close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 77. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe’akarû-nnâkate ve’atev ‘an emri rabbihim ve kâlû yâ sâlihu-/tinâ bimâ ta’idunâ in kunte mine-lmurselîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dişi deveyi, ayaklarını kesip öldürdüler ve Rablerinin emrinden çıktılar, isyan ettiler ve ey Salih dediler, peygamberlerdensen tehdid ettiğin şeyi yap bize bakalım.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylelikle dişi deveyi boğazlayıp öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih’e de): "Ey Salih! Eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, va’ad ettiğin şeyi getir bakalım" demeye (kalkışmışlardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Derken o dişi deveyi, ayaklarından keserek öldürdüler. Rablerinin buyruğuna burun kıvırıp sırt çevirdiler ve bununla da kalmayıp, “Ey Salih! Eğer gerçekten, Allah'ın elçilerinden biriysen, tehdit ettiğin azabı getirde görelim” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Dişi deveyi, kılıçla bacaklarından biçerek öldürdüler. Rablerinin koyduğu planın, buyruğunun dışına çıktılar. “Ey Sâlih, eğer, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen hak peygamberlerdensen, bizi tehdit ettiğin o azâbı getir" dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Nihayet dişi deveyi boğazladılar, Rabblerinin emrinden dışarı çıktılar ve: "Ey Salih! Eğer gerçekten peygamber olarak gönderilenlerden isen bizi tehdit ettiğin azabı getir bakalım" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih'e şöyle) dediler: 'Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vaadettiğin şeyi getir, bakalım.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet o dişi deveyi öldürdüler. Rablerinin emrinden çıkıp isyan ettiler ve şöyle dediler: “- Ey Salih, sen, gerçek Peygamberlerdensen, bizi kendisiyle korkutmakta olduğun şeyi (azabı), bize getir bakalım.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
76, 77. O büyüklük taslayanlar: “Biz ise, o inandığınız şeyleri inkâr ediyoruz” dediler. Ve o devenin el ve ayaklarını kesip, azarak Allah’ın emrine karşı geldiler. Ve: “Ey Salih! Eğer peygamberlerden isen, bize vaadettiğin azabı getir!” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Derken, o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da, “Ey Sâlih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
İmdi, dişi deveyi hemen tepelediler, Tanrı'nın buyurumuna karşı koyup dediler ki : «Ey Salih ! Eğer sen peygambersen getir bize korkuttuğun nesneyi»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve böyle (diyerek Allah'a itaatin simgesi olan) dişi deveyi yatırıp hunharca kestiler ve böylece Rablerinin buyruğuna burun kıvırıp sırt çevirdiler. Ve (bununla da kalmayıp): “Ey Salih! Eğer gerçekten Allah'ın elçilerinden biriysen, haydi getir şu bizi korkutup durduğun azabı!” dediler.
Bkz. 11/63, 26/157Ayette, doğrudan deveyi öldürdüler anlamında “katele” sözcüğü değil de işkenceyle öldürdüler anlamındaki “akere” sözcüğü kullanılıyor. Çünkü onlar fıtratlarıyla çelişen bir tavır sergileyerek deveyi normal şartlarda değil de işkenceyle öldürdüler. Böylece hem Allah’a büyük bir saygısızlık gösterdiler hem de peygamberlerini aşağılamak konusunda kendilerince bir eylem ortaya koydular.  
Cemil Said
swap_vert close
Dişi devenin ayaklarını kesdiler rablerinin evâmirine ’âsî oldılar ve Sâlih’e: "Şimdi rasûllerden isen tehdîdlerini îkâ’ itdir" didiler.
[1] Ba’zılarına göre büyük bir zelzele oldı.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
76,77. Büyüklük taslayanlar, "Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, "Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Derken, o deveyi keserek öldürdüler, böylece rablerinin emrinden dışarı çıktılar ve “Ey Sâlih! Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir!” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Derken o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir, dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Deveyi işkence ederek kestiler ve Rab'lerinin emrine baş kaldırdılar: "Salih, gerçekten elçilerden birisi isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; "Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir! "dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken o nâkayı tepelediler ve rablarının emrinden tuğyan ettiler ve dediler ki: Hey Sâlih, sen gerçek mürselînden isen bizi tehdid etmekte olduğun azâbı getir görelim
Emrah Demiryent
swap_vert close
Derken (o dişi) deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Sâlih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir!” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Derken o dişi deveyi, ayaklarını keserek, öldürdüler. Rablerinin emrinden (uzaklaşıb) isyan etdiler ve: «Saalih, eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi tehdîd edib durduğun azabı getir bize» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Derken o dişi deveyi kesip Rablerinin emrine karşı (haddi aşarak) isyân ettiler ve dediler ki: “Ey Sâlih! Eğer peygamberlerden isen, bizi (kendisiyle) tehdîd etmekte olduğun(azâb)ı bize getir!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nihayet dişi deveyi kestiler ve Rablerinin buyruğu dışına çıktılar ve: "Ey Salih, eğer hakikaten elçilerdensen, bize va’ad ettiğin (tehdit ettiğin azab)ı bize getir!" dediler. *
(*) Ayette, doğrudan deveyi öldürdüler anlamında “katele” sözcüğü değil de işkenceyle öldürdüler anlamındaki “akere” sözcüğü kullanılıyor. Çünkü onlar fıtratlarıyla çelişen bir tavır sergileyerek deveyi normal şartlarda değil de işkenceyle öldürdüler. Böylece hem Allah’a büyük bir saygısızlık gösterdiler hem de peygamberlerini aşağılamak konusunda kendilerince bir eylem ortaya koydular. (C. Külünkoğlu Meal Açıkla…)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hemen dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin emrine başkaldırmış oldular. Salih’e “Eğer sen Rabbin tarafından gönderilmiş bir elçi isen, bize vaat ettiğini başımıza getir” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler. Böylece çalaplarının buyruğuna karşı gelmiş oldular. Bir de dediler: "Ey Salih! Eğer sen gönderilen bir elçi isen sözünü ettiğini başımıza getir de görelim."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık dişi deveyi sinirlendirdiler, Rablerinin emrine karşı serkeşlik ettiler, istihza ile «— Salih! Eğer gönderilen peygamberlerden isen bize, tehdit ettiğin azabı getir bakalım» dediler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Çok geçmeden dişi deveyi hunharca boğazladılar²⁴ ve Rablerinin buyruğu dışına çıktılar ve dediler ki: “Ey Salih! Eğer sen gerçekten elçilerdensen haydi vaat/tehdit ettiğin azabı bize getir bakalım!”
24 Cahiliye dönemi Arapları develeri ve sığırları keserken, kaçmasın diye önce ayaklarının eklem yerlerinden kesip sonra da boğazlarlardı. Bilahare bunu küçükbaş hayvanlara da uygulamaya başladılar. “Akarû” fiili bu çeşit işkence ile öldürmeyi ifade eder. Hz. Peygamber, hayvana eziyet oluyor diye bu nevi kesimleri yasaklamıştır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece dişi deveyi kesip devirdiler ve rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar da, “Ey Salih! Eğer sen peygambersen, bize vaat ettiğin şeyi (azabı) getir” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ardından da, Rab’lerinin emrine başkaldırdılar veAllah’a itaatin simgesi olan deveyi kesip öldürdüler. Üstelik Sâlih’e meydan okuyarak, “Ey Sâlih!” dediler, “Eğer sen gerçekten Peygambersen, haydi bizi tehdit edip durduğun şu azâbı getirde görelim!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken Deve’yi tepelediler; onlar rabb’lerinin emrinden çıkarak isyan ettiler. “Ey Salih! Gönderilmiş (Rasûl)ler’den isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
deveyi kesip Tanrı buyruğuna karşı geldiler: " Sevgili Salih! Eğer hakikaten Tanrı’ elçisi isen, söyleyip durduğun belâyı getir de görelim hadi " dediler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ın emrine karşı gelip dişi deveyi keserek öldürdüler. Sonra; “Ey Salih! Eğer sen gerçek bir Resulsen tehdit ettiğin azabı bize getir!” diyerek meydan okudular.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rablerinin emrinden çıkarak o dişi deveyi boğazlamış [*] ve “Ey Salih! Elçilerdensen bize vadettiğini bize getir!” demişlerdi.
Konuyla ilgili ayetlerde geçen [‘akarû] fiili, “hayvanın ayaklarının kesilerek veya kırılarak yere düşürülmesi, sonra da boğazlanması” anlamına gelmektedir. Bu tür bir işkenceyle hayvan boğazlama işleminin, İslam öncesi Araplarda da var olduğu ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Hûd 11:65; Şu‘arâ 26:157; Kamer 54:29; Şems 91:14.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hemen dişi deveyi boğazlayarak, Rablerinin emrinden dışarı çıktılar ve: “Ey Salih! Eğer gerçekten sen Peygamberlerdensen (haydi) bizi tehdit edip durduğun (şu azabı) getir de (görelim.)” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve böyle (diyerek) dişi deveyi yatırıp hunharca kestiler, ⁶¹ Rablerinin buyruğuna burun kıvırıp sırt çevirdiler. Ve (bununla da kalmayıp): “Ey Salih,” dediler, “eğer gerçekten Allah’ın elçilerinden biriysen, haydi getir şu bizi korkutup durduğun azabı!”
61 ‘Akara fiili, boğazlamadan önce kaçmasın diye hayvanın “bacaklarını kırmak, diz eklemlerini kesmek, koparmak” anlamına geliyor. Bu hunhar âdet İslam öncesi Arapları arasında oldukça yaygındı; işte bu yüzden olacak ki ‘akara (bacaklarını kırmak) fiili, zaman içinde, “hunharca boğazlama”nın eş anlamlısı haline gelmiştir. (Râzî, keza bkz. Lane V, 2107 vd.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet o deveyi hunharca öldürdüler. Böylece Rablerinin emrine başkaldırdılar ve: – Ey Salih, eğer gerçekten Allah’ın elçisi isen bizi korkutup durduğun o azabı getir! Dediler. 11/62, 67/25, 91/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
En sonunda dişi deveyi[¹²¹¹] işkenceyle, vahşice katlettiler[¹²¹²] ve Rablerinin buyruğuna karşı geldiler; üstelik dediler ki: “Ey Sâlih! Eğer rasullerden biri olduğun gerçekse, haydi getir şu bizi tehdit ettiğin azabı!”
[1211] Bu deve ile ilgili bir açıklama için bkz: 11:64, not 80. [1212] ‘Akara, “hayvanın bacaklarını kırmak” anlamına gelir. Bu bağlamda kelimenin kazandığı anlam “işkenceyle öldürme, hunharca katletme”dir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve o dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler, (böylece) Rablerinin emrini hiçe saydılar ve "Ey Salih: eğer sen gerçekten (Rabbinden gönderilmiş) peygamberlerden isen, bize -tehdit edip durduğun- o azabı getir (de görelim) dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Derken deveyi boğazladılar ve rablerinin buyruğu dışına çıktılar; "Ey Sâlih, eğer gerçekten elçilerden isen, hadi bizi tehdid ettiğini (azâbı) getir!" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra o dişi deveyi boğazladılar, ve Rablerinin emrinden tekebbürde bulunup kaçındılar ve «Ey Sâlih! Eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi korkutur olduğun şeyi bize getir» dediler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken deveyi boğazladılar ve Rab'lerinin emrinden çıkıp O'na isyan ettiler ve dediler ki: “Salih! Sen gerçekten resullerden isen, bizi tehdit edip durduğun o azabı getir de görelim! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğu dışına çıktılar; "Ey Salih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdidettiğin (azab)ı bize getir!" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mu'cize olan deveyi kesdiler ve rablerinin emrinden çıkarak 'isyân iylediler, ve "Ey Sâlih! eğer sen rasûl isen bizi korkutdığın 'azâbı getir" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra Rablerinin emrine karşı gelerek dişi deveyi kestiler ve dediler ki “Bak Salih! Eğer sen elçilerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Ayaklarını keserek o deveyi öldürdüler. Rab'lerinin emrine baş kaldırdılar ve:-Ey Salih, eğer peygamberlerden isen bize korkutup durduğun azabı getir! dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve deveyi keserek Rablerinin emrinden çıktılar ve “Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen, bize vaad ettiğini getir de görelim” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bu arada dişi deveyi boğazladılar. Ve Rablerinin emrinden dışarı çıkıp şöyle dediler: "Ey Sâlih! Eğer Allah tarafından gönderilenlerdensen, bizi tehdit ettiğin şeyi önümüze getiriver."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes depelediler arvaña deveyi daħı boyun virmediler yüz döndürdiler çalabıları buyruġından daħı eyittiler “iy śāliḥ! getür bize anı kim va'de eyledüñ bize eger olduñ-ise viribinilmişlerden.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes siñirlediler deveyi, daḫı çıḳdılar Tañrıları buyruġından. Daḫı eyitdiler:İy Ṣāliḥ, getür bize sen va‘de eylegen nesneyi, eger sen peyġamberlerden‐iseñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra o dəvəni tutub kəsdilər və (bununla da) Rəbbinin əmrini saymazyana pozub (istehza ilə): “Ey Saleh! Əgər sən (həqiqi) peyğəmbərlərdənsənsə, bizi qorxutduğunu (bizi təhdid etdiyin əzabı) gətir görək!” – dedilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So they hamstrung the she camel, and they flouted the commandment of their Lord, and they said: O Salih! Bring upon us that thou threatenest if thou art indeed of those sent (from Allah).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then they ham-strung the she-camel, and insolently defied the order of their Lord, saying: "O Salih! bring about thy threats, if thou art a messenger (of Allah.!)"
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَعَقَرُوا
derken kestiler
النَّاقَةَ
dişi deveyi
وَعَتَوْا
ve karşı geldiler
عَنْ اَمْرِ
emrine
رَبِّهِمْ
Rabb-lerinin
وَقَالُوا
ve dedi-ler ki
يَا
ey
صَالِحُ
Sâlih
ائْتِنَا
bize getir
بِمَا
o şeyi ki
تَعِدُنَٓا
bizi tehdit ediyorsun
اِنْ
eğer
كُنْتَ
isen
مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ
resullerden
Derken (bir mucize olarak onlara gönderilen o) deveyi (vahşice biçerek) kesip Rabblerinin emrine karşı geldiler ve dediler ki: "Ey Sâlih! Eğer sen (gerçekten) resullerden isen bizi tehdit ettiğin (azab)ı bize getir!"
عَقَرَ
Fiil-I
ع ق ر
Kesti
نَاقَة
İsim
ن و ق
Dişi deve
عَتَا
Fiil-I
ع ت و
Karşı geldi, ısrarla vazgeçmedi, azgınlaştı, başkaldırdı, isyan etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
صَالِح
Özel isim
ص ل ح
Hz. Sâlih (a.s.)
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُرْسَل
Edilgen fiil-IV
ر س ل
Resuller, gönderilenler, elçiler