close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 189. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Huve-lleżî ḣalekakum min nefsin vâhidetin vece’ale minhâ zevcehâ liyeskune ileyhâ(s) felemmâ teġaşşâhâ hamelet hamlen ḣafîfen femerrat bih(i)(s) felemmâ eśkalet de’ava(A)llâhe rabbehumâ le-in âteytenâ sâlihan lenekûnenne mine-şşâkirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öyle bir mabuttur ki sizi tek bir kişiden yarattı, ülfet ve ünsiyet etmesi için ondan da eşini halketti. Derken erkek eşine yaklaşınca eşi, hafif bir yük taşımıya ve onunla gidip gelmeye başladı. O yük ağırlaşınca ikisi de, bize azası tam ve iyi birevlat verirsen şüphe yok ki biz de şükredenlerden oluruz diye Rablerine dua ettiler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O, (Allah ki;) sizi tek bir nefisten (Hz. Adem’den ve aynı cinsten) yaratıvermiş ve kendisiyle durulup-yatışması (sükûnet ve huzur bulması) için ondan da (bedeni ve ruhi yoldaşı olsun diye) eşini var etmiştir. (Yani erkek ve kadın eşitlikten de öte, bir tek bedenin iki bütünleyici parçaları gibidir.) Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, (birleşince) o da hafif bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim (Havva’nın gebeliği) ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah’a: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız" diye dua edip yakarıvermişlerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O'dur sizi tek bir candan yaratan, gönlü ısınsın ve sevgiyle ona meyletsin diye ondan da eşini var eden. Eşiyle sarmaş dolaş olup onunla birleşince, eşi önce hafif bir yük yüklenir ve bir süre taşır o yükü. Sonra kadın, gün gelip çocuğun yüküyle iyice ağırlaşınca her ikisi birden, yani ana ve baba Allah'a, Rablerine yalvarırlar: “Bize gerçekten kusursuz bir çocuk bahşedersen, muhakkak ki sana şükredenlerden olacağız” diye.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O sizi bir nefisten yaratan, yanında sükûnet ve huzur bulsun diye, kendisinden eşini var edendir. O eşini koynuna alınca, eşi hafif bir yük yüklenir. Bir müddet böyle geçer, derken yükü ağırlaşır. O vakit ikisi birden Rableri Allah'a: “Eğer bize sağlıklı, dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi, müslüman sâlih bir evlat verirsen mutlaka şükredenlerden oluruz" diye dua ederler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/1; 30/21; 49/13.  
Ahmet Varol
swap_vert close
O sizi tek bir candan yarattı; ondan kendisiyle huzur bulması için eşini var etti. Eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklendi ve onu gezdirdi. Yükü, ağırlaşınca Rabbleri Allah'a: "Eğer bize sağlıklı (bir çocuk) verirsen sana şükredenlerden olacağız" diye dua ettiler.
Ali Bulaç
swap_vert close
O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: 'Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sizi bir nefisten (Âdem'den) yaratan ve bu nefisten de, gönlü kendisine meyledip rahat etsin diye zevcesini (Havva'yı) yaratan O'dur. Âdem, eşiyle münasebette bulununca, zevcesi hafif bir yük yüklendi (hâmile oldu). Bir müddet bu hafiflikle geçti. Nihayet gebeliği ağırlaşınca, her ikisi Rableri Allah'a şöyle dua ettiler; “-Eğer bize salih bir çocuk (teşekkülü tam olarak) verirsen yemin ederiz ki, şükreden kimselerden olacağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O Alladır ki; sizi tek bir nefisten yarattı. Onunla sükûnete ersin diye, eşini de onun cinsinden yarattı… Eşini sarıp ona yaklaşınca hafif bir hamilelik gerçekleşti. Bir müddet o hamilelikle öyle devam etti. Kadın ağırlaşınca, karı koca Allah’a dua ettiler ki; “Eğer bize yararlı bir evlat verirsen, andolsun, şükredenlerden oluruz.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sizi tek bir cevherden yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de o cevherden var eden, Allah'tır. Eşine sarılınca, eşi hamile kaldı ve onu bir müddet taşıdı. Gebeliği ağırlaşınca, karı koca, Rableri Allah'a, “Bize kusursuz bir çocuk verirsen andolsun, şükredenlerden olacağız” diye yalvardılar.
Besim Atalay
swap_vert close
Sizi bir kişiden yaratıp, kendisiyle huzur için, eş dahi veren odur, eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük alıp, dolaşmaya koyulur, yükü ağırlaşınca: «Bize bir onat çocuk verirsen şükrederiz!» diyerekten Tanrılarına yalvarırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sizi tek bir candan yaratan, (sevgiyle) kadına meyletsin diye ona kendi özünden/cinsinden eşini var eden O'dur. Öyle ki, o eşini kucaklayınca, eşi (ilkin) hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve bir müddet onu (karnında) taşır. Sonra (kadının) gebeliği ağırlaşınca, her ikisi birden Rableri Allah'a: “Bize gerçekten kusursuz bir (çocuk) bahşedersen, muhakkak ki sana şükreden kimselerden olacağız!” diye dua ederler. 
Bkz. 4/1, 6/98, 30/21, 39/6, 49/13Ayette geçen “kendi özünden” ifadesi, onun türünden şeklinde anlaşılmalıdır. Yani nasıl ki insan cinsinin erkek türü olan Âdem’i yarattı ise, yine aynı cinsten kadın türü olan eşi Havva’yı yarattı.Yani, Âdem’in eşini başka türden değil, kendisi gibi insan cinsinden meydana getirdi. Ancak bir sonraki ayetten anlıyoruz ki; bu nefis Âdem olabileceği gibi her insanın babası da olabilir. Konuyla ilgili olarak daha geniş bilgi için Bkz. Nisa 4/1, En’am 6/98, Rum 30/21, Zümer 39/6, Hucurat 49/13  
Cemil Said
swap_vert close
Sizi bir tek âdemden hâsıl iden Allâh, âdemin vücûdundan berâber otursunlar diyü zevcesini yaratdı. Zevcesi hâmile kaldı. Evvelâ yükü hafif idi ve zahmetsiz yürüyordı sonra yükü ağırlaşdığı vakit her ikisi de Allâh’a yalvardılar "Eğer sıhhati tam bir oğul virir isen müteşekkir oluruz" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye yalvardılar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]
238. Buradaki “ondan” ifadesi, “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir.239. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi, yaratılan eşin, fizikî olarak o nefisten yaratıldığını değil, “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse, insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. Yani insan cinsinin erkek türü olan Âdem’e, yine insan cinsinden, kadın türünde bir eş yaratılmıştır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sizi bir tek candan yaratan, kendisiyle mutlu olsun diye ondan da eşini yaratan O’dur. Erkek eşiyle beraber olunca kadın hafif bir yük yüklenir, onu bir süre taşır; hamileliği ağırlaşınca rableri olan Allah’a şu sözlerle yakarırlar: “Andolsun, bize kusursuz bir çocuk verirsen kesinlikle şükredenlerden olacağız!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur. Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler.
Edip Yüksel
swap_vert close
O sizi bir tek nefisten (aynı genetik özellikten) yarattı. Ondan da eşini yarattı ki dinginlik bulsun. Eşine yaklaşınca, hafif bir yükle yüklendi ve onunla gezindi. Yükü ağırlaşınca her ikisi Rab'leri ALLAH'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen şükredenlerden olacağız," diye yalvardılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O odur ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yaptı ki gönlü buna ısınsın, onun için vaktaki bunu derâğûş eyledi, bu hafifçe bir hamlin hâmili oldu, bir müddet bununla geçti, derken ağırlaştı, o vakıt ikisi bir kendilerini yetiştiren Allaha şöyle dua ettiler: bize yaraşıklı bir çocuk ihsan edersen yemin ederiz ki elbet şükreden kullarından oluruz
Emrah Demiryent
swap_vert close
189-190. Sizi tek bir candan (Âdem’den) yaratan, ondan da gönlü huzur bulsun diye zevcesini (Havvâ’yı) yaratan O’dur. (İnsan) zevcesiyle birleşince, zevcesi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Nihâyet yükü (gebeliği) ağırlaşınca, Rableri olan Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. Fakat Allah onlara sağlıklı bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey (çocuk) hususunda (Allah’a şükretmeleri gerekirken, onlar kalkıp putları) O’na ortaklar koşarlar (ilâh edindikleri putların kulu olduğunu ifade eden Abdullât, Abduluzzâ gibi uydurdukları kelimeleri, çocuklarına isim olarak verirler). Allah onların ortak koştuklarından (münezzehtir, O’nun şanı) çok yücedir.
Âyet-i kerîmede iki farklı konudan bahsedilmektedir. 1- İnsan neslinin Hz. Âdem [aleyhisselâm] ile zevcesinden meydana geldiği, 2- Allah Teâlâ’ya putları ortak koşan müşriklerin sapkınlıklarının beyanı, Allah Teâlâ’ya putları ortak koşan müşriklerin sapkınlıklarının beyanı ile ilgili olarak, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197 ve 198. âyet-i kerîmeler ile bir bütün olarak okunduğu zaman mesele daha iyi anlaşılacaktır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, sizi bir tek nefisten¹ yarattı ve kendisi ile sükûnet bulsun diye ondan² eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a: “Eğer bize salih³ bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız.” diye dua ettiler.
1- Bir özden. 2- Aynı özden. 3- Arı, saf, temiz, erdemli, iyi, dürüst.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, sizi bir candan (Âdemden) yaratan, bundan da, (gönlü) kendisine (yatıb) ısınsın diye, eşini yapan Odur (Allahdır). Vaktâ ki o, (eşini) örtüb bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi de (bir müddet) bununla gidip geldi. Nihayet (gebeliği) ağırlaşıncâ ikisi de Rablerine şöyle düâ etdiler: «Eğer bize düzgün (hilkati tam) bir çocuk verirsen andolsun ki her halde şükredenlerden olacağız».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sizi tek bir nefisten (Âdem'den) yaratan ve ondan da gönlü ona ısınsın diye(2)eşini (Havvâ'yı) yaratan O'dur. İşte ne zaman ki (o) onu örtüp bürüdü, (eşi) hafif bir yük yüklendi de onu (bir müddet) gezdirdi. Nihâyet (yükü) ağırlaşınca Rablerine şöyle duâ ettiler: “Yemîn olsun ki, eğer bize kusursuz bir çocuk verirsen, elbette (bu ni'metine de)şükredenlerden oluruz!”
(2)“İnsanın en fazla ihtiyâcını tatmîn eden, kalbine mukābil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübâdele etsinler (değişsinler) ve lezâizde (lezzetlerde) birbirine ortak ve gamlı ve kederli şeylerde de yekdiğerine muâvin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte mütehayyir (şaşkın) kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden (düşünen) adam, velev (ister) zihnen olsun; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın ister. Kalblerin en latîfi (hoşu), en şefîkı(şefkatlisi); kısm-ı sânî (ikinci kısım) ile ta‘bîr edilen kadın kalbidir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 197-198)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (Allah) ki, sizi (insan türünü) bir tek nefisten (nefsi vahide denilen bir hücreden) yaratmış ve kendisiyle durulup-yatışması için eşini de ondan (onun yaratıldığı özden, aynı madde ve aynı türden) kılmıştır. (Böylece her iki hücreden meydana gelen bu beşer türünden) erkek onu (eşini) sarınca (onunla bir araya gelip birleşince kadın belli belirsiz) hafif bir yük yüklenir ve onu bir zaman (karnında) taşır. Nihayet taşıdığı yük ağırlaşınca, (sağlıklı bir çocuğa sahip olmaları için) her ikisi birden Rableri olan Allah’a (yönelme gereği duyar ve) “Eğer bize salih (sağlıklı) bir (çocuk) verirsen, elbette (buna karşılık) sana şükredenlerden olacağız” diye yalvarıp dururlar.*
(*) Ayrıca Kur’an’da geçen nefsi vahidenin, Hz. Âdem olmadığına dair detaylı bilgi için Nisa-1. ayetle ilgili meal açıklamasına bkz:  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O Allah ki sizi tek bir nefisten yaratmış ve aynı nefisten de, onda sükûnet ve huzur bulduğu eşini var etmiştir. Erkek eşi ile birleştiğinde, önce hafif bir yük yüklenip karnındaki yüküyle (bebekle) gezinmiş, dolaşmış, sonra yükü ağırlaşınca, karı koca her ikisi birlikte Allah’a “Eğer eli ayağı düzgün sağlıklı bir çocuk verirsen sana şükredenlerden olacağız” diye dua etmişlerdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O Allah ki sizi bir tek özden yarattı. Dölensin diye ondan eşini de varetti. Sonra o bunu sarınca bu da yeğni bir yük yüklendi. Onunla gezip dolaştı. Yükü ağırlaşınca ikisi birden çalaplarına yalvardılar: "Eğer Sen bize iyi bir çocuk verecek olursan, biz de, besbelli ki Sana şükredeceğiz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sizi bir tek şahıstan yaratıp onunla ülfet etmek için kendisinden eşini yapan odur. Vaktaki o, eşine büründü [³], eşi hafif bir yük yüklendi [⁴], o yüküyle gider gelirdi [⁵]. Fakat yükü ağırlaşınca her ikisi Rablerine niyaz ettiler: «— Bize düzgün [⁶] bir çocuk verirsen biz, mutlak şükür edenlerden oluruz».
[3] Onunla buluştu.[4] Gebe kaldı.[5] Gebe halinde sıkıntı çekmezdi.[6] Hilkat-ı tam, kılığı, kıyafeti bütün.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, sizi tek bir candan/aynı cevherden [nefs vâhide] yaratan⁶⁶ ve kendisiyle huzur bulsun diye eşini de ondan/ aynı cevherden ⁶⁷var edendir. Eşini sarıp örtünce/onunla birleşince, eşi hafif bir yük yüklendi/hamile kaldı ve onu taşıdı. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı/kusursuz [sâlihan] bir çocuk verirsen elbette biz Sana şükredenlerden olacağız!” (diye dua ettiler).
66 Krş. Nisâ, 4/1 67 Rûm, 30/21  
Kadri Çelik
swap_vert close
O sizi bir nefisten yaratan ve ondan da yanında huzur bulsun diye eşini var edendir. (İnsanoğlu) Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve (bir süre) bununla gezindi. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri olan Allah'a, “Bize salih bir çocuk verirsen, şüphesiz şükredenlerden oluruz” diye yalvardılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O Allah ki, sizi başlangıçta bir tek candan yani Âdem’den yarattı ve yanında huzur ve sukun bulsun diye, onunla aynı özden, aynı unsurdan Havvâ adındaki eşini yarattı. Ve insan nesli, bu ikisinden türeyip çoğalarak, bugüne kadar sürüp geldi:Böylece, erkek eşini sarıp kucaklayınca, kadın hafif küçücük bir yük yüklenir ve onukarnında taşımaya başlar. Nihâyet hamilelik iyice ağırlaşıp doğum vakti yaklaşınca, ikisi de Rab’lerine el açıp, “Ey yüce Rabb’imiz!Eğer bize sağlıklı bir çocuk lütfedersen, kesinlikle sana şükreden kullar olacağız!” diye yalvarırlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O’dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, onunla huzur bulması için ondan eşini yaptı. İnsan eşini sardığında / bürüdüğünde hafif bir yük yüklendi. Onunla bir süre geçti. Ağırlaştığında, rabb’leri Allah’a: “Eğer bize bir salih (iyi çocuk) verirsen, sana Şükredenler’den oluruz” diye dua ettiler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah sizi ilk ve tek insan olan Adem'den yarattı, nitekim Adem'in huzur kaynağı olan eşi Havva'yı da ondan çoğaltmıştı. Adem, eşiyle birlikte yatınca, Havva hafif bir yük yüklendi, bu yükü bir süre taşıdı. Yükü ağırlaşınca, ikisi bir olup sahipleri olan Allah'a yalvardılar: " bize sağlıklı bir evlat verirsen sana minnettar kalırız " dediler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey insanlar! Sizi önce tek bir nefisten yaratan Rabbinizdir. Rabbiniz sizi yarattığı yasaya göre eşinizi de yarattı. Böylece insan olarak yaratılana, insanın dişisi eş olarak verildi. İnsana başka varlıklardan eş yaratılmadı. Böyle yaptı ki eşinizle uyum sağlayın! Eğer iki ayrı cinsi birbirine eş yapsaydık uyum sağlayamazdınız. İnsan eşiyle birleşince eşi hamile kalarak hafif bir yük yüklendi. Yüklendiğini bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca; “Andolsun! Bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız!” diye dua ettiler. Böyle bir yolla nesillerini devam ettirdik. Nesillerinizin devamının yasası böyleydi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sizi tek bir [nefis]ten [*] (candan/cevherden) yaratan, (yine) ondan kendisiyle huzur bulsun diye eşini yaratan O’dur. Eşini kucaklayınca (eşi ile birleşince) eşi hafif bir yük yüklenir (hamile kalır) ve onu bir süre taşır. (Yük) ağırlaşınca “Bize iyi (sağlıklı) bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden olacağız.” diye Rableri Allah’a dua ederler.
Burada verilmek istenen mesaj ilk nesil erkekler nereden yaratıldıysa eşlerinin de aynı şeyden yaratıldığını bildirmektir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:1; En‘âm 6:98; Zümer 39:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sizi tek bir nefisten¹ yaratan, sonra da onun eşini, sükûnet bulsun diye² kendi cinsinden kılan,³ Allah’tır. O nefis eşine sarılıp ve eşi hafif bir yük yüklenip,⁴ onu bir süre taşıdıktan sonra, yükü ağırlaşınca ikisi birlikte: “Ey Rabbimiz! Eğer bize sağlıklı bir çocuk verirsen, kesinlikle Sana şükredenlerden olacağız.” diye, Allah’a duâ ederler.
1 Yani bu nefis, Âdem (a.s) olabileceği gibi her insanın babası da olabilir.2 Bu ifâdeye göre, evlenen çiftlerin aralarında meyil ve sükûnet kalmayıp, yerini kin ve nefret aldığı zaman, boşanmak meşru olur.3 Yani, Âdem’in eşini başka türden değil, kendisi gibi insan cinsinden kıldı. Konuyla ilgili olarak daha geniş bilgi için Bk. (Nisâ: 1, En’am: 98, Zümer: 6)4 Yani hamile kalınca…  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZİ [hepinizi] bir tek candan yaratan, Ve [sevgiyle] kadına meyletsin diye ¹⁵⁵ ona kendi özünden eş var edip çıkaran O’dur. Öyle ki, o eşini kucaklayınca, eşi [ilkin] hafif bir yük yüklenir ve bir süre taşır o yükü. Sonra [kadın] gün gelip [çocuğun yüküyle] iyice ağırlaşınca, her ikisi birden Allah’a, Rablerine yalvarırlar: “Bize gerçekten kusursuz bir [çocuk] bahşedersen, muhakkak ki sana şükreden kimselerden olacağız!”
155 Lafzen, “Ona (eşine) meyletsin diye”. “Can” ve “onun eşi” gibi terimler hakkında bir açıklama için bkz. 4:1 ve ilgili not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O, sizi tek bir özden/candan yarattı, onun teskin olup huzur bulması için aynı özden/candan eşini var etti. Erkek eşine sarılınca kadın hafif bir yük yüklendi ve o yükü belirli bir süre taşıdı nihayet yükü ağırlaşınca her ikisi de Allah’a ‘Eğer bize sağlıklı bir evlat verirsen kesinlikle şükredenlerden olacağız’ diye dua ettiler. 4/1, 30/21, 29/8, 39/6, 46/15
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O’DUR sizi bir tek candan yaratan ve onda huzur bulsun diye kendi cinsinden eşini var eden. Erkek eşini sarıp sarmalar, (başta) eş hafif bir yük yüklenerek hamile kalır ve o yükü bir süre taşır.[¹³¹⁰] Ardından yük ağırlaşınca eşler Rableri olan Allah’a: “Eğer bize eli ayağı düzgün, kusursuz bir çocuk bahşedersen; söz, Sana şükreden kimselerden olacağız!” diye yakarırlar.
[1310] Bir çocuğun meydana gelişini anlatan Kur’anî belâgatın, muhteşem bir zarafet ve nezaketle kesiştiği nokta.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey insanlar) Sizi bir tek nefisten (Adem’den) yaratan, ondan da gönlü kendisine ısınsın diye eşini (Havva'yı) var eden O'dur. Eşini örtüp bürüyünce (Adem, Havva ile çiftleşince) eşi hafif bir yük yüklendi, (hamile kaldı) bir müddet (bebeğini karnında) taşıdı, hamileliği ağırlaşınca (eşinin karnı büyüyüp de, çocuklarının olacağını anladıklarında) ikisi beraber, Rableri olan Allah'a "Eğer bize salih (hilkati tam) bir çocuk verirsen, Andolsun ki, şükredenlerden olacağız" diye dua ettiler.
(Müfessirier ayetteki "tek nefis" beyânının Adem’e ve "Eşi" beyânının da Havva'ya ait olduğu hususunda ortak görüşe sahiptirler. Oysa Tefsir Kürsü Başkanı olan bir din bilginimiz çağdaş spritüalist felsefenin etkisinde kalarak ”reenkarnasyon" gibi sapık bir nazariyeye cevaz verdiği gibi, çağdaş evrim teorilerinin etkisinde kalarak da insanın menşeini Adem'den evvele götüren ve Kuran ile bağdaşmayan bir "Evrim Teorisi' ortaya atmaktan çekinmemiştir. Nitekim bu konuda şu açıklamalarda bulunmakta ve; "İşte tefsirine çalıştığımız bu ayetten (nisa l’den) anladığımıza göre insanı oluşturmak üzere yaratılan bir tür canlı, önce eşeysiz üreme (kendi kendine çoğalma) ile, başka varlıklara veya hayvanlara hiç değişmeden kendi istikametinde tekamül edip eşeyli üreme aşamasına gelmiş, sonra da ilk defa kendisinden üremiş olan dişisiyle birleşerek bundan bir çok insan ve kadın yaratılmış olabilir... Yüce Allah, her canlı türünü meydana getirmek üzere çeşitli hücreler yaratmış olabilir. Mevcut canlıların her biri, kendilerinin meydana gelmesi için yaratılan ayrı ayrı ana hücrelerden, kendi köklerinden evrimleşerek bugünkü şekline getirilmiş olabilir. İnsanın da basit, kendi kendine üreyen bir ilk kökten, bir ilk canlıdan yaratıldığını düşünebiliriz. İnsanın aslı olan bu canlı, -git gide tekamül edip önce şu, sonra bu hayvana, ondan sonra da insana çevrilmeden- doğrudan doğruya gittikçe tekamül eden insan modeli canlılardan geçe geçe, akıl ve yeteneklerini kazanan ve Adem adını alan insan şekline gelebilir. Duyularını ve aklını kazandığı zaman Adem adını alan bu en mütekamil, kainatın özü insanın, kendisi gibi mütekamil insan düzeyinde ulaşmış eşiyle çiftleşmesinden birçok erkek ve kadın yaratılıp dünyaya yayılmıştır." demektedir! (*) Kürsü başkanımız ortaya attığı bu acaib teorisine "Kur'an-ı Kerim’e göre Evrim Teorisi" adını vermiştir, oysa onun teorisini A'raf 189 ile bağdaştırmamız mümkün değildir, şöyle ki? a) Ayet-i Kerime'de "Eşini örtüp bürüyünce" beyânı vardır ki bu beyân, Adem ile Havva'nın çiftleşmesine işarettir... oysa iki hücrenin çiftleşmesi söz konusu olamaz, b) Ayet-i Kerime'de "eşi hafif bir yük yüklendi" beyânı vardır ki bu beyân Havva'nın hamile kaldığına işarettir... oysa bir hücrenin hamile kalması söz konusu olamaz, c) Adem ile Havva, çocuklarının olacağını anladıklarında, Rablerine "Eger bize salih bir çocuk verirsen, andolsun ki, şükredenlerden olacağız!' diye niyaz etmişlerdir.. oysa hücrelerin böyle dua ve niyazda bulunmaları söz konusu olamaz. Kürsü başkanımız teorisinin, insanın atasını "maymun-insan" olarak tanımlayan evrim teorileri ile ilişkisi olmadığını belirtmek için" git gide tekamül edip önce şu, sonra bu hayvana, ondan sonra da insana çevrilmeden" cümlesini eklemekte ve böylece ortaya attığı evrim teorisinin -Darwen Teorisinden farklı olup- Kur'an ile bağdaşabileceğini sanmaktadır. Oysa insanın atasını Adem'den evvele götüren her teori, A'raf 189. da yer alan beyanlar karşısında batıl bir görüş sayılmaya mahkumdur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
’ Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve onunla gelir gider. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, "Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız" diye dua ederler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O, o (Zât-ı Ecell-i Âlâ)dır ki, sizi bir nefisten yaratmıştır ve eşini ondan yapmıştır ki onunla ünsiyette buluna. Vaktâ ki ona mukarenette bulundu, hafif bir yük yüklendi. Bir müddet bununla gidip geldi. O zaman ki, ağırlaştı. Allah Teâlâ'ya, Rablerine dua ettiler ki eğer bize bir sâlih çocuk verir isen andolsunki, biz elbette şakirlerden oluruz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O'dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti. Erkek eşini sarıp bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi, hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca her ikisi de Rab'leri olan Allah'a yönelip “Eğer bize sağlıklı, kusursuz bir evlat verirsen mutlaka Sana şükreden kullarından oluruz” diye yalvardılar. [4, 1; 49, 13; 30, 21] {KM, Tekvin 2, 21-22}
Süleyman Ateş
swap_vert close
O'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gönlü ısınsın diye ondan eşini var eti; eşini sarıp örtünce (eşiyle birleşince) eşi, hafif bir yük yüklendi, onu gezdirdi. (Yükü) ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'a ettiler: "Eğer bize iyi, güzel bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz!" (dediler).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O Allâh Te'âlâ'dır ki sizi bir nefisden (tek Âdem'den) halk itdi ve zevcesini de onunla ülfet ve ünsiyet itmesi içün, ⁰ndan (Âdem'in kaburga kemiğinden) yaratdı. Âdem zevcesini örtdükde (onunla halvet oldukda) o, (Havvâ) hafif bir yük yüklendi, yürüyor ve geziyordı. O yük ağırlaşdığı zamân rableri olan Allâh'a: "Eğer bize tâmmu'l a'zâ bir evlâd virir isen sana şükür idenlerden oluruz" diye du'â itdiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sizleri bir tek nefisten (döllenmiş yumurtadan) yaratan O’dur. Eşini de o nefisten yarattı ki biri diğerinin yanında rahat etsin. Erkek onu sarınca hafif bir yük yüklenir. Onunla gezip dolaşır. Yükü ağırlaşınca ikisi de Rableri olan Allah’a yalvarır; “Bize iyi bir evlat verirsen, görevlerini yerine getirenlerden olacağız” derler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizi tek bir kişiden yaratan ve kendisiyle huzur bulması için ondan eşini var eden O'dur. İnsan, eşini bürüdüğü zaman hafif bir yük yüklenir. Onunla bir süre geçer. Yükü ağırlaşınca Rab'leri olan Allah'a dua ederek: -Eğer bize sağlam bir çocuk verirsen sana şükredenlerden oluruz, derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sizi tek bir candan yaratan, gönlünün ısınacağı eşini de aynı şeyden yaratan Odur. Nihayet o eşine sarıldığında, eşi hafif bir yük yüklendi ve onu beraberinde taşımaya başladı. Yükü ağırlaştığında, ikisi de Rablerine “Bize eli yüzü düzgün bir çocuk verirsen biz şükredenlerden oluruz” diye yalvardılar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rableri Allah'a şöyle dua ettiler: "Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol oldur kim yarattı sizi bir nefsden daħı eyledi andan 'avratını ya'nį ḥavvā'yı tā dölene aña. pes ol vaķt kim yaķınlıķ eyledi aña yüklendi yük yiyni pes geçdi anuñ-ile ya'nį yüridi oturdı durdı yiyniliginden ötürü. pes ol vaķt kim aġır oldı oķıdılar ya'nį ādem ḥavvā Tañrı’yı çalabuñ “eger vireseñ bize eyü olavuz şükr eyleyicilerden.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol Tañrı Ta‘ālā sizi yaratdı bir nefsden ki Ādemdür. Daḫı yaratdı özinden‘avratını ki Ḥavvādur aña sākin olmaġ‐ıçun. Ol vaḳt ki cimā‘ eyledi,aña yüklü oldı, ḫafīf yüklü olmaḳ. Gitdi geldi anuñla, ḳaçan ki aġırlandı,du‘ā eyledi ikisi Tañrı Ta‘ālāya. Eger bize virseñ ṣāliḥ oġul didiler olur‐bizşākirlerden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sizi tək bir nəfərdən (Adəmdən) xəlq edən və onunla ünsiyyət etmək (sakit, rahat olmaq) üçün özündən (qabırğasından) zövcəsini (Həvvanı) yaradan Odur. (Adəm) zövcəsi ilə yaxınlıq etdikdə o, (Həvva) yüngül bir yüklə yükləndi (hamilə oldu) və (bir müddət həmin yükü) daşıdı (onunla oturub-durdu). (Həvva) ağırlaşdığı vaxt onların hər ikisi Allaha dua edib: “Əgər bizə saleh (sağlam, ağıllı, hər şeyi yerli-yerində) bir uşaq versən, (bu ne’mətə görə Sənə) şükür edənlərdən olarıq!” – dedi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He it is who did create you from a single soul, and therefrom did make his mate that he might take rest in her. And when he covered her she bore a light burden, and she passed (unnoticed) with it, but when it became heavy they cried unto Allah, their Lord, saying: If thou givest unto us aright we shall be of the thankful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is He Who created you from a single person, and made his mate of like nature,(1162) in order that he might dwell with her (in love). When they are united, she bears a light burden and carries it about (unnoticed). When she grows heavy, they both pray(1163) to Allah their Lord, (saying): "If Thou givest us a goodly child,(1164) we vow we shall (ever) be grateful."
1162 Cf. 4:1. and n. 504, where the construction is explained, (see also 16:72). 1163 The mystery of the physical birth of man, as it affects the father and the mother, only touches the imagination of the parents in the later stages when the child is yet unborn and yet the life stirs within the body of the expectant mother. The coming of the new life is a solemn thing, and is fraught with much hope as well as much unknown risk to the mother herself. The parents in their anxiety turn to Allah. If this feeling of solemnity, hope, and looking towards Allah were maintained after birth, all would be well for the parents as well as for the rising generation. But the attitude changes, as the verses following show. 1164 Goodly: salih: includes the following ideas: sound in body and mind; healthy; righteous: of good moral disposition.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
هُوَ
O
الَّذ۪ي
O zattır ki
خَلَقَكُمْ
sizi yarattı
مِنْ نَفْسٍ
bir nefisten
وَاحِدَةٍ
tek
وَجَعَلَ
ve kıldı
مِنْهَا
ondan
زَوْجَهَا
eşini
لِيَسْكُنَ
sukûn bulsun diye
اِلَيْهَاۚ
ona
فَلَمَّا
ve ne zaman ki
تَغَشّٰيهَا
onu bürüdü
حَمَلَتْ
yüklendi
حَمْلاً
bir yük
خَف۪يفاً
hafif
فَمَرَّتْ
ve dolaştı
بِه۪ۚ
onun- la
فَلَمَّٓا
ve ne zaman ki
اَثْقَلَتْ
ağırlaştı
دَعَوَا
ikisi dua etti
اللّٰهَ
Allah'a
رَبَّهُمَا
Rabbleri
لَئِنْ
andolsun eğer
اٰتَيْتَنَا
bize verirsen
صَالِحاً
sâlih bir kimse
لَنَكُونَنَّ
muhakkak oluruz
مِنَ الشَّاكِر۪ينَ
şükredenlerden
Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da yanında huzur bulsun diye eşini yaratan O'dur. Ne zaman ki (insan eşiyle birleşip) onu (örtüp) bürüyünce (eşi) hafif bir yük yüklen(erek gebe kal)ır ve (bir müddet) onunla dolaşır. Nihayet (gebeliği) ağırlaşınca her ikisi de Rabbleri Allah'a, "andolsun ki eğer bize sâlih bir evlat verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız" diye dua ederler.
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
وَاحِدَة
İsim
و ح د
Bir, tek
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
سَكَنَ
Fiil-I
س ك ن
Yerleşti, mesken tuttu, sukûn buldu, dinlendi, oturdu, istirahat etti, huzur buldu
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
تَغَشّٰي
Fiil-V
غ ش و
Cinsi münasebet için yaklaştı, bürüdü
حَمَلَ
Fiil-I
ح م ل
Taşıdı, yüklendi, hamile kaldı
حَمْل
İsim
ح م ل
Bir yük, taşınma, hamilelik
خَفِيف
İsim
خ ف ف
Hafif
مَرَّ
Fiil-I
م ر ر
Uğradı, dolaştı, devam etti, geçti, karşılaştı, geçip gitti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
اَثْقَلَ
Fiil-IV
ث ق ل
Ağırlaştı
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
صَالِح
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih kimse, sâlih olan
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَاكِر
Etken fiil
ش ك ر
Şâkir (Allah'ın ismi, esmasıdır. Şükredilmeye layık hakiki zat demektir), şükreden, şükredici