[Bunun üzerine Allah]: “Katılın öyleyse, ateşe sizden önce gömülüp giden görünmeyen varlıklar ve insanlar güruhuna!” [Ve] bir güruh [ateşe] girerken her seferinde kendi yandaşlarına lânet edecek; o kadar ki, onların hepsi, birbiri ardından oraya doluştuklarında, sonrakiler önden gidenler ²⁸ için [şöyle] diyecek: “Ey Rabbimiz! Bizi yoldan çıkaran işte bunlardı: öyleyse, onlara ateşle iki kat azap ver!” Allah: “Her biriniz iki kat azaba müstehaksınız ²⁹ ama bunu bilmiyorsunuz” diye cevap verecek buna.
28 “Öncekiler” ile “sonrakiler” terimleri, burada, ya zaman içinde ardarda gelmeyi (“önce gelenler” ve “sonra gelenler” gibi), ya da konum ve statü bakımından bir sıralanmayı (“önderler” ve “onların izinden gidenler”) işaret etmektedir. Her iki durumda da bu terimler, sonraki cümleden de anlaşılacağı gibi, -ister toplumların önde gelenleri ve düşünce önderleri anlamında doğrudan olsun, ister ortaya koydukları örnekler aracılığıyla sonraki kuşaklar tarafından izlenen selefler anlamında dolaylı olsun-, öncekilerin sonrakiler üzerinde bıraktıkları kötü ve olumsuz etkiyi dile getirmektedirler.29 Lafzen, “herkese iki katlı [azap]”: Yani, bir defa yoldan saptığı için, bir defa da, ortaya koyduğu kötü örnekle başkalarını saptırdığı için. Karş. 16:25 - “Kıyamet Günü’nde, onlar hem kendi yüklerini bütün ağırlığıyla taşıyacaklar, hem de yanlış yola saptırdıkları bilgisiz, eğitimsiz insanlara ait yükün bir kısmını taşıyacaklar”.