir. Barışı önceleyerek başkalarını ıslah hedefleyen tüm amellere sâlih amel denir. Hak; gerçek, sabit ve doğru olmak, gerekmek/gerçekleştirmek ve bir şeye yakînen muttali olmak gibi anlamlar taşıyor. ‘Hak’ aslında temiz vicdanın, fıtratın ve aklın inkâr edemeyeceği derecede gerçek olan her şey demektir. Zıddı bâtıldır. Hak kelimesinin çoğulu ‘hukuk’tur… (Kurandan Hayat) Ayrıca âyetteki hakkı ve sabrı tavsiye, eğitimin önemine ve mahiyetinin nasıl olması, amacının ne olması gerektiğine de ışık tutmaktadır. Çünkü her eğitim faaliyeti sonuçta bir tavsiye yani nasihat ve irşaddır. Doğru bir eğitim faaliyetinin amacı ise insanlara inançta, bilgide ve ahlâkta hakkı yani gerçeği ve doğruyu aktarmak; bunun yanında hayatın çeşitli şartları, maddî ve mânevî zorluklar, saptırıcı duygular, hata ve suç sebepleri karşısında da kişiye sabır ve dayanıklılık aşılamaktır. Hakkı ve sabrı tavsiye, toplumsal hayat ve birlikte yaşamanın getirdiği bütün ahlâkî görevleri içine alan geniş kapsamlı bir görevdir. Hakkın karşıtı bâtıldır; bâtıl ise inanç ve bilgide asılsızlık ve yanlışlığı, ahlâkta kötülüğü içine alan bir kavramdır. Ayrıca hak, adaletle de yakından ilişkilidir. Bu açıdan âyette insanların âdil olmaları ve adalet düzeninin, yani herkesin hakkına razı olduğu ve herkesin hakkının korunduğu bir toplumsal düzenin kurulmasına katkıda bulunmaları gerektiği de anlatılmaktadır... Kaynak :( Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ancak, iman edip, doğru ve yararlı işler yapanlar, birbirlerine sabır ve hakkı tavsiye edenler, ziyan edenlerin dışındadır (kurtulmuşlardır).
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yalnız o kimseler ki inanırlar, iyilik işlerler, biribirlerine doğruluk öğütü verirler, katlanma öğütü verirler, onlar için değil.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ziyandan kurtulanlar iman edip iyi amel işleyenler, diğerlerine hakkı vasiyet ettikleri gibi sabrı da vasiyet edenlerdir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ancak, inanıp iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanlarla, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı/göğüs germeyi tavsiye edenler müstesna.²
2 Krş. Beled, 90/17  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ancak Allah’a ve âhiret gününe iman eden, bu imana yaraşır güzel ve yararlı davranışlar ortaya koyan, birbirlerine hakkı hukuku, adâleti, doğruyu ve gerçeği öğütleyen ve zulme karşı verdikleri mücâdelede birbirlerine güç ve cesaret vererek, bu yolda karşılaşacakları zorluk ve sıkıntılar karşısında ümitsizliğe kapılmadan, yılgınlığa düşmeden direnmeyi öğütleyenler müstesna. İşte yalnızca bunlardır, hüsrandan kurtulup —dünyada ve âhirette— kurtuluşa erecek olanlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ancak iman etmiş, Salih Ameller’i işlemiş (İyi İşler’i yapmış), Hakk’ı tavsiyeleşmiş ve Sabr’ı tavsiyeleşmiş olanlar başka!
Mehmet Çakır
swap_vert close
inanıp yararlı faaliyette bulunanlar ile gerçeği ve sabrı önerenler ise, esenliktedir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ancak gerçeği kabul edenler. Rabbine iman edenler. Geçmişlerindeki kötülüklerin farkına varıp tövbe edenler. Geçmişte yaptıkları hataları bir daha yapmamak üzere söz verenler. Yaşadıkları anda güzel işler yapanlar. Kötülükten uzak duranlar. Böylece kendilerini sürekli arındıranlar. İnandıkları yolda azimli, kararlı, mücadeleci olmayı birbirine tavsiye edenler. Daima gerçekler üzerinde duranlar. Birbirlerine hakkı, adaleti tavsiye edenler! Allah’ın yasalarına uyanlar! İşte bunlar kurtulanlardır! Böyle olanlar yeryüzünde yaptıkları mücadele sonunda özgürlüklerine kavuşurlarken, ahiret hayatındaki hesaptan yüz akıyla çıkarlar. Yaptıkları güzel hayırlı iyi işlerin mükâfatı olarak cennetle şereflendirilirler. İşte bunlar her iki dünyada da zafere, barışa ulaşanlardır. Rabbin katında mükâfata ulaşanlar inkârcılar gibi geri dönülmez kaybı yaşamazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine doğruyu tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler hariç.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ancak (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar,¹ birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı² tavsiye edenler, bunun dışındadır.³
1 Amel-i salih için Bk. (Bakara: 25, (Maide: 69) 2 Sabır: Acıya ve sıkıntıya katlanmak, onu geçirmek için aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etmek, direnç göstermek demektir. Bu da ya; elem ve külfete sabır şeklinde yani ibâdet ve cihadın meşakkatlerine tahammül şeklinde olur. Ya da; lezzet ve şehvetler ve bunların zararlarından sakınma şeklinde olur. Hz. Peygamber (s.a.v); “Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür” buyurmuştur. Kur’ân-ı Kerim’in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Cenab-ı Hak: “Biz, içinizden (Bizim yolumuzda) cihad edenlerle, sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar, sizi deneyeceğiz ve bu konudaki haberlerinizi (herkese) bildireceğiz.” Buyurmuştur. (Muhammed: 31) Hz. Peygamber: “Mü’minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü’mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır” buyurmuştur. (Riyâz’üs-Sâlihin) 3 2. ve 3. Ayetler istisnayı başa almak suretiyle tercüme edilirse anlamı: “Tüm insanlar, (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayıp, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmedikleri müddetçe kesinlikle büyük bir ziyan içerisindedirler.” şeklinde olur ve kanaatimizce daha iyi anlaşılır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
meğer ki imana erip doğru ve yararlı işler yapanlardan olsun, ² ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenler-den...
2 Lafzen, “insan, şüphesiz ziyan [için]dedir, ... edenler hariç”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ancak Allaha inanıp güvenenler iyi ve güzel işler yapanlar, birbirlerine Hakkı ve Hak yolunda sabır ve sebatı tavsiye edenler müstesna. 2/177, 3/104, 90/17-18
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ancak, iman edenler,[⁵⁸⁸¹] salih amel işleyenler;[⁵⁸⁸²] ve[⁵⁸⁸³] birbirlerine hakkı tavsiye edenler[⁵⁸⁸⁴] ve sabrı tavsiye edenler[⁵⁸⁸⁵] müstesna...[⁵⁸⁸⁶]
[5881] Kurtuluşun temel şartı ikidir: İman ve onun üzerine bina edilen sâlih amel. Amelin üzerine bina edildiği iman, insanlığın belli bir zaman ve mekânıyla sınırlı bir iman değil, insan soyunun tamamını kapsayan bir imandır. Böyle bir imanın ait olduğu İslâm’ın tarifi, “insanlığın değişmez değerleri olan ezelî ve biricik hakikat” olmalıdır. [5882] Farklı formlarla birçok yerde gelen ‘amilu’s-sâlihât (‘amelen sâlihan) terkibi Kur’an’ın 23 yıllık iniş sürecinde farklı vurgular kazanır. Vahyin ilk yıllarındaki vurgusu “sorumlu davranış”tır. Bu davranış, Bakara 2’den yola çıkarak “hidayetten önceki takvâ” diyebileceğimiz sorumluluk bilincine ve ahlâkına dayanır. Erdemlilik ve dürüstlüğü ifade eder. İlerleyen yıllarda vahiy Allah’ın razı olup olmadığı, imana yaraşan ve yaraşmayan eylemleri beyan ettikten sonra “sâlih amel” terkibi “Allah’ın razı olduğu imana uygun davranış” vurgusunu kazanmıştır. İslâm cemaatinin iktidar yıllarını teşkil eden Medine’de ise aynı terkip “sahibini ve başkalarını ıslah edici iyilikler” vurgusuna ulaşmıştır. Aslında bu son vurgu sâlihât kelimesinin aslî vurgusudur ve imkânla orantılı olarak her dönemde sâlih amelin ana hedefini ifade eder. Sûrenin son âyetindeki hakkı ve sabrı tavsiye sâlih amelin mükemmel bir örneğidir. Başta iman olmak üzere Allah’a itaat, namaz kılmak ve zekât vermek gibi hukukullah ile ilgili ibadetler bu yüzden Kur’an tarafından sâlihâttan değil hasenâttan sayılmıştır (11:23 ve 2:277). Fakat hasenât, sosyal amaçları gerçekleşince sâlihât vasfını da kazanır. Mâ‘ûn sûresi, namaz ibadeti özelinde, hasenâtı sâlihâta tebdil etmenin formülünü sunar (Krş: 107:5, not 6). Hasenâta bire on vaad edilirken (6:160), sâlihâta kesintisiz nimet ve cennet vaad edilmektedir (Msl: 95:6; 85:11). Hasenât sahipleri seyyiâtı örtülmekle müjdelenirken, sâlihât sahipleri canlıların en iyisi olmakla müjdelenir (25:70; 98:7). Allah Rasûlü’ne nisbet edilen “Bir saatlik âdil yönetim 70 yıllık nafile ibadetten hayırlıdır” (Taberânî, el-Kebir) hadisi, sâlihât ile hasenât arasındaki büyük farka dair nebevî bir okumadır. [5883] Veya atf-ı beyan olarak “yani”. Sâlih amelin mahiyeti göz önüne alındığında, bu vavın beyan vurgusu daha isabetli gibidir. Âyetteki dört unsurdan ilk ikisi aslî son ikisi tâlîdir. Hakkı ve sabrı tavsiye, aslında sâlih amelin açılımı ve iki örneğidir. Benzer formdaki 95:6 da tercihimizi teyit eder (Bkz. Bir önceki not). [5884] Hakkı tavsiye etmek, zımnen: inançta tevhidi, eylemde sâlihât ve adâleti tavsiye etmektir. Hakikati, hakkın yolunu, hakka ve hukuka riayeti tavsiye etmektir. [5885] Zımnen: Hakkı tavsiye etmenin bedeli vardır, bu bedeli ödemek gerektiğinde sabır tavsiye edenler... Bu sabrın tarifini de verir: Sabır, hak ve hakikat üzerinde direnmek, düzeltme işinden vazgeçmemektir. Hz. Ali şöyle der: “Dert yanmak sabretmekten daha çok yorar”. Bu tavsiye, daha sonraları el-emr bi’l-ma’ruf ve’n-nehy ani’l-münker emrine dönüşecektir (7:157; 3:104, 110, 114; 9:112). Hatta bir âyette el-emr bi’l-marufun ardından sabır emredilir (31:17). Beled 17 ile bu âyet arasında açık bir benzerlik vardır. Bu da sabrın aynı zamanda bir “merhamet” olduğunu gösterir. Sabr üç ayrı edatla üç ayrı mâna kazanır: ‘an ile “hakta direnmek”, ‘alâ ile “bela ve sıkıntıya göğüs germek”, lâm ile “ibadet, hak, hayır ve adâlette sebat” mânaları kazanır. Burada bâ ile gelmiştir ve bu üç mânayı da kuşatmıştır. Sabır izzet ve şeref verir. Ne ki zillet ve mezellete düşürüyor, o sabır değil acziyettir. Sabır, omuzladığı hayat emanetini sahibine zayi etmeden ulaştırmak için götürürken, rüzgâr tersinden esmeye başladığında geri adım atmamak, yükü atmamak, yolu satmamak, yola yatmamaktır. Kişinin hakikate olan sadâkati, onun uğruna ödemeyi göze aldığı bedelle orantılıdır. [5886] Sözün özü şudur: Yalnızca iman edip sâlih amel işlemek kişiyi “iyi” yapar, hakkı ve sabrı tavsiye etmek ise kişiyi “aktif iyi” yapar (Krş: 74:2). Kurtuluşun anahtarı “aktif iyilerin” elindedir. Asr sûresinin son âyeti, toplumun ıslahının sadece emir ve yasaklarla değil, iman ve sâlih amel sahiplerinin hakkı ve hakta direnişi tavsiyesi ile sağlanacağını ifade eder. Kurtulmak için sadece inanmak yetmez, ıslah edici eylemler yapmak, bu cümleden olarak hakkı ve ‘hakta direniş’ demeye gelen sabrı tavsiye etmek gerekir. Bunlar imanın gereğidir. Bunu yapmayan fert veya toplum, isterse mü’min olsun, ziyandan kurtulamaz (Krş. 8:25). Ey Rabbimiz! Bizi ziyanda olanlardan ve ziyankâr olanlardan kılma!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ancak iman edenler, sâlih amel işleyenler, birbirlerine hakkı (doğruluktan kıl payı ayrılmamayı) tavsiye edenler ve (içlerinden birine bir musibet gelince) sabrı tavsiye edenler (elbette) müstesnadır.
(Çünkü onlar; Allah'tan bir an gâfil olanın şeytanın esiri olacağının şuuruna varmışlardır. Rablerini kalben her an anarlar ve zamanı; O’nun rızasını elde edecek güzel ameller işleyerek harcarlar)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesna.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ancak o kimseler ki imân ettiler, ve sâlih sâlih amellerde bulundular ve birbirlerine hakkı tavsiyede ve sabrı tavsiyede bulundular, onlar müstesna.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ancak şunlar müstesna: İman edip makbul ve güzel işler yapanlar, Bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler.
İmam Şafii (r.a) şöyle demiştir: “Kur’ân’dan başka hiçbir sûre nazil olmasaydı şu pek kısa sûre bile, insanların dünya ve âhiret mutluluklarını te’mine yeterdi. Bu sûre Kur’ân’ın bütün öğrettiklerini kucaklıyor.” Onun içindir ki Ashabdan iki kişi birbirine kavuşunca, biri diğerine Asr sûresini okumadan, sonra da selam vermeden ayrılmazlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyanda değillerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ancak îmân idüb a'mâl-i sâliha işleyenler ve hak ve dîn (ve) sevâb ile birbirine tavsiye idenler ve yekdiğerine sabrı nasîhat iyleyenler hüsrânda değillerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ziyanda olmayanlar; inanıp güvenenler, iyi işler yapanlar, birbirine doğruları tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenlerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ancak iman edenler ve doğruları yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ancak iman edip güzel işler yapanlar ve birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler müstesna.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, birbirlerine hakkı önerenler, birbirlerine sabrı önerenler müstesnadır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
illā anlar kim įmān getürdiler daħı işlediler eyü işler daħı biribirine ıśmarladılar ḥaķķı ya'nį ķur’ān’ı daħı biribirine ıśmarladılar śabr eylemegi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İllā ol kişiler ki īmān getürdiler ve ‘amel‐i ṣāliḥ işlediler. Daḫı biri birineıṣmarladı ḥaḳ üstine ẟābit olmaġı. Daḫı ıṣmarlamışdur ṣabr eylemegi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yalnız iman gətirib yaxşı əməllər edən, bir-birinə haqqı tövsiyə edən və səbri tövsiyə edən kimsələrdən başqa! (Belələri Cənnətə nail olub əbədi səadətə qovuşanlardır!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Save those who believe and do good works, and exhort one another to truth and exhort one another to endurance.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Except such as have Faith, and do righteous deeds,(6264) and (join together)(6265) in the mutual teaching of Truth, and of Patience and Constancy.
6264 Faith is his armour, which wards off the wounds of the material world; and his righteous life is his positive contribution to spiritual ascent. 6265 If he lived only for himself, he would not fulfil his whole duty. Whatever good he has, especially in moral and spiritual life, he must spread among his brethren, so that they may see the Truth and stand by it in patient hope and unshaken constancy amidst all the storm and stress of outer life. For he and they will then have attained Peace within.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِلَّا
ancak
الَّذ۪ينَ
o kimse-ler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
وَعَمِلُوا
ve amel işlediler
الصَّالِحَاتِ
sâlih
وَتَوَاصَوْا
ve tavsiye ettiler
بِالْحَقِّ
hakkı
وَتَوَاصَوْا
ve tavsiye ettiler
بِالصَّبْرِ
sabrı
Ancak iman edip sâlih ameller işleyenler, (hakta olup) hakkı (birbirlerine) tavsiye edenler ve (sabırlı olup) sabrı (birbirlerine) tavsiye edenler müstesna.
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
صَالِحَات
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih ameller, sâliha kadınlar
تَوَاصَى
Fiil-VI
و ص ي
Birbirlerine vasiyet etti(ler)
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
تَوَاصَى
Fiil-VI
و ص ي
Birbirlerine vasiyet etti(ler)
صَبْر
İsim
ص ب ر
Sabır