Biz, kendilerine peygamber gönderilmiş olan ümmetleri, ("Elçilerin hak davetini sizler nasıl karşıladınız? Kasas/65- kabul ettiniz mi, yoksa etmediniz mi" diye) elbette sorguya çekeceğiz. Ve gönderilen peygamberlere de ("Ümmetleriniz size tabi oldular mı, hak davetinize nasıl cevab verdiler?" diye) soracağız.
(Nitekim, Maide suresinin 109. ayetinde "Allah, elçilerini topladığı gün, (ümmetleriniz tarafından) size ne cevap verildi? der." buyurulmuştur.. İki türlü sual sorma vardır: Birisi, azarlama ve çıkışma sualidir ki bu mana dilimizde "iyi belle bunu ben sana sorarım" şeklinde ifade edilir, diğeri de, anlayıp öğrenmek, bilgi isteme sualidir ki, peygamberlere ümmetleri hakkında sorulduğunda onlar: "Bizim bilgimiz yok, gizlileri bilen ancak Sensin Sen" -Maide/109- diyeceklerdir.)