close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veneza’nâ mâ fî sudûrihim min ġillin tecrî min tahtihimu-l-enhâr(u)(s) ve kâlû-lhamdu li(A)llâhi-lleżî hedânâ lihâżâ vemâ kunnâ linehtediye levlâ en hedâna(A)llâh(u)(s) lekad câet rusulu rabbinâ bilhakk(i)(s) venûdû en tilkumu-lcennetu ûriśtumûhâ bimâ kuntum ta’melûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gönüllerindeki kini, hasedi gideririz, bulundukları yerlerin altından ırmaklar akar ve hamd Allah'a ki derler, doğru yolu buldurdu da bu nimetlere kavuşturdu bizi; Allah hidayet etmeseydi doğru yolu bulamazdık; andolsun ki Rabbimizin peygamberleri gerçek olarak geldiler ve onlara işte yaptığınız işlere karşılık miras olarak elde ettiğiniz cennet diye nida edilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Cennetteki Müslümanların) Biz onların göğüslerinde kinden ve hasetten ne varsa çekip almışızdır. (Konaklarının) Altlarından (ve etrafından sürekli ve ferahlık verici) ırmaklar akacaktır. (Sevinçle) Derler ki: "Bizi buna (cennet huzuruna) ulaştıran Allah’a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ulaşamazdık. Andolsun, Rabbimizin elçileri Hakk ile geldiler (ve bizi hayra ve huzura ilettiler.)" Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye nida edilip duyurulacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Oraya girmeden önce, onların içinde takılıp kalmış olabilecek düşünce ya da duygu türünden uygunsuz ne varsa hepsini silip atacağız; orada önlerinde dereler, ırmaklar çağıldayacak ve onlar: “Eksiksiz bütün övgüler bizi bu bahtiyarlığa eriştiren Allah'a yakışır. Çünkü O bize yol göstermeseydi, biz asla doğru yolu bulamazdık! Ve Rabbimizin elçileri bize gerçekten doğruları söylemişler” diyecekler. Ve bir ses: “İşte geçmişte edip eyledikleriniz sayesinde, kazandığınız cennet bu” diye seslenecek.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Orada, onların kalplerindeki kini, kötü düşünceleri söküp atarız. Cennette, konaklarının altlarından ırmaklar akar. Onlar: “Bu nimete kavuşmamız için bize aydınlatıcı bilgiler veren Allah'a hamdolsun. Allah bize doğru yolu göstermeseydi, kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin Rasulleri, gerekçeli, hikmete dayalı indirilen kitaplarla, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmek için gelmişler." derler. Onlara: “İşte size cennet: İşlemiş olduğunuz devamlı, amaçla örtüşen niyete dayalı, bilinçli, güzel amellere karşılık, içinde ebedî yaşayacağınız cennet size miras olarak verildi." diye seslenilir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Gönüllerinde kin adına ne varsa hepsini çıkarmışızdır ve altlarından ırmaklar akmaktadır. "Bizi doğru yola ileterek buraya kavuşturan Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermiş olmasaydı biz doğru yola giremezdik. Şüphesiz ki Rabbimizin elçileri hakkı getirdiler" derler. Onlara: "İşte bu cennete yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındınız" diye seslenilir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: 'Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.' Onlara: ' İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir' diye seslenilecek.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O cennet ehlinin kalblerinde olan hased ve kini çıkarırız. (Oturdukları yerlerin) altlarından ırmaklar akar (Haldeki yerlerini görünce) şöyle derler: “- Allah'a hamd olsun ki, bizi, hidayeti ile buna kavuşturdu. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi, kendiliğimizden bunun yolunu bulamazdık. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri, hakkı getirmişlerdir.” Onlara şöyle çağrılır: “- İşte amelleriniz sebebiyle mirasçı olarak kondurulduğunuz cennet, budur.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gönüllerindeki kin ve sıkıntıyı gideririz. Altlarında nehirler akmaktadır. Ve derler ki: “Bütün hamd O Allah’a mahsustur ki bize bunu nasip etti. Eğer O, bize nasip etmeseydi, biz kendi imkânımızla bunu bulamazdık. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri hak ile gelmişlerdir.” Ve onlara “Yaptıklarınıza mukabil, bu cennetin varisleri sizlersiniz.” diye seslenilir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların göğüslerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır. O cennette altlarından ırmaklar akmaktadır. “Lütfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun. Allah bizi getirmeseydi biz bunu bulamazdık. Rabbimizin peygamberleri gerçeği getirmişler” dediler. Onlara, “İşte size cennet, yaptıklarınıza karşılık size miras verildi” diye seslenilecektir.
Besim Atalay
swap_vert close
Hıncı çıkardık, attık biz onların göğüslerinden, onların altından ırmaklar akar, «Bizi buna kılavuzlayan Allaha hamt, Allah bizi doğru yola iletmemiş olsaydı, biz doğru yol tutamazdık, Tanrımızın peygamberleri bize hakla geldiler», «Yapmış bulunduğunuz iş yüzünden işte cennet sizindir» söyliyerek çağırılırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onların içlerinde kinden ne varsa söküp atarız. Altlarından ırmaklar akarken derler ki: “Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun! Allah bize doğru yolu göstermeseydi kendiliğimizden hidayete eremezdik. Andolsun ki; Rabbimizin resulleri hakkı getirmiştir.” (Onlara:) “İşte (dünyada yapmış olduğunuz) güzel işlere karşılık, şu cennete vâris kılındınız” diye seslenilir.
Bkz. 15/47 ve dipnotu.“Onların içlerinde kinden ne varsa söküp atarız” vurgusu; insanlar arasındaki hak hukuk meselelerinin çözümüne ciddi ışık tutmaktadır. Ehli cennetin özellikleri sıralanırken böyle bir özelliğin öne çıkarılması merhameti ilahinin farklı bir tecellisidir. Nitekim Haşr 59/10. ayette; mü’minlerin kalplerinde birbirlerine karşı kin olmaması için Allah’a yakarmaları öğütlenmektedir. Bu durumun cennette de davam etmesi, Allah’ın rahmetine bağlıdır. Eğer orada Allah, kinlerin atılması konusunda mü’min kullarının kalplerine bir operasyon gerçekleştirirse insanların hak konusunda birbirleriyle ödeşmesi çok daha kolay olacaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Kalblerinden her gâileyi nez’ ideceğiz ayaklarının altında nehirler cereyân idecek ve "Bizi buraya sevk iden Allâh’a hamd olsun, Allâh bizi tarîk-i hidâyete sevk itmese idi dalâletde kalacak idik. Bizim rabbimizin rasûlleri bize doğrı söylemişler" diyeceklerdir. "İşte sizin a’mâliniz ile kazandığınız cennet" diyü kendilerine bir nidâ gelecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. "Bizi buraya eriştiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir" derler. Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet" diye seslenilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Cennette) onların altından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: “Bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bize bahşetmeseydi biz kendiliğimizden elde edemezdik. Hakikaten rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” Onlara, “İşte size cennet. Yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık o sizin oldu” diye seslenilir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: «Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.» Onlara: İşte size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona vâris kılındınız diye seslenilir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Göğüslerinden kin ve kıskançlık duygularını çıkardık. Altlarından nehirler akarken: "Bizi buna ulaştıran ALLAH'a övgüler olsun. ALLAH bizi doğruya iletmeseydi biz doğruyu bulamazdık. Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi," dediler. Kendilerine : "İşte bu cennet sizindir. Yaptıklarınıza karşılık olarak onu miras aldınız," diye seslendik
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Orada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler." derler. Onlara şöyle seslenilir: "İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuz".
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir halde ki derunlarında kîn kabilinden ne varsa hepsini söküb atmışızdır, altlarından ırmaklar akar «hamdolsun o Allaha ki hidayetile bizi buna muvaffak kıldı, o bize hidayet etmese idi bizim kendiliğimizden bunun yolunu bulmamıza imkân yoktu, hakıkat rabbımızın Peygamberleri emri hakk ile geldiler» demektedirler, ve şöyle nidâ olunmaktadırlar: işte bu gördüğünüz o Cennet ki buna amelleriniz sebebiyle vâris kılındınız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz onların kalplerinde (dünya hayatından kalma) kin namına her ne varsa çıkarıp atmışızdır. (Cennette) altlarından ırmaklar akar. Derler ki: “Lütfuyla bizi bu (cennet yurdu) na kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bize doğru yolu göstermeseydi kendiliğimizden hidâyete eremezdik. Hiç şüphesiz ki, Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmiştir.” (Onlara,) “İşte (dünyada yapmış olduğunuz) güzel işlere karşılık, şu cennete vâris kılındınız!” diye (melekler tarafından) nida olunur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Göğüslerinde tasadan ne varsa çıkarıp almışız. Yanı başlarında ırmaklar akmaktadır. Derler ki: “Bizi buna ulaştıran Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bize hidayet etmeseydi biz kendiliğimizden bu hidayete erişemezdik. Ant olsun ki Rabb'imizin resulleri gerçeği getirmişlerdir.” Onlara: “İşte yaptığınız işlere karşılık, hak ettiğiniz Cennet budur.” diye seslenilir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kinden göğüslerinde (dünyâdan kalma) ne varsa söküb atacağız. Altlarından ırmaklar akacakdır. «Hamd olsun Allaha ki, derler, bizi hidâyetiyle buna kavuşdurdu. Eğer Allah bize hidâyet etmeseydi kendiliğimizden bunun yolunu bulmuş olamazdık. Andolsun ki, Rabbimizin peygamberleri gerçeği getirmişlerdir». Onlara: «İşte (dünyâda) yapmakda devam etdiğiniz (iyi işler) sayesinde mîrascı edildiğiniz cennet budur» diye nida edilecekdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onların (o mü'minlerin) sînelerinde kin (ve emsâli kötü hisler)den ne varsa(hepsini) çekip çıkarırız; (o Cennetlerde onların) altlarından ır mak lar akar. (Onlar da:)“Böylece bi zi buna (bu mükâ fâ ta vesîle olan amellere) hidâyet eden Allah'a hamd olsun; hâlbuki Allah bizi hidâyete erdirme sey di, doğru yolu bulamazdık. Gerçekten Rabbimi zin peygamberleri (bize) hakkı getirmişler dir!” derler. Derken (onlar:) “İşte size Cennet! İşlemekte olduğunuz (sâlih ameller)den dolayı ona vâris kılındınız!” diye nidâ olunurlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, gönüllerinde kinden ne varsa hepsini söküp atmışızdır. Ve onlar derler ki: “Hamd, hidayetiyle bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur’’. Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Gerçekten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi. (Onlara:)“İşte (dünyada yapmış olduğunuz iyi ve yaralı) işlere karşılık, (bugün) şu cennete varis kılındınız (cennet ve mükâfatı hak ettiniz)’’ diye seslenilir. *
(*) Cennetliklerin bu başarıyı kendilerinden değil, sırf Allah’ın lütfundan bilerek hamdetmelerinden sonra Allah tarafından onların bu başarılarına dünyadaki güzel davranışlarının vesile olduğunun bildirilmesinde pek latif bir durum vardır. Hem kulluk âdabı öğretiliyor, hem de Allah’ın, az ameli büyük bir takdir ve teşekkürle karşılamasındaki ilahî lütfu tecelli ediyor. Şu halde insan çalışmalı, fakat işlerine güvenmeyip daima ilahî hidâyete sığınmalıdır… (S. Yıldırım Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Altlarından ırmaklar akan cennetlere girecek olanların, kalplerindeki her türlü rahatsız edici olumsuz düşünceleri silip atacağız ve bunun karşılığında “Bizi buraya (cennete) eriştiren Allah’a hamd olsun, eğer bize doğru yolu göstermeseydi, biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri de bize gerçekleri getirdiler” diyecekler. Onlara “Yaptıklarınızın karşılığı olarak size hazırlanmış olan cennetlere girin” diye seslenilecek.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İçlerinde azap olarak ne duyuyorlarsa onu çıkarıp atacağız. Onların ayaklarının altından ırmaklar akar. Diyecekler: "Övülmek yalnız O Allah’a yaraşır ki bize bunları bağışladı. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi biz kendiliğimizden bu yolu bulamazdık. Doğrusu çalabımızın elçileri doğru olanla geldiler." Onlara şöyle ünlüyecekler: "Gerçekten işlediklerinizin karşılığı olan Cennet işte budur."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz onların sinelerindeki kini çeker çıkarırız. Onlar «— Allah/a hamd-ü sena olsun ki bizi buna eriştirdi. Allah bizi doğru yola erdirmeseydi biz kendi kendimize doğru yola eremezdik. Rabbimizin peygamberleri hak söz getirmişlerdir» derler. Onlara «— İşlemiş olduğunuz amellerden dolayı vâris olduğunuz Cennet budur» [⁴] diye nida olunur.
[4] Yani Cennet amele karşılıktır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz onların göğüslerindeki/kalplerindeki kini söküp atarız. Onların altlarından ırmaklar akmaktadır. Onlar, “Her türlü övgü/hamd bizi doğru yola ulaştıran Allah içindir. Eğer O, bizi doğru yola iletmeseydi biz doğru yolu bulamazdık. Andolsun ki, Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiştir” derler. Onlara, “İşte bu cennet; yaptıklarınıza karşılık ona vâris kılındınız” diye nida edilir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışızdır. Altlarından da ırmaklar akar. Derler ki: “Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi, biz hidayete erişmezdik. Şüphesiz Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.” Onlara, “İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir” diye seslenilir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onları cennete koyarken, kalplerinde haset, öfke ve kin adına ne varsa hepsini söküp atacağız ve her türlü olumsuz duygu ve düşünceden arınmış olarak cennete girecekler. Orada, altlarında ırmaklar çağıldayacak. Rab’lerine el açıp yalvararak, “Bizi bu hârika cennet yurduna ulaştıran Allah’a şükürler olsun! O bize yol göstermeseydi, biz kendi başımıza doğru yolu asla bulamazdık! İşte, bizzat gözlerimizle görüyoruz ki, Rabb’imizin elçileri bize gerçekten de hakîkati bildirmişler!” diyecekler.Ve ardından, Allah tarafından bir çağrı işitilecek: “İşte, dünyadaki gayret ve çabalarınızın karşılığı olarak size bahşedilen cennet, budur!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların altından Irmaklar akar. Göğüslerinde kinden ne varsa, söküp attık. “Bizi buna eriştimiş olan Allah’a Hamd olsun! Allah bizi eriştirmeseydi, buna erişecek değildik. And olsun rabbimizin rasûlleri Hakk ile geldi!” dediler. “İşte bu, sizin işliyor olduğunuz şeyler sebebiyle mirasçısı kılındığınız Cennet’tir” diye seslenildi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onlar, çağlayanlar arasında kendinden geçerken içlerinde kin ve nefretten eser bırakmayacağız: Bir yandan da: " Şükür Allah'a ki bizlere bu günleri gösterdi. Yoksa Allah bize doğru yolu göstermeseydi, bu güzelliklere nasıl sahip olurduk. Rabb'imizin elçileri doğru söylemiş demek ki " diye söylenip sevinecekler. Sonunda kendilerine sesli duyuru yapılacak: " İşte cennetiniz! tam yaptıklarınızın karşılığı."
Mehmet Çoban
swap_vert close
Cennetle mükâfatlananlar altlarından ırmaklar akan tahtlar üzerine otururlar. Onlar dünyada yaşarken kalplerindeki kini söküp atarlar. Kinden uzak aklı başında bir hayat sürerler. Derler ki: “Bizi hidayetine kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” Onlara: “İşte size cennet! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık verilmiştir!” diye seslenilir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Cennette) altlarından ırmaklar akarken, göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmış olacağız. [*] (İşte bu cennetlikler) şöyle diyeceklerdir: “Bizi bu (cennete) ulaştıran Allah’a [hamd]olsun; [*] (çünkü) Allah bize yol göstermeseydi, biz yolumuzu bulamayacaktık. Şüphesiz ki Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” Onlara “İşte yaptıklarınıza karşılık [*] miras olarak size verilen cennet burasıdır” [*] diye seslenilecektir.
Bu cümle Hicr 15:47. ayetle birlikte okunmalıdır.,Benzer şekilde mahşerde dile getirilecek bir [hamd] cümlesi de Yûnus 10:10, Fâtır 35:34 ve Zümer 39:74’te de yer almaktadır. Ayrıca Kasas 28:70 ve Sebe’ 34:1’de ahirette de hamdin sadece Yüce Allah’a ait olacağı ifade edilmektedir.,Cennet, dünyada yapılan fedakarlıkların sonucudur. Fedakarlıklar “sebep”, cennet ise “sonuç”tur.,Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:103; Sâd 38:54; Fussilet 41:30; Kâf 50:32.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz orada onların gönüllerindeki kinleri söker atarız.¹ Onlar, zemîninden ırmaklar akan (cennette): “Bize bu (cennetin) yollarını gösteren Allah’a hamdolsun. Eğer Allah bize bunun yolunu göstermeseydi, biz bu yolu asla bulamazdık. Rabbimizin Peygamberleri bize gerçekten doğru şeyler getirmişler.” derler. Ve orada onlara: “İşte (dünyada) yaptıklarınıza karşılık hak ettiğiniz² cennet, burasıdır.” diye seslenilir.
1 Aynı ifâde için Bk. (Hicr: 47)2 Ve o cennetliklere: “işte o cennet yani Dünyada vadolunduğunuz cennet, bu Cennettir. Dünyada güzel çalışmanız, iyi işler yapmanız sebebiyle siz buna varis kılındınız” denilecek. Amel, Cennete giriş sebebidir, fakat tabii ki Allah’ın lütfu ile. Her ne kadar mirasta ölüden diriye bir intikal manası varsa da buradaki mirasın “yaptıklarına karşılık hak etme” manisiyle tercümesi daha uygun görülmüştür.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[ki, oraya girmeden önce] onların içlerinde [takılıp kalmış] olabilecek düşünce ya da duygu türünden uygunsuz ne varsa silip atacağız; orada önlerinde ³⁴ dereler-ırmaklar çağıldayacak; ve onlar: “Bütün övgüler, bizi bu [bahtiyarlığa] eriştiren Allah’a yakışır; çünkü eğer O bize yol göstermeseydi biz asla doğru yolu bulamazdık! Ve Rabbimizin elçileri bize gerçekten de doğruyu söylemişler!” diyecekler. Ve [bir ses]: “işte geçmişte edip-eyledikleriniz sayesinde kazandığınız cennet, bu!” diye yankılanacak.
34 Lafzen, “altlarından”. Burada, bütün mutluluk verici nimetlerin onların hizmetinde olduğu dile getiriliyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onları içlerindeki tüm olumsuz duygu ve düşüncelerden arındıracağız. Ayaklarının altından nehirler çağlayacak ve şöyle söyleyecekler: – Bizi buna ulaştıran Allah’a hamd/övgüler olsun eğer Allah bize doğru yolunu göstermeseydi biz doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri vaktiyle bize hakkı/gerçeği söylemişler. Ve şöyle bir nida yükselir: - İşte yaptıklarınızın karşılığı olarak sizin hak ettiğiniz cennet bu! 4/115, 7/53, 15/47, 19/63, 39/72, 43/72, 36/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onları içlerine işlemiş olan her tür olumsuz duygu ve düşünceden tamamen arındıracağız,[¹¹⁸⁸] ayaklarının altından nehirler akacak ve şu itirafta bulunacaklar: “Hamdin tamamı bizi bu (mutlu sona) ulaştıran Allah’a mahsustur; eğer Allah bize doğru yolu göstermemiş olsaydı, biz asla doğru yolu bulamazdık. Doğrusu, Rabbimizin elçileri bize gerçeği söylemişler.” Ve yankılanan bir nida: “İşte, yaptığınız (iyiliklere) karşılık mirasçısı olduğunuz cennet bu!”
[1188] Zımnen: Mükemmellik sadece cennette mümkün olacak. Ğıll, kalbin ta içine nüfuz eden kini ifade eder (Krş: 59:10). “Tamamen arıtıp damıtacağız” anlamındaki neza‘na ile birlikte düşünüldüğünde ğıllin “içe işleyen” anlamı daha bir belirginlik kazanır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Cennet ehli cennetin kapısından girip selamete ererler, ağaçlarının) Altından ırmaklar akan cennetin eşsiz güzelliklerine hayran kalıp seyrederlerken, kalplerinde (birbirlerine karşı) kin ve dargınlıktan ne varsa söküp atmış oluruz! (*) (Kalpleri birbirlerine karşı muhabbet ile dolan cennet ehli, Rablerine karşı şükranlarını:) "Hidayetiyle bizi bu nimete kavuşturan Allah'a hamdolsun eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi biz kendiliğimizden hidayete eremezdik, şüphe yok ki Rabbimizin peygamberleri hak ile geldiler, (biz de onların irşadı ile hidayete erebildik.)" diye dua ve niyaz ederek dile getirirler. (Bunun üzerine) Onlara "İşte (dünyadayken) yapmış olduğunuz salih amellerin karşılığında varis kılındığınız cennet budur" diye nida olunur. (Cehennem ehlinin durumuna gelince)
(*) (Artık onlar dünyadayken aralarında geçen üzücü olayların hepsini unutmuşlardır, kalbleri saf ve temizdir birbirlerine karşı muhabbet doludur.. Evet.. onların dünyadayken başlangıçta; "Ben", "Ben" diyerek besleyip büyüttükleri benlik devesi, -dünyada ve kabirde- mum haline gelmiş ve sırat köprüsünden geçerken, cehennemin ateşinde eriyerek incelmiş iplik olmuş ve ancak bu sayede cennet kapısından (iğne deliğinden) geçebilmişler ve Rableri onlar, cennetin eşsiz güzelliklerini seyre dalarken de, kalplerinde kalan son benlik kırıntılarını söküp atmıştır. Artık onlar için "Ben" kavramı yoktur. Çünkü onlar "Biz” deryasında birlik olmuşlardır, böylece dünyadayken tam gerçekleşemeyen "mümin müminin kardeşidir!" düsturu cennette tamamlanabilmiştir...)  
Osman Fırat
swap_vert close
Göğüslerinden tasadan ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır. Altlarından ırmaklar akmaktadır. " Bizi buraya gelmemiz için yol göstere Allah’a hamdolsun, Allâh bize bu yolu göstermeseydi, biz bu yolu bulamazdık! Rabbimizin elçileri, gerçeği getirmişler (söyledikleri doğruymuş). " dediler. Onlara: "İşte size cennet; yaptıklarınıza karşılık o size mirâs verildi" diye seslenildi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz onların göğüslerinden kinden her ne var ise hepsini söküp atmışızdır. Onların altlarından ırmaklar akar ve derler ki: «O Allah Teâlâ'ya hamdolsun ki bizi hidâyetle buna kavuşturdu. Eğer Allah Teâlâ bize hidâyet etmeseydi biz kendi kendimize hidâyete eremezdik. Muhakkak ki, Rabbimizin peygamberleri hak ile geldiler.» Ve onlara, «İşte bu cennettir ki siz buna (sâlih) amelleriniz sebebiyle varis oldunuz,» diye nidâ olunacaktır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Öyle bir halde ki içlerinde kin kabilinden ne varsa hepsini söküp çıkarırız, önlerinden ırmaklar akar. “Hamdolsun bizi bu cennete eriştiren Allah'a! Eğer Allah bizi muvaffak kılmasaydı, biz kendiliğimizden yol bulamazdık. Rabbimizin elçilerinin gerçeği bildirdikleri bir kere daha kesinlikle anlaşılmıştır. ” derler. Kendilerine de: “İşte güzel işlerinize karşılık, karşınızda duran şu muhteşem cennete vâris kılındınız, buyurun! ” diye nida edilir.
Cennetliklerin bu başarıyı kendilerinden değil, sırf Allah’ın lütfundan bilerek hamdetmelerinden sonra Allah tarafından onların bu başarılarına dünyadaki güzel davranışlarının vesile olduğunun bildirilmesinde pek latif bir durum vardır. Hem kulluk âdabı öğretiliyor, hem de Allah’ın, az ameli büyük bir takdir ve teşekkürle karşılamasındaki ilahî lütfu tecelli ediyor. Şu halde insan çalışmalı, fakat işlerine güvenmeyip daima ilahî hidâyete sığınmalıdır. Amel cennete girmeye sebep olur, fakat Allah’ın yardımı ile! Âyetteki vâris kılınma kavramını, Peygamberimiz (a.s.m) şu hadisle açıklamıştır: “Cehenneme girenlerin her biri, iman etmiş olması halinde, cennette kendisine ayrılan konağı görecek ve diyecek ki: “Keşke Allah bizi hidâyet etseydi!” Böylece bu görmeleri onlar için pişmanlık olur. Cennete girenlerden her biri de iman etmemiş olması halinde cehennemde varacağı yeri görüp diyecek ki: “Allah bizi hidâyet etmemiş olsaydı halimiz ne olurdu! İşte bu da onların şükürleri olur.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göğüslerinden kinden (tasadan) ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır. Altlarından ırmaklar akmaktadır. "lutfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun, Allah bizi getirmeseydi, biz bunu bulamazdık! Rabbimizin elçileri, gerçeği getirmişler (söyledikleri doğruymuş)." dediler. Onlara: "İşte size cennet; yaptıklarınıza karşılık o size miras verildi" diye seslenildi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kalblerinden buğz ve hasedi çıkarırız (birbirlerine buğz ve hased itmezler) Onların meskenlerinin altından nehirler akar. "Bizi bu ni'metlere irişdiren Cenâb-ı Hakk'a hamd iyleriz, Eğer Allâh Te'âlâ bizi buna hidâyet itmese idi biz ona nâil olamazdık, bize rabbimizin rasûlleri hak ve îmân ile geldiler" dirler. O sırada onlara: "İşte size (dünyâda iken) va'd olunan cennetler budur. Eyi işleriniz cihetiyle size mîrâs idilmişdir" diye nidâ olunur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Göğüslerindeki kötü bağlantıları[*] söküp atmışızdır. Alt taraflarından ırmaklar akacak ve diyeceklerdir ki “Bizi bu nimetlere kavuşturan Allah, her şeyi pek güzel yapmış. Allah bize bu yolu göstermeseydi onu kendiliğimizden bulamazdık. Rabbimizin elçileri gerçekten doğruyu getirmişler.” Onlara şöyle seslenilecektir: “İşte size Cennet! Siz, yaptıklarınıza karşılık ona sahip oldunuz.”
[*] 'Göğüslerindeki kötü bağlantılar' olarak çevirdiğimiz kısım (مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ) 'dır. Bunlar kişinin ruhunda oluşturduğu bozulmalardır. Göğüslerde olan Ruh'tur. Cennetlik olmasına rağmen dünya hayatından kalan bozulmaların sökülüp atılması anlaşılmaktadır. Kuran'ın göğüslerde olana şifa olduğu Yunus 10/57, Allah'ın Ruhları insanların içine üflediği Hicr 15/29, Hicr 15/47, Secde 32/9, Sad 38/72, Tahrim 66/12, ruhun ne olduğu İsra 17/85, şeytanların bu bölgeye fısıldadığı Nas 114/5'te anlatılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Göğüslerinde, kinden ne varsa söküp atarız. Altlarından ırmaklar akarken onlar şöyle der:-Bizi buraya yönelten Allah'a hamdolsun; Allah bizi hidayete iletmeseydi biz, doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri hakkı getirmişler!-İşte size yaptıklarınızın karşılığı olarak mirasçısı olduğunuz cennet! diye onlara seslenilir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların gönüllerinden kin namına ne varsa çıkarmışızdır; altlarından da ırmaklar akmaktadır. “Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun,” derler. “Yoksa, eğer Allah bize hidayet etmeseydi, biz buna erişemezdik. Rabbimizin elçileri gerçekten de bize hakkı getirdiler.” Ve onlara seslenilir: “Yaptıklarınıza karşılık vâris olduğunuz Cennet işte budur.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göğüslerinde düşmanlıktan ne varsa söküp atmışızdır. Irmaklar akar altlarından. Şöyle derler: "Hamd olsun bizi buraya ulaştıran Allah'a. Eğer Allah bize kılavuzluk etmeseydi, biz buraya ulaşamazdık. Yemin olsun ki, Rabbimizin resulleri gerçeği getirmişler." Şöyle seslenilir: "İşte size, yaptıklarınıza karşılık mirasçı kılındığınız cennet!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ŧarttuķ anı kim gögüzleri içinde-y-idi kįneden aķar altlarından ırmaķlar. daħı eyitdler “ögmek Tañrı’nuñdur ol kim yol gösterdi bize uşbuna daħı olmaduġıdı kim ŧoġru yol dutavuz eger degül-misse kim yol gösterdi bize Tañrı. bayıķ geldi çalabumuz yalavaçları ḥaķk-ıla.” daħı ķıġrınıldılar kim “şol uçmaķ mįrāŝ virinildüñüz anı şundan ötürü kim olduñuz- idi işlersiz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı giderdük yüreklerindeki yamanlıġı, kibri ve kini. Aḳar anlar altındanırmaḳlar. Eyideler: Şükr Tañrıya ki doġru yol gösterdi bize, bu ni‘metlereyitişmege. Biz hidāyet bulmazduḳ, eger olmasa‐y‐dı Tañrı Ta‘ālānuñ hidāyeti.Taḥḳīḳ geldi bize Çalabuñuz peyġamberleri ḥaḳḳ‐ıla. Ḳıġırıldılar kim oluçmaġı mīrāẟ virildi‐siz andan ötürü kim eylük eylerdüñüz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onların (cənnət əhlinin) ürəklərindəki kin-küdurəti çəkib çıxardarıq. Onların (qaldıqları yerin) altından çaylar axar. Onlar (Rəbbinin bu lütfünü gördükdə) deyərlər: “Bizi bura gətirib çıxaran Allaha həmd olsun! Əgər Allah bizi doğru yola yönəltməsəydi, biz özümüzə doğru yolu tapa bilməzdik. Həqiqətən, Rəbbimizin peyğəmbərləri haqqı gətirmişdilər!” Onlara: “Etdiyiniz əməllərə görə varisi olduğunuz Cənnət budur!” – deyə müraciət ediləcəkdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We remove whatever rancour may be in their hearts. Rivers flow beneath them. And they say: The praise to Allah, Who hath guided us to this. We could not truly have been led aright if Allah had not guided us. Verily the messengers of our Lord did bring the Truth. And it is cried unto them: This is the Garden. Ye inherit it for what ye used to do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We shall remove from their hearts any lurking sense of injury;-(1021) beneath them will be rivers flowing;- and they shall say: "Praise be to Allah, who hath guided us to this (felicity): never could we have found guidance, had it not been for the guidance of Allah. indeed it was the truth, that the messengers of our Lord brought unto us." And they shall hear the cry: "Behold! the garden before you! Ye have been made(1022) its inheritors, for your deeds (of righteousness)."
1021 A man who may have suffered or been disappointed may have a lurking sense of injury at the back of his mind, which may spoil his enjoyment on account of past memory intruding in the midst of felicity. In such cases memory itself is pain. Even sorrow is intensified by memory: as Tennyson says, "A sorrow's crown of sorrows is remembering happier things." But that is in this our imperfect life. In the perfect felicity of the righteous, all such feelings will be blotted out. No "heartaches" then and no memories of them! The clouds of the past will have dissolved in glorious light, and no past happiness will be comparable with the perfect happiness which will have then been attained. Nor will any sense of envy or shortcoming be possible in that perfect bliss. 1022 Jesus said: "Blessed are the meek, for they shall inherit the earth": Matt. 5:5. Here we are told: blessed are the righteous, for they shall inherit the kingdom of heaven. The stress here is on actual practical deeds of righteousness: whether they find their rewards on earth or not is immaterial: their attention is directed to an infinitely greater reward, the kingdom of Heaven . In the Sermon on the Mount this is promised to the "poor in spirit": Matt. 5:3.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَنَزَعْنَا
ve çıkarıp attık
مَا
o şey-leri ki
ف۪ي صُدُورِهِمْ
göğüslerindedir
مِنْ غِلٍّ
kinden
تَجْر۪ي
akar
مِنْ تَحْتِهِمُ
altlarından
الْاَنْهَارُۚ
ırmaklar
وَقَالُوا
ve dedi-ler ki
الْحَمْدُ
hamd
لِلّٰهِ
Allah'a mahsustur
الَّذ۪ي
o ki
هَدٰينَا
bizi hidâ-yet etti
لِهٰذَا
buna
وَمَا كُنَّا
ve biz değildik
لِنَهْتَدِيَ
hidâyete erecek
لَوْلَٓا
eğer ol-masaydı
اَنْ هَدٰينَا
bizi hidâyete erdirmesi
اللّٰهُۚ
Allah'
ın
لَقَدْ
andolsun gerçekten
جَٓاءَتْ
geldi
رُسُلُ
resulleri
رَبِّنَا
Rabb-imizin
بِالْحَقِّۜ
hak ile
وَنُودُٓوا
ve nidâ olundular
اَنْ
diye
تِلْكُمُ
işte size
الْجَنَّةُ
cennet ki
اُو۫رِثْتُمُوهَا
ona vâris kılındınız
بِمَا
o şeyden dolayı ki
كُنْتُمْ
idiniz
تَعْمَلُونَ
yapıyorsunuz
Biz onların göğüslerindeki kini (ve bütün kötü hisleri) söküp attık. (Cennette) Onların altlarından ırmaklar akar(ken) onlar, "bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun! Eğer Allah bizi hidâyete erdirmeseydi, biz (kendimiz) hidâyete eremezdik. Andolsun ki Rabbimizin resulleri bize hak ile gelmişler" derler. Derken onlara, "işte bu, yaptıklarınıza karşılık (ebedi) vâris kılındığınız cennet!" diye nidâ edilir.
نَزَعَ
Fiil-I
ن ز ع
Çekip aldı, soydu, söküp attı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
صَدْر
İsim
ص د ر
Göğüs, sine
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
غِلّ
İsim
غ ل ل
Kin, zincirler, halkalar
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
حَمْد
İsim
ح م د
Hamd, sena, layıkıyla medh
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
نَادٰى
Fiil-III
ن د و
Nidâ etti, çağırdı, seslendi, dua etti, feryat etti
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
تِلْكُم
İşaret zamiri
تِلْكُم
Bu, işte size
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
اَوْرَثَ
Fiil-IV
و ر ث
Vâris kıldı, mirasçı kıldı, miras bıraktı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı