close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 188. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul lâ emliku linefsî nef’an velâ darran illâ mâ şâa(A)llâh(u)(c) velev kuntu a’lemu-lġaybe lestekśertu mine-lḣayri vemâ messeniye-ssû-/(u)(c) in enâ illâ neżîrun vebeşîrun likavmin yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Allah'ın dilediğinden başka kendime ne bir fayda vermeye gücüm yeter, ne bir zarardan kaçınmaya. Gaibi bilseydim daha fazla hayır elde etmek isterdim ve bana bir kötülük gelmezdi. Fakat ben ancak inanan topluluğu korkutan ve müjdeleyen biriyim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
De ki: "Allah’ın dilemesi dışında, kendi nefsim için (bile) yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı daha çok arttırırdım ve (önceden tedbir alacağımdan) Bana hiçbir kötülük de dokunmazdı. Ben sadece, iman eden bir topluluk için, ancak bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! De ki: “Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak, ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak, benim elimde değil. Eğer insan kavrayışının ötesinde akılla bilinemeyip, sadece vahiyle bildirilen gerçekleri bir bilseydim, elbette daha çok hayır yapmak isterdim veya çok hayırlara ulaşmış olurdum ve bundan dolayı da, bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ama ben, sadece bir uyarıcıyım ve inanan bir topluma iyi haberler getiren bir müjdeci.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Benim, kendime, Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olanın dışında ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye gücüm yetebilir. Ben, eğer duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini bilseydim, kazancımı, menfaatlerimi çoğaltmayı, durumumu iyileştirmeyi, mutluluğumu artırmayı isterdim. İnsan cinsinin başına gelen hiçbir kötülük, hiçbir sıkıntı da bana dokunmazdı. Ben sadece iman edecek bir kavmi, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak uyaran ve Allah'ın rahmetini, merhametini, ihsanını, sevgisini müjdeleyen bir peygamberim." de.
bk. Kur’an-ı Kerim, 72/26.  
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime herhangi bir yarar veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer gaybı biliyor olsaydım, hayrı artırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. [16] Ben sadece iman eden bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciyim."
16.Daha çok hayır yapardım veya elimdeki hayırlı varlıkların miktarını artırırdım. Hazırlığımı ona göre yapardım ve böylece bana herhangi bir kötülük dokunmazdı.  
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
De ki: “- Ben Allah'ın dilediğinden başka, kendi kendime ne bir menfaatı kazanmağa, ne de bir zararı defetmeğe sahip değilim. Eğer ben gaybi bilseydim, (zarar ve tehlikelerden sakınıp) elbet daha çok hayır yapardım ve bana hiç bir fenalık dokunmazdı, (hiç yenilmez ve bir ihtiyaç içinde kalmazdım.) Ben ancak kâfirleri cehennemle korkutucu ve imân edecekleri cennetle müjdeleyici bir Peygamberim.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Rabbimin istediği hariç, kendim için ne bir menfaat ne de zarar vermeye malik değilim. Eğer gaybı bilmiş olsaydım, çok hayır ve fayda kazanırdım. Bana kötülük de dokunmazdı. Ben inanan bir toplum için bir uyarıcı ve müjdeleyiciden başka bir şey değilim.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir fayda ve zarar verecek güce sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbette iyiliği arttırırdım ve bana kötülük de dokunmazdı. Ben sadece, inanan bir toplum için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Allah dilemedikçe, ben kendime ne bir fayda, ne de ziyan ederim, ben kaybı bilseydim, malı çoğaltırdım, bana kötü değmezdi, inanan bir ulusa ben ancak kocunduranım, müjdeleyen kimseyim»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul) de ki: “Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer insan kavrayışının ötesinde olanı bilseydim, muhakkak ki, kendime tüm güzelliklerden daha çok pay ayırmak isterdim ve bana kötülük de dokunmazdı. (Ama) ben sadece bir uyarıcıyım ve iman edecek bir topluma iyi haberler getiren müjdeleyiciyim.”
Burada, Hz. Peygamberin nebi ve resul olmakla beraber diğer insanlar gibi bir beşer olduğu, ona inanan ve onun yolundan gidenlerin onu Hz. İsa örneğinde olduğu gibi insanüstü bir varlık olarak görmemeleri gerektiğine işaret ediliyor. Peygamberi sevmek ve ona itaat etmek başka şeydir, onu insan üstü bir varlık olarak görmek ve sadece Allah’a has olan, gaybı bilmek gibi bazı olağanüstü özellikleri ona yüklemek başka şeydir. Hele içinden çıkılmayan konularda ve felaket zamanlarında “Medet Ya Resulellah!” diyerek çağrıda bulunmak çok daha başka bir şeydir. Ayette “her şeyin Allah’ın dilemesiyle olduğu anlatılıyor. “Kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil” diyen ve bunu ona Allah’ın söylettiği bir peygambere “insanların kurtulmasını, rahmetin tecellisini, alemlerin yaratılmasına vesile olmasını izafe etmek doğru olabilir mi? Peygamberin alemlere rahmetin vesilesi olması Kur’an ile olmuştur. Buradaki rahmet Hz. Muhammed’in kendisi değil, aldığı vazifedir ve bu vazifeyi icra ederken rehberi olan Kur’an’dır. “Kendime tüm güzelliklerden daha çok pay ayırmak isterdim” yani daha çok hayır yapabilmek ve insanlara faydalı olabilmek için elimdeki imkânları artırırdım. Böyle olunca da kötülüklerden uzak dururdum. Zira iyilikler çoğaldıkça doğal olarak kötülükler azalacaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Benim fâideli gördüğüm şeyleri istihsâl itmek ve mazarratımı mûcib şeylerden ictinâb itmek içün kudretim ancak Allâh’ın istemesi ile olabilür eğer ben gizli şeyleri bile idim zengin olur idim ve hiç bir felâkete dûçâr olmaz idim lâkin ben yalnız Allâh’ın evâmirini tebliğe ve mü’minleri îkâza me’mûrum.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim."*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: “Ben kendim için, Allah’ın dilediği dışında ne bir fayda elde edebilirim ne de zarardan kurtulabilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım elbette bundan çok faydalanırdım, başıma kötülük de gelmezdi. Ben yalnızca inanan bir toplum için uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: «Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.»
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki: "ALLAH'ın dilediğinden başka ben kendime ne bir yarar ne de bir zarar veremem. Gizliyi bilseydim mal varlığımı arttırırdım, bana kötülük de dokunmazdı. Ben ancak inanan bir topluma bir müjdeci ve uyarıcıyım."
Muhammed dahil hiç kimse geleceği bilmez (6:50; 7:188; 10:20; 27:65; 81:24). Geleceği ancak Tanrı bilir ve bu bilgi ancak vahiy/ayetler yoluyla elde edilebilir (3:44; 11:49; 12:102; 30:2; 72:27).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilim.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki: ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka bir menfaate de malik değilim bir mazarrata da, eğer ben bütün gaybi bilir olsa idim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı, ben o değil, ancak iyman edecek bir kavm için inzar-u bişarete memûr bir Peygamberim
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime herhangi bir yarar veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer gaybı biliyor olsaydım, hayrımı artırırdım ve (zarar verecek şeyleri önceden bilirdim de) bana bir sıkıntı dokunmazdı. Ben sadece inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer gaybı¹ bilseydim, elbette daha çok yararıma olan şeyi yapardım ve bana bir kötülük de dokunmazdı.² Ben, inanan bir halk için sadece bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
1- Gelecekte olacak olanı; görünemez, bilinemez olanı. 2- Bu ayet, kendisine bile bir yarar sağlama imkanı elinde olmayan Nebinin, başkalarına şefaat edeceği inancının boş bir kuruntu olduğunu ortaya koymaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Ben kendim için, Allahın dilediğinden başka, ne bir fâide (yi celb etmi) ye, ne de bir zarar (ı savmıy) a muktedir değilim. Eğer ben ğaybı bilseydim elbet daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiç bir fenalık da dokunmazdı. Ben îman edecek her hangi bir kavme (Başlarına gelecek) azabın habercisi, (Cennetin) müjdeci (si) olmakdan başka (bir şey) değilim».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “Benim kendim için, Allah'ın dilemesi dışında, ne bir faydaya, ne de bir zarara mâlik değilim!(1) Çünki gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde ederdim ve bana hiçbir kötülük dokunmazdı! Ben ancak, îmân edecek bir kavim için bir korkutucu ve bir müjdeleyiciyim.”
(1)“Ey insan! Senin vücûdun sâhasında yapılan fiillerden ve işlerden senin yed-i ihtiyârında(irâdenin elinde) bulunanları, ancak binde bir nisbetindedir. Bâkī kalan (diğerleri) Mâlikü’l-mülk’e (mülkün gerçek sâhibine) âiddir. Binâenaleyh kendi kuvvetine göre yük al. Yoksa altında ezilirsin. Kıl kadar bir şuûr ile büyük taşları kaldırmak teşebbüsünde bulunma! Mâlik’in (mülk sâhibinin) izni olmaksızın O’nun mülküne el uzatma! Şâyet gafletle kendi hesâbına bir iş yaptığın zaman haddini tecâvüz etme! Eğer Mâlik’in hesâbına olursa, istediğin şeyi al yap. Fakat izin ve meşîet (dileme) ve emri dâiresinde olmak şartıyla. İzin ve meşîetini de şeriattan öğrenirsin.” (Mesnevî-i Nûriye, Katre, 69)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm! İnsanlara) de ki: “Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim (ve böyle bir gücüm de yoktur). Ve eğer gaybı (insan kavrayışının ötesinde olanı) bilseydim (şahsıma bir zarar gelmemesi için) daha çok iyilik (ve daima faydalı ve olumlu olan şeyleri) yapardım ve (o zaman) bana kötülük de dokunmazdı. Ama ben, ancak (bütün insanlığa) bir uyarıcı ve iman edecek olan bir topluluk için de, bir müjde vericiden başkası değilim. *
(*) Burada, Hz. Peygamberin nebi ve resul olmakla beraber diğer insanlar gibi bir beşer olduğu, ona inanan ve onun yolundan gidenlerin onu Hz. İsa örneğinde olduğu gibi insanüstü bir varlık olarak görmemeleri gerektiğine işaret ediliyor. Peygamberi sevmek ve ona itaat etmek başka şeydir, onu insanüstü bir varlık olarak görmek ve sadece Allah’a has olan, gaybı bilmek gibi bazı olağanüstü özellikleri ona yüklemek başka şeydir. Hele içinden çıkılmayan konularda ve felaket zamanlarında “Medet Ya Resulellah!” diyerek çağrıda bulunmak çok daha başka bir şeydir. Ayette “her şeyin Allah’ın dilemesiyle olduğu anlatılıyor. “Kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil” diyen ve bunu ona Allah’ın söylettiği bir peygambere “insanların kurtulmasını, rahmetin tecellisini, alemlerin yaratılmasına vesile olmasını izafe etmek doğru olabilir mi? Peygamberin alemlere rahmetin vesilesi olması Kur’an ile olmuştur. Buradaki rahmet Hz. Muhammed’in kendisi değil, aldığı vazifedir ve bu vazifeyi icra ederken rehberi olan Kur’an’dır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Özetle, gelecekte olacak olanı; görünemez, bilinemez olanı ancak Allah bilir, peygamber de bir kul ve beşerdir, o da gaybı ve geleceği bilemez. Ayrıca bu ayet, kendisine bile bir yarar sağlama imkânı elinde olmayan Hz. peygamberin, ahirette başkalarına yardım edebileceğinin inancının boş bir kuruntu olduğunu ortaya koymaktadır. Zaten Enâm -51. ayette göre kıyamet günü Allah’tan başka insanlara ne bir veli (sahip, koruyucu ve kurtarıcı), ne de bir şefaatçi (yardım edici) vardır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Ben kendi nefsime, Allah dilemedikçe ne bir fayda, nede bir zarar vermeye sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim, öncelikle hayrımı çoğaltırdım da, bana kötülük dokunmazdı. Ancak ben, inanan bir toplumu uyarıcı ve müjdeciyim.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Benim kendime Allah’ın dilediklerinden başka, ne bir yararım, olur, ne de bir zararım dokunabilir. Eğer ben görünmezi bilmiş olsaydım, daha çok iyilik yapmak isterdim, bana da hiçbir, kötülük erişemezdi. İşte ben ancak inananlar takımı için bir uyarıcı, bir müjdeleyiciyim."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
De ki: «—- Ben kendim için menfaat vermeye de, zarar vermeye de kaadir olamam. Meğer ki Allah benim için onu dilesin. Ben gaybi bilmiş olsaydım elbette hayrı [¹] çoğaltırdım. Kötülüklerden bana hiçbir şey [²] de dokunamazdı. Ben Kâfirleri Allah azabıyle korkutan, mü/minleri müjdeleyen peygamberden başka bir şey değilim».
[1] Malları, ganimetleri, fütuhatı.[2] Fakr maraz, hezimet, meşakkat.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
De ki: “Ben kendime, Allah’ın dilemesinden başka ne bir fayda ne de bir zarar verme gücüne sahibim. Eğer algılanamayan gerçeği [ğayb] bilmiş olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana hiçbir kötülük de dokunmazdı. Ben inanmış bir topluluk [kavm] için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciden başka biri değilim.
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Gaybi bilseydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de dokunmazdı. Ben sadece, iman eden bir topluluğu korkutup uyaran ve müjdeleyen bir elçiyim.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Peygamberlerin ancak birer fâni insan olduklarını, bu yüzden gaybı bilemeyeceklerini öğretmek üzere, onlara de ki: “Bakın, Allah izin vermedikçe, ben kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Ayrıca, Allah’tan başka hiç kimsenin bilemeyeceği bir âlem olan gaybı bildiğimi de söylemiyorum. Şâyet gaybı bilmiş olsaydım, kendi adıma bir çok faydalar elde ederdim ve başıma herhangi bir kötülük de gelmezdi. Fakat gördüğünüz gibi, ne gaybı bilirim, ne de başıma gelecek kötülükleri savabilirim. Zira ben, tanrısal niteliklere sahip olduğunu iddia eden bir meczup değil, sadece, size Allah’ın mesajını ileten bir uyarıcı ve bu mesaja iman eden topluma ilâhî nimetleri muştulayan bir müjdeciyim, bir Peygamberim.”Ve işte, uyarıyorum:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: “Allah’ın dilediği şeyler dışında, kendim için ne bir yarara mâlik olurum, ne bir zarara! Gayb’ı bilir olsaydım, elbette Hayır’dan çoğaltırdım. Bana Kötülük de dokunmazdı. Ben, inanacak bir kavim için ancak bir müjdeci ve uyarıcıyım”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
De ki: " Ben dahi Allah'ın izni olmadan kendim için iyi kötü en ufak bir şey yapamam. Şayet ben gaybı bilseydim, şahsıma bir zarar gelmemesi için öncelikle, kendi iyiliklerimi çoğaltırdım. Ben, bir inanç toplumu için hem bir uyarıcı hem de müjdeciyim... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara de ki: “Ben Allah’ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim! Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim! Bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için uyarıcı ve müjdeleyiciyim. İnkâr edenleri uyarır, inananları müjdelerim!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “Allah’ın dilemesi hariç, kendime herhangi bir yarar da zarar da verecek güce sahip değilim. [Gayb]ı (bilinemeyeni) bilseydim elbette daha çok hayır yapardım ve bana hiçbir kötülük de dokunmazdı. [*] İnanan bir toplum için yalnızca bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” [*]
Bu ayette Hz. Muhammed’in de gaybı bilemediği ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:50; Neml 27:65.,Ayetin bu cümlesinde Hz. Muhammed’in gaybı bilemediği, eğer bilseydi bir sıkıntıyla karşılaşmadan önce vaktinde önlemini alabileceği, böylece sıkıntılara maruz kalmayıp muhtemel zararlardan kurtulabileceği kendisine söylettirilmektedir. Eğer gaybı bilseydi artık bir insan ve kul olmanın gereklerini aşıp geçebileceği, bunun da imkânsız olduğu dolaylı olarak vurgulanmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!): “Ben Allah dilemedikçe kendime zarar da fayda da verme gücüne sahip değilim. Eğer ben, ğaybı¹ bilseydim; daha çok iyilik elde ederdim ve başıma da hiçbir kötülük gelmezdi. Ben sadece mü’minler toplumuna müjde veren ve onları uyaran bir Peygamberim.”² de.³
1 Ğayb: Hakkında vahiy bilgisi olmadan, asla bilinemeyecek bilgilerdir. Üç gruba ayrılır; a- Hakkında hiçbir tarihi veri bulunmayan, geçmişe ait olaylar. (Hz. Yûsuf (a.s) kıssası gibi.) b- Gelecekte olacak şeylere ait, bilgiler. (Yarın ne olacağı gibi.) c- Kıyamet ve sonrasına ait, bilgiler. (Cennet ve cehennemle ilgili bilgiler gibi.)2 Yani o zaman bana hiç bir sıkıntı, zarar dokunmazdı ve benim bir beşer değil de ilâh olmam gerekirdi. 3 Yani ben ancak bir uyarıcı ve iman edecek her hangi bir kavim için müjdeciyim ve ben peygamber olarak gönderilen bir kulum. Hâşâ ilahlık davasında falan değilim.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ey Peygamber] de ki: “Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer insan kavrayışının ötesinde olanı bilseydim, muhakkak ki, bahtiyarlık adına ne varsa ondan payıma daha çoğu düşerdi ve kötülük asla yaklaşamazdı bana. (Ama) ben sadece bir uyarıcıyım ve inanan bir topluma iyi haberler getiren bir müjdeci”. ¹⁵⁴
154 Bkz. 6:50 ve ilgili not. Kur’an’da, Hz. Peygamber’in beşer oluşu konusunda ortaya konan sürekli vurgu, yaratılmış hiçbir varlığın, az ya da çok hiçbir şekilde Yaratıcı’nın sıfat ve gücüne ortak olmadığı, olamayacağı konusundaki temel ilkenin gereğidir, onun mantıkî sonucu durumundadır. Bu ilkenin yine mantıkî bir uzantısı olmak üzere, sonraki bölümde (189-198. ayetler) Allah’ın yaratıcı kudretinin tekliği ve Allah’a özgü oluşu belirtilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – Allah dilemedikçe benim kendim için bir fayda sağlamaya ve başıma gelecek belayı def etmeye gücüm yetmez. Eğer ben, bilmiş olsaydım, kendi hayrıma ne varsa temin ederdim de bana hiçbir sıkıntı dokunmazdı. Oysa ben inanmak isteyen bir toplum için sadece uyarıcı ve müjdeciyim. 6/50- 51, 25/56, 33/45, 35/24, 48, 8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
De ki: “Allah tercih etmedikçe, ben (dahi) kendime ne yarar sağlayabilirim, ne de zararı önleyebilirim. Zira eğer gaybı bilseydim, kendime tüm güzelliklerden daha çok pay ayrılmasını sağlardım, üstelik kötülük de semtime uğrayamazdı. Ne ki ben, inanan insanlar için yalnızca bir uyarıcı ve müjdeciyim.”[¹³⁰⁹]
[1309] Vahyin Allah’a aidiyetinin delillerinden biri bu âyettir. Rasulullah’a talim ettirilen bu itiraf, hakikate bağlılığın, her tür taktik ve stratejik hesabı aşacak kadar hasbî olduğunu gösterir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
De ki: Ben kendime -Allah’ın dilediğinden başka- ne bir yarar ne de bir zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbet daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiç zarar dokunmazdı!.. (Peygamberlik görevimi çok daha kolay yapar, savaşlarda hiç yenilgiye uğramaz, neler olacağını bir gün evvel size bildirerek hepinizin imana gelmenizi sağlardım da siz bana o zaman -öyle çirkin davranışlarınızla- hiçbir eziyet ve cefa yapamazdınız) Ben ancak iman edecek bir kavmi (azapla) uyaran ve (cennet ile) müjdeleyen bir peygamberim! (Allah'a ortak koşma, müşrikler ile atalarına inhisar etmez. Adem [a.s.] in ilk nesillerine kadar uzanır gider, nitekim)
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Ben kendime, Allâh’ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sâhip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete kendime çok hayır (mal ve mülk) elde ederdim. Bana kötülük dokunmamazdı. Ben sadece iman eden bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Allah Teâlâ'nın dilediğinden başka nefsim için ne bir faideye ve ne de bir zarara mâlik değilim. Ve eğer ben gaybı bilir olsa idim, elbette hayırdan daha çok şeyler yapardım, ve bana kötülük de dokunmazdı. Ben imân eden bir kavim için korkutucu ve müjdeleyiciden başka değilim.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: “Ben kendim için bile Allah dilemedikçe hiçbir şeye kadir değilim: Ne fayda sağlayabilirim, ne de gelecek bir zararı uzaklaştırabilirim. Şayet gaybı bilseydim elbette çok mal mülk elde ederdim, bana hiç fenalık da dokunmazdı. Ama ben iman edecek kimseler için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeleyiciyim. ” [72, 26]
Bu iki âyet, hak din olan İslâm’ın başlıca delillerini pek güzel özetlemiştir. 1. Hz. Muhammed (a.s.) gibi son derece akıllı, son derece dürüst, güvenilir, güzel ahlâkın her bölümünde mükemmel bir şahsiyetin onu tebliğ edip hayatında tatbik etmesi. 2. Göklerin, yerin ve her bir yaratığın iyice incelenmesi, o mükemmel nizamın, her şeye kadir mükemmel bir Yaratıcısının mutlaka bulunduğu. 3. Âciz ve fanî olan insanın, diğer bütün insanlar gibi dünyadan ayrılacağı gerçeği. Bütün hayatları emanet veren, onları istisnasız geri alıyor. Şimdiye kadar gerçeği anlamadıysa, bari imtihan vakti dolmak üzere iken fırsatı değerlendirip, Hakka dönmeli. Hasılı, bu üç küllî delilden de anlamayan insanın, gerçeği bulmasına yol kalmamıştır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Ben kendime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete çok hayır (mal ve mülk) elde ederdim. Bana kötülük dokunmamış (beni cin çarpmamış)tır. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Di ki: "Ben nefsim içün celb-i menfa'at ve def-'i zarara mâlik değilim (bu kudret bende yokdur). Ancak Allâh'ın dilediği olur. Eğer ben gaybı bilse idim eyilik ve hayırdan çok şeyler elde iderdim ve bana hiç bir zarar dokunmazdı. Ben ancak îmân iden kavim içün ('azâbla) korkudıcı (rahmet ve ni'met-i hakla) müjde idiciyim. [¹]
[1] Ehl-i Mekke bir gün: "Yâ Muhammed sen peygamberim diyorsun, ne içün gaybı, ileride olacak ahvâli bilmiyorsun? Allâh ne içün sana haber virmiyor. Kıyâmet kopacakdır diyorsun, fakat ne vakit kopacakdır bunı haber virmiyorsun." didiklerinden bu âyet-i kerîme onlara cevâben nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki “Allah da tercih etmedikçe, benim kendime bile bir fayda sağlamaya veya zarar vermeye gücüm yetmez. Eğer gizli bilgileri (gaybı) bilseydim, daha çok malım olurdu, bana bir kötülük de dokunmazdı. Ben, inanıp güvenen bir topluluk için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim, o kadar.”
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki: -Benim kendim için bir fayda ve zarara Allah'ın dilediği kadardan başka gücüm yetmez. Eğer ben, görülmeyeni bilseydim, iyilik yapmayı artırırdım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. İnanan bir toplum için sadece uyarıcı ve müjdeciyim.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Allah dilemedikçe benim kendime ne bir yararım dokunur, ne de bir zararım. Eğer ben gaybı bilmiş olsaydım bundan pek çok yarar sağlardım; kötülük de bana dokunmazdı. Oysa ben iman edecek olanlara bir uyarıcı ve bir müjdeleyiciyim, o kadar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım iyilik ve güzelliği elbette çoğaltırdım. Bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit “mālik degülven gendüzüm aśśıya daħı ziyāña illā anı kim diledi Tañrı. daħı eger bilür olmışmıssam ġaybı çoķ eyleyedüm ħayr daħı yoķanmaya-dı baña yavuzlıķ. degülin ben illā ķorķıdıcı daħı muştılayıcı bir ķavma kim inanurlar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Benüm elümden gelmez nefsüme aṣṣı eylemege, ziyāneylemege daḫı. İllā Tañrı Ta‘ālā dilese olur. Daḫı eger ben bilse‐y‐dümġaybı, çoḳ ḫayr[a] irişmiş olurdum. Hīç baña muṣībet daḫı yitişmezdi. Bendegül‐men, illā ḳorḳudıcı, muştılayıcı bir ḳavme ki īmān getürürler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
De: “Mən Allahın istədiyindən başqa özümə nə bir xeyir, nə də bir zərər verə bilərəm. Əgər qeybi bilsəydim, sözsüz ki, (özüm üçün) daha çox xeyir tədarük edərdim (savab qazanmaq üçün dünyada daha çox yaxşı işlər görərdim) və mənə pislik də toxunmazdı. Mən iman gətirən bir tayfanı (pis əməlləri müqabilində Allahın əzabı ilə) ancaq qorxudan və (yaxşı əməlləri müqabilində isə Cənnətlə) müjdələyənəm!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say: For myself I have no power to benefit, nor power to hurt, save that which Allah willeth. Had I knowledge of the Unseen, I should have abundance of wealth, and adversity would not touch me. I am but a warner, and a bearer of good tidings unto folk who believe.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "I have no power over any good or harm to myself except as Allah willeth. If I had knowledge of the unseen, I should have multiplied all good, and no evil should have touched me: I am but a warner, and a bringer of glad tidings to those who have faith."(1161)
1161 A warner to all, and a bringer of glad tidings to those who have faith, because they will profit by the glad tidings. As everyone is invited to faith, the glad tidings are offered to all, but they are not necessarily accepted by all.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
لَٓا اَمْلِكُ
sahip değilim
لِنَفْس۪ي
kendim için
نَفْعاً
bir faydaya
وَلَا ضَراًّ
ve ne  bir zarara
اِلَّا
an- cak
مَا
o şe-ye ki
شَٓاءَ
diledi
اللّٰهُۜ
Allah
وَلَوْ
ve eğer
كُنْتُ
olsaydım
اَعْلَمُ
biliyorum
الْغَيْبَ
gaybı
لَاسْتَكْثَرْتُ
mutlaka çoğaltırdım
مِنَ الْخَيْرِۚ
hayırdan
وَمَا مَسَّنِيَ
ve bana dokunmazdı
السُّٓوءُ
kötülük
اِنْ اَنَا۬
ben değilim
اِلَّا
an- cak
نَذ۪يرٌ
bir uyarıcı
وَبَش۪يرٌ
ve bir müj- deleyici
لِقَوْمٍ
bir kavim için ki
يُؤْمِنُونَ۟
iman ediyorlar
De ki: "Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verme gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim hayırdan (istediklerimi) çoğaltırdım ve bana (hiçbir) kötülük de dokunmazdı. (Oysa) Ben, iman eden bir kavim için ancak bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
نَفْع
İsim
ن ف ع
Fayda
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ضَرّ
İsim
ض ر ر
Zarar
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
اِسْتَكْثَرَ
Fiil-X
ك ث ر
Çoğaltmak istedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
سُوٓء
İsim
س و ا
Kötülük, fena
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَنَا
Zamir
اَنَا
Ben
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
بَشِير
İsim
ب ش ر
Müjdeci, müjdeleyici
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı