close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 89. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kadi-fteraynâ ‘ala(A)llâhi keżiben in ‘udnâ fî milletikum ba’de iż neccâna(A)llâhu minhâ(c) vemâ yekûnu lenâ en ne’ûde fîhâ illâ en yeşâa(A)llâhu rabbunâ(c) vesi’a rabbunâ kulle şey-in ‘ilmâ(en)(c) ‘ala(A)llâhi tevekkelnâ(c) rabbenâ-fteh beynenâ vebeyne kavminâ bilhakki veente ḣayru-lfâtihîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Fakat Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tutar da tekrar sizin dininize dönersek yalan yere Allah'a iftira etmiş oluruz. Artık o dine dönmemize imkan yok, meğer ki Rabbimiz olan Allah dileye. Rabbimizin bilgisi her şeye yeter, her şeyi şamildir. Allah'a dayandık biz. Rabbimiz, sen bizimle kavmimizin arasında gerçek olanı hükmet ve sen, hükmedenlerin en hayırlısısın.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan (bâtıldan çıkarıp Hakka ulaştırdıktan) sonra, bizim tekrar sizin (bâtıl ve bozuk) dininize dönmemiz; Allah’a karşı yalan yere iftira atmamız (ve isyana kalkışmamız) demektir. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi (şayet hak edersek bizleri kahretmesi) dışında, ona (küfür nizamına) geri dönmemiz bizim için asla olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatıvermiştir. Biz sadece Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizimle (bizi yalanlayan) toplumumuzun arasında(ki davayı ve ihtilafı) hakkıyla açığa çıkarıp (adaletini ve fethini gerçekleştir). Muhakkak Sen (zafer kapılarını) açanların (ve hükmünü uygulayanların) en hayırlısısın." (diye yalvarıp yakarmıştı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
“Öyle ama, Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, yine sizin dininize dönecek olursak, herhalde Allah'a karşı yalan ve iftira etmiş oluruz. O'na dönmemiz, bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz Allah, bunu bizden istemediği sürece, bizim sizin yolunuza dönmemiz asla doğru olmaz. Rabbimiz, sınırsız bilgisiyle herşeyi kuşatmıştır. Biz de Allah'a güvenmişiz. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçek olan neyse onu ortaya çıkar. Çünkü hakkı ortaya çıkaranların en hayırlısı sensin.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Allah'ın bizi küfürden kurtarmasından sonra, tekrar sizin geleneksel düzeninize, hayat tarzınıza dönersek Allah adına yalan uydurduğumuzu kabullenmiş oluruz. Rabbimiz Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması dışında, geri dönmemiz olacak şey değildir. Her şey, Rabbimizin ilmi, iradesi, planı içinde gerçekleşmektedir. Allah'a, sadece Allah'a dayanıp güvendik, işlerimizi ona havale ettik. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında adâletle, hakkı ölçü alarak durumumuzu açıklığa kavuşturacak bir hüküm ver, . Sen, açık hükümle sonuca varanların en hayırlısısın." dedi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 26/118.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah bizi ondan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek Allah'a iftirada bulunmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe de zaten sizin dininize dönmemiz söz konusu olamaz. Rabbimiz ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimizin arasını hak üzere aç (aramızda hak üzere hükmet). Sen açanların (hükmedenlerin) en hayırlısısın."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver,' Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu Allah bizi dininizden kurtarmışken, sizin milletinize (dininize) dönecek olursak, bir yalan uydurarak Allah'a iftira etmişiz demektir. Dininize dönmemiz, bizim için mümkün değil, meğer ki Rabbimiz olan Allah dilemiş olsun. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz, yalnız Allah'a güvenmişiz. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında sen hak olanı hükmet. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, bizi milliyetinizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, şüphesiz Allah’a karşı yalan yere iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi hariç, biz bir daha o dine dönemeyiz. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizim ile kavmimiz arasında hak ile hükmünü ver. Şüphesiz sen, hükmedenlerin en hayırlısısın.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer tekrar ona dönersek, Allah hakkında yalan söylemiş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikten sonra, sizin dininize dönmemiz bizim için olur şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasındaki işi gerçekle açığa çıkar. Muhakkak ki sen gerçekleri açığa çıkaranların en üstünüsün!”
Besim Atalay
swap_vert close
Allah bizi dininizden, kurtardıktan sonra, biz eğer ona dönersek, yalan yere Allaha iftiracı oluruz, Tanrımız bulunan Allah dilemez ise, bizim için ona dönmek yok, Tanrımızın bilgisi, her şeyi kaplamıştır, Tanrımıza dayandık, ey Tanrımız! Bizimle ulusumuz arasını hakla yargıla! Şensin hayırlısı yargıcıların
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Allah, bizi ondan (sizin bâtıl dininizden) kurtardıktan sonra yine ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi olmadıkça, sizin inancınıza dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin (sonsuz) ilmi her şeyi kuşatmıştır. Ancak Allah'a dayanıp güvendik biz. Ey Rabbimiz! Kavmimizle bizim aramızda sen, hak ile hüküm ver. Sen, hüküm verenlerin en hayırlısısın.”
Son cümleden anlaşılıyor ki Hz. Şuayb, taammüden Hakk’ın karşısında olan bu ısrarcı kâfirlerin imana geleceğinden iyice ümidini kesmiş, Hz. Nuh’un, Hz. Lût’un ve Hz. Salih’in kavmi gibi akıbetlerini Allah’a bırakmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
"Bizi sizin dîninizden Allâh halâs itdikden sonra tekrâr ’avdet ider isek Allâh hakkında yalanlar uydurmuş olmakla mücrim oluruz Allâh’ın ilmî her şeyi ihâta itdiği halde ânın irâdesinden gayrı bir sûretde nasıl sizin rabbinize ’avdet idebiliriz? Biz Allâh’a tevekkül itdik Yâ rabbi bizim ile kavmimiz beynindeki da’vâyı fasl it çünki sen hâkimlerin en hayırlısısın."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
88,89. Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah hakkında yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir! Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a dayanırız. Ey rabbimiz! Kavmimizle bizim aramızda adaletli hükmünü ver. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemiş başka, yoksa ona geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.  
 Bu âyette Şuayb (a.s.) kavminin dinlerine geri dönme teklifini reddetmekte, fakat bu işte Allah’ın dilemesini istisna etmektedir. Onun bu tutumu, Allah’ın iradesine teslim olmasının bir ifadesidir. Çünkü peygamber ve velîler devamlı olarak Allah’ın azabından ve durumlarının değişmesinden korkarlar. Bu sebeple Şuayb (a.s.) diyor ki: Allah’ın dinini bırakıp da sizin dininize dönmemiz kabul edilir şey değildir. Ancak Allah bizim helâkimizi dilemişse bir şey diyeceğimiz yoktur. Çünkü bütün işlerimiz onun elindedir. O, dilediğini itaat sebebiyle mutlu kılar, dilediğini de günahından ötürü cezalandırır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"ALLAH bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra ona dönersek ALLAH'a yalan yakıştırmış oluruz. Rabbimiz ALLAH dilemedikçe ona tekrar dönmemiz söz konusu olamaz. Rabbimiz her şeyi bilgisiyle kuşatmıştır. Biz yalnız ALLAH'a güvendik. Bizimle halkımızın arasını hak ile aç ey Rabbimiz. Sen açığa çıkaranların en hayırlısısın.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Andolsun ki), Allah bizi ondan (kâfirlikten) kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah'a karşı iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi hali müstesna geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Doğrusu Allah bizi kurtarmış iken sizin milletinize dönecek olur isek bir yalan söyliyerek Allâha iftira etmiş imişiz demek olur, ona dönmemiz bizim için olacak şey değildir, meğer ki rabbımız Allah dilemiş olsun, rabbımız her şeyi ılmiyle kuşatmış, biz Allaha dayanmışız, ey bizim rabbımız kavmimizle bizim aramızı hakk ile fetih buyur, sen fatihlerin en hayırlısısın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Şuayb, kendi şahsı için değil de kavmi adına, kâfirlere hitaben şöyle dedi:) “Allah bizi, (o bâtıl inancınıza inanmaktan) kurtardıktan sonra, eğer sizin (bâtıl) inancınıza dönersek, Allah hakkında yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi (şayet müstahak olursak, bizleri helâk etmesi) dışında, ona (sizin bâtıl inancınıza) dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında hakkı ortaya çıkar. Sen, hakkı ortaya çıkaranların en hayırlısısın.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, bizi ondan kurtardıktan sonra, eğer tekrar sizin milletinize¹ dönersek, Allah'a karşı yalan yere iftira etmiş oluruz. Rabb'imiz Allah dilemedikçe² bizim ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabb'imizin bilgisi her şeyi kuşatmıştır. Biz, yalnızca Allah'a tevekkül³ ettik. Ey Rabb'imiz! Bizimle halkımız arasında gerçeği ortaya çıkar. Sen, gerçeği ortaya çıkaranların en hayırlısısın.
1- Yol, sünnet, inanç sistemi, uygarlık, yaşam biçimi. 2. Allah, bizi zorla ona döndürmedikçe. 3- Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«(Öyle amma) Allah bizi ondan kurtardıkdan sonra yine sizin dîninize dönersek Allaha karşı muhakkak yalan düşmüş, iftira etmişizdir (demekdir). Ona dönmemiz bizim için olacak şey değildir, Meğer ki Rabbimiz olan Allah dileye. Rabbimizin ilmi her şey'i kaplamışdır. Biz ancak Allaha güvenib dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasında Sen hak olanı hükmet. Sen hükmedenlerin en hayırlısısın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Allah bizi ondan kurtardıktan sonra eğer (tekrar) sizin dîninize dönersek, şübhesiz ki Allah'a karşı, yalan iftirâ etmiş oluruz! Hem Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi müstesnâ, ona dönmemiz bizim için olacak şey değildir! Rabbimiz, herşeyi ilmen kuşatmıştır (bizim hâlimizi de bilir). Ancak Allah'a tevekkül ettik. Rabbimiz! Bizimle kavmimizin arasını hak ile aç (hüküm ver); çünki sen (en müşkil şeyleri dahi) açanların(hüküm verenlerin) en hayırlısısın!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Şuayb,) Allah, bizi ondan (sizin dininizden) kurtardıktan sonra yine sizin dininize dönecek olursak; doğrusu Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Ancak Allah’a dayanıp güvendik biz. Rabbimiz! Bizimle (inanmayan ve memleketimizden bizi sürmekle tehdit eden) kavmimiz arasını hak (adalet) ile ayır, (oysa) sen doğru ile yanlışı ayıranların en hayırlısısın”(dedi.)
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Allah bizi sapıklıktan kurtardıktan sonra, eğer sizin dininize dönersek, Allah adına yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe, bizim için sizin batıl dininize dönmemiz mümkün değil. Rabbimiz ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasını hak (adalet) ile ayır, sen doğru ile yanlışı ayıranların en hayırlısısın” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu Allah bizi bir defa ondan kurtardıktan sonra biz yine sizin dininize dönecek olursak Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Allah bunu dilemedikçe biz nasıl olurda Ona dönebiliriz? Bizim çalabımız bilgisiyle her nesneyi kaplayıcıdır. Biz kendimizi çalabımıza ısmarladık. Ey çalabımız! Bizimle ulusumuz arasında olanı Sen doğrulukla yargıla. Sen ki açıklayıcıların yey olanısın."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah bizi milletinizden kurtardıktan sonra yine o millete dönersek Allah/a kendiliğimizden iftira etmiş oluruz. Allah dilemedikçe bizim için O/na dönmek yoktur. Rabbimizin ilmi her şeyi kaplamıştır. Biz ancak Allah/a mütevekkil olduk. Ey Rabbimiz! Bizim ile kavmimiz arasında doğrulukla hükmet, sen hâkimlerin hayırlısısın».
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Allah bizi sizin dininizden [milletikum] kurtardıktan sonra tekrar ona dönersek, Allah üzerine yalan atmış oluruz. Rabbimiz olan Allah, dilemedikten sonra (dininize) dönmemiz, bizim için söz konusu değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır [vesi’a]. Biz sadece Allah’a güvenip dayanırız [tevekkelnâ]. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmünü ver. Sen hükmedenlerin/ fethedenlerin [feth] en hayırlısısın!”²⁸ dedi.
28 Feth kelimesi Kureyş lehçesinde açmak, fethetmek, Yemen lehçesinde ise karar vermek, hüküm vermek anlamındadır. Kur’an yeri geldikçe her iki anlamı da kullanır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında sen hak ile hüküm ver, sen hükmedenlerin en hayırlısısın.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Allah bizi sizin şu bâtıl dininizden kurtardıktan sonra, eğer yeniden ona dönecek olursak, gerçekten doğru ile yanlışı birbirine karıştırmış ve açıkça Allah’a iftira etmiş oluruz. Oysa Rabb’imiz Allah sizin dininize dönmemizi dilemedikçe —ki O inkâra dönmemizi dilemez— ona dönmemiz asla söz konusu olamaz. İnsanoğlunun bilgisi sınırlıdır, fakat Rabb’imizin sonsuz ilmi her şeyi kuşatmıştır. Bu yüzden biz, yalnızca O’na güveniriz.”Şuayb Peygamber hakîkati bile bile reddeden bu inatçı kâfirlerin imana geleceğinden iyice ümit kesince, Allah’a el açıp yalvarmaya başladı:“Ey Rabb’imiz, artık bizimle şu zâlim halkımız arasında hükmünü ver! Kuşkusuz Sen, hüküm verenlerin en hayırlısısın!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah bizi ondan kurtardığı andan sonra milletinize (dininize) dönersek, kesinlikle Allah’a yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi dışında tekrar buna dönmemiz mümkün değildir. Bizim rabbimiz bilgi bakımından her şeyi kapsamıştır. Sadece Allah’a tevekkül ettik. Rabbimiz! Kavmimiz ile bizim aramızı Hakk ile aç! Sen Açanlar’ın en hayırlısısın”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Olamaz! Allah bizi, kula kul eden bir dinden kurtarmış iken tekrar ona dönersek Allah’ı kandırmış oluruz. Gerçek sahibimiz olan Allah istemedikçe asla. Her şey Allah'ın bilgi kapsamındadır. Artık işimiz Allah'a kaldı dedi ve &8207;öyle yalvardı: Allah’ım! öyle bir çare bul ki aramızdaki buzlar erisin. Çünkü gönül kapılarını sadece sen aralarsın.”
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Doğrusu Allah bizi sizin düzeninizden kurtardıktan sonra, tekrar sizin düzeninize dönersek, Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Çünkü sizler Allah’ın yasalarını bırakıp, kendi uydurduğunuz yasalara göre yaşıyorsunuz. İnsanları kandırarak haklarını yiyorsunuz. Eğer bizim sizin düzeninize tekrar dönmemizi Allah dilemiş olsa, belki döneriz. Ancak böyle bir şey mümkün değil. Bizler Allah istemedikçe asla sizin düzeninize dönmeyiz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a güvenir, O’na göre hareket ederiz” dedi. Sonra Rabbine dönerek: “Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın!” Diye dilekte bulundu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah bizi o (yanlış inanış)tan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi hariç, ona (Medyenlilerin dinine) dönmemiz mümkün değildir. Rabbimiz ilim bakımından her şeyi kapsamıştır. Biz yalnızca Allah’a güvendik! Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmü sen ver! Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ve devamla): “Doğrusu Allah bizi o (kâfirlikten) kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Allah dilemedikçe bizim o (küfre) geri dönmemiz mümkün değildir. Çünkü Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a güveniriz. Ey Rabbimiz! Toplumumuzla aramızdaki (anlaşmazlığı) hak olan kurallarınla çöz. Çünkü anlaşmazlıkları en iyi çözüme bağlayan sensin.” dedi.
Muhammed Esed
swap_vert close
“Çünkü, bakın, kalkıp yeniden sizin yolunuza dönecek olsaydık -hem de Allah bizi ondan kurtardıktan sonra- o zaman, Allah’a düpedüz yalan yakıştırmış olurduk. ⁷⁰ Rabbimiz Allah bunu bizden istemediği sürece, ⁷¹ bizim sizin yolunuza dönmemiz asla doğru olmaz. Rabbimiz sınırsız bilgisiyle her şeyi kuşatmıştır; biz de güvenimizi Allah’a bağlamışız. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak neyse, ortaya çıkar; çünkü hakkı ortaya çıkaranların en hayırlısı Sensin!” ⁷²
70 Lafzen, “Allah hakkında bir yalan uydurmuş oluruz”.71 Bu, bir tevazu ve boyun eğme tavrını ifade ediyor; yoksa, Allah’ın onlardan küfre dönmeyi “isteyebileceği” ihtimalini değil.72 Yahut: “Karar verenlerin en hayırlısı sensin”. -Çünkü, feteha fiili “karar verdi” anlamına da gelebilir. Bununla birlikte, burada Hz. Şuayb’ın duası Allah’ın “kararı”na ilişkin bir dileği dile getiriyor olamaz (çünkü kimin haklı olduğuna dair Hz. Şuayb’ın zihninde herhangi bir şüphe olmasa gerektir); dolayısıyla iftah (“açığa çıkar”) ve fâtih (“açığa çıkaran”) sözcüklerinin, çeviride de benimsenen ilk karşılıkları daha tercihe şayandır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
- Allah bizi, ondan kurtardıktan sonra sizin dininize dönecek olursak, o zaman Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe sizin inancınıza dönmemiz mümkün değildir, zira Rabbimiz ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Biz, yalnızca Allah’a dayandık. Rabbimiz! Bizim ile kavmimiz arasındaki engelleri kaldır, zira sen gönülleri fethedenlerin en hayırlısısın! 11/88
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hem Allah bizi ondan kurtardıktan sonra kalkıp sizin inanç sisteminize dönecek olursak, uydurduğumuz yalanı Allah’a isnat etmiş oluruz. Rabbimiz Allah istemediği sürece inancınıza dönmemiz asla mümkün değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır (ve) biz Allah’a güvenmişizdir: Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasındaki engelleri kaldır![¹²²³] Çünkü Sen, engel kaldıranların en hayırlısısın!”
[1223] İbn Abbas kaynaklı bir rivayete göre bu ibare şöyle de okunabilir: “Bizimle kavmimiz arasında hüküm ver, çünkü Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın” (İtkân II, 5). Fakat 87. âyette bu mâna hem de “hüküm” kelimesiyle zaten dile getirilmiştir. Bu âyette ise rasul ile kavmi arasındaki tıkanıklığa dikkat çekilmekte ve Hz. Şuayb’in onlar için yapacağı son şey nakledilmektedir. Bu âyetteki fetih duasıyla Fetih sûresinin girişi aynı anlam alanına dahildir. Hz. Şuayb’in insanüstü çabasının gerekçesini, 6. âyetten yola çıkarak anlayabiliriz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Çünkü) Allah bizi ondan (o batıl dinden) kurtardıktan sonra şayet tekrar (küfre) dönecek olursak, muhakkak Allah'a karşı yalan söylemiş oluruz. (Biliniz ki, küfre) Geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir, meğer ki Rabbimiz olan Allah dilemiş ola! (İçimizden canı tehlikeye düşüp de imanını kalbine gömmek zorunda kalanlar olursa umulur ki, Rabbimiz onları bağışlar, çünkü) Rabbimiz, ilmi ile her şeyi kuşatmıştır. (Kullarının niyetlerini bilir) Biz ancak Allah'a güvenip dayandık, ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın "diyerek dua ve niyazda bulundu.
Osman Fırat
swap_vert close
"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer Allah Teâlâ bizi ondan kurtardıktan sonra sizin milletinize dönersek muhakkak Allah'a karşı yalan yere iftira etmiş oluruz. Bizim için onda dönmek olamaz. Meğer ki, Rabbim olan Allah Teâlâ dileyecek olsun. Rabbimiz her şeyi ilmen muhîttir. Allah Teâlâa tevekkül etmişizdir. «Ey Rabbimiz! Bizim aramızla kavmimizin arasını hak ile feth-et, ve Sen fatih olanların hayırlısısın.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Allah bizi sizin o batıl dininizden kurtardıktan sonra kalkıp tekrar dininize dönecek olursak Allah'a büyük bir iftira atmış oluruz. Allah göstermesin, sizin inancınıza dönmemiz kesinlikle mümkün değil! Rabbimizin ilmi her şeyi kapsar. Biz yalnız Allah'a dayanırız. Ey bizim Rabbimiz! Bizimle şu halkımız arasında Sen âdil hükmünü ver, haklı haksız açığa çıksın. Sen elbette hüküm verenlerin en iyisisin! ” [26, 118]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer tekrar ona dönersek, Allah'ın üzerine yalan atmış oluruz. Rabbimiz Allah, dilemedikten sonra o(sizin dediğiniz di)ne dönmemiz, bizim için olur şey değildir. Rabbimiz, bilgice her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a dayanmışız. (Ey) Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasın(daki iş)i gerçekle aç(ığa çıkar). Muhakkak ki sen (gerçekleri) aç(ığa çıkar)anlanın en iyisisin!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Allâh bizi ondan (dîninizden) kurtardıkdan sonra eğer milletinize döner isek Allâh'a yalan ile iftirâ itmiş oluruz. Rabbimiz olan Allâh murâd itmedikce bizim sizin dîninize 'avdetimiz mümkün değildir. Rabbimiz 'ilmiyle her şeyi ihâta itmişdir (bilir). Biz Allâh'a tevekkül itdik. Yâ Rabbî! Bizimle kavmimizin arasını hak ile hüküm it ve (sâdıkı kâzibden) ayır ve sen hüküm iden ve ayıranların hayırlısısın" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Allah’ın bizi kurtarmasından sonra tutar sizin düzeninize dönersek Allah’a karşı tam bir yalan uydurmuş oluruz. Düzeninize dönmemiz olacak şey değildir; Rabbimiz olan Allah döndürürse başka. Rabbimiz bilgisiyle her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi halkımızdan en doğru bir biçimde ayır. Ayırmayı en iyi yapan sensin.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah bizi, ondan kurtardıktan sonra dininize dönersek, Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Bizim için, Rabbimiz Allah dilemedikçe tekrar ona dönmemiz imkansızdır. Rabbimiz ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Biz, Allah'a bağlandık. Rabbimiz, bizim ile kavmimiz arasında hak ile hükmet. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın!
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Allah bizi ondan kurtardıktan sonra biz sizin dininize dönersek, Allah adına yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe sizin dininize dönmemiz olacak şey değildir. Rabbimin ilmi herşeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. Rabbimiz, Sen bizimle kavmimiz arasında hükmünü ver. Hüküm verenlerin en hayırlısı Sensin.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Allah bizi, milletinizden kurtardıktan sonra tekrar o millete dönersek yalan düzüp Allah'a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah istemediği sürece, sizin milletinize dönmemiz söz konusu edilemez. Rabbimiz, bilgice her şeyi kuşatmıştır. Allah'a dayanıp güvendik biz! Ey Rabbimiz! Toplumumuzla bizim aramızda hak ile hükmet. Sen, çözüm getirenlerin en hayırlısısın."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“bayıķ yalan baġladuķ biz Tañrı üzere yalan eger dönersevüz dįnüñüz içine ol vaķtdan śoñra kim ķurtardı bizi Tañrı andan. daħı olmaya bize [81a] kim dönevüz anuñ içine illā kim dileye Tañrı çalabumuz. ķapladı çalabumuz her neşeneyi bilmekdin yaña. Tañrı üzere tevekkül eyledük. iy çalabumuz! hükm eyle aramuzda daħı ķavmumuz arasında ḥaķk-ıla daħı sen yigregisin hükm eyleyicilerüñ.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ iftirā eylemiş olursız Allāh ḥaḳḳına yalanları eger biz dönsevüz sizüñ dīnüñüze. Bizi ḳurtarduḳdan ṣoñra Tañrı Ta‘ālā, andan yoḳdur bize añadönmek, illā Tañrı Ta‘ālā dilese. Ḳaplamışdur Çalabumuz her nesneyi ‘il‐mi‐y‐ile. Tañrı Ta‘ālāya ṣıgınduḳ. İy Çalabumuz ḥükm eyle bizümle ḳav‐mümüz ortasında ḥaḳ bile. Daḫı sen ḥükm eyleyiciler ḫayrlu[sı]sın.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah bizi sizin (batil) dininizdən xilas etdikdən sonra biz sizin dininizə dönsək, (sizin bütpərəst dininizin haqq olduğunu e’tiraf etməklə) Allaha qarşı yalan uydurmuş olarıq. Rəbbimiz Allah istəməsə, biz əsla sizin dininizə dönə bilmərik. Rəbbimiz elm ilə (Öz əzəli elmi ilə) hər şeyi ehtiva etmişdir. Biz yalnız Allaha təvəkkül emişik. Ey Rəbbimiz! Bizimlə tayfamız arasında ədalətlə hökm et. Axı Sən hökm verənlərin ən yaxşısısan!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We should have invented a lie against Allah if we returned to your religion after Allah hath rescued us from it. It is not for us to return to it unless Allah should (so) will. Our Lord comprehendeth all things in knowledge. In Allah do we put our trust. Our Lord! Decide with truth between us and our folk, for Thou art the best of those who make decision.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"We should indeed invent(1059) a lie against Allah, if we returned to your ways after Allah hath rescued us therefrom; nor could we by any manner of means return thereto unless it be as in the will and plan of Allah,(1060) Our Lord. Our Lord can reach out to the utmost recesses of things by His knowledge. In the Allah is our trust. our Lord! Decide thou(1061) between us and our people in truth, for Thou art the best to decide."
1059 The answer of the righteous is threefold. (1) "Coming back is all very well. But do you mean that we should practise the vices we detest?" (2) 'You want us to lie against our consciences and our Lord, after we have seen the evil of your ways." (3) "Neither bribes nor threats, nor specious appeals to patriotism or ancestral religion can move us: the matter rests with Allah, Whose will and pleasure we obey, and on Whom alone we rely. His knowledge will search out all your specious pretences." 1060 This of course, does not mean that anyone can ever return to evil ways with Allah's consent. Shu'ayb has already emphatically repudiated the idea of returning "to your ways after Allah hath rescued us therefrom." But even if their ways had been good, the human will, he goes on to say, has no data to rely upon, and he and his followers would only be guided by Allah's Will and Plan. 1061 Having answered the insincere quibblers among the godless, the righteous turn to Allah in earnest prayer. The endless controversies in this world about abstract or speculative things never end even where both sides are sincere in their beliefs. The decision must be taken to Allah, Who sits on the throne of Truth, and Whose decisions will, therefore, be free from the errors and imperfections of all human judgement. The sincere have nothing to fear in the appeal to Him, as their motives are pure.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَدِ
doğru-su
افْتَرَيْنَا
iftira et-mişizdir
عَلَى اللّٰهِ
Allah hakkında
كَذِباً
yalan (uydurup)
اِنْ
eğer
عُدْنَا
dönersek
ف۪ي مِلَّتِكُمْ
dininize
بَعْدَ
son-
ra
اِذْ
o vakit-ten ki
نَجّٰينَا
bizi
kurtardı
اللّٰهُ
Allah
مِنْهَاۜ
ondan
وَمَا يَكُونُ
ve olmaz
لَـنَٓا
bizim için
اَنْ نَعُودَ
dönmemiz
ف۪يهَٓا
ona
اِلَّٓا
an-cak
اَنْ يَشَٓاءَ
dilemesi
اللّٰهُ
Allah'
ın
رَبُّنَاۜ
Rabb-imiz
وَسِعَ
kuşat-mıştır
رَبُّنَا
Rabb-imiz
كُلَّ
her
شَيْءٍ
şeyi
عِلْماًۜ
ilmen
عَلَى اللّٰهِ
Allah'a
تَوَكَّلْنَاۜ
tevekkül ettik
رَبَّـنَا
Rabbimiz
افْتَحْ
aç
بَيْنَنَا
aramızı
وَبَيْنَ
ve arasını
قَوْمِنَا
kavmi-mizin
بِالْحَقِّ
hak ile
وَاَنْتَ
ve Sen
خَيْرُ
hayır-lısısın
الْفَاتِح۪ينَ
açanların
"Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra eğer (tekrar) sizin dininize dönersek Allah hakkında yalan uydurup iftira etmiş oluruz. Hem Rabbimiz Allah'ın dilemesi müstesna, ona dönmemiz bizim için olacak şey değildir ve Rabbimizin ilmi her şeyi (çepeçevre) kuşatmıştır. Biz (yalnız) Allah'a tevekkül ederiz." (Sonra ellerini açıp dua ederek dedi ki) "Rabbimiz! Bizimle kavmimizin arasını hak ile (hüküm vererek) aç ve Sen (hak ile hüküm verip) açanların hayırlısısın."
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اِفْتَرٰى
Fiil-VIII
ف ر ي
Uydurdu, iftira etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كَذِب
İsim
ك ذ ب
Yalan, yalanlamak, yalan uydurmak
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
عَادَ
Fiil-I
ع و د
Döndü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مِلَّة
İsim
م ل ل
Din
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
نَجّٰي
Fiil-II
ن ج و
Kurtardı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
عَادَ
Fiil-I
ع و د
Döndü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
وَسِعَ
Fiil-I
و س ع
Kapladı, kuşattı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
تَوَكَّلَ
Fiil-V
و ك ل
Tevekkül etti
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
فَتَحَ
Fiil-I
ف ت ح
Açtı
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
فَاتِح۪ين
Etken fiil
ف ت ح
Açanlar