close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Femâ kâne da’vâhum iż câehum be/sunâ illâ en kâlû innâ kunnâ zâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Azabımız geldiği zaman ancak, biz zulmetmiştik diye niyaz edebildiler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Zorlu azabımız onlara geldiğinde (aciz ve çaresiz biçimde dua edip) yalvararak: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka (itirafları) olmadı. (Ve bu son pişmanlıkları bir yarar da sağlamadı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve cezamız başlarına koptuğu zaman, kendi kendilerine “Vah bize, biz gerçekten yaratılış gayesine aykırı hareket edenlerdendik” demekten başka, söyleyecek sözleri olmamıştır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Azâbımız onlara geldiğinde: “Biz gerçekten Allah'a şirk koşan, rasullerini yalanlayan, inkârda, isyanda ısrar eden zâlim kimseleriz" diyerek itiraftan başka bir savunmaları olmadı.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 21/11-15.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine azabımız geldiğinde: "Şüphesiz biz zalim kimselerdik" demekten başka savunmaları olmadı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Zorlu azabımız onlara gelince yakarışları: 'Biz gerçekten zulme sapanlardandık' demelerinden başka olmadı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Azabımız kendilerine geldiği zaman, yalvarış ve itirafları ancak şu olmuştu: “- Gerçekten bizler zalimlerdeniz.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Azabımız onlara geldiği zaman, “gerçekten bizler zalimler idik” demekten başka bir şey dava edemediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, “Biz gerçekten zâlim kişilermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı.
Besim Atalay
swap_vert close
Azabımız onlara gelip çattığı zaman, ancak çağrıları: «Biz zalimiz!» demekten başka bir şey olmadı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Baskınımız başlarına geldiği zaman, çağırışları: “Biz gerçekten (haddi aşan) zalimlerdendik” demekten başka bir şey olmadı.
Cemil Said
swap_vert close
Bizim gazâbımıza uğradıkları vakit "Evet biz zâlim idik" diyü bağırdılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, "Gerçekten biz haksızdık" demekten ibaret kalmıştır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Azabımız onlara gelip çattığında, “Biz gerçekten zalim kişilermişiz!” diye yakınmaktan başka söyleyecekleri söz kalmadı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, «Biz gerçekten zalim kişilermişiz» demelerinden başka bir şey olmadı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine azabımız geldiği vakit, "Gerçekten bizler zalimler imişiz," demekten başka sözleri olmadı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Azabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarışları kalmadı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Azâbımız kendilerine geldiği vakıt da «bizler hakıkaten zalimler idik» demekten başka da'vaları olmadı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendilerine azabımız geldiği vakit, “Gerçekten bizler zâlimlermişiz!” demekten başka bir sözleri olmadı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, “Biz gerçekten zalimlermişiz.” demelerinden başka bir şey olmadı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendilerine azabımız geldiği zaman çağrışları «Biz hakîkaten zaalimlerdendik» demelerinden başka (bir şey) olmadı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Azâbımız onlara geldiğinde: “Gerçekten biz zâlimlerdik!” demelerinden başka çağırışları (ve yalvarışları) da olmadı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O zorlu baskınımız (azabımız) başlarına geldiğinde son söz ve çığlıkları ancak, “Biz, gerçekten (haddi aşıp azgınlaşan) zalimlerdik!” demek oldu. *
(*) Allah Teâlâ, müşriklerin yalanlama, karalama, alay etme gibi tepkilerine rağmen, kararlılıkla kitabı tebliğ etmesi gerektiğini peygamberine bildirdikten ve insanlara da bu kitaba uymalarını emrettikten sonra bu buyruğa aykırı davranmaya kalkışanları uyarma ve tehdit mahiyetinde olmak üzere, nice eski kavimlerin isyankârlıkları yüzünden hiç ummadıkları ve beklemedikleri anlarda Allah’ın ansızın ortaya çıkardığı bir felâketle helâk olduklarını haber vermektedir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Azap onların üzerine çöktüğünde, söyleyebildikleri tek söz “Eyvah biz kendimize yazık edenlerden olmuşuz” demektir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Azabımız kendilerine erişince de çağrıları yalnız şu oldu. "Gerçekten biz kıyıcı kimselerdik."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Azabımız onlara gelip çattığı zaman onların niyazları «— Biz, zalim kimseleriz» demekten ibaret olmuştu.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Gazabımız onlara geldiğinde onların yakarışları, “Biz gerçekten zalimlermişiz!” demekten başka bir şey değildi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Azabımız kendilerine geldiğinde, “Bizler, gerçekten zalimlerdik!” demekten başka bir yakarışları olmadı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve azâbımız gelip çattığı zaman, “Eyvah! Meğer biz ne kadar zâlimmişiz!” diye feryat etmekten başka bir şey yapamamışlardı. Fakat son pişmanlık fayda vermemişti. Ama iş bununla da bitmeyecek, öyle bir gün gelecek ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara sıkıntı azabımız geldiği anda onların dâvâları / feryatları: “Biz, Zâlimler’dik” demekten başkası olmadı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendilerine Felaket geldiğinde yaptıkları son dua hep: " kendimiz ettik kendimiz bulduk. " demek olmuştur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Azabımız onlara gelince; “Biz gerçekten zalimlermişiz!” dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Azabımız kendilerine geldiğinde “Biz zalimlermişiz!” diye sızlanıp yalvarmaktan başka sözleri kalmamıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
Azabımız onlara gelince onlar: “gerçekten biz zâlimlerden olduk.” demekten başka bir şey söyleyemediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve cezamız başlarında koptuğu zaman, kendi kendilerine, “vah bize! Biz gerçekten zalim kimselerdik!” demekten başka söyleyecek sözleri olmamıştır. ⁵
5 Lafzen, “... demekten başka dâvâları, savunmaları yoktu”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Azabımız onları yakaladığı vakit, feryatları: “Biz, gerçekten azabı hak eden zalimlerden olmuştuk” demekten başka bir şey olmadı. 6/40- 43- 47, 13/31, 16/45, 29/53
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kahredici gazabımız kendilerine gelip çatınca, “Kesinlikle bizdik haksız olan, evet biz!” itirafından başka bir savunmaları olmayacaktır.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Azabımız çattığında ise (suçlarını kabul etmek zorunda kaldılar ve son) sözleri ancak Biz gerçekten zalim kimseler idik" demekten ibaret oldu. (Bu, onların başına dünyadayken çatan azaptır, kıyamet gününde ise)
Osman Fırat
swap_vert close
Azâbımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zâlimlermişiz!" demelerinden başka yalvarılan kalmadı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlara azabımız geldiği zaman ise onların sözleri, «Biz hakikaten zalim kimseler olmuş idik» demekten başka olmamıştır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Azabımız gelip çattığında da itiraf ve yalvarmaları: “Biz gerçekten zalim adamlarmışız! ” demekten başka bir şey olmadı. [21, 11-15]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Azabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarıları kalmadı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
'Azâbımız geldiği zamân sözleri ve iddi'âları "Biz zâlimlerden idik" dimek oldı. (İ'tirâf itdiler.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Baskınımız gelince şundan başka bir haykırışları olmamıştır: “Biz, yanlışlar içindeydik!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Azabımız onlara geldiği vakit, feryatları “Biz, gerçekten zalimler idik!” demekten başka bir şey olmadı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine azabımız geldiği zaman onların “Biz gerçekten zalimmişiz” sözünden başka bir diyecekleri yoktu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Azabımız onlara gelip çattığında, yaptıkları, şu çığlığı yükseltmekten başka bir şey olmamıştır: Biz gerçekten zalimlerdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes olmadı anlaruñ du'āsı ol vaķt kim geldi anlara 'aźābumuz illā kim eyittiler “bayıķ biz olduġ-dı žālimler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes degül‐idi anlaruñ du‘āları, geldükde bizüm ‘aẕābumuz illā eyitdiler kitaḥḳīḳ biz ẓālimler‐idük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əzabımıza düçar olduqları zaman onların: “Biz həqiqətən, zalım olmuşuq!” – deməkdən başqa heç bir sözləri olmamışdır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
No plea had they, when Our terror came unto them, save that they said: Lo! We were wrongdoers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When (thus) Our punishment took them, no cry did they utter but this: "Indeed we did wrong."(992)
992 The spiritual story of man begins with a prelude. Think of the towns and nations ruined by their iniquity. Allah gave them many opportunities, and sent them warners and teachers. But they arrogantly went on in their evil ways, till some dreadful calamity came like a thief in the night and wiped out their traces. In a warm climate the disturbance in the heat of the midday rest is even more than the disturbance at night. It was when the catastrophe came that the people realised their sins, but it was too late.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَمَا كَانَ
ve olmadı
دَعْوٰيهُمْ
çağırışları
اِذْ
o va-kit ki
جَٓاءَهُمْ
onlara geldi
بَاْسُنَٓا
azabımız
اِلَّٓا
an-cak
اَنْ قَالُٓوا
demeleri
اِنَّا
gerçek-ten biz
كُنَّا
idik
ظَالِم۪ينَ
zalimler
Azabımız onlara geldiği zaman onların feryatları, "biz gerçekten (Allah'ın hak ile gönderdiği resulünü inkâr eden) zalim kimselermişiz" demelerinden başka bir şey olmadı.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
دَعْوٰى
İsim
د ع و
Çağırış, dua, feryat
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بَاْس
İsim
ب ا س
Sıkıntılı, güç, azap, hınç, savaş, kuvvet, çekişme
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden