[YÜCELERDEN] bir ilahî kelâm indirildi sana -artık gönlünde bu konuda herhangi bir şüpheye yer verme- ki, onunla, [yoldan sapanları] uyarabilesin ve inananlara da [şu] öğüdü verebilesin: ²
2 Sözlüklerdeki karşılığı ‘sıkıntı’, ‘darlık’ olarak verilen harac terimi, “şüphe” anlamını ifade etmek üzere, daha çok deyimsel anlam yüküyle kullanılır: İbni ‘Abbâs, Mücâhid ve Katâde’ye göre burada da bu anlamda kullanılmıştır. (Bkz: Taberî, Zemahşerî, Beğavî, Râzî, İbni Kesîr.) Bütün itibariyle cümlenin kuruluşu açıkça göstermektedir ki, burada işaret edilmek istenen “şüphe” ilahî kitabın ya da belgenin kaynağıyla değil, amacıyla ilgilidir: bunun içindir ki, hitap görünüşte Hz. Peygamber’e ise de, yukarıdaki pasaj Kur’ânî mesajın ulaşabildiği herkesin dikkatini iki yönlü bir hedefe, yani, hem nihaî gerçeğe karşı çıkanların uyarılmasına, hem de ona zaten inanmış bulunanların yönlendirilmesine, öğütlenmesine çekmek amacını yansıtmaktadır. Uyarı da, öğüt verme de, bir peşpeşelik içinde kaynaştırılmış, hulasa edilmiştir.