close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 203. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ lem te/tihim bi-âyetin kâlû levlâ-ctebeytehâ(c) kul innemâ ettebi’u mâ yûhâ ileyye min rabbî(c) hâżâ besâ-iru min rabbikum vehuden verahmetun likavmin yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara bir ayet gelmeyince kendinden düzüp koşsaydın derler. De ki: Ben ancak Rabbim bana neyi vahy ederse ona uyarım. Budur Rabbinizden gelen ve can gözlerinizi açacak olan aşikar deliller ve inanan topluluğa doğru yolu gösteren vasıta ve rahmet.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) kendin derleyip-toparlasana (yani uydursana!)" derler. De ki: "Ben, sadece Bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve sen ey peygamber! Bir ayet getirmediğin veya bir mucize göstermediğin zaman. “Onu şurdan burdan toplayıp derleseydin ya” derler. De ki: “Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her ne ise, ona uyarım. Bu vahiy, inanmak isteyen bir toplum için, Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen onlara bir âyet getirmediğin zaman, vahiy bir müddet kesilince: “Bir şeyler derleyip toparlasaydın ya!" derler. Sen: “Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana, Kur'ân'a tâbi olurum. Bu Kur'ân önünüzü aydınlatan, ufkunuzu açan, güven sağlayan, basiretinizle anlayabileceğiniz âyetleri içeren, Rabbinizden gelen bir kitaptır. İnanacak bir kavim için hidayet kaynağı, hidayet rehberi ve rahmettir" de.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/129; 6/104.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara bir ayet (mucize) göstermediğin zaman: "Bir yerlerden buluştursaydın" derler. De ki: "Ben ancak bana Rabbimden vahyedilene uyuyorum." Bunlar, Rabbinizden gerçeği görmenizi sağlayacak işaretler ve iman edenler topluluğu için bir hidayet rehberi ve rahmettir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: 'Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana' derler. De ki: 'Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlara (Mekke halkına), istedikleri bir âyeti getirmesen, şöyle derler: “- Sen o âyeti hazırlayıp toplasaydın ya!” De ki: “- Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bütün bu Kur'an âyetleri, Rabbinizden gelen hüccetlerdir; ve iman edecek bir kavim için hidâyettir, rahmettir.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlara bir ayet (mucize) getirmediğin zaman, “Neden bulup buluşturup getirmedin?” derler. De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahiy olana tabi olurum. Bu Kur’an sizin hakkı görmeniz için açık deliller ve inanan bir toplum için rahmet ve hidayettir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara bir âyet getirmediğin zaman, “Sen bir tane derleseydin ya!” derler. De ki: “Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara bir âyet getirmez isen sana derler ki : «Neden onu buluvermedin?» diyesin ki: «Ben ancak, Tanrımın vahyettiği bir nesneye uyarım», bunlar Tanrınızdan birer tanıktır, inanan bir ulusa doğru yoldur, rahmettir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve sen (ey Resul,) onlara (kendi isteklerine göre) bir âyet getirmediğin zaman: “Madem Rabbin bizim arzularımıza göre ayet göndermiyor, bari) sen derleyip getirseydin ya!” derler. De ki: “Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım. Bu (Kur'an), inanmak isteyen bir toplum için Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.”
Cemil Said
swap_vert close
Bir âyet getürrmediğin vakit "Henüz bulamadın mı?" diyorlar. Ânlara di ki: "Ben ancak Allâh’dan nâzil olanı tebliğ iderim, bu rabbinizin âşikâr irşâdıdır mü’minlere bir rahmeti, bir lütfudur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Sen bir tane yapsaydın ya" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur’an âyetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sen onlara bir mûcize getirmediğin vakit, “Onu da derleyip toplasaydın ya!” derler. De ki: “Ben sadece rabbimden bana vahyedilene uyarım. İşte bu Kur’an, rabbinizden gelen kanıtlardır, inanan bir topluluk için hidayettir, rahmettir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine bir mucize getirmediğin zaman: "Mucize isteseydin ne olurdu," derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum." Bunlar, Rabbinizden aydınlatmalardır, inanan bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman, derleyip toplasaydın ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım, işte bütünüyle bu Kur'ân, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gözünü açacak beyanlardır), iman eden bir kavim için hidayettir, rahmettir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve sen onlara bir âyet getirmediği zaman derib toplasa idin' a dediler, de ki: ben, ancak rabbımdan bana ne vahiy olunuyorsa ona ittiba' ederim bütün bu Kur'an rabbınızdan gelen basıretlerdir ve iyman edecek bir kavm için bir hidayet ve rahmettir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm,) onlara (kendi isteklerine göre) bir âyet (veya mu‘cize) getirmediğin zaman (seninle alay ederek, “Madem Rabbin bizim arzularımıza göre bir âyet ya da mu‘cize göndermiyor, bari) Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya!” derler. De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. (İşte) bu (Kur’ân âyetleri), Rabbinizden size gönderilen basiretlerdir (gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). Îmân edecek bir topluluk için bir hidâyet kaynağı ve bir rahmettir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara bir âyet getirmediğin zaman, “Derleyip uydursaydın ya.” derler. De ki: “Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, inanan bir toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret¹, bir hidayet ve bir rahmettir.
1- Kavrayış, gerçeği görme yeteneği.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlara (istedikleri) bir âyet gelmediği vakit derler ki: «(Kendinden derib) onları toplasaydın ya!». De ki: «Rabbimden bana ne vahy olunursa ben ancak ona uyarım. Bu (Kur'an âyetleri, kalblerinize) Rabbinizden (açılan) gözlerdir, îman edecek bir kavm için (mahz-ı) hidâyet ve rahmetdir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman: “Bunu da uydursaydın ya!” derler. De ki: “(Ben) ancak Rabbimden bana vahyolunana tâbi' olurum!” Bu (Kur'ân), îmân edecek bir topluluk için Rabbinizden (gelen) basîretler (deliller)dir ve bir hidâyet ve bir rahmettir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur’an âyetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen onlara mucize getirmediğin zaman, “O’nu elde etseydin ya” derler. Deki “Bana Rabbimden ne indiriliyorsa, ben yalnızca ona uyarım. Bu (vahye uymak), Rabbinizden gerçekleri görebilme ve doğruya ulaşabilme yöntemidir. Aynı zamanda inanan bir topluma Rabbinizin merhametidir.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen onlara hiçbir belge getirmeyince onlar derler: "Sen kendiliğinden derleyip düzseydin ya?" De ki : "Ben yalnız çalabımın benim gönlüme bildirdiklerine uyarım. Bunlar Allah’ın verdiği gönül bilgileridir. İnananlar takımı içinde yol gösterme, esirgemedir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara istedikleri bir mucize getirmediğin zaman «— Kendinden onu getirmeli idin» derler. Onlara de ki: «— Ben ancak Rabbim tarafından bana vahiy olunan şeye tâbi olurum. Bu Kur/an Rabbiniz tarafından birtakım aşikâr delillerdir. İman getirenler için hidayettir, rahmettir».
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman: “Onu da sen bir yerlerden uydursaydın ya!” derler. De ki: “Ben ancak bana Rabbimden vahyedilene tabi olurum. Bunlar inanmış olan bir topluluk [kavm] için, Rabbinden gönüllere açılan gözlerdir [besâ’ir], bir yol göstericidir ve bir rahmettir.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlara (bir süre) bir ayet getirmediğin zaman, “Neden (kendi nezdinden) ayetler seçip toplamadın” derler. De ki: “Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu, (Kur'an) Rabbinizden basiretlerdir (kalp gözünü açan sözlerdir) ve iman edecek bir topluluk için de bir hidayet ve bir rahmettir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlara, arzu ve heveslerini okşayacak bir ayet veya istedikleri türden bir mûcize getirmedin diye, “Madem Rabb’in bizim arzu ve beklentilerimize uygun ayetler göndermiyor, bâri sen bir şeyler uydursaydın ya!” derler. Onlara de ki: “Ben, ancak Rabb’im tarafından bana gönderilen emir ve direktiflere uyarım! Siz, dünyada ve âhirette kurtuluşun, mutluluğun yolunu gösteren mükemmel bir rehber, apaçık bir mûcize mi istiyorsunuz? İşte bu Kur’an ayetleri, Rabb’inizden gelen, gönülleri ve hayatı aydınlatan deliller, basiretlerdir; inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet kaynağıdır. Şu hâlde, ey insanlar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara bir âyet getirmediğin zaman: “Onu sen derleseydin ya!” dediler. De ki: “Doğrusu rabbimden bana vahyedilenlere tâbi’ oluyorum / uyuyorum. Bu, inanacak bir kavim için sizin rabbinizden basîretler, hidayet ve rahmettir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hattâ sen bu gibi azmanlara bir ayet getirmemiş isen: " uydur gitsin " derler. Resulüm! Sen: " Ben, sadece Rabb'imden bana vahyedilene uyarım " de yeter. Bu Kitap, Rabb'inizin, bir inanç toplumuna gönül, yöntem ve sevgi çıkartmasıdır,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onların çıkarına uygun bir ayet okumadığın zaman derler ki: "Çıkarımıza uygun ayeti bir yerlerden derleyip toplasaydın ya!" Sanki onlara okuduğun ayetleri bir yerlerden derleyip toplamışsın! Onlara de ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım! Size okuduğum ayetler; Rabbinizden gelen, yolunuzu aydınlatan, sizi karanlıktan aydınlığa çıkaran, size bilmediğiniz şeyleri açıklayan sözlerdir. Rabbinizin ayetlerine uyarsanız, akıl, gönül, kalp gözleriniz açılır. Aklınızdaki, gönlünüzdeki, kalbinizdeki karanlıklar aydınlanır. Böylece gerçekleri daha iyi görür, daha iyi anlarsınız. Rabbinizin ayetleri iman edecek bir topluluk için hidayet kaynağı ve rahmettir. Onlar sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarır!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara herhangi bir delil getirmediğin zaman, “Onu da derleyip getirseydin ya!” derler. De ki: “Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu (Kur’an), Rabbinizden gelen öngörülerdir; (ayrıca) inanan bir toplum için yol gösterme ve merhamettir.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sen onlara bir âyet getirmediğin zaman:¹ “Kendin bir âyet uydursaydın ya!”² derler. O zaman sen de onlara:“Ben, ancak bana vahyolunana tâbi olurum. Bu Kur’an (insanların) gözünü gönlünü açan, Rabbinizden gelen bir nur, inanan bir toplum için ise en doğru yol gösterici ve bir rahmettir.” de.
1 Yani, bazen vahiyde bir gecikme olduğu zaman… 2 Aslında onlar, böyle demekle; diğer âyetleri de onun uydurduğu bir söz gibi gösterip, akıllarınca onun, Peygamber olmadığını ispat etmeye kalkarlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve sen [ey Peygamber,] onlara bir mucize getirmediğin zaman, bazı [kimseler]: “Onu [Allah’tan] elde etmeye çalışsan ya!” derler. ¹⁶⁷ De ki: “Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım: bu [vahiy], inanmak isteyen bir toplum için Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.
167 Zımnen, “Eğer gerçekten O’nun elçisi isen” (karş. 6:37 ve 109. ayet ve ilgili notlar). Bizim burada “mucize” olarak çevirdiğimiz “âyet” terimi, bazı müfessirlere göre, Hz. Peygamber’e inanmayanların itirazlarına cevap olarak indirilen sözlü “mesaj” anlamında kullanılmıştır. Ne var ki, o sıralar süreklilik içinde vahyedilmekte olan Kur’an’ın kendisinin bu kabil sözlü mesajlarla dolu olduğu düşünülürse, burada inanmayanların talebinin sözlü mesajla değil, daha çok Hz. Peygamber’in ilahî vahye dayalı misyonunun özel bir biçimde tezahürü ya da “isbatı”yla ilgili olması, yani ileri sürdüğü hakikati sözümona “nesnel” bir tarzda kabul ettirecek gözle görülebilir, somut bir mucize beklentisine matuf olması gerekir. Yukarıdaki ayet, en geniş anlamıyla, peygamberliğin tek makul isbatını mesajın kendisinde değil, peygamberin sergileyebileceği mucizelerde arayan dar kafalılığı, ilkel düşünce tarzını işaret ediyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen onlara istedikleri bir ayet getirmediğin zaman: – Onu kendin uyduruverseydin ya! Derler. De ki: – Ben, ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım, işte bu Kuran Rabbinizden bir bilinç kaynağı ve iman eden bir toplum için doğru yol kılavuzu ve rahmettir. 6/50- 51, 10/15- 16, 46/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve sen onlara istedikleri âyeti getirmediğin zaman, hemen “Bari sen düzüp koşsaydın ya!” diyerek (alay ederler). De ki: “Ben yalnızca Rabbimden bana vahyedilene uyarım: bu (vahiy) Rabbiniz katından gelen bir bilinç kaynağıdır;[¹³¹⁸] inanacak bir toplum için de kapsamlı bir doğru yol haritası ve bir rahmet pınarıdır.”
[1318] Besâir (t. basîret) “aklın eşyanın hakikatini kavrama hâlini” ifade eder. Muhtemelen bu formla kullanıldığı ilk yer burasıdır. Fizikî bir görmeden daha çok bir “içgörü, farkındalık ve bilinçlilik hâlini” ifade eder. Aktif yapıda olan kelime kullanıldığı hemen her yerde vahye, özellikle de vahyin “özneliğine” delâlet eder (Bkz: 17:102, not 120).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onlara (şeytanın avenesi haline gelen o müşriklere) bir ayet getirmediğin zaman (vahiyde bir kesilme olduğunda) "Demek ki, derleyip toparlayamadın ha" (uydursaydın ya) derler. (Böylece öbür ayetleri de öteden beriden toplamış olduğunu ima ederek seninle alay etmeye de kalkışırlar) De ki, " Rabbimden bana ne vahyolunursa, ben ona uyarım. Bu (Kur'an) Rabbinizden gelen basiretlerdir; (kalp gözlerini açan gerçeklerdir) iman edecek bir topluluk için hidayet ve rahmettir!
Sizler için ise körlüktür.. nitekim Fussilet suresinin 44. ayetinde "Kur'an, iman edenler için bir hidayet rehberi ve kalplerine şifadır, kafirlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır. (yapılan uyanları işitmemezlikten gelirler.) O, (Kur’an) onlara karşı körlüktür"! buyurulmuştur.  
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara bir âyet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur’ân), Rabbinizden gelen basiretlerdir ve iman eden bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara bir âyet getirmediğin zaman, «Onu kendi tarafından uydurmalı değil miydin?» derler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara keyfî olarak istedikleri bir âyet veya mûcize getirmediğin zaman“Hiç değilse bir şeyler bulup buluştursaydın yâ! ” derler. De ki: “Ben, sadece Rabbimden ne vahyolunursa ona tâbi olurum. Bütün bu Kur'ân Rabbinizden gelen basiretlerdir, gönül gözlerini açan, gerçekleri gösteren nurlardır. İman edecek kimseler için hidâyet ve rahmettir. ” [2, 129; 6, 104]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer onlar (müşrikler) bir âyet getirmez isen (vahiy te'hîr itdiği cihetle teblîğ itmez isen) "Ne içün sen kendin uydurmuyo(r)sun?" dirler. Di ki: "Ben ancak rabbim tarafından bana vahy olunanana ittibâ' iderim. Bu Kur'ân rabbiniz tarafından kalblere basîret viren nûr ve îmân iden kavim içün rehber-i hidâyet ve rahmetdir. [¹]
[1] Ehl-i Mekke te'annütlerinden dâimâ Rasûl-ü Ekrem efendimizden âyet getirmesini, Kur'ân teblîğini isterlerdi. Eğer vahiy te'hîr iylediği cihetle Fahr-i Risâlet teblîğ idemez ise müşrikler: "Hani yâ bir şey söylemiyorsun? Ne içün kendin uydurub bize okumuyorsun?" diye Kur'ân'a ta'n iderlerdi. Bu âyet-i kerîme onlara cevâb olarak nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara bir âyet getirmediğin zaman “Derleseydin ya?” derler. De ki “Ben Rabbim tarafından bana vahyedilene uyarım. Bunlar, Rabbinizden size gelen ayetlerlerdir. Bir de inanıp güvenen bir topluluk için yol gösterici ve bir ikramdır.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: -Kendin bir ayet yapsaydın! derler. De ki:-Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım, bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İnanan bir toplum için de yol gösterici ve rahmettir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara yeni bir âyet getirmediğin zaman, “Kendin derlesene” derler. Sen de ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu Kur'ân, Rabbinizden size hakkı gösteren delillerdir; iman eden bir topluluk için o bir hidayet rehberi ve bir rahmettir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlara bir ayet getirmediğinde, "Onu da şuradan buradan derleseydin ya!" diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim getürmedüñ anlara nişān eyittiler pes gendüzünden baġlamaduñ anı?” eyit “bayıķ uyarırı aña kim vaḥy olınur baña çalabundan. [88b] uşbu ya'nį ķur’ān ḥüccetler deliller çalabuñuzdan daħı ŧoġru yol göstermekdür daħı raḥmetdür bir ķavma kim inanurlar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan özlerine bir āyet getürmeseñ eyitdiler: Niçün sen özüñden söy‐lemedüñ dirler. Eyit yā Muḥammed: Ben uymazın illā baña vaḥy olana Çala‐bumdan. Bu Ḳur’ān ögütlerdür size Çalabuñuzdan, daḫı doġru yol gösteri‐cidür, daḫı raḥmet‐durur bir ḳavme ki īmān getürdiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbərim!) Sən onlara (Məkkə müşriklərinə) bir ayə gətirmədiyin zaman (sənə ayə nazil olmayanda): “Məgər sən onu öz tərəfindən uydurub düzəltməli deyildin? – deyə soruşarlar. De: “Mən ancaq Rəbbimdən mənə vəhy edilənlərə tabe oluram. Bu (Qur’an, vəhylər) Rəbbiniz tərəfindən (göndərilmiş) aşkar dəlillərdir, həm də iman gətirən bir tayfa üçün hidayət və mərhəmətdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when thou bringest not a verse for them they say: Why hast thou not chosen it? Say: I follow only that which is inspired in me from my Lord. This (Qur’an) is insight from your Lord, and a guidance and a mercy for a people that believe.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If thou bring them not a revelation,(1174) they say: "Why hast thou not got it together?" Say: "I but follow what is revealed to me from my Lord: this is (nothing but) lights from your Lord,(1175) and Guidance, and mercy, for any who have faith."
1174 "Ayah" here, I think, means specially an Ayah of the Holy Qur'an. The infidels did not believe in revelation, and used to taunt the Holy Prophet, as much as to say that he used to put together words and promulgate them as revelation. The answer is contained in the sentence that follows. No human composition could contain the beauty, power, and spiritual insight of the Qur'an. Without inspiration it is impossible to suppose that a man, with or without literary and philosophic training could produce such a book as the Qur'an. 1175 "Lights": eyes, faculty of spiritual insight. The revelation is for us (1) spiritual eyes, (2) guidance, and (3) mercy. (1) is the highest in degree: just as a blind man, if he is given eyes and the faculty of sight, is at once removed into an entirely new world, so those who can reach the stage of spiritual insight pass into and become citizens of a wholly new spiritual World. (2) is next in degree: the man of the world can act up to the teaching about right conduct and prepare for the Hereafter. (3) is the Mercy of Allah, free to every one, saint and sinner, who sincerely believes and puts his trust in Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o za-man ki
لَمْ تَاْتِهِمْ
onlara getirmedin
بِاٰيَةٍ
bir âyet
قَالُوا
dediler
لَوْلَا
olmaz mıydı
اجْتَبَيْتَهَاۜ
onu seçseydin
قُلْ
de ki
اِنَّـمَٓا
ancak
اَتَّبِـعُ
tabi olurum
مَا
o şe-ye ki
يُوحٰٓى
vahyolunur
اِلَيَّ
bana
مِنْ رَبّ۪يۚ
Rabbimden
هٰذَا
bu
بَصَٓائِرُ
basiretlerdir
مِنْ رَبِّكُمْ
Rabbinizden
وَهُدًى
ve bir hidâ-yettir
وَرَحْمَةٌ
ve bir rah-mettir
لِقَوْمٍ
bir kavim için ki
يُؤْمِنُونَ
iman ediyorlar
(Resulüm! Sen) Onlara (arzuladıkları gibi) bir âyet getirmediğin zaman (o kâfirler) dediler ki: "Keşke onu (bizim isteğimize göre) seçseydin." De ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene tabi olurum. Bu (Kur'ân âyetleri), Rabbinizden (size gelen) basiretlerdir (hakkı görmeniz için bir nûrdur). İman eden bir kavim için bir hidâyet ve bir rahmettir."
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اِجْتَبٰى
Fiil-VIII
ج ب ي
Seçti
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
بَصِيرَة
İsim
ب ص ر
Basiret, kalp gözüyle görmek
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı