close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 40. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne keżżebû bi-âyâtinâ vestekberû ‘anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbu-ssemâ-i velâ yedḣulûne-lcennete hattâ yelice-lcemelu fî semmi-lḣiyât(i)(c) vekeżâlike neczî-lmucrimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan sayıp onlara inanmaya tenezzül etmeyenlere gök kapıları kesin olarak açılmaz ve deve iğne yordamından geçer de onlar gene cennete giremezler ve biz, mücrimleri işte böyle cezalandırırız.
Bu âyet, İncil''de "Zengin kimse melekut-üs-semâvâta güç ile girer ve gene size derim ki zenginin melekut-Allah'a girmesinden devenin iğne deliğinden geçmesi daha kolaydır" meâlindeki söze benzer (Matyus, 19, 23-24).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayıp (Hakka uymaya yanaşmayanlar var ya), onlar için göğün (rahmet) kapıları (Allah’ın yüce makamları ve cennet yurtları asla) açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar da (ki insanlara göre imkânsızdır) bunlar cennete sokulmazlar. Biz suçlu günahkârları işte böyle cezalandırırız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki, ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan ve onlara tepeden bakan kimselere, dua ve amellerinin yükselmesi için gök kapıları açılmayacak. Ve onlar halat veya deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyecekler. Günaha gömülüp gidenleri, biz işte böyle cezalandırırız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim dinî esasları, şer'î hükümleri hâvî âyetlerimizi yalanlayanlara, âyetlerimizdeki şer'î hükümleri gururlarına yediremeyerek benimsemeyen zorbalara, diktatörlere, göğün kapıları, rahmet ve merhamet kapıları, yağmur ve rızık kapıları açılmayacaktır. Onların cennete girmesi, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar imkânsızdır. Biz İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsileri, suçluları işte böyle cezalandırırız.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapıları açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar cennete giremezler. Suçluları işte böyle cezalandırırız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlıyanlar ve onlara iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler (var ya), onlara gök kapıları açılmaz (ruhları göğe yükselmez) ve deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar (hiç bir zaman) cennete giremezler. İşte biz, günahkârlara (müşriklere) böyle ceza veririz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayıp, kibirlenerek onlardan uzaklaşanlara gök kapıları açılmaz. Ve deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar Cennete giremezler. Ve böylece Biz, mücrimleri cezalandırırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız.[133]
[133] Mücrim kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 133-136; XV, 201-203; XIX, 512-516; XX, 250-251.  
Besim Atalay
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da, ona inanmaktan büyüklenen kimselere, göğün kapıları açılmıyacak, deve geçmedikçe iğne deliğinden, cennete giremezler, günahlı olanlara böyle ceza veririz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Muhakkak ki ayetlerimize ilgi göstermeyen (onları anlamak istemeyen) ve onlara karşı büyüklük taslayanlar var ya; işte onlara, yüce âlemlerin (rahmet) kapıları açılmaz ve onlar, halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler. Biz, suçluları işte böyle cezalandırırız.
“Cemel” kelimesi kökü itibariyle hem “halat” hem de “deve” anlamına gelmektedir. Meal ve tefsirlerin çoğunda deve olarak yorumlansa da Kur’an’daki edebi tasvire uygun düşmediği ve deve ile iğne arasında bir münasebet bulunmadığı için burada “halat” olarak tercüme edilmesi daha uygun bulunmuştur. Ayrıca böyle bir benzetme ile cehennem ehlinin bir gün azaptan kurtulabileceğine dair açık bir kapı bırakılmış oluyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Bizim âyâtımızı tekzîb idenler ve tekebbür iyliyenler içün semânın kapuları açılmıyacakdır. Bir deve bir iğnenin deliğinden geçebildiği vakit ânlar da cennete girebilürler [1] İşte biz mücrimleri böyle tecziye ideriz.
[1] Ya’ni cennete girmeleri muhâldir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
Âyetin bu kısmı, “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi asılsız sayanlar, büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!  
 Bu âyetteki «cemel» kelimesini meşhur olmayan kıraat şekillerine dayanarak Kur’an’daki edebî tasvire uygun düşmediğini, deve ile iğne deliği arasında bir münasebet bulunmadığını ileri sürenler vardır. Bunun için kelimenin diğer kıraattaki «kalın ip» yani halat manasını tercih ederler. Ancak, umumun kıraatı göz önüne alınarak «deve» manası tercih edilmiştir. Devenin iğne deliğinden geçmesi, imkânsızlık bildirir. Buna göre âyetin manası: «Onlar asla cennete giremezler» veya «Çok zor girerler» demektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ayetlerimizi inkar edenlere ve onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapısı açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe de cennete girmezler. Suçluları böyle cezalandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Elbette âyetlerimizi tekzib eden ve onlara iymanı kibirlerine yediremiyen kimselere Semanın kapıları açılmaz ve cemel iğnenin deliğinden geçinceye kadar onlar Cennete girmezler, işte mücrimleri biz böyle cezâlandırırız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz ki, âyetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün (rahmet) kapıları açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar (ebedîyen) cennete giremezler. Suçluları (kâfirleri) işte böyle cezalandırırız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayan ve büyüklenenler var ya, onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar deve¹ iğnenin deliğinden geçmedikçe, Cennet'e giremeyeceklerdir. Mücrimleri² böyle cezalandırırız.
1- Veya kalın urgan. 2- “Suçlu” demek olan bu sözcük, “basit suçlu” anlamında değil; “gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın” anlamına gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalan sayıb da onlara karşı kibirlenmek isteyenler (yok mu?) onlar için gök kapıları açılmayacak, onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar, cennete girmeyeceklerdir. Biz günahkârları böyle cezalandırırız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki âyetlerimizi yalanlayıp, ona karşı kibirlenenler yok mu, onlara gök kapıları açılmaz ve deve, iğne deliğine girinceye kadar (onlar) Cennete giremezler. İşte suçluları (kâfirleri) ise, böyle cezâlandırırız!(1)
(1)“Evet küfür, mevcûdâtın kıymetini ıskāt (düşürmek) ve ma‘nâsızlıkla ittihâm ettiğinden(suçladığından), bütün kâinâta karşı bir tahkīr (hakāret) ve mevcûdât (varlıklar) âyinelerinde cilve-i esmâyı (Allah’ın güzel isimlerinin aksetmesini) inkâr olduğundan, bütün esmâ-i İlâhiyeye karşı bir tezyif(küçük düşürmek) ve mevcûdâtın vahdâniyete (Allah’ın birliğine) olan şehâdetlerini (şâhidliklerini)reddettiğinden bütün mahlûkāta (yaratılmışlara) karşı bir tekzib (yalanlama) olduğundan, isti‘dâd-ı insânîyi(insanın kābiliyetlerini) öyle ifsâd eder (bozar) ki, salâh (iyilik) ve hayrı kabûle liyâkati (ehliyeti) kalmaz. Hem bir zulm-i azîmdir (büyük bir zulümdür) ki, umum mahlûkātın ve bütün esmâ-i İlâhiyenin hukūkuna bir tecâvüzdür. İşte şu hukūkun muhâfazası ve nefs-i kâfir (kâfir olan kişinin) hayra kābiliyetsizliği, küfrün adem-i affını iktizâ eder (affedilmemesini gerektirir).” (Zülfikār, 10. Söz, 35)Ayrıca bakınız; (sahîfe 147, hâşiye 1)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslamış olanlar var ya; işte onlara, göğün (rahmet) kapıları açılmaz (amelleri yükselip kabul edilmez) ve (biz dilemedikçe) onlar, halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler. Ve biz, (İslama planlı cephe alarak islamiyeti yok etmeye çalışan kibirlenip böbürlenen güç ve iktidar sahibi) suçluları işte böyle cezalandırırız. *
(*) Ayrıca ayette geçen (جمل) “cemel” kelimesi kökü itibariyle hem “halat” hem de “deve” anlamına gelmektedir. Kur’an’daki edebi tasvire uygun düşmediği ve deve ile iğne arasında bir münasebet bulunmadığı için “halat” olarak çevrilmesi daha uygun görülmüştür. وقال ابن عباس حتى يدخل الجمل الذي يشد به السفينة في خرق الإبرة.) وقال أبو عوسجة: يعني خرق الإبرة أو المسلة، وقال ابن عباس ليس بالجمل ذي القوائم [ولكنه الجمل] يعني: القلس) (تأويلات أهل السنة) والجمل: الحبل، والخياط: الإبرة أو المسلة.نقول: إن الجمل يطلق أيضاً على الحبل الغليظ المفتول من حبال، مثل حبال المركب إننا نجده سميكاً مجدولاً. (خواطر محمد متولي الشعراوي) قوله : ( لا تفتح لهم أبواب السماء ) قيل : المراد : لا يرفع لهم منها عمل صالح ولا دعاء (تفسير ابن كثير ) ، وقيل هو حبل السفينة الغليظ الضخم القرطوبي ) وقيل : الحبل الغليظ من القنب . وقيل : الحبل الذي يصعد به في النخل - وقيل: هو حبل السفينة (روح المعاني﴾  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve ayetlerimize karşı kibirlenenler için rahmet kapıları (göğün kapıları) açılmayacak. Taki! Deve iğne deliğinden geçerse[11], onlarda cennete girerler! İşte suçluları böyle cezalandıracağız.
[11]. “Devenin iğne deliğinden geçmesi” deyim olup, bir şeyin olmasının imkânsız ve mümkün olamayacağını belirtir. Türkçe’mizde de aynı anlamda “Balık kavağa çıkarsa” deyimi kullanılır.  
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki belgelerimizi yalan saydılar, onlara karşı büyüklendiler, onlara göklerin kapıları açılmıyacaktır. Onlar Cennet’e de giremiyeceklerdir, iğne deliğinden deve geçinceye kadar! İşte biz suçluların karşılığını böyle veririz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan savıp kibirlerine yediremeyenler yok mu, işte onlara gök kapıları açılmaz [³] onlar, deve iğne deliğine girmedikçe Cennete giremezler. Günahkârları işte böyle cezalandırırız.
[3] Dualarına, amellerine bakılmaz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve ona karşı kibirlenenlere gelince, işte onlara gök kapıları açılmayacak¹³ ve halat/ deve¹⁴ iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte biz suçluları böyle cezalandırırız.
13 Onlara gök kapılarının açılmaması demek, onlar manevi rahmet ve nimetten mahrum kalacaklar demektir. 14 Kıraat farkından dolayı hem halat (cummel) hem deve (cemel) anlamına gelir. Ne halat iğne deliğinden geçer ne de deve. Burada anlatılmak istenen, bir şeyin olmasının imkânsızlığıdır. Yani burada onların cennete giremeyeceğinin metaforik bir anlatımı söz konusudur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapıları açılmaz; halat (veya deve) iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan sayan ve buyruğumuza boyun eğmeyi gururlarına yediremeyerek onlara karşı büyüklük taslayanlar var ya, göğün rahmet kapıları onlara asla açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçmedikçe, onlar da cennete giremeyeceklerdir. Devenin iğne deliğinden geçmesi nasıl mümkün değilse, inkârcıların da cehennemden çıkıp cennete girmeleri öylece imkânsızdır. İşte biz, suçluları böyle cezalandırırız!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlamış ve onlara karşı büyüklenmiş olanlara, Göğün kapıları açılmaz; Deve İğne’nin deliğinden geçinceye kadar Cennet’e giremezler. Suçlular’ı böyle cezalandırırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bizim sözlerimizi yalanlayıp horlayanlara, o gün semanın kapıları açılmayacak. Bunlar, deve iğne deliğinden geçmedikçe, cennete giremeyecekler. Biz, adî suçluları böyle cezalandıracağız.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayarak kibirlenenler var ya, işte onlara af kapıları açılmayacak. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmayacak [*] ve onlar halat/deve [*] iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandıracağız!
Burada sözü edilen “göğün kapıları” ifadesi, cehennemlikler için “ruhlarının yükselmemesi, biraz fırsat bulsalar da yükseklere nüfuz edememeleri, meleklerin sırlarına erememeleri, düşmeleri, dualarının reddedilmesi, üzerlerine bereket inmemesi” anlamlarına alınmaktadır.,Ayette geçen [el-cemel] “deve” kelimesinin [el-cümmel] “halat” şeklinde okunma ihtimali nedeniyle iki farklı anlamı vardır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapıları açılmayacak¹ ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar² da onlar, cennete giremeyecekler. İşte Biz günâhkârları böyle cezâlandırırız.
1 Yani mecâzen, onların yaptığı hiçbir iş ve duâ Allah’ın huzuruna yükselemeyecek ve asla kabul görmeyecek. Bk. (Fâtır: 10)2 (اَلْجَمَلُ) kelimesi “deve” anlamına geldiği gibi, “urgan ve halat” anlamına da gelir. Bazı müfessirler, halatın ipliğe benzerliğini ve iğneye deveden daha uygun düştüğünü düşünerek, “halat”ı tercih etmişlerse de müfessirlerin çoğunluğu “deve” anlamını daha uygun görmüşlerdir. Bu ifâde, “bir şeyin olmasının, asla mümkün olmadığını” belirtmek için kullanılan bir “darb-ı mesel”dir. Bunun Türkçedeki tam karşılığı ise; “balık kavağa çıkıncaya kadar” darb-ı meselidir. Bu sebeple de darb-ı mesellerde, bir benzeşmenin bulunması şart değil, ifâde ettiği anlam önemlidir. Sonuç olarak, her iki tercüme de kâfirlerin cennete girmelerinin imkânsızlığını ifâde etmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, Ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan ve onlara tepeden bakan kimselere göğün kapıları açılmayacaktır; ³¹ ve onlar, halatın iğne deliğinden geçebilmesinden daha kolay ³² giremeyecekler cennete. Günaha gömülüp gidenleri Biz işte böyle cezalandırırız.
31 İbni ‘Abbâs’a göre (Râzî’nin kaydettiği kadarıyla), bu mecaz, Allah’ın böyle günahkarların iyi eylemlerinden hiç birini kabul etmeyeceği gibi, onların sonradan yalvarıp yakarmalarını da kabul etmeyeceğini ifade etmektedir.32 Lafzen, “halat iğnenin deliğinden geçinceye kadar (hattâ)”; Bu söz bir imkansızlığı dile getirdiğine göre, burada hattâ sözcüğünün işlevini, sözün gelişine bağlı olarak, “...den daha kolay” şeklinde karşılamak daha uygun gözüküyor. Cümlede geçen cemel sözcüğüne gelince, bunun, bu anlam örgüsü içinde “deve” olarak tercüme edilmesi, hiç şüphe yok ki yanlış olur. Zemahşerî’nin belirttiği (ve Râzî dahil diğer klasik müfessirlerin de teyid ettiği) gibi, İbni ‘Abbâs, sözcüğü, “kalın urgan” ya da “halat” anlamına gelen cummel şeklinde telaffuz ederdi; aynı kıraat Ali b. Ebî Tâlib’e de atfedilmektedir (Tâcu’l ‘Arûs). Belirtmek gerekir ki, sözcüğün, cumel, cuml, cumul ve nihayet Kur’an’ın genel kabul gören kıraatinde de yer alan cemel şeklinde değişik lehçesel (dialectial) telaffuzları dahî vardır. Bunların hepsi de “kalın, bükümlü urgan” anlamına gelmektedir (Cevherî) ve bu anlamda hepsi Hz. Peygamber’in Sahâbîleri ve onların erken-ardılları (tâbi‘ûn) tarafından kullanılmıştır. Keza Zemahşerî, İbni ‘Abbâs’dan nakille, Allah’ın “iğnenin deliğinden geçen deve” biçiminde münasebetsiz bir mecaz irad etmiş olamayacağını kaydetmektedir ki bununla, deve ile iğnenin deliği arasında hiçbir anlamlı ilginin bulunmadığı ama beri yandan iğne ile halat arasında (bu halat, mecazın amacına uygun olarak, sadece son derece kalın yani, iğne deliğinden geçmesi muhal bir ipi ifadeye yaradığına göre) belirli ve anlamlı bir ilginin pekala bulunduğu anlatılmak istenmiştir. Bunun içindir ki, bu bağlam içinde cemel sözcüğünün karşılığını “deve” olarak değil de “halat” olarak düşünmek her bakımdan daha uygundur. Her ne kadar, Sinoptik İnciller’in Yunanca nüshalarında yer alan benzer bir ifadede sözcük “deve” olarak geçiyor ise de (Matta xix, 24; Markos x, 25 ve Luka xviii, 25) bu durum bizim tartışmamızı pek etkilemez. Çünkü hatırlanmalıdır ki, İncil, ilk olarak Ârâmîce (Hz. İsa zamanında Filistin’de konuşulan dil) tedvîn edilmiştir ve bu Ârâmîce metinler de şimdi kaybedilmiş bulunmaktadır. İhtimalden de öteye geçerek denebilir ki, Ârâmîce yazısında sesli harflere karşılık gelen işaretlerin mutad olarak bulunmaması yüzünden, Grek mütercim sözcüğün yazılışındaki g-m-l sessizlerinin (ki Arapça’da bu, c-m-l’ye denk geliyor) telaffuzunu yanlış değerlendirmiş ve sözcüğü böylece “deve” anlamına gelen okunuşuyla aktarmıştır: O günden bu yana pek çok Müslümanın yaptığı gibi, bütün gayrimüslim şarkiyatçıların Kur’an’ın bu ayeti üzerinde de tekrarlayageldikleri bir yanlışlıktır bu.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçek şu ki; ayetlerimiz karşısında yalana sarılan ve onları küçümseyenlere göklerin rahmet kapıları açılmayacak ve halat iğne deliğinden geçmedikçe, onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte biz, suçluları böyle cezalandırırız. 23/99...108, 43/74...78
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
HİÇ ŞÜPHESİZ mesajlarımızı yalanlamaya kalkan ve onlara tepeden bakanlara yüce âlemlerin[¹¹⁸⁶] kapıları açılmayacak; ve onlar, halat[¹¹⁸⁷] iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyecekler. Biz, günahta ısrar edenleri işte böyle cezalandırırız.
[1186] Lafzen: “Semanın”. Zımnen: Ne vahyin yüce mânaları kalbine inecek, ne bilinci güdülerinin köleliğinden kurtulup yecelecek ve ne de en yüksek makam olan cennete girecekler. Buradaki semânın “cennet”te bir gönderme olması mümkündür. İncil’deki “göklerin melekutu” tabiri ile buradaki “semanın kapıları” tabiri arasındaki anlam çağrışımı dikkat çekicidir. [1187] Cemel sözcüğü ceml, cuml, cummel, cumul biçiminde de okunmuştur. Tüm okuyuşlar iki anlama çıkar: “Erkek deve” ya da “halat”. İbn Abbas, benzetme sanatının bu eşsiz örneğini yorumlarken benzetme sanatında deveyi iğne ile eşleştirmenin uygun olmayacağını düşünerek bununla halatın kastedildiğini söyler ve der ki: “Allah teşbihin de en iyisini yapar” (Zemahşerî ve Ferrâ)” Hz. Ali, Mücâhid, Said b. Cübeyr ve Şa’bi de âyeti böyle anlar (Menâr). Erkek deveye, erkeklik organı halata benzediği için cemel denildiği görüşü de bunu teyit eder (Tâc). İbn Abbas’ın yukarıdaki açıklamasını doğru kabul edersek, “deve iğne deliğinden geçerse” ibaresinin Araplarda yaygın ve kabul görmüş bir deyim olmadığını kabul etmemiz gerekecek. Âyetteki bu ifade, cehennemi hak eden inkârcılardan söz eden “Rabbin aksini tercih etmedikçe, gökler ve yer orada durduğu sürece onlar da orada kalmayı sürdürecekler” (11:107) âyeti ile bağlantılı olarak anlaşılabilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şüphe yok ki, ayetlerimizi yalan sayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara; gök kapıları açılmayacak ve onlar deve iğne deliğinden geçinceye dek cennete giremeyeceklerdir!(*) (Bu uyarılara rağmen küfürde direnen) Günahkarları, biz şöyle cezalandırırız:
(*) "Deve iğne deliğinden geçinceye dek cennete giremeyecekler" beyanı üzerinde durmak istiyoruz.. Müfessirler bunun bir darb-ı mesel olduğunu ve böyle kafirlerin asla cennete giremeyeceklerini ifade ettiğini bildirmişlerdir. Nitekim Elmalılı bu konuda "Bu bir darb-ı meseldir ki, bizim "Balık kavağa çıkıncaya kadar" değişimiz gibi bir şeyin mümkün olmayana bağlanmasını ifade eder.. hasılı bu mana o kafirlerin cennete girmemelerini bir müddet gayesi ile sınırlamak değil, onun mümkün olmadığını açık bir temsil ile anlatmaktadır" demektedir.  
Osman Fırat
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok o kimseler ki, âyetlerimizi tekzîp ettiler ve onlara karşı tekebbürde bulundular. Onlar için gök kapıları açılmaz ve deve iğnenin deliğine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir. Ve işte mücrimleri böyle cezalandırırız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Âyetlerimizi yalan sayanlara ve onları kabule tenezzül etmeyenlere gök kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar da cennete giremeyeceklerdir. İşte Biz, suçlu kâfirleri böyle cezalandırırız! {KM, Markos 10, 25; Luka 18, 25}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! İşte suçluları böyle cezalandırırız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Âyâtımızı tekzîb ve îmânı kabûlden tekebbür idenlere gök kapuları açılmaz ve iğne deliğinden deve geçinceye kadar (hiç bir zamân) cennete girmezler. İşte mücrimleri böyle cezâ ideriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve büyüklük taslayanlar var ya; işte onlara göklerin kapıları açılmayacak, deve iğne deliğinden geçinceye kadar da Cennet’e giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, onlara gök kapıları açılmayacak, halat iğne deliğinden geçmedikçe, onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte biz, suçluları böyle cezalandırırız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Âyetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenlere semâ kapıları açılmaz; deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar da Cennete giremezler. Mücrimleri Biz işte böyle cezalandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karşısında büyüklük taslayanlar var ya, gök kapıları açılamayacaktır onlar için ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Suçluları böyle cezalandırırız biz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim yalan duttılar āyetlerümüzi daħı boyun virmediler anlara açılmaya anlaruñ içün gökler ķapuları daħı canları içiln daħı girmeyeler uçmaġa tā gire deve iġne yurduśına daħı ancılayın cezā virürüz yazuķlara.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ anlar kim yalanladılar bizüm āyetlerümüzi, daḫı ululandılar anuñüstine. Açılmaz anlar‐çun gök ḳapuları, daḫı girmezler uçmaġa ḥattādeve geçmeyince igne yurdusından. Anuñ gibi cezā iderüz yaman kişilere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ayələrimizi yalan hesab edənlərə və onlara təkəbbürlə yanaşanlara göyün qapıları açılmaz (əməlləri, duaları qəbul olunmaz, ruhları göyə qalxmaz) və dəvə iynənin gözündən keçməyənə qədər onlar da Cənnətə daxil ola bilməzlər. Biz günahkarlara (müşriklərə və kafirlərə) belə cəza veririk!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! they who deny Our revelations and scorn them, for them the gates of Heaven will not be opened nor will they enter the Garden until the camel goeth through the needle's eye. Thus do We requite the guilty.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To those who reject Our signs and treat them with arrogance, no opening will there be of the gates of heaven, nor will they enter the garden, until the camel can pass through the eye of the needle: Such is Our reward for those in sin.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp-hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
كَذَّبُوا
yalanladılar
بِاٰيَاتِنَا
âyetlerimizi
وَاسْتَكْبَرُوا
ve kibirlendiler
عَنْهَا
ondan
لَا تُفَتَّحُ
açılmaz
لَهُمْ
onlara
اَبْوَابُ
kapıları
السَّمَٓاءِ
göğün
وَلَا يَدْخُلُونَ
ve giremezler
الْجَنَّةَ
cennete
حَتّٰى
ta ki
يَلِجَ
girince-ye dek
الْجَمَلُ
deve
ف۪ي سَمِّ
deliğine
الْخِيَاطِۜ
iğne
وَكَذٰلِكَ
ve işte böyle
نَجْزِي
cezalan-dırırız
الْمُجْرِم۪ينَ
mücrimleri
Şüphesiz ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve ona karşı kibirlenenler var ya, (işte) onlara göklerin kapıları açılmaz ve onlar, deve, iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler! İşte Biz, (nefsinin hevâsına uyan) mücrimleri böyle cezalandırırız!
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اِسْتَكْبَرَ
Fiil-X
ك ب ر
Kibirlendi, büyüklük tasladı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فَتَّحَ
Fiil-II
ف ت ح
Açtı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
بَاب
İsim
ب و ب
Kapı
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
وَلَجَ
Fiil-I
و ل ج
Girdi
جَمَل
İsim
ج م ل
Deve
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمّ
İsim
س م م
Delik
خِيَاط
İsim
خ ي ط
İğne
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
جَزٰى
Fiil-I
ج ز ي
Ödedi, mükâfatlandırdı, cezalandırdı, karşılığını verdi
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu