close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ferîkan hedâ ve ferîkan hakka ‘aleyhimu-ddalâle(tu)(k) innehumu-tteḣażû-şşeyâtîne evliyâe min dûni(A)llâhi veyahsebûne ennehum muhtedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Halkın bir bölüğünü doğru yola sevketmiştir, bir bölüğüyse sapıklığı haketti. Zanneder misiniz Allah'ı bırakıp da Şeytanları dost edinenler doğru yolu bulmuşlardır?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah) Kimine (feraset ve istikamet ehline) hidayet verdi, kimi (kötü niyet ve şeytani gayret sahipleri) de sapkınlığı hak etti. Çünkü bunlar, Allah’ı bırakıp şeytanları (kâfir ve zalimleri dost tutan insanları) veliler edinmişlerdi ve onlar hâlâ kendilerinin gerçekten, hidayet üzere olduklarını zannetmektelerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O sizden bazılarını, doğru yola yönelterek onurlandıracak; ama bazılarınız için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz olacak. Çünkü bakın, onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinecekler, hem de böylelikle doğru yolu bulmuş olduklarını sanarak.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah bir kısmına hak yolu aydınlatıcı bilgiler verip doğruyu buldurarak, huzuruna getirecek. Bir kısmı da, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için, hak ederek, hak yoldan uzak bir hayat içinde, helâke maruz durumda, huzura gelecekler. Bunlar Allah'ın dışında, kulları durumundaki şeytanları, şeytanî güçleri dost, velî, otorite edinmişlerdi. Bir de, doğru yolu bulduklarını zannediyorlardı.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 18/104.  
Ahmet Varol
swap_vert close
(Allah) bir grubu doğru yola yöneltti, bir grup için de sapıklık hak oldu. Onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmekte ve kendilerinin doğru yol üzere olduklarını sanmaktadırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah bir kısmına hidayet verdi ve bir kısmına da sapıklık inip yerleşti. Çünkü, Allah'ı bırakıp şeytanları dostlar edindiler. Bir de zannederler ki, kendileri hidayettedirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Allah, bu dünyada yarattığı insanlardan) bir grubu doğru yola yöneltti, bir grubunu da saptırdı, sapıklık onlara hak oldu. Çünkü onlar doğru yolda olduklarını sanırlarken Allah’ın yerine şeytanları dostlar ve sahipler edindiler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir bölüğü doğru yola götürdü, bir bölüğe sapmaklık hak oldu, Allahı bırakarak, şeytanlarla dost olanlar, doğru yolu tuttuk sanmaktadırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah (insanların) bir kısmını (iyi niyet ve eyleminden dolayı) doğru yola yönelterek onurlandırdı, bir kısmına da (kötü niyet ve eyleminden dolayı) doğru yoldan sapmak kaçınılmaz oldu. Çünkü onlar; Allah'a inanmakla beraber şeytanları kendilerine evliya edindiler. Ve onlar, kendilerinin (hâlâ) doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Bkz. 16/36“Şeytanları kendilerine evliya edindiler” cümlesindeki “evliya” kelimesini sadece yalın anlamıyla “dostlar” olarak almak yerine “onları kendilerine veli tayin ettiler” şeklinde alırsak daha isabetli olur. Zira “evliya”, “veli”nin çoğuludur. “Veli” dost anlamına gelmekle beraber bir çocuğun her türlü durumundan sorumlu olan kimseye ya da velayet hakkına sahip olan kimseye de denmektedir. Bu zaviyeden bakıldığında şeytanları veli edinenler, onların velayetini kabul etmiş ve davranışlarının belirlenmesinde yetkiyi onlara devretmiş demektir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ba’zılarınızı hidâyete sevk ider ba’zılarınızı dalâletde bırakır, dalâletde kalanlar Allâh’ın yerine şeytânın ’avenesini evliyâ ’add iderler ve kendilerini tarîk-i müstakîmde zann iderler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah insanlardan bir takımını doğru yola eriştirdi, fakat bir takımı da sapıklığı haketti, çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O, bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapkınlığa müstahak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O, bir gurubu doğru yola iletti, bir guruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.  
 Allah Teâlâ bir gurup insanı hidayete erdirmiştir; bunlar Allah’ın gösterdiği doğru yoldan ayrılmazlar. Fakat bir gurup insan da vardır ki, doğru yolu istemedikleri için Allah da onları kendi hallerine bırakmıştır. Bunlar sapık yolda gittikleri halde kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. Asıl yanlışlıkları da burdan gelmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapıklığı hakketti. Onlar, şeytanları ALLAH'tan başka dostlar edindiler ama kendilerini doğru yolda sanıyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir kısmına hidayet buyurdu, bir kısmına da dalalet hakkoldu, çünkü bunlar, Allahı bırakıb Şeytanları evliya ittihâz ettiler, bir de kendilerini hidâyette zannederler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah), insanların bir kısmını, (hidâyete ulaşmak üzere, gayret sarf etmelerinden dolayı,) doğru yola iletti, bir kısmını da (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri ve ısrarla hakkı inkâr ettikleri için cüz’î irâdeleri ile kendilerinin tercih etmiş olduğu) sapkınlık üzere bıraktı. Zira onlar Allah’ı (n emirlerine itaati) bırakıp, (telkinlerine itaat etmek sûretiyle) şeytanları dostlar edindiler. Ve (üstelik bu sapkın halleriyle de) kendilerinin hidâyet üzere olduklarını sanıyorlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bir kısmını¹ hidayete² iletti. Bir kısmı da dalâleti hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları evliya³ edindiler. Ve kendilerini de hidayette sanıyorlar!
1- Hidayeti hak edenleri. 2- Doğru yola. 3- Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Allah) bir kısmına hidâyet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allâhı bırakıb şeytanları kendilerine dostlar ve âmirler edindiler, öyle sanıyorlar ki onlar hakıykaten doğru yolu bulmuşlardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Kullarının) bir kısmına (hikmetine binâen kendi lütfundan) hidâyet verdi, bir kısmına da (küfür ve isyanlarına binâen) dalâlet hak oldu. Çünki onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dostlar edindiler; (böyle iken) bir de gerçekten kendilerinin hidâyete ermiş kimseler olduklarını zannederler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Allah, insanlardan) bir grubu (iman edip hidayeti tercih ettiklerinden dolayı) doğru yola iletmiş, bir gruba da sapıklık hak olmuştur. Çünkü onlar Allah’ın yanı sıra, şeytanları (insanları saptıran şeytanî güçleri) veliler (rehber, yönetici, koruyucu, yoldaş ve işlerine vekil) edinmişlerdi. Bir de, doğru yolu bulduklarını zannediyorlardı.*
(*) “Veli” yönetici, lider, önder anlamlarına geldiği gibi, her türlü durumundan sorumlu olan kimseye ya da velayet hakkına sahip olan kimseye de denmektedir. Bu zaviyeden bakıldığında şeytanları/şeytani güçleri veli edinenler, onların velayetini kabul etmiş ve davranışlarının belirlenmesinde yetkiyi onlara devretmiş demektir. بما اختاروا من فعل الضلال؛( تأويلات أهل السنة) {وَفَرِيقاً حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلاَلَةُ} Yüce Allah (iman edip hidayeti tercih ettiklerinden dolayı) bir gurup insanı hidayete erdirmiştir; bunlar kendi özgür iradeleriyle Allah’ın gösterdiği doğru yolu tercih edenlerdir. Fakat bir gurup insan da vardır ki, kendi özgür iradeleriyle doğru yolu değil de, inkâr ve sapıklığı tercih ettiklerinden dolayı Allah da onları kendi hallerine bırakmıştır. Bunlar sapık yolda gittikleri halde kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar... وحقّ على فريق منهم الضلالة عن الهدى والرشاد، باتخاذهم الشيطان من دون الله وليًّا (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(İnsanlardan) Bir gurup var, doğru yol üzerinde, bir gurup da var ki (inançları, yaptıkları ve davranışlarından dolayı) sapıklık onların üzerinde hak olmuştur. Çünkü şeytanları, Allah’dan başka koruyucu ve yandaş edinmişler ve bu davranışları ile de doğru yolda olduklarını zannediyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah bir takımını doğru yola iletti. Bir takımı için de sapkınlığa düşmek gerekti. Çünkü bunlar Allah’ı bırakıp da şeytanları kendilerine koruyucu yaptılar. Üstelik bir de kendilerini doğru yolu tutmuş sandılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O, bir fırkayı doğru yola erdirdi, diğer bir fırkada da sapıklık sabit oldu [⁷]. Çünkü onlar Allah/ı bırakarak şeytanları ahbap edinmişlerdi, doğru yola erdiklerini zannediyorlardı.
[7] Veya lâyık oldu.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, belli bir grubu [ferîkan] doğru yola iletti. Belli bir grubun da sapması üzerlerine hak oldu. Şüphesiz onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edindiler ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah insanlardan bir takımını hidayete erdirdi, fakat bir takımı da sapıklığı hak etti; çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları veliler edindiler ve de (buna rağmen) hidayete ermiş olduklarını sanıyorlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu uyarılar karşısında, insanlar farklı tavırlar gösterdiler. Allah da onlardan bir kısmını doğru yola iletti, bir kısmı ise sapıklığı hak etti. Çünkü onlar, Allah’tan başka, cinlerden ve insanlardan birtakım şeytanları kendilerine rehber, yönetici ve dost edindiler. Üstelik, bu hâlleriyle doğru yolda olduklarını sanıyorlar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir fırkaya yol gösterdi; bir fırkaya da Sapkınlık hak oldu. Onlar, Allah’ı bırakıp Şeytanlar’ı veliyyler edindiler. Bir de kendilerini hidayete ermiş / doğru yolda sayıyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ah şu insanlar! kimileri düze çıktı, kimileri dışlanıp yalnızlığa mahkum edildi. Çünkü Allah’ı bırakıp, şeytana yâr oldular, Çünkü kendilerini hep, doğru yolda sandılar...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbin inananlara yol gösterir. Gönderdiği ayetlerle doğru yola iletir. Ancak Rabbine inanmayanlar, Rabbinin yasalarına uymayanlar sapıklık içindedir. Onlar yaptıkları hatalar nedeniyle tövbe etmedikleri müddetçe sapıklıkta kalırlar. Onlar tövbe etmedikçe düzeltilmez. Kendi tutumlarından dolayı sapıklık onlara müstahak olur. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edinirler. Böyleyken bile kibirlerinden dolayı gerçeği görmez, kendilerini hep doğru yolda sanırlar. Onların aldanmasına sebep olan, işte bu duygu ve düşünceleridir. Onlar ne yaptıklarının farkında bile değillerdir. İçlerindeki kibir, bencillik, şımarıklık onları azdırdıkça azdırır. Rabbinle bile mücadeleye girişirler. Rabbine dinini öğretmeye kalkarlar. Böylece haklarındaki hüküm kesinleştikçe kesinleşir. Rabbin hiç kimseye haksızlık yapmaz. İnsana kötülük yapmaması, iyi bir insan olması için her türlü yolu açar. Ancak hiç kimseyi zorla doğru yola sokmaz. Çünkü Rabbin adildir. Kendiliğinden doğru yola girenler varken, inanmayanları doğru yola zorla sokarak adaletsizlik yapmaz. Hidayet için kalbini açana hidayet eder. Doğru yola girmek isteyene doğru yolun kapılarını açar. Ancak hiçbir zaman kalbini hidayete kapalı tutanı zorla hidayete ulaştırmaz. Şeytanın yolundan gitmek için ısrar edeni zorla doğru yola döndürmez. Bunlar Rabbinizin temel ilkesidir. Rabbin asla ilkesinden vazgeçmez. Hiç kimsenin, hatırını, nazını tanımaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bir kısmı(nız)ı doğru yola ulaştırmış olarak, bir kısmı(nız) hakkında da sapkınlık gerçekleşmiş olarak (O’na döneceksiniz). Şüphesiz ki onlar, kendilerinin doğru yolda olduğunu sanarak Allah’ın peşi sıra şeytanları kendilerine dostlar edinmişlerdi. [*]
Bu ayet Kehf 18:104 ve Zuhruf 43:37. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
29,30. Ve onlara: “Rabbim bana adaletli olmayı emretti. Her secde ettiğinizde¹ yüzlerinizi sadece Ona çevirin ve dini sadece Allah’a has kılarak yalvarın. İlkin O sizi nasıl yarattıysa sonunda; ya (Allah’ın) dosdoğru yola ilettiği bir topluluk olarak ya da; Allah’ı bırakıp da şeytanları dost edinmeleri ve kendilerinin doğru yolda olduklarını zannetmeleri sebebiyle sapkınlığı hak eden bir topluluk olarak, yine Ona öyle döneceksiniz.” de.²
1 Mescid kelimesi; “secde, secde zamanı ve secde edilen yer” anlamlarına geldiği için her üç anlamı birden anlamak, daha doğru olur.2 Yani Allahu Teâlâ siz insanları önce yaratıp Dünyaya getirdiği gibi yine öyle iade edecek. Ahirete gideceksiniz. Şüphe yok ki iade, yeniden yaratmadan daha kolaydır. Bir kere olanın yine olabileceğinde şüpheye mahal yoktur. Bunun için “tabiat yarattı hastalığına” tutulup da ahireti inkâr edenler, öncelikle tabiat kanunlarının başı bulunan, “olan yine olur” kanununu düşünmeli ve yaratmaya kâdir olan Allah’ın iadeye de kâdir olduğunu anlayarak sonra tekrar yaratılmaya da inanmalıdırlar. Binaenaleyh bilmelidir ki bu Dünyaya çırçıplak gelip az çok türlü türlü giyimler bulan insanların hepsi sonuçta bu Dünya elbisesinden soyunup yine geldikleri gibi çırılçıplak olarak dönüp gidecekler ve amellerinin cezasını bulacaklardır. Şunu hiç unutmamalıdır ki bu geliş-gidişte, tecelli eden bütün hüküm ve kudretin özellikle Allah’ın olduğunda asla şüphe yoktur. Analar, babalar, dostlar, efendiler, hâkimler, hükümdarlar, milletler, insanlar, cinler, hâsılı bütün mahlûkat bir araya gelseler kendi kendilerine bir ferdin ne yaratılmasına kadir olabilirler, ne de iadesine... “Ben de diriltir ve öldürürüm,” diyen nice Nemrutlar gelmiş geçmiştir ki bütün arzu ve iddialarına rağmen ne bir çocuk yapabilmiş, ne de kendisini öldürmeğe gelen hasmının canını alabilmiştir. Binâenaleyh başlangıç ve sonuca hâkim Allah olduğu için her gün her lâhza ister istemez o sona doğru yürümekte olan insan da dininde Allah için muhlis olmalı ve ancak Allah’a dua edip yalvarmalı ve ihlas ve samimiyetle Ona kul olmalıdır. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O, [sizden] bazılarını doğru yola yönelterek onurlandıracak; ama bazıları[nız] için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz olacak: ²² Çünkü, bakın, onlar Allah’ı bırakıp [kendi] kötü dürtülerini kendilerine dost edinecekler, hem de böylelikle doğru yolu bulmuş olduklarını sanarak!”
22 Lafzen, “onlar için kaçınılmaz olacak” (hakka ‘aleyhim); bununla, yoldan sapmanın onların kendi yapıp-etmelerinin, kendi tutumlarının kaçınılmaz bir sonucu olduğu dile getirilmek isteniyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnsanların bir bölümü doğru yolu buldu, bir bölümüne ise sapıklık kaçınılmaz oldu; çünkü onlar, Allah’tan önce şeytanları veliler olarak benimsediler de kendilerini hala doğru yolda zannediyorlar. 4/119, 16/63, 43/36- 37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O, bazılarını doğru yola sevk edecek; fakat bazıları için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz hâle gelecek: Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytan(î duyguların)ın hâkimiyetine girecek; üstelik doğru yolu bulduklarını sanarak…
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Allah, insanlardan) Bir gurubu doğru yola iletti, diğer bir gurup ise sapıklığı hak etti. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp, kendilerine şeytanları dost edindiler, böyle iken (sapıklık bataklığında bocalarken yine de) kendilerinin doğru yolda olduğunu sandılar! (Bu batıl zanna kapılmasalardı, sapıklık üzerlerine hak olmaz, hidayete gelmeleri mümkün olurdu.)
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bir cemaate hidâyet etti, bir cemaatin üzerlerine de dalâlet hak oldu. Çünkü onlar Allah Teâlâ'yı (O'na ubûdiyeti) bırakıp şeytanları dostlar ittihaz ettiler. Ve zannederler ki, onlar hidâyete ermişlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir kısmına hidâyet buyurdu, bir kısmına da dalâlet müstehak oldu; çünkü bunlar Allah'tan başka şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda zannediyorlar! [18, 104]
Allah itidali, yani ifrat ve tefritten uzak durup ölçülü olmayı emreder. (Bkz. 1,4)  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ bir fırkaya (îmânı ihsân ile) hidâyet buyurdı ve bir fırka üzerine de dalâlet hak oldı. Çünki onlar Allâh'dan başka şeytânları dost ittihâz itdiler ve doğrı yolı bulduk zan iylediler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah bir kesimin doğru yolda olduğunu onaylar. Bir kesim de sapık sayılmayı hak eder. Onlar şeytanları Allah’tan yakın[*] konumda tutar, üstelik doğru yolda olduklarını sanırlar.
[*] Ayette geçen evliyâ أَوْلِيَاء , velinin çoğuludur. Burada veli, bir çocuğa veli olmak veya bir ile vali olmak gibi başkasını bağlayıcı söz söyleme yetkisine sahip olmaktır. Bu kişiler önceliği Allah'ın emirlerine değil şeytanların isteklerine verdiklerinden âyete bu anlam verilmiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
O, (insanların) bir bölümünü hidayete ulaştırdı, bir bölümüne ise sapıklık hak oldu; çünkü onlar, Allah'ı bırakıp, şeytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayette sanırlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O sizin bir kısmınıza hidayet nasip etti; bir kısmınız ise sapıklığı kendileri hak etti. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdir; hâlâ da kendilerini doğru yolda sanırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir kısmını iyiye ve güzele kılavuzladı, bir kısmının üzerine de sapıklık hak oldu. Onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bir bölüge ŧoġru yol gösterdi daħı bir bölük vācib oldı anlaruñ üzere azġunlıķ. bayıķ anlar duttılar şeyŧānları dostlar Tañrı’dan ayruķ daħı śanurlar kim bayıķ anlar ŧoġru yol duttıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bir ṭāyifeye doġru yol gösterdi, daḫı bir ṭāyifeye vācib oldı üstlerine azġun‐luḳ. Taḥḳīḳ anlar idindiler İblīsleri dostlar Tañrı Ta‘ālādan özge. Daḫıṣanurlar anlar kendülerini doġru yol üstinedür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah) insanların bir qismini doğru yola yönəltdi, onların bir qismi isə (haqq yoldan) azmağa layiq görüldü. Çünki onlar Allahı qoyub şeytanları özlərinə havadar tutmuşdular və özlərinin doğru yolda olduqlarını güman edirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
A party hath He led aright, while error hath just hold over (another) party, for lo! they choose the devils for protecting friends instead of Allah and deem that they are rightly guided.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Some He hath guided: Others have (by their choice) deserved the loss of their way;(1012) in that they took the evil ones, in preference to Allah, for their friends and protectors, and think that they receive guidance.
1012 Guidance is for all. But in some it takes effect; in others the doors are closed against it, because they have taken Evil for their friend. If they have lost their way, they have richly deserved it; for they deliberately took their choice, even though, in their self-righteousness, they may think that their sin is their virtue, and that their Evil is their Good (Cf. 36:7 and 17:16 ).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَر۪يقاً
bir kısmına
هَدٰى
hidâyet verdi
وَفَر۪يقاً
ve bir kısmına
حَقَّ
hak oldu
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
الضَّلَالَةُۜ
dalâlet
اِنَّهُمُ
şüphe-siz onlar
اتَّخَذُوا
edindiler
الشَّيَاط۪ينَ
şeytanları
اَوْلِيَٓاءَ
dostlar
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'tan
وَيَحْسَبُونَ
ve sanırlar ki
اَنَّهُمْ
şüphesiz kendileri
مُهْتَدُونَ
hidâyete ermiş kimselerdir
O, (kullarından) bir kısmını (âyetlerine ve resulüne iman ettiği için) hidâyete erdirdi, bir kısmına da (küfür ve şirklerinden dolayı) dalâlet hak oldu; çünkü onlar, Allah'tan başka (bir de) şeytanları kendilerine dostlar edindiler. Buna rağmen onlar, kendilerinin hidâyette olduklarını sanırlar.
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
حَقَّ
Fiil-I
ح ق ق
Hak oldu, hakikat oldu, hakkını verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ضَلَالَة
İsim
ض ل ل
Dalâlet
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
مُهْتَدُون
Etken fiil-VIII
ه د ي
Hidâyet bulanlar, doğru yola girenler