close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 39. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâlet ûlâhum li-uḣrâhum femâ kâne lekum ‘aleynâ min fadlin feżûkû-l’ażâbe bimâ kuntum teksibûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir üstünlüğünüz yok bize, kazandığınız suçlar yüzünden tadın azabı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bu sefer) Öncekiler sonrakilere (küfür ve kötülük öncüleri, peşlerine takılan kimselere) diyecekler ki: "Sizin bize göre bir (üstünlük sebebiniz ve) faziletiniz yoktur, (işinize geldiği için bizi takip ve taklit ettiniz,) şimdi kendi (nefsi arzularınız ve taraftarlığınızla) kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadınız!"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve öncekiler sonrakilere şöyle diyecek: “Demek ki, bizim hatalarımızdan ders almadığınızdan dolayı, bize karşı bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse yaptığınız tüm o kötülükler için tadın bu azabı.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
İktidar sahibi liderler, halka: “Sizin bize göre farklı bir tarafınız yok. O halde, siz de işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar sebebiyle azâbı tadın." derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktu. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın" derler.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: 'Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Önceki öncüler de sonrakilere; “- Sizin de bize karşı bir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın”, derler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kendi kazançlarınızdan dolayı azabınızı tadın.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın.”
Besim Atalay
swap_vert close
Öncekiler, derler sonrakilere: «Sizin bizden ayrı neyiniz vardır? Yaptığınız iş yüzünden azabı tadasınız»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve (bunun üzerine) öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse yaptığınız kötülükler yüzünden tadın azabı!”
Cemil Said
swap_vert close
(39) Evvel gelenler sonra gelenler[e]: "Sizin bize rüchânınız var mı? lâyık oldığınız ’azâbı çekiniz" dirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın" derler.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Öncekiler sonrakilere, “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bizden arta kalır bir tarafınız yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
Edip Yüksel
swap_vert close
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandıklarınızdan ötürü azabı tadın," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın".
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bu sefer) öncekiler (sapıklıkta önderlik edenler) de sonrakilere (sapıklıkta kendilerini takip edenlere) derler ki: “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O hâlde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere: “Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onların evvelkileri de sonrakilerine: «Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın» dedi (diyecek).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Öncekiler ise sonrakilere: “Hâlbuki (bu mevzu'da) sizin bizim üzerimize hiç bir üstünlüğünüz olmadı, öyle ise kazanageldiğiniz (günahlar) yüzünden azâbı(nızı) tadın!” derler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bu sefer) önde gelenler, sonda yer alanlara (inkâr ve kötülük öncüleri, peşlerine takılanlara) diyecekler ki: (Bu hesap günü) sizin de bize karşı (hiç) bir üstünlüğünüz olmadı. Artık (bizim gibi siz de) kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere cevap olarak “Sizin bizden hiçbir üstünlüğünüz yoktu, kazandıklarınızdan dolayı azabı tadın” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere diyecekler: "Sizin bizden ne ayrılığınız ne ayrılığınız var ki? Öyleyse siz de kazandığınız günahların azabını çekin."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Evvelkileri sonrakilerine [²] diyecekler. «-— Sizin bizim üzerimizde hiçbir meziyetiniz yoktur. Neye azabımız iki kat olsun! Kazancınızdan dolayı haydi azabı tadın».
[2] Evvelkiler metbu, sonrakiler tâbi olanlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin de bize karşı herhangi bir fazlanız/üstünlüğünüz yok. O hâlde yapmış olduklarınızdan/kazandıklarınızdan dolayı siz de azabı tadınız!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Öncekileri (önderleri) sonrakilere (kendilerine uyanlara), “Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur, kazandığınıza karşılık tadın azabı” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: “Sizin bizden üstün bir tarafınız yok ki! Öyleyse, yaptıklarınıza karşılık cehennem azâbını bizimle birlikte tadın!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların ilk öncekileri de sonrakileri için dediler ki: “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktu. Kazanıyor olduğunuz şeylere karşılık Azab’ı tadın!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu sefer öncekiler, sonradan gelenlere karşılık verecek: " Sizin de bizden kalır yeriniz yoktu. Siz de çekin yaptıklarınızın cezasını..."
Mehmet Çoban
swap_vert close
Öncekiler sonrakilere der ki: “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. Yaptıklarınızın suçunu bize atamazsınız. Siz ne yaptıysanız kendiniz yaptınız. Uyarıldığınız halde bizim gibi Allah’ın yasalarına uymadınız. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: “(Belli ki) sizin bizden hiçbir farkınız yokmuş. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”
Mehmet Türk
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere: “Sizin bizden fazla bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse yaptıklarınızın karşılığı olan şu azabı tadın bakalım.” (diyecekler.)
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: “Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! ³⁰ Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!”
30 Yani, “Sizler de, bizim yaptığımız gibi, kendi özgür iradenizle yanlış yolda yürüdünüz; dolayısıyla, siz de bizimle aynı sorumluluğu taşıyorsunuz.” Mümkün olan diğer bir yorum: “Bizim hatalarımızdan ders almadığınız için bize karşı bir üstünlüğünüz yok”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve öncekiler de, sonraki kuşaklara: – Küfürde sizin, bizden bir farkınız yoktur, öyleyse siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın! Derler. 28/62...66, 34/31...33, 40/47...50
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu kez öncekiler sonrakilere, “İşte gördünüz, sizin bizden bir farkınız yok.[¹¹⁸⁵] Öyleyse, kendi işledikleriniz yüzünden tadın azabı!” diyecekler.
[1185] Lafzen: “sizin bize karşı bir ayrıcalığınız”. Yukarıda verdiğimiz anlamın, bu bağlamda verilebilecek en isabetli anlam olduğu gözüküyor. Çünkü sonrakiler, kendilerinin izleyici olduğunu, asıl cezalandırılması gerekenin izleyenler değil izlenenler ya da kötülüğe öncülük edenler olduğunu düşünerek, savunmalarını bu mantık üzerine bina ediyorlar. Oysa onların hesap etmediği, böyle bir mazeretin geçerli olması durumunda şeytana kadar tüm nesillerin mazeret beyan edeceği gerçeğidir. Kaldı ki, izlenenler kötülüğe öncülük yaparak fıtrat sözleşmelerine ihanet etmişler, izleyenler ise onları körü körüne takip ederek irade ve akıl emanetine ihanet etmişlerdir. Sonuçta ikisi de ihanettir ve hainlerin cezası aynıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bunun üzerine) Öncekiler de sonrakilere: "(Anladınız ya) Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yok! (Sizlere de Peygamberler geldi, neden onlara değil de bize tabi oldunuz) O halde siz de işlediğiniz günahlardan ötürü (bizim gibi katmerli) azabı tadın" derler.
Osman Fırat
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yokmuş. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık tadın azabı!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Öndekiler de, sonrakilere diyeceklerdir ki: «Sizin için bizim üzerimize bir fazl (ve rüçhan) yoktur. Binaenaleyh (siz de) kazanır olduğunuz şey sebebiyle azabı tadınız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: “Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Evvel gelenler sonrakilere: "Sizin bizim üzerimize bir fazlınız (hakk-ı rüchânınız) yokdur. Kazandığınız şeylerden dolayı 'azâbınızı tadınız" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere şöyle cevap vereceklerdir: “Sizin bizden ne farkınız var ki? Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere:-Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!” derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Öncekiler de sonrakilere “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok ki,” derler. “Siz de kendi kazandıklarınızın azabını tadın.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti öñdüngiler śoñraġılara “olmadı sizüñ üzerümüze hįç artuķlıķ [77b] pes ŧaduñ 'aźābı andan ötürü kim olduñuz-idi ķazanursız.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyide öñdinkiler ṣoñraġılara: Yoḳdur sizüñ bizüm üstümüzefażluñuz, pes daduñ cehennem odınuñ ‘aẕābını, ḳazanduġuñuz ma‘ṣiyetsebebi‐y‐le.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əvvəl gələnlər isə sonrakılara: “Sizin bizdən heç bir üstünlüyünüz yoxdur. (Biz sizi günah işlərə məcbur etmədiyimiz, əksinə, siz onları könüllü surətdə gördüyünüz üçün hər ikimiz eyni əzaba düçar olmalıyıq). Buna görə də qazandığınız günahların cəzası olaraq dadın əzabı! – deyəcəklər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the first of them saith unto the last of them : Ye were no whit better than us, so taste the doom for what ye used to earn.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then the first will say to the last: "See then! No advantage have ye over us; so taste ye of the penalty for all that ye did !"(1020)
1020 Wrongdoers have really no sense of honour towards each other. "Honour among thieves" is an exceptional, not an ordinary, experience. In real life, guilt and crime are apt to indulge in mean spite and bitter recriminations against accomplices.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَتْ
ve dedi
اُو۫لٰيهُمْ
öncekileri
لِاُخْرٰيهُمْ
sonrakileri için
فَمَا كَانَ
hâlbuki olmadı
لَكُمْ
sizin için
عَلَيْنَا
üzerimize
مِنْ فَضْلٍ
bir üstünlük
فَذُوقُوا
o hâlde tadın
الْعَذَابَ
azabı
بِمَا
o şey yü-zünden ki
كُنْتُمْ
idiniz
تَكْسِبُونَ۟
kazanıyorsunuz
Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O hâlde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
ذَاقَ
Fiil-I
ذ و ق
Tattı, hissetti
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı