(İmdi), [inanmayanlar] o [Hesap Günü’nün] nihaî anlamının açıklanmasından başka bir şey mi bekliyorlar? ⁴¹ [Ne var ki], onun kesin anlamının açıklandığı Gün, onu vaktiyle umursamayan kimseler: “İşin doğrusu, Rabbimizin elçileri bize gerçeği söylemişlerdi! Şimdi, bizden yana aracılık yapacak kayırıcılarımız yok mu bizim? Yahut, mümkün mü, [hayata] geri gönderilsek de edip-eylediklerimizden başka türlü davransak?” ⁴² diyecekler. Gerçek şu ki, onlar (böyle diyerek yalnızca) kendilerini aldatmış olacaklar ve onların bütün (bu) boş hayalleri yıkılıp kendilerini yüzüstü bırakacak.
41 Lafzî anlamını “[bir sözcüğün ya da olayın] nihaî anlamına varma çabası” olarak aktarabileceğimiz te’vîl terimi (karş. 3:7), bu bağlamda, gelip çatacağı vahiyle önceden haber verilen çetin bir günün, çetin bir azabın uygulamaya konması anlamına geliyor; ve bu anlamda, gün ya da azap konusunda yapılan “uyarının nihaî anlamının açılıp ortaya dökülmesi” gibi bir anlam taşıyor bünyesinde.42 Karş. 6:27-28.