close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feeḣażet-humu-rracfetu feasbehû fî dârihim câśimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken onlar şiddetli bir sesle azaba uğradılar, yurtlarında diz çökmüş bir halde yüzükoyun kapanarak helak olup gittiler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah (bu haksızlıkları ve ahlâksızlıkları) üzerine onları şiddetli bir sarsıntı ile tutup (azapla) yakalamış da, (böylece) yurtlarında diz üstü çöken (ve ezilen) kimseler olup kalmışlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Derken ansızın onları bir deprem yakalayıverdi de, bulundukları yerde cansız diz üstü yıkılıp kaldılar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı onların işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.
bk. et-Tefsîru’l-Kebîr, 14/165; 18/21-22; Kur’an-ı Kerim 11/68.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve evlerinde çöküp mahvoldular.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine bir titreme (zelzele) onları yakaladı. Evlerinde üst üste yığılarak kaldılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bunun üzerine, onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöktüler.
Besim Atalay
swap_vert close
Hemen bir deprenti çattı onlara, hepsi de yerlerinde yüzü kuylu düştüler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Derken, onları (müthiş bir gürültüyle patlayan bir) sarsıntı/deprem yakalayıverdi ve evlerinde birbiri üzerine yığılarak ölüverdiler.
Bkz. 7/91  
Cemil Said
swap_vert close
O vakit şiddetli bir ra’şe ânlara ârız oldı [1] İrtesi gün ânları hânelerinde yüzleri yere kapanmış helâk olmuş buldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunun üzerine onları o dehşetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yere serildiler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine onları o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine onları «o recfe» tutuverdi vatanlarında çöke kaldılar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bunun üzerine, onları, o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar (helâk oldular).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında diz üstü çöken (helake uğrayan) kimseler oldular.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kalan kimseler oldular.(1)
(1)“Ehl-i dalâletin şerrinden kâinâtın kızdıklarını ve anâsır-ı külliyenin (büyük unsurların) hiddet ettiklerini ve umum mevcûdâtın (bütün varlıkların) galeyâna geldiklerini, Kur’ân-ı Hakîm mu‘cizâne ifâde ediyor. Yani: Kavm-i Nûh’un başına gelen tûfan ile semâvât ve arzın hücûmunu ve Kavm-i Semûd ve Âd’ın inkârlarından hava unsurunun hiddetini ve Kavm-i Fir‘avun’a karşı su unsurunun ve denizin galeyânını ve Kārûn’a karşı toprak unsurunun gayzını (öfkesini) ve ehl-i küfre karşı âhirette *تَكاَدُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ [Nerede ise öfkeden çatlayacak!] sırrıyla Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sâir mevcûdâtın ehl-i küfür ve dalâlete karşı hiddetini gösterip i‘lân ederek gāyet müdhiş bir tarzda ve i‘cazkârâne(mu‘cizevî bir şekilde) ehl-i dalâlet ve isyânı zecrediyor (tokatlıyor). (...) Ey cirmi ve cismi (cüssesi) küçük ve cürüm (günah) ve zulmü büyük ve ayıb ve zenbi (günâhı) azîm(çok büyük), bîçâre insan! Kâinâtın hiddetinden, mahlûkātın (yaratılmışların) nefretinden ve mevcûdâtın öfkesinden kurtulmak istersen; işte kurtulmanın çâresi, Kur’ân-ı Hakîm’in dâiresine girmektir ve Kur’ân-ı Hakîm’in mübelliği (teblîğ edicisi) olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnet-i seniyyesine ittibâ‘dır. Gir ve tâbi‘ ol!” (Lem‘alar, 13. Lem‘a, 85)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Derken, onları (o zalim ve azgın halkı şiddetli bir gürültüyle patlayan bir) sarsıntı (volkanik deprem) yakalayıverdi ve evlerinde birbiri üzerine yığılarak ölüverdiler.*
(*) Lafzen, “kendi evlerinde yere serilip kaldılar”. Bu cümlenin baş tarafında geçen racfeh terimi, dehşet verici, şiddetli herhangi bir gürültü ya da sallantıyı ifade etmekte olup her zaman olmasa da çoğu zaman deprem için (racfetu’l-ard) kullanılır. Burada sözü geçen depremin, Semûd kavminin tarihsel yerleşim yerlerini bir vakit etkisi altına almış olduğu anlaşılan bir volkanik patlamayla birlikte vuku bulmuş olması da mümkündür. Nitekim, böyle bir volkanik patlamaya, kuzey Hicaz’da, özellikle Medâin Sâlih (bkz. 59. not) yöresinde görülen geniş, esmer renkli volkanik araziler (harrah) bugün bile şahitlik etmektedir. (M. Esed Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bundan sonra bir sarsıntı onları yakaladı ve bulundukları mekânda dizlerinin üstüne çöke kaldılar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine deprem onları öyle bir sarstı ki oldukları yerde yüzükoyun düşüp öldüler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine onlar şiddetli bir sarsılmaya tutuldular, oldukları yerde diz üstü çöktüler. [³]
[3] Cansız kaldılar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine onları hemen bir sarsıntı/deprem [recfetu] yakaladı ve hemen bulundukları yerde [dârihim] dizüstü çökekaldılar.²⁵
25 Krş. Hûd, 11/67  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bu yüzden onları şiddetli bir sarsıntı tuttu da böylece evlerinde diz üstü çöküverenler oldular.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine, ansızın dehşet verici bir gürültüyle patlayarak şehrin altını üstüne getiren korkunç bir sarsıntı çarpıverdi onları; böylece, düne kadar güven içinde oturdukları yurtlarında, oldukları yere cansız serildiler!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları Recfe / “Şiddetli Sarsıntı” aldı. Yurtlarında çöke kaldılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çok geçmeden patlamalı bir sarsıntı oldu. Hepsi kendi evlerinin içinde büzüşüp kaldılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı. Kestikleri dişi develer onların hayat kaynağıydı. Develeri kestikleri için onları besleyecek hayvanlar yok oldu. Yurtları yaşanmaz hale geldi. İnat uğruna yaşam kaynaklarını kesmişlerdi. Suya sahip çıkarken yiyecekleri etleri, içecekleri sütleri kaybettiler. Böylece yurtlarında açlıktan yok olup gittiler. Hâlbuki Allah onlara doğal denge olarak deveyi işaret etmişti. Yaşam yasası gereği Allah onlara develeri vermişti. Yaşam kaynağı olarak verdiği develere dokunmamalarını emretmişti. Allah’ın emrini çiğnediler! Develeri keserek yaşamlarını yok ettiler. Farkında değillerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü [*] (hareketsiz) kalmışlardı. [*]
Şu‘arâ 26:157’de ifade edildiği gibi, Semûd kavmi dişi deveyi hunharca katlettikten sonra pişman olmuşlardı; ancak iş işten geçtiği için bunun kendilerine hiçbir faydası dokunmamış, hak ettikleri azapla buluşturulmuşlardı.,Benzer mesajlar: A’râf 7:91; ‘Ankebût 29:37.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bunun üzerine, onları büyük bir sarsıntı hemen yakalayıverdi ve oldukları yerde, diz üstü çöke kaldılar.¹
1 Âyetin bu bölümü: “...birbiri üzerine yığılarak ölüverdiler...” şeklinde de tercüme edilebilir. Aynı âyet için Bk. (A’raf: 91)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Derken bir deprem ansızın yakalayıverdi onları ve kendi evlerinde cansız seriliverdiler. ⁶²
62 Lafzen, “kendi evlerinde yere serilip kaldılar”. Bu cümlenin baş tarafında geçen racfeh terimi, dehşet verici, şiddetli herhangi bir gürültü ya da sallantıyı ifade etmekte olup, her zaman olmasa da, çoğu zaman deprem için (racfetu’l-ard) kullanılır. Burada sözü geçen depremin, Semûd kavminin tarihsel yerleşim yerlerini bir vakit etkisi altına almış olduğu anlaşılan bir volkanik patlamayla birlikte vuku bulmuş olması da mümkündür. Nitekim, böyle bir volkanik patlamaya, kuzey Hicaz’da, özellikle Medâin Sâlih (bkz. 59. not) yöresinde görülen geniş, esmer renkli volkanik araziler (harrah) bugün bile şahitlik etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar. 11/67
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Derken şiddetli bir sarsıntı[¹²¹³] onları ansızın yakalayıverdi ve kendi obalarında cansız donakaldılar.
[1213] Racfeh: Şiddetli sarsıntı, deprem (Ferrâ ve Zeccâc). Mücâhid ve diğerleri, kadim anlatılar doğrultusunda bunu “şiddetli gürültü” olarak tefsir etmiş. Kelimedeki belirlilik, bu sarsıntının insanlar tarafından bilinmedik değil, tersine bildik tanıdık bir sarsıntı olduğunu gösterir. Bu da ilâhî felaketin bir “deprem” ya da “volkanik deprem” şeklinde gerçekleştiği sonucuna götürür. Allahu a‘lem.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı (yerden bir zelzele, gökten de korkunç bir sayha) yakaladı, yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar, (helak olup gittiler)
Osman Fırat
swap_vert close
Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsılma tutuverdi. Yurtlarında diz üstü çöküvermiş oldular.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları kıskıvrak yakaladı da yurtlarında çökekaldılar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Derhâl onları zelzele helâk iyledi. Evlerinde yüz üzerine düşmüş ölü bulundılar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki bulundukları yere çöküp kaldılar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine onları, o şiddetli sarsıntı/o korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş bir hale geldiler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes duttı anları yir deprenmek pes oldılar sarāyları içinde gögüz üzere yatıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes aldı anları, helāk itdi ürküdici āvāz ṣabāḥ vaḳtında. Pes helāk oldılar evlerinde dizleri üstine çöküp.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Buna görə də onları dəhşətli bir sarsıntı (yerdən zəlzələ, göydən tükürpədici bir səs) bürüdü, onlar öz evlərində diz üstə düşüb qaldılar (bir göz qırpımında həlak oldular).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So the earthquake seized them, and morning found them prostrate in their dwelling place.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So the earthquake took them(1047) unawares, and they lay prostrate in their homes in the morning!
1047 The retribution was not long delayed. A terrible earthquake came and buried the people and destroyed their boasted civilisation. The calamity must have been fairly extensive in area and intense in the terror it inspired, for it is described (54:31) as a "single mighty blast" (sayhatan wahidatan), the sort of terror-inspiring noise which accompanies all big earthquakes.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَخَذَتْهُمُ
bunun üzerine onları yakaladı
الرَّجْفَةُ
o sarsıntı
فَاَصْبَحُوا
ve oldular
ف۪ي دَارِهِمْ
yurtlarında
جَاثِم۪ينَ
yere yığılıp kalan kimseler
Bunun üzerine onları o (helâk edici) sarsıntı yakaladı da yurtlarında (tir tir titreyerek) yere yığılıp kaldılar.
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
رَجْفَة
İsim
ر ج ف
Sarsıntı, titreme, deprem
اَصْبَحَ
Fiil-IV
ص ب ح
Oldu, sabahladı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
جَاثِم۪ين
Etken fiil
ج ث م
Yere yığılıp kalan kimseler