close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 22. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fedellâhumâ biġurûr(in)(c) felemmâ żâkâ-şşecerate bedet lehumâ sev-âtuhumâ vetafikâ yaḣsifâni ‘aleyhimâ min veraki-lcenne(ti)(s) venâdâhumâ rabbuhumâ elem enhekumâ ‘an tilkumâ-şşecerati veekul lekumâ inne-şşeytâne lekumâ ‘aduvvun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onları böylece aldattı. Derken o ağacın meyvesinden tadınca avret yerlerini gördüler ve cennetteki ağaçların yapraklarıyla avret yerlerini örtmeye koyuldular. Rableri nida edip onlara dedi ki: Sizi, şu ağacın meyvesini yemeden menetmedim mi ve demedim mi ki Şeytan, hiç şüphe yok ki size apaçık bir düşmandır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Şeytan bu suretle) Onları aldattı (ve derecelerini alçalttı). Ağacı (şehvetle) tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve (o çıplak vaziyetlerinden utanarak) cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" diye seslendi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve böylece onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Fakat o ikisi sözü geçen ağaçtan tattıklarında, birden utanç yerleri açılıp ortaya çıktı ve çıplaklıklarının farkına vardılar ve cennetteki yapraklarla üzerlerini örtmeye koyuldular. Bunun üzerine, Rableri onlara şöyle seslendi: “Ben size o ağacı yasaklamamış mıydım? Ve şeytanın göze görünmese de size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Böylece onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Bitkinin mahsulünü tattıklarında, kendilerini ayıplatacak fiilleri akıllarına geldi ve edep yerleri açıldı. Cennetten topladıkları yapraklarla üzerlerini kat kat örtmeye başladılar. Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden Rableri onlara: “Ben ikinize o bitkiyi, onu dillendirmeyi ilmimin-hikmetimin gereği yasaklamadım mı? Şeytan ikinize de, apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye nida etti.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 20/121.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Böylece onları aldatıp bulundukları yerden aşağı indirdi. Ağacın meyvesini tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü ve üzerlerini cennet yaprakları ile örtmeye başladılar. Bunun üzerine Rabbleri onlara: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim ve size 'şüphesiz ki şeytan size açık bir düşmandır' dememiş miydim?" diye seslendi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: 'Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Böylece ikisini de aldatarak, onları mevkilerinden düşürdü. Ağacın meyvasını taddıkları zaman, ayıp yerleri kendilerine açılıverdi. Onlar da hemen cennet yapraklarından üst üste koymakla örtünmeğe başladılar. Rableri onlara şöyle nida etti: “- Ben, ikinize de bu ağacı yasak etmedim mi; şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Aldatmakla onları o ağaçtan yemeye yaklaştırdı. Onlar ağacı tattıklarında avretleri onlara göründü. Ve bahçe yapraklarıyla örtünmeye başladılar. Rableri: “Ben bu ağacı size yasaklamamış mıydım? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
Besim Atalay
swap_vert close
O, onları aldatarak düşürdü, ne zaman ki ağaçtan tattıklarında, ut yerleri açıldı, cennetin yaprağından oralara üleştirir oldular, «Bu ağaçtan size yasak etmedim miydi?» diye, Tanrıları çağırmıştır onlara, «Size şeytan açık düşman» dememiş miydim?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Böylece ikisinin de yanılmalarını sağladı. Âdem ile eşi o ağacın meyvesinden tadar tatmaz birden çıplaklıklarının (mahrem yerlerinin açıldığının) farkına vardılar. Bunun üzerine bahçeden topladıkları yapraklarla mahrem yerlerini örtmeye başladılar. Rableri de onlara şöyle seslendi: “Ben ikinizi de o ağaçtan yasaklamadım mı?” Ve size: “Şeytan mutlaka ikinize de açık bir düşmandır” demedim mi?
Bkz. 20/121Burada insanın aklını ve duyularını Allah’ın istediği şekilde kullanmadığı taktirde şeytanın esiri ve nefsin tutsağı olacağı temsili bir şekilde gösteriliyor. Ayrıca insanoğlunun dünyadaki mücadele ve olgunlaşma sürecine girmeden önceki saf ve masum durumuna işaret ediliyor. Öyle ki; cinsel dürtülerinin etkisine girmeyen insan, cinselliğini ön plana çıkaracak mahrem yerlerinin bile farkında değil. Ama aldığı sorumluluğu unutup amansız düşmanı olan Şeytanın etkisiyle harama bulaşınca her şey ortaya çıkıyor; saflık ve masumiyet gidiyor, onun yerine itaatsizlik ve hadsizlik geliyor ve böylece mahrem yerlerin örtünme ihtiyacı doğuyor. Acaba günümüzde yaşanan sınırsız hayasızlığın ve vurdumduymazlığın arkasında Allah’ın koyduğu yasakların insan hayatında ciddi yer almamasının bir payı var mıdır? Bu konuda aklımızı işleterek muhakeme etmek durumundayız.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânları aldatarak ağacın meyvesini tatdırdı, o vakit çıplaklıklarını gördiler ve bağçenin ağaçları ile örtünmeğe başladılar, rableri te’âlâ "Ben size bu ağacı men’ itmedim mi şeytân sizin ’alenî düşmanınızdır dimedim mi?" buyurdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarından oralarına örtmeğe koyuldular. Rableri onlara, "Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?" diye seslendi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Böylece ikisini de ayartmış oldu. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylemedim mi?” diye seslendi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti.
Edip Yüksel
swap_vert close
Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri kendilerini çağırdı: "O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve şeytanın ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?"
Bak 7:26.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bu suretle kandırarak ikisini de sarktırdı, onun üzerine vakta ki o ağacı tattılar, ikisine de çirkin yerleri açılıverdi ve başladılar Cennet yapraklarından üzerlerine üst üste yamayorlardı, rabları da kendilerine nida etti: ben sizi bu ağaçtan nehyetmedim mi? Ve size haberiniz olsun bu Şeytan açık bir düşmandır size demedim mi?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Böylece iblîs) onları, (yalan yere Allah adına yemin ederek) aldatıp (bulundukları makamdan) aşağı (bir makama) düşürdü. (Yasak edilen) ağacı (n meyvesini) tadar tatmaz, (üzerlerindeki cennet örtüleri kayboldu ve) her ikisine de avret yerleri gözüktü de (hemen) cennet yapraklarıyla üzerlerini (avret yerlerini) örtmeye başladılar. (Bunun üzerine) Rableri onlara şöyle buyurdu: “Ben size o ağacı (n meyvesinden yemeyi) yasaklamamış mıydım? Şüphesiz, şeytan size apaçık bir düşmandır, buyurmamış mıydım?”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca¹, çirkinlikleri açığa çıktı.² Cennet yapraklarını³ üst üste koyup örtünmeye başladılar.⁴ Rabb'leri onlara: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?” diye seslendi.
1- “Tadınca”dan kasıt, tadına bakmak değil, tam anlamı ile onunla bütünleşmek, sürekli ona sahip olmak, içinde yer almak anlamındadır. Tatmak anlamındaki “zâkâ” sözcüğü, Kur'an'da daha çok Cehennem azabını tatmak anlamında kullanılmaktadır. Bu da Cehennem'in tadına bakmak değil, Cehennem'de sürekli kalmak demektir. 2- Şeytani dürtülere aldanıp mal edinme hırsına saplanan Âdem ve eşi, yanlışlarını fark edip kusurlarını anladılar. 3- Dikkat edilirse, “ağaç yaprakları” değil, “cennet yaprakları” denmektedir. Zaten “varak” sözcüğü burada “yaprak” değil, “mal varlığı” anlamında kullanılmaktadır. “Ağaç (şecer)” sözcüğü de bildik anlamda ağaç değil, “yığınlarla mal, mülk” anlamında mecazi bir ifadedir. Ayette, Allah, yaşanmış bir olayı değil, “temsili anlatım dili” ile mesajını iletmektedir. 4- Derhal hatalarını düzeltmeye koyuldular. (Bak 7:27. Ayet)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte bu suuretle ikisini de aldatarak (o ağacdan yemiye) tenezzül ettirdi Ağaç (in meyvesin) i tatdıkları anda ise o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine cennet yaprağından üst üste yamayıb örtmiye başladılar. Rableri de: «Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size muhakkak apaçık bir düşmandır demedim mi?» diye nida etdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Böylece o ikisini aldatarak (o ağaçtan yemeye) tenezzül ettirdi. Derken ağacı(n meyvesini) tattıklarında, avret yerleri kendilerine göründü de Cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Bunun üzerine Rableri o ikisine: “Size bu ağacı yasaklamadım mı ve şübhesiz şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye nidâ etti.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve böylece onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Fakat o ikisi, sözü geçen ağacın meyvesinden tadar tatmaz birden kötülükleri kendilerine göründü. Ve (böyle bir hatayı işlemekle utanç durumuna düşenlerin yaptıkları gibi hemen) bahçenin yapraklarından topladıklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri de ikisine birden şöyle seslendi. Ben ikinizi de o ağaçtan men etmemiş miydim? Ve ben ikinize ’Kesinlikle şeytan sizin için açık bir düşmandır!’dememiş miydim? *
(*) Mücâhid’e göre bu kıssada kullanılan dil semboliktir. Âdem ve eşinin elbiselerinden murat, insanî sorumluluk ve saygınlığın ifadesi olan ve 26. âyette dile gelen “takvâ elbisesi”dir. Ayrıca 12. âyette işaret edildiği gibi İblîs bir günah işlemiş; tövbe edeceği yerde kibre kapılıp günahında ısrar etmiş ve sonuçta alçaltılmıştır. Âdem ve eşi de bir günah işlemişler; fakat tövbe edip pişman olmuşlar ve sonuçta affa mazhar kılınıp yüceltilmişlerdir. Ayrıca bu olaydan sonra İblîs ile melekler, yeryüzünde halife olarak nitelenen insanın bir faziletine de şahit olma fırsatı bulmuşlardır. İblîs gibi kötülükte ısrar etmek kulun değerini düşürür, Âdem ve eşi gibi kötülükten dönüp pişman olmak, tövbe etmek ise kulun değerini yükseltir. Hz. Peygamber bu ilâhî yasaya işaret ederken “Kim Allah için alçak gönüllü olursa Allah onu yüceltir; kim büyüklük taslarsa onu da alçaltır. ” (Müsned, III,76; İbn Mâce, “Zühd”,16) (Râzî, XIV, 25). Tefsir (Kur’an Yolu)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra o ikisine gururlanmayı öğretti. Sonra ikisi de o ağaçtan tattıkları zaman, insani zaafları olan çıplaklıkları ortaya çıktı ve hemen bahçenin yapraklarından çıplaklıklarını örtmeye başlamışlardı. Bundan sonra Rableri ikisine de seslenerek “Ben ikinize de o ağacı yasaklamış ve şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememişmiydim?” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylece ikisini de kandırıp baştan çıkardı. Ağacın yemişini tadınca ikisinin de ut yerleri açıldı. Cennet yapraklarını üstüste koyup örtünmiye başladılar. Çalapları onlara ünledi: "Ben size bu ağacı yasak etmemiş miydim? Ben size Şeytan sizin açıktan açığa düşmanınızdır dememiş miydim?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık onları aldattı. [⁸] Onlar ağacın meyvasını tadınca avret yerleri kendilerine göründü. Cennet yapraklarından kat kat yapıştırıp üzerlerine koymaya koyuldular. Rabbileri ise onlara nida etti: «— Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size apaşikâr bir düşmandır demedim mi?»
[8] Veya aldatarak ağaç tarafına sarkıttı veya yüksek yerlerden aşağı indirdi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece onları kandırarak (yasak ağaca doğru) yöneltti. İkisi ağaçtan tadınca, kötü yerleri kendilerine göründü. Cennet yapraklarından oralarına koymaya başladılar. Rableri onlara, “Ben size o ağaçtan (yemenizi) menetmemiş miydim? Ben size şüphesiz şeytan apaçık düşmanınızdır dememiş miydim?” diye seslendi⁷.
7 Kadim kitaplarda yer alan; şeytanın önce Havva’yı (Kur’an’da adı geçmez), onun da Âdem’i kandırdığı görüşü Kur’an’da mevcut değildir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece onları aldatarak (makamlarından) düşürdü. Ağaçtan tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye koyuldular. Rableri onlara, “Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?” diye seslendi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece, ikisini de aldatarak yasağı çiğnemelerine sebep oldu ve onları, içinde bulundukları yüce makâmdan aşağıya indirdi. Şöyle ki:Âdem ile Havvâ, sözü edilen ağacın meyvesini tadar tatmaz, nurdan cennet örtüleri kayboldu ve her ikisine de mahrem yerleri gözüktü, bunun üzerine utanç duygusuna kapılarak, mahrem yerlerini kapatmak için cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar.Derken, Rableri onlara şöyle seslendi: “Ben size o ağacın meyvesini yasaklamamış mıydım? Üstelik şeytanın, sizin apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim? Niçin emir ve uyarılarımı kulak ardı edip bu perişan hâle düştünüz?”Böylece Âdem ile Havvâ, kıyâmete kadar insanlara musallat olacak baş düşmanları İblîs’le bu ilk karşılaşmalarında imtihânı kaybettiler. Fakat umutsuzluğa düşmediler, kibre kapılmadılar, günahlarını bir başka günahla telâfî yoluna da gitmediler. Aksine, hatâlarını itiraf ederek Rab’lerine yalvardılar:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları, aldatmak suretiyle kandırdı. Ağaç’tan tattıklarında avret yerleri açılıverdi. Cennet Yaprakları’yla üzerlerini örtmeye koyuldular. Onların rabbi ikisine de seslendi: “Size bu Ağaç’ı yasaklamadım mı? ’Şeytan, sizin için açık bir düşmandır’ diye ikinize de demedim mi?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kabara kabara onların önüne düştü. Lakin ağacın meyvesini tadar tatmaz, çırılçıplak ortada kalıverdiler. Anî bir tepkiyle bahçedeki ağaç yapraklarını üzerlerine çekip örtünmeye çalıştılar. Tam o sırada Rab'leri seslendi: " ben size şu ağaca yaklaşmayın demedim mi? şeytan sizin baş düşmanınızdır demedim mi " diye kendilerini azarladı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Böylece tuzak kurarak onları aldattı. Âdem ve eşi ağacın meyvesini tattıklarında işledikleri suçun farkına vardılar. Allah onlara ağaca yaklaşmayın demişti. Tutuklanıp cezalandırılma korkusuyla oraya buraya kaçmaya başladılar. Gizlenmek görünmemek için ağaçların yaprakların arkasına girdiler. Üzerlerini büyük yapraklarla örtmeye başladılar. Korkularından ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Sanki üzerlerine yaprak örttüklerinde Allah onları görmeyecekti. Korkuya, telaşa kapılmış ne yapacaklarını bilmez haldeydiler. Onlara seslendik: “Ben size o ağaca yaklaşmayın demedim mi? Şeytan size apaçık düşmandır demedim mi?”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları aldatarak (yasağı işlemeye) sarkıtmış (sevk etmiş)ti. (Yasak) ağacı tattıklarında edep yerleri kendilerine görünmüştü. (Ardından) bahçenin yapraklarından üzerlerine örtmeye başlamışlardı. Rableri onlara “Ben sizi o ağaçtan engellememiş miydim ve size ‘Şeytan, sizin apaçık düşmanınızdır’ dememiş miydim?” diye seslenmişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece (şeytan) o ikisini de kandırdı. İkisi birden o ağacın (meyvesinden) tadınca avret yerleri kendilerine görünüverdi. Hemen üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeğe başladılar. Ve Rableri onlara: “Ben ikinize de o ağaca (yaklaşmayı) yasaklamadım mı? Ve şeytanın, ikinize de apaçık bir düşman olduğunu söylemedim mi?” diye seslendi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve böylece onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Fakat o ikisi, sözü geçen ağacın meyvesinden tadar tadmaz birden çıplaklıklarının farkına vardılar; ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye koyuldular. Bunun üzerine Rableri onlara (şöyle) seslendi: “Ben sizi o ağaçtan menedip de, ‘Şeytan sizin gerçekten apaçık düşmanınızdır’ dememiş miydim?”.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve onları aldattı böylece onlar yasaklandıkları kötülüğü/günahı işlediler ve yaptıklarının farkına varınca Rableri onlara: “Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır dememiş miydim?” diye seslendi. 20/121
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte böylece onları aldanışa sürükleyecek telkinlerde bulundu. Bunun üzerine onlar o ağaçtan tadar tatmaz cinselliklerinin farkettiler ve başladılar has bahçenin yapraklarıyla üzerlerini örtmeye.[¹¹⁶⁸] Rableri de ikisine birden şöyle seslendi: “Ben ikinizi de o ağaçtan men etmemiş miydim? Ve ben ikinize ‘Kesinlikle şeytan sizin için ayan açık bir düşmandır!’[¹¹⁶⁹] dememiş miydim?”
[1168] Sorumluluğunu unutan insanın cinsel dürtülerinin emrine gireceğinin simgesel bir dille anlatımı. Mücâhid’e göre bu kıssada kullanılan dil semboliktir. Âdem ve eşinin elbiselerinden murat, insanî sorumluluk ve saygınlığın ifadesi olan ve 26. âyette dile gelen “takvâ elbisesi”dir (Taberî, sûrenin 26. âyetinin tefsirinde). Bu kıssayı Âdemoğlu’nun kıssası olarak alırsak, bu mecazın her insanın büluğ çağını temsil ettiği sonucuna varabiliriz. [1169] Lâm ve sıfat tamlamasının unsurlarının belirsizliği çevirimizin gerekçesidir. Buradaki zımnî mesaj: insanoğlu bir öteki olmadan yapamaz. Madem öyle, o hâlde alın size gerçek bir öteki! Şeytanın insanoğlunun ötekisi olduğu o kadar açık ki, bunun isbatı için zahmete gerek yok. Vahiy şeytanı insanın ötekisi olarak ilan etmekle, insanı hemcinslerini ötekileştirmekten kurtarmaktadır. Zira insan düşman bir öteki olmadan yapamaz. Eğer sağlıklı bir şeytan tasavvuruna sahip değilse, kendi cinslerini ötekileştirir. İnsan ötekileştirdiği insanı şeytanlaştırır. Ötekileştirme bu sınırda da durmaz. Kendi türünü ötekileştiren şaşkın insan, sonunda kendini ötekileştirir. İşte insanın kendi kendisinin şeytanı olma süreci böyle gerçekleşir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Böylece onları hile ile aldattı, (çünkü Adem ile Havva, hiçbir kimse yalan yere Allah'a yemin etmez sandılar) Ne zaman ki o ağaçtan (meyvesinden) tattılar, ayıp yerleri kendilerine göründü de, onların üzerine cennet yapraklarından yamamaya başladılar. Rableri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmemiş miydim? Ve şeytan size apaçık bir düşmandır, dememiş miydim?" buyurdu. (bunun üzerine)
Osman Fırat
swap_vert close
Bu sûretle onları aldatarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal ayıp yerleini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık onları bâtıl sözle aldattı. Vaktâ ki, ağaçtan tadıverdiler. O kapalı avret yerleri kendilerine görünmeğe başladı. Onların üzerine cennetin yapraklarından kat kat örtüverdiler. Ve Rableri ise onlara nidâ etti ki: «Sizi bu ağaçtan nehyetmiş değilmiydim ve size şüphe yok ki şeytan, size apaçık bir düşmandır dememiş mi idim?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böylece onları aldatarak mevkilerinden düşürdü. Şöyle ki: O ağacın meyvesini tadar tatmaz, edep yerlerinin açık olduğunu fark ettiler. Derhal, buldukları cennet yapraklarıyla edep yerlerini örtmeye başladılar. Onların Rabbi ise nida edip buyurdu: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Ben şeytanın sizin besbelli düşmanınız olduğunu söylemedim mi? Niçin Beni dinlemediniz de bu perişan duruma düştünüz? ” [20, 121] {KM, Tekvin 3, 7}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı, (önceki mevkilerinden indirdi). Ağac(ın meyvasın)ı tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeğe başladılar. Rableri onlara ünledi: "Ben sizi o ağaçtan men'etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Maksadını gizleyüb dostluk göstererek ve nasîhat idiyor gibi görünerek onları aldatdı ve düşürdi. Vaktâ ki Âdem ve zevcesi o nehy olunan ağaçdan tatdılar, derhâl 'avret yerleri açıldı. Heman cennetin ağaçlarından yapraklar toplayub örtünmeğe başladılar. Ve rableri onlara nidâ ile: "Ben sizi bu ağaçdan nehy itmedim mi? Ve şeytân size âşikâr düşmandır dimedim mi?" buyurdı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Böylece ikisini de kandırıp değerlerini düşürdü. İkisi de o ağaçtan tadınca açılması hoş olmayacak yerleri gözüktü. Bahçedeki yaprakları üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rableri onlara şöyle seslendi: “Size bu ağacı yasak etmedim mi? Demedim mi Şeytan sizin açık düşmanınızdır?”
Şaban Piriş
swap_vert close
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine göründü ve oraları cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, O ikisine:-Size bu ağacı yasaklamadım mı, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi? diye seslendi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları böylece kandırarak yerlerinden indirdi. Nihayet ağaçtan tattıklarında, kendilerine çirkin yerleri görünüverdi de Cennet yapraklarıyla örtünmeye çalıştılar. Rableri onlara seslendi: “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Size demedim mi Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır diye?”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı. Bahçenin yapraklarından yamalar yapıp üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Ben size, şeytan sizin için açık bir düşmandır demedim mi?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ŧamaġlandurdı ol ikiyi aldamaġ-ıla. pes ol vaķt kim ŧatdı ol iki. aġacı açıldı anlara ud yirleri ol ikisinüñ daħı ŧuraķŧurdı ol iki ulaşdururlar dikerler ol iki üzere uçmaķ yapraġından ya'nį incįr yapraġı daħı ķıġırdı ol ikiye çalabı’sı ol ikinüñ yıġmadum mı siz ikiyi şol aġaçdan daħı eyitmedüm mi siz ikiye bayıķ şeyŧān siz ikiye düşmāndur bellü?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes azdurdı ikisini aldamaġ‐ıla. Pes ḳaçan kim dad iderler aġacı, bellü oldıikisine ‘avretleri, daḫı başladılar bulmaġa ikisi üstlerine cennet yapraḳ‐ la‐rından. Daḫı ḳıġırdı ikisine Tañrıları kim yıġmadum mı sizi ol aġaçdan, daḫıeyit[me]düm mi size kim İblīs sizüñ ikiñüze ulu düşmandur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Beləliklə, (Şeytan) onları batil sözlərlə aldatdı (onları aldadaraq uca yerlərdən, yüksək mərtəbələrdən aşağı endirdi). (Adəm və Həvva) ağacın meyvəsindən daddıqda ayıb yerləri (gözlərinə) göründü. Onlar Cənnət (ağaclarının) yarpaqlarından (dərib) ayıb yerlərinin üstünü örtməyə başladılar. Rəbbi onlara müraciət edib buyurdu: “Məgər sizə bu ağacı (ağaca yaxınlaşmağı) qadağan etməmişdimmi? Şeytan sizin açıq-aşkar düşməninizdir, deməmişdimmi?”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Thus did he lead them on with guile. And when they tasted of the tree their shame was manifest to them and they began to hide (by heaping) on themselves some of the leaves of the Garden. And their Lord called them, (saying): Did I not forbid you from that tree and tell you: Lo! Satan is an open enemy to you?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So by deceit he brought about their fall: when they tasted of the tree, their shame became manifest to them, and they began to sew together the leaves of the garden over their bodies. And their Lord called unto them: "Did I not forbid you that tree, and tell you that Satan was an avowed enemy unto you?"
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَدَلّٰيهُمَا
böylece o ikisini tenezzül ettirdi
بِغُرُورٍۚ
aldatmakla
فَلَمَّا
derken ne zaman ki
ذَاقَا
ikisi tattı
الشَّجَرَةَ
ağacı
بَدَتْ
ortaya çıktı
لَهُمَا
ikisine
سَوْاٰتُهُمَا
ikisinin avret yerleri
وَطَفِقَا
ve ikisi başladı
يَخْصِفَانِ
yamıyorlar
عَلَيْهِمَا
üzerlerine
مِنْ وَرَقِ
yapraklarından
الْجَنَّةِۜ
cennet
وَنَادٰيهُمَا
ve o ikisine nidâ etti
رَبُّهُمَٓا
Rabbleri
اَلَمْ اَنْهَكُمَا
ikinize yasakla-madım mı
عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ
bu ağaçtan
وَاَقُلْ
ve deme-dim mi
لَكُمَٓا
ikinize
اِنَّ
muhak-kak
الشَّيْطَانَ
şeytan
لَكُمَا
ikinize
عَدُوٌّ
bir düş-mandır
مُب۪ينٌ
apaçık
Böylece onları aldattı, (Rabblerinin emrini dinlemeyerek isyana) sürükledi. Derken (yasaklanan o) ağaçtan tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü ve hemen cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rabbleri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı ve muhakkak ki şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, demedim mi?" diye nidâ etti.
دَلَّ
Fiil-I
د ل ل
Tenezzül etti, rehberlik etti, gösterdi, delil oldu
غُرُور
İsim
غ ر ر
Aldatmak
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
ذَاقَ
Fiil-I
ذ و ق
Tattı, hissetti
شَجَرَة
İsim
ش ج ر
Ağaç
بَدَا
Fiil-I
ب د و
Taştı, açıkladı, zuhur etti, ortaya çıktı, karşılarına çıktı, belirdi
لَهُمَا
Zamir
لَهُمَا
(İki erkek için kullanılır) Onlara, onlar için
سَوْاٰت
İsim
س و ا
Avret yeri
طَفِقَ
Fiil-I
ط ف ق
Başladı
خَصَفَ
Fiil-I
خ ص ف
Yamadı, örttü
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَرَق
İsim
و ر ق
Yapraklar
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
نَادٰى
Fiil-III
ن د و
Nidâ etti, çağırdı, seslendi, dua etti, feryat etti
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
نَهٰي
Fiil-I
ن ه ي
Men etti, yasakladı, alıkoydu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
تِلْكُم
İşaret zamiri
تِلْكُم
Bu, işte size
شَجَرَة
İsim
ش ج ر
Ağaç
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَكُمَا
Zamir
لَكُمَا
İkiniz için, sizin için, size
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
لَكُمَا
Zamir
لَكُمَا
İkiniz için, sizin için, size
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan