close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 92. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne keżżebû şu’ayben keen lem yaġnev fîhâ(c) elleżîne keżżebû şu’ayben kânû humu-lḣâsirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şuayb'i yalanlayanlar, sanki oralarda hiç oturmamışlar, hiç yaşamamışlardı, Şuayb'i yalanlayanlar, asıl zarara uğramışlardı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Sonunda) Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki ’hiç orada oturmamış ve refah içinde yaşamamışlar’ gibi (yıkılıp yok) oldular; (böylece) Şuayb’ı yalanlayanlar, asıl (büyük) hüsrana uğradılar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar ki, Şuayb'ı yalanlayan kimselerdi; sanki orada hiç şen şakrak yaşamamış gibi oldular. Onlar ki, Şuayb'ı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi, sonunda kendileri kaybedenlerden oldular.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şuayb'i yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç yaşamamış, hiç güzel gün görmemiş gibiydiler. Şuayb'i yalanlayanlar, işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Asıl zarara uğrayanlar Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular: Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğradılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şuayb'ı tekzip edenler, sanki evlerinde bir şenlik tutmamışlardı. Şuayb'ı yalanlıyanlardır ki, onlar ziyan görenler olmuşlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki o memlekette hiç yaşamamış gibi oldular. Asıl zararlı çıkanlar, onu yalanlayanlar oldu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şu‘ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Böylece Şu‘ayb'ı yalanlayanlar; işte asıl ziyana uğrayanlar onlar oldular!
Besim Atalay
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlamış olanlar, orda oturmamış gibi oldular, Şuayb'a inanmayanlar ziyan ettiler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlayanlar, (öyle bir azaba uğradılar ki) sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi (kendileri yalan) oldular. Evet, Şuayb'ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar işte onlar oldular.
Bkz. 11/95  
Cemil Said
swap_vert close
Şu’ayb’i yalancılıkla ithâm idenler hiç o memleketlerde yaşamamış gibi gâib oldılar, Şu’ayb’i yalancılıkla ithâm idenler mahv oldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şu’ayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu’ayb’ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yurt tutmamış gibi oldular. Böylece asıl hüsrana uğrayanlar, Şuayb’ı yalanlayanlar oldu.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb'ı yalanlayanların kendileridir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki hiç orada yaşamamışlar gibi yok oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şuaybı tekzib edenler sanki orada bir şenlik tutmamışlardı, Şuaybı tekzib edenler, husrane düşenler onlar olmuşlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şuaybı yalanlayanlar zâten (yurdlarında) oturmuşlar gibi oldular. Şuaybı yalanlayanlardır ki en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç oturmamışlardı! (Evet!) Şuayb'ı yalanlayanlar, kendileri hüsrâna uğrayanlar oldular.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlamış olanlar, (öyle bir yıkıma uğradılar ki) sanki yurtlarında hiç oturmamış (yaşamamış) gibi oldular. Şuayb’ı yalanlamış olanlar işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanların yalanlamaları kendilerine hiçbir yarar sağlamadığı gibi, Şuayb’ı yalanlayanlar kaybedenlerden oldular.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Şuayb’ı yalan sayanlar sanki yurtlarında barınmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalan sayanlar kendilerine yazık etmiş oldular.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
91, 92. Bunun üzerine onlar dehşetli bir sarsılmaya tutuldular. Hemen oldukları yerde diz çöktüler. Şuayb/ı yalancı çıkaranlar yerlerinde asla bulunmamış gibi oldular. Şuayb/ı yalancı çıkaranlar ziyankâr oldular.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada yaşamamış gibiydiler. Şuayb’ı yalanlayanlar zarara uğrayanlardan oldular.³⁰
30 Krş. Hûd, 11/68  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlamakta olanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi oldular. Şuayb'ı yalanlamakta olanlar, asıl büyük hüsrana uğrayanlar oldular.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şuayb’ı yalancılıkla suçlayanlar... Onlar değildi sanki, düne kadar yurtlarında şen şakrak dolaşanlar! Evet, Şuayb’ı yalanlayanlar... Asıl kendileri olmuştu korkunç felâkete uğrayanlar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Orada Şuayb’ı yalanlamış olanlar sanki yaşamadı. Şuayb’ı yalanlamış kimseler, gerçekten Hüsrana Düşenler oldular.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şuayb’i yalanlayanlar, sanki orada hiç varlık sürmemişçesine yok olup gittiler. Şuayb’i yalanladılar ve kaybettiler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç yaşamamış gibiydiler. Böylece asıl ziyana uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanlar oldu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç kalmamış gibiydiler; [*] Şuayb’ı yalanlayanlar kaybedenlerin ta kendileridir.
Benzer mesajlar: Hûd 11:94-95; ‘Ankebût 29:37.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Ve yine Şuayb’ı yalanlayanlar ancak kendileri perişan oldular.¹
1 90. âyette “perişan olacaklarını” söyledikleri Müslümanlar değil de esas kendileri perişan oldular.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar ki Şuayb’ı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi: Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Onlar ki, Şuayb’ı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi: Kendileri kaybeden kimseler oldular!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şuayb’i yalancılıkla suçlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Sonunda asıl kaybedenler Şuayb’i yalanlayanlar oldu.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar ki Şuayb’ı yalanlıyorlardı, kendileri yalan oldular…[¹²²⁵] Onlar ki Şuayb’ı yalancı çıkarıyorlardı,[¹²²⁶] kaybeden yine onlar oldu…
[1225] Lafzen: “hiç yaşamamış gibi oldular”. Bu ifade, kinaye olarak “yalan oldular” sözünü çağrıştırmaktadır. [1226] Kezzebû âyette iki kez gelse de vurgusu farklıdır ve bu fark cümlenin muhtevasından çıkarılabilir. Bizim burada yaptığımız, sadece bu vurgu farkını çeviriye yansıtma çabasından ibarettir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şuayb'ı yalancı sayanlar sanki yurtlarında hiç (bir gün bile) kalmamış oldular. (Şuayb’a inananlar değil, asıl) Şuayb'ı yalancı sayanlar en büyük zarara uğrayanlardan oldular.
Osman Fırat
swap_vert close
Şu’ayb’ı yalanlayanları hiç bir şey kurtarmadı. Şu’ayb’ı yalanlayanlar ise, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şuayb'ı tekzîp edenler, sanki orada hiç kalmamışlar gibi oldular. Şuayb'i yalanlayanlardır ki, en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şuayb'ı yalancı sayanlar. . . onlar değildi sanki vatanlarında, şen şakrak dolaşanlar! Şuayb'ı yalancı sayıp perişan etmek isteyenler. . . asıl perişan olanlar, işte onlar oldular.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Şu'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu'ayb'i yalanlayanlar... işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şu'ayb'ı tekzîb idenler güyâ hiç dünyâya gelmemiş gibi oldılar. Şu'ayb'ı tekzîb idenler dîn ve dünyâda ziyân itdiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şuayb’ı yalan sayanlar orada hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb’ı yalan sayanlar asıl kaybedenler oldular.
Şaban Piriş
swap_vert close
91,92. -Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibiydi. Asıl ziyan edenler, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şuaybı yalanlayanlar sanki o yerde hiç şenlik kurmamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar hüsrana saplananların ta kendileriydi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim yalan duttılar şu'ayb’ı taman muķım olmadılar gibi anuñ içinde. anlar kim yalan duttılar şu'ayb’ı oldılar anlar ziyānlular.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler ki Şu‘aybı yalanladılar, ṣanasın ol şehrde mevcūd olmadılar‐ıdı. Olkişiler ki Şu‘aybı yalanladılar, anlar dünyā ve āḫireti ziyān itdiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şüeybi yalançı adlandıranlar, sanki orada (evlərində) heç bir şənlik (ne’mət) içində yaşamamışdılar. Şüeybi təkzib edənlərin özləri ziyana uğrayanlar oldular.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who denied Shueyb became as though they had not dwelt there. Those who denied Shueyb, they were the losers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The men who reject Shu´aib became as if they had never been in the homes where they had flourished: the men who rejected Shu´aib - it was they who were ruined!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
o kimseler
كَذَّبُوا
yalanladılar
شُعَيْباً
Şuayb'ı
كَاَنْ
sanki
لَمْ يَغْنَوْا
hiç yaşa-mamışlardı
ف۪يهَاۚۛ
orada
اَلَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
كَذَّبُوا
yalanladılar
شُعَيْباً
Şuayb'ı
كَانُوا
oldular
هُمُ
onlar
الْخَاسِر۪ينَ
elbet hüsrana uğrayanlar
(Bu helâkten sonra) Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç (refah ve zenginlik içinde) yaşamamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar var ya, (işte asıl) hüsrana uğrayanlar onlar oldular.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
شُعَيْب
Özel isim
شُعَيْب
Hz. Şuayb (a.s.)
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
غَنِىَ
Fiil-I
غ ن ي
Fayda sağladı, yaşadı, zengin etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
شُعَيْب
Özel isim
شُعَيْب
Hz. Şuayb (a.s.)
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
خَاسِر۪ين
Etken fiil
خ س ر
Hüsrana uğrayanlar