(Amelleriniz için) hak tartı da o gündür.(2) Artık kimlerin tartıları ağır gelirse, işte kurtuluşa erenler ancak onlardır.
(2)“Hiç mümkün müdür ki: Gökte, yerde, karada, denizde; yaş kuru, küçük büyük, âdî, âlî (basit-kıymetli) herşeyi kemâl-i intizam ve mîzan (büyük bir düzen ve denge) içinde muhâfaza edip, bir türlü muhâsebe içinde netîcelerini eleyen bir hafîzıyet (muhâfaza edicilik); insan gibi büyük bir fıtratta(yaratılışta), hilâfet-i kübrâ (yeryüzünün halîfesi olmak) gibi bir rütbede, emânet-i kübrâ (en büyük emânet)gibi büyük vazîfesi olan beşerin (insanın), rubûbiyet-i âmmeye temâs eden (Allah’ın âlemdeki bütün varlıkları terbiye ve idâre etmesiyle alâkası olan) amelleri ve fiilleri muhâfaza edilmesin, muhâsebe eleğinden geçirilmesin, adâlet terâzisinde tartılmasın, şâyeste (lâyık) cezâ ve mükâfât çekmesin? Hayır, aslâ!” (Zülfikār, 10. Söz, 30)