20,21. Bunun üzerine şeytan o ikisinin, kendilerine örtülmüş olan avret yerlerini meydana çıkarmak için¹ o ikisine² de vesvese³ verdi ve: “Rabbiniz size bu ağacı, sadece sizin birer melek olmamanız ya da ebedî yaşayanlardan olmamanız için yasakladı.” dedi ve: “Doğrusu ben, sizin iyiliğinizi istiyorum.” diye yemin etti.
1 Bu ifâdeden; Hz. Âdem’le Hz. Havva’nın cennette çıplak dolaşmadıkları ve avret yerlerini cennette kendilerinden başka insan olmadığı halde bile örttükleri açıkça anlaşılmaktadır. Bk. (Tâ Hâ: 118) Bir kısım tefsircilerin, Hıristiyanlık ve ilkellik kültürüyle, “Hz. Âdem ve Havvanın cennette çıplak olduklarını, ilkelliklerinden bunun farkında bile olmadıklarını” ifâde etmeleri nezaketsizliğin çok ötesine geçmektedir.2 Bu âyet; şeytanın önce Havva’yı kandırdığı, sonra onu kullanarak Hz. Âdem’i yoldan çıkarttığı kanaatini yalanlar. Doğrusu şeytan, ikisini birden kandırmıştır. 3 Vesvese: Fısıltı ve fiskos gibi gizli ses, hışırtı anlamına gelir. Buna göre vesvese: kalpte meydana gelen şüphe, tereddüt, kuruntu, nefsin veya şeytanın insanın gönlüne düşürdüğü hayırsız, düşünce ve duygular demektir. Vesvese kelimesi Kur’ân’da dört yerde geçmektedir. Fıkıh usulünde de vesvese kötü bir şey olarak kabul edilmiştir. Her şeyde tereddüt ve vesvese ile hareket edenin sözüne itibar edilmemiştir. Kur’ân ve sünnette vesvese tasvip edilmemiştir. Bilhassa vesvese ile ilgili bütün âyetlerde, vesvesenin şeytandan geldiğine işaret buyurulmuştur. Buna göre İslâm vesveseden sakınmayı istemiştir. Vesveseye kapılan insan, ibadetlerinde yanılır, çeşitli hatalara düşer ve haz almaz.