close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 93. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fetevellâ ‘anhum vekâle yâ kavmi lekad eblaġtukum risâlâti rabbî venesahtu lekum(s) fekeyfe âsâ ‘alâ kavmin kâfirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şuayb, onlardan yüz çevirdi de ey kavmim dedi, andolsun ki ben size Rabbimin bildirdiği haberleri tebliğ ettim ve öğüt verdim. Artık kafir bir kavme nasıl acıklanabilirim?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O da onlardan ayrılıp yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim! Andolsun, size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, (bile bile) inkâra sapan (ve İslam’la savaşan) bir topluluğa nasıl üzülebilirim?" (Çünkü herkesin hak ettiği akıbete uğraması gerekir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonunda Şuayb onların yanından dönüp giderken: “Ey kavmim!” dedi “Gerçek şu ki, ben size Rabbimin buyruklarını tebliğ ettim ve güzelce öğüt verdim. Artık ben sizin gibi gerçekleri örtbas eden kâfir bir topluluk için üzülmem nasıl olabilir?” dedi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu durumda, Şuayb onlardan uzaklaştı. Ve : “Ey kavmim, ben, Rabbimin bana vahyettiklerini size tebliğ ettim. Size öğüt verdim. Artık bundan sonra, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas eden inkârcı, küfre saplanmış bir kavme, nankör bir topluma nasıl acırım." dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Şu'ayb da) onlardan yüz çevirip şöyle dedi: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin bildirdiklerini ulaştırdım ve size öğüt verdim. Artık inkarcılar topluluğuna nasıl üzülürüm?"
Ali Bulaç
swap_vert close
O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: 'Ey kavmim andolsun, size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, inkâra sapan bir topluluğa nasıl üzülebilirim?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şuayb helâk olan kavminden yüz çevirip dedi ki; “- Ey kavmim, doğrusu ben size Rabbimin gönderdiği emirleri tebliğ ettim ve iyiliğinizi istedim. Şimdi kâfir olan bir topluluğa nasıl acırım?”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şuayb, onları öyle bıraktı. Ve: “Ey kavmim! Şüphesiz ben Rabbimin mesajlarını size ilettim, size samimiyetle öğüt verdim. Artık kâfir olan bir topluma nasıl üzüleyim.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şu‘ayb, onlardan ayrıldı ve “Ey kavmim!” dedi, “Ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırım?”
Besim Atalay
swap_vert close
O, onlardan yüz çevirdi, de.di ki: «Ey ulusum! Ben sizlere Tanrının buyrumların eriştirdim, size öğüt de verdim, kâfir olan bir ulusa ben nice acıyayım?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ve nihayet Şuayb onların düştüğü bu felaketi görünce) yanlarından dönüp giderken şöyle dedi: “Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim ve size nasihat de ettim (ama fayda vermedi). Nankörlük etmiş bir topluluk için nasıl acıyabilirim?”
Demek Hz. Şuayb, kavminin bu durumuna önce üzülmüş fakat onların yaptıklarını hatırlayınca üzülmesine gerek kalmadığını ve Allah’ın gazabına layık olduklarını düşünerek kederlenmenin yersiz olduğunu anlamış.  
Cemil Said
swap_vert close
Şu’ayb ânlardan uzaklaşdı ve didi ki: "Ey kavmim ben size rabbin gönderdiklerini tebliğ idiyor idim ve size nasîhat idiyor idim fakat niçün kâfir kavmin ’âkıbetine teessüf ideyim."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şuayb onlardan döndü de, "Ey milletim! And olsun ki, Rabbimin sözlerini size bildirdim, öğüt verdim; inkarcı millet için niçin üzüleyim?" dedi.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkârcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şuayb onlardan ayrıldı ve (bu arada) “Ey kavmim!” dedi, “Ben size rabbimizin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Şuayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: «Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım!»
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım, size Rabbimin mesajını ilettim, öğüt verdim. İnkarcı bir topluluğa nasıl acırım?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Şu'ayb) onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırım?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Döndü de onlardan, ey kavmim! dedi: Alim Allah size rabbımın risaletlerini iblâğ eyledim, size nasîhatte ettim, şimdi kâfir bir kavme nasıl acırım
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şuayb, helâk olan kavminden yüz çevirip dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben size Rabbimin gönderdiği emirleri tebliğ ettim ve iyiliğinizi istedim. Şimdi ben (ısrarla hakkı inkâr ederek, azaba müstahak olmuş olan) kâfir bir kavme ne diye üzüleyim”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlardan yüz çevirdi ve “Ey halkım.” dedi: “Ben, size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık gerçeği yalanlayan nankör bir topluma nasıl olur da üzülebilirim?”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine (Şuayb) onlardan yüz çevirib (kendi kendine) dedi ki: «Andolsun, ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdiği (hükümleri) ulaşdırdım, sizin iyiliğinizi istedim. Şimdi ben o kâfirler güruhuna karşı nasıl tasalanırım»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Şuayb) artık onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Yemîn olsun ki size Rabbimin (vahiy ile) gönderdiklerini teblîğ ettim ve size nasîhat ettim. Artık (sizin gibi)kâfirler gürûhuna nasıl üzülürüm?”(1)
(1)“Bir hadîsin ma‘nâsındaki:اَلرَّاض۪ي بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُلَهُ [Zarara kendi râzı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz] kāide-i esâsiyesiyle, şefkat hakkını ve merhamet liyâkatini(ehliyetini) kendilerinden selb etmişler (gidermişler). Onlara acınmayacak ve şefkat edilmez.” (Kastamonu Lâhikası, 239)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Şuayb) onları ardında bırakırken (onların bu durumuna üzülerek içinden) dedi ki: Ey kavmim!" Doğrusu ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ etmiştim ve size öğüt vermiştim (ama dinlemedinz). Artık böyle nankör (böyle hakkı inkâr eden zalim) bir toplum için ne diye üzülüp kendimi harap edeyim!"
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şuayb onlardan vaz geçip ayrılırken “Ey kavmim! Ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ ettim ve öğüt verdim. Ben gerçekleri kabul etmeyen bir topluluğa niçin üzüleyim” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Şuayb onlardan ayrıldı da dedi ki: "Ey ulusum! Doğrusu, ben size çalabımın gönderdiklerini eriştirdi.size öğüt de verdim. Artık ben sizin gibi tanımazlar takımı için ne diye üzüntü çekeyim?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şuayb onlardan yüz çevirdi de dedi ki: «— Ey kavmim! Size Rabbimin ahkâmına ait haberleri eriştirdim, size hayırhahlıkta bulundum. Artık kâfirlere nasıl acırım» l.
[1] Bu sözleri tesliye tarikiyle kendi kendine demiştir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Şuayb) onlardan yüz çevirdi. “Ey kavmim! Andolsun ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık kâfir olmuş bir topluluğa [kavm] nasıl üzülürüm” dedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şuayb (azap indikten sonra cansız bedenlerini görünce) onlardan yüz çevirdi ve “Ey kavmim! Hiç şüphesiz Rabbimin sözlerini size bildirdim ve iyiliğinizi dileyerek sizlere öğüt verdim. Kâfir topluluk için niçin üzüleyim?” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine Şuayb, yüzünü öteye çevirerek, “Ey benim isyankâr halkım!” dedi, “Ne olurdu, sözümü dinleyip zulmünüzden vazgeçseydiniz! Oysa ben size Rabb’imin mesajını iletmiş ve bu korkunç âkıbetten kurtarmak için içtenlikleöğüt vermiştim! Fakat böylesine azgın ve inkârcı bir toplum için artık nasıl üzülebilirim?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan yüz çevirdi: “Ey kavmim! Gerçekten rabbimin risaletlerini size tebliğ ettim. Size nasihat ettim. Artık kâfir bir kavme nasıl üzülürüm?” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şuayb onlardan uzaklaşırken kendi kendine: " A kardeşlerim! diyordu. Ben size Rabb'imin emirlerini okudum, nasihatler ettim. Şimdi ben, nankör bir millet için nasıl bir yas tutayım ? "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şuayp onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum! Size öğüt verdim! Artık inkârcı bir kavme nasıl acırım?”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Şuayb) onlardan yüz çevirmiş ve şöyle demişti: “Ey kavmim! Ben size Rabbimin mesajlarını duyurmuş ve size öğüt de vermiştim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım!”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Şu’ayb) da: “Ey kavmim! And olsun ki ben, size Rabbimin gönderdiği (gerçekleri) duyurdum ve öğüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırım?”¹ diyerek, dönüp gitti.
1 Yani evvel emirde Şuayb (a.s) kavminin helâkinden bir hüzün duydu. Fakat onların teessüfe lâyık olmadıklarını ve küfürleriyle azabı hak ettiklerini düşünerek onlardan bütün alâkasını kesti. Hâsılı “oh olsun!” demedi fakat “vah!” demenin de caiz olmayacağını mülâhaza etti ve “artık kâfir bir kavme nasıl acırım?” diyerek onlardan tamamen sarf-ı nazar eyledi. (Elmalılı) Bu âyetten, helâk edilen kâfir toplumlara acımanın yasak olduğu anlaşılmaktadır. Hümanistlik adına, bu kâfirlere acıma hastalığı, Müslümanların Müslümanlara acımasını bile unutturup, Filistin’deki Müslümanlar yerine İsrâil’deki Yahudilere acıma şaşkınlığına kadar düşürmüştür.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve sonunda Şuayb, onların yanından dönüp giderken: “Ey kavmim!” dedi, “gerçek şu ki, ben size Rabbimin buyruklarını tebliğ ettim ve güzelce öğüt verdim: artık ben nasıl (sizin gibi) hakkı inkar eden bir topluluk için yas tutup kederleneyim?”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve (Şuayb) onları ardına bırakıp giderken dedi ki: - Ey kavmim ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ etmiş ve size öğüt vermiştim. Şimdi ben kâfir bir toplumun akıbetine nasıl üzüleyim. 11/91...95
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve (Şuayb) onları ardında bırakırken “Ey kavmim!” diye mırıldanmıştı, “Doğrusu ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ etmiştim ve size karşı samimi davranmıştım. Şimdi ben, (sizin gibi) nankör bir kavim için nasıl gam çekeyim!?”[¹²²⁷]
[1227] Buradaki “nankörlük”, içerisinde ısrarlı inkârı barındıran bir nankörlüktür. Bu ifade, kavmi topluca helâk olan bir rasulün iç dünyasını ele vermesi açısından hayli anlamlıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine Şuayb onlara arkasını döndü ve (kendi kendine) "Ey kavmim andolsun ki, ben size Rabbimin gönderdiği hükümleri ulaştırdım, sizin hayrınıza öğütlerde bulundum, (siz ise beni yalancı saydınız şirk ve küfürde direndiniz, bizleri yurdumuzdan zorla çıkarmaya da yeltendiniz) Ben artık böyle kafirler topluluğunun başına gelenlerden dolayı onlara nasıl acırım" dedi.
Osman Fırat
swap_vert close
(Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkârcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmdi, onlardan döndü de dedi ki: «Ey kavmim! Ben Rabbimin risâletlerini muhakkak ki size ulaştırdım ve sizin için nasihatta bulundum. Artık kâfirler olan bir kavme karşı nasıl fazlaca mahzun olurum?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gördüğü müthiş manzara karşısında Şuayb, yüzünü üzüntü ile öteye çevirip: “Zavallı halkım! ” dedi, “ben size Rabbimin buyruklarını tebliğ etmiştim, sizin iyiliğinize çalışmıştım, size öğütler vermiştim! Artık böyle nankör, böyle kâfir bir toplum için ne diye üzülüp kendimi harap edeyim! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Şu'ayb), onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim dedi, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size öğüt verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Şu'ayb onların helâklerinden sonra) onlardan döndi ve (bırakub giderken) "Ey Kavmim! Ben size rabbimin risâletlerini teblîğ itdim ve size nasîhat iyledim. (Siz dinlemediniz helâk oldınız) İmdi ben kâfir olan kavim üzerine nasıl teessüf iderim" didi. [¹]
[1] Şu'ayb kavminin helâki vak'asına dâir ileride tafsîlât gelecekdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şuayb onlardan ayrıldı ve şöyle dedi: “Ey halkım! Rabbimin sözlerini size ulaştırmış ve iyiliğiniz için çaba göstermiştim. Şimdi ayetleri görmezden gelenler (kâfirler) topluluğunun etkisiz hale getirilmesine nasıl üzüleyim!”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey kavmim, size Rabbimin gönderdiklerini açıklamış ve size öğüt vermiştim. Şimdi kafir bir kavme karşı nasıl üzülebilirim.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şuayb yüzünü onlardan çevirdi, “Ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim ve size nasihat de ettim,” dedi. “Nankörlük etmiş bir kavme ne diye acıyayım?”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şuayb onlardan yüzünü döndürdü de şöyle dedi: "Yemin olsun, ben size Rabbimin gönderdiklerini ilettim. Size öğüt verdim. Artık küfre batmış bir topluluğa nasıl acırım?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes yüz döndürdi anlardan daħı eyıtti “iy ķavmum! bayıķ degürdüm size çalabum yalavaçlıķlarını daħı eyü diledüm size pes nite ķayġuram bir ķavm üzere kim kāfirlerdür.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yüz dönderdi Şu‘ayb anlardan ve eyitdi: İy ḳavmüm, taḥḳīḳ ben irişdürdümsize Tañrı Ta‘ālānuñ risāletini, daḫı ögüt virdüm size. Niçün ḳayurur‐menbir ḳavm ki kāfirlerdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Şüeyb) onlardan üz döndərib dedi: “Ey camaatım! Mən sizə Rəbbimin əmrlərini təbliğ etdim və öyüd-nəsihət verdim. İndi kafir bir tayfadan ötrü necə yas tutum?”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So he turned from them and said: O my people! I delivered my Lord's messages unto you and gave you good advice; then how can I sorrow for a people that rejected (truth)?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So Shu´aib left them, saying: "O my people! I did indeed convey to you the messages for which I was sent by my Lord: I gave you good counsel, but how shall I lament over a people who refuse to believe!"(1064)
1064 Can we get any idea of the chronological place of the destruction of the Midianites? In n. 1053 (7:85) we have discussed the geographical aspects. The following considerations will help us in getting some idea of their period: (1) The stories of Noah, Hud, Salih, Lut, and Shu'ayb seem to be in chronological order. Therefore Shu'ayb came after Abraham, whose nephew Lut was; (2) If Shu'ayb was in the fourth generation from Abraham, (see 11:89, n. 1590), it would be impossible for him to have been a contemporary of Moses, who came many centuries later - this difficulty is recognised by Ibn Kathir and other classical commentators; (3) The identification of Shu'ayb with Jethro the father-in-law of Moses is without warrant; see n. 1054 (7:85); (4) Shu'ayb must have been before Moses; see 7:103; (5) The Midianites who were destroyed by Moses and by Gideon after him (n. 1053) were local remnants, as we may speak of the Jews at the present day; but their existence as a nation in their original homelands seems to have ended before Moses: "they became as if they had never been in the homes where they had flourished" (7:92); (6) Josephus, Eusebhis, and Ptolemy mention a town of Madyan, but it was not of any importance (n. 1053); (7) After the first centuries of the Christian era, Madyan as a town appears as an unimportant place resting on its past.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَتَوَلّٰى
artık yüz çevirdi
عَنْهُمْ
onlardan
وَقَالَ
ve dedi
يَا
ey
قَوْمِ
kav-mim
لَقَدْ
andolsun gerçekten
اَبْلَغْتُكُمْ
size tebliğ ettim
رِسَالَاتِ
gönderdiklerini
رَبّ۪ي
Rabb-imin
وَنَصَحْتُ
ve nasihat ettim
لَكُمْۚ
size
فَكَيْفَ
artık nasıl
اٰسٰى
üzülü-rüm
عَلٰى قَوْمٍ
bir kavme
كَافِر۪ينَ۟
kâfirler
(Şuayb o zaman) Onlardan yüz çevirdi ve (içi yanarak) şöyle dedi: "Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin (vahiy olarak) gönderdiklerini tebliğ ettim ve size nasihat ettim. Artık (sizin gibi) kâfir bir kavme (ben) nasıl üzüleyim!"
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَبْلَغُ
Fiil-IV
ب ل غ
Tebliğ etti, ulaştırdı
رِسَالَات
İsim
ر س ل
Gönderilen
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
نَصَحَ
Fiil-I
ن ص ح
Nasihat etti
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
تَاْسَ
Fiil-I
ا س و
Üzülmek
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler