(Ey insanlar) Sizi bir tek nefisten (Adem’den) yaratan, ondan da gönlü kendisine ısınsın diye eşini (Havva'yı) var eden O'dur. Eşini örtüp bürüyünce (Adem, Havva ile çiftleşince) eşi hafif bir yük yüklendi, (hamile kaldı) bir müddet (bebeğini karnında) taşıdı, hamileliği ağırlaşınca (eşinin karnı büyüyüp de, çocuklarının olacağını anladıklarında) ikisi beraber, Rableri olan Allah'a "Eğer bize salih (hilkati tam) bir çocuk verirsen, Andolsun ki, şükredenlerden olacağız" diye dua ettiler.
(Müfessirier ayetteki "tek nefis" beyânının Adem’e ve "Eşi" beyânının da Havva'ya ait olduğu hususunda ortak görüşe sahiptirler.
Oysa Tefsir Kürsü Başkanı olan bir din bilginimiz çağdaş spritüalist felsefenin etkisinde kalarak ”reenkarnasyon" gibi sapık bir nazariyeye cevaz verdiği gibi, çağdaş evrim teorilerinin etkisinde kalarak da insanın menşeini Adem'den evvele götüren ve Kuran ile bağdaşmayan bir "Evrim Teorisi' ortaya atmaktan çekinmemiştir.
Nitekim bu konuda şu açıklamalarda bulunmakta ve;
"İşte tefsirine çalıştığımız bu ayetten (nisa l’den) anladığımıza göre insanı oluşturmak üzere yaratılan bir tür canlı, önce eşeysiz üreme (kendi kendine çoğalma) ile, başka varlıklara veya hayvanlara hiç değişmeden kendi istikametinde tekamül edip eşeyli üreme aşamasına gelmiş, sonra da ilk defa kendisinden üremiş olan dişisiyle birleşerek bundan bir çok insan ve kadın yaratılmış olabilir... Yüce Allah, her canlı türünü meydana getirmek üzere çeşitli hücreler yaratmış olabilir. Mevcut canlıların her biri, kendilerinin meydana gelmesi için yaratılan ayrı ayrı ana hücrelerden, kendi köklerinden evrimleşerek bugünkü şekline getirilmiş olabilir. İnsanın da basit, kendi kendine üreyen bir ilk kökten, bir ilk canlıdan yaratıldığını düşünebiliriz. İnsanın aslı olan bu canlı, -git gide tekamül edip önce şu, sonra bu hayvana, ondan sonra da insana çevrilmeden- doğrudan doğruya gittikçe tekamül eden insan modeli canlılardan geçe geçe, akıl ve yeteneklerini kazanan ve Adem adını alan insan şekline gelebilir. Duyularını ve aklını kazandığı zaman Adem adını alan bu en mütekamil, kainatın özü insanın, kendisi gibi mütekamil insan düzeyinde ulaşmış eşiyle çiftleşmesinden birçok erkek ve kadın yaratılıp dünyaya yayılmıştır." demektedir! (*)
Kürsü başkanımız ortaya attığı bu acaib teorisine "Kur'an-ı Kerim’e göre Evrim Teorisi" adını vermiştir, oysa onun teorisini A'raf 189 ile bağdaştırmamız mümkün değildir, şöyle ki?
a) Ayet-i Kerime'de "Eşini örtüp bürüyünce" beyânı vardır ki bu beyân, Adem ile Havva'nın çiftleşmesine işarettir... oysa iki hücrenin çiftleşmesi söz konusu olamaz,
b) Ayet-i Kerime'de "eşi hafif bir yük yüklendi" beyânı vardır ki bu beyân Havva'nın hamile kaldığına işarettir... oysa bir hücrenin hamile kalması söz konusu olamaz,
c) Adem ile Havva, çocuklarının olacağını anladıklarında, Rablerine "Eger bize salih bir çocuk verirsen, andolsun ki, şükredenlerden olacağız!' diye niyaz etmişlerdir.. oysa hücrelerin böyle dua ve niyazda bulunmaları söz konusu olamaz.
Kürsü başkanımız teorisinin, insanın atasını "maymun-insan" olarak tanımlayan evrim teorileri ile ilişkisi olmadığını belirtmek için" git gide tekamül edip önce şu, sonra bu hayvana, ondan sonra da insana çevrilmeden" cümlesini eklemekte ve böylece ortaya attığı evrim teorisinin -Darwen Teorisinden farklı olup- Kur'an ile bağdaşabileceğini sanmaktadır. Oysa insanın atasını Adem'den evvele götüren her teori, A'raf 189. da yer alan beyanlar karşısında batıl bir görüş sayılmaya mahkumdur.)