close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 187. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yes-elûneke ‘ani-ssâ’ati eyyâne mursâhâ(s) kul innemâ ‘ilmuhâ ‘inde rabbî(s) lâ yucellîhâ livaktihâ illâ hu(ve)(c) śekulet fî-ssemâvâti vel-ard(i)(c) lâ te/tîkum illâ baġte(ten)(k) yes-elûneke keenneke hafiyyun ‘anhâ(s) kul innemâ ‘ilmuhâ ‘inda(A)llâhi velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Senden kıyametin ne vakit kopacağını sorarlar. De ki: Onu ancak Rabbim bilir. Vakti geldi mi onu ancak o izhar eder; göklere de ağır basmıştır, yeryüzüne de ve size ancak ansızın gelip çatar. Biliyormuşsun da gizliyorsun gibi sana soruyorlar, de ki: Onu ancak Allah bilir, fakat insanların çoğu anlamaz bunu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Senden; saatin (kıyametin) ne zaman gelip çatacağını (gerçekleşeceği anı) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O’ndan başkası açıklayamaz. (Allah kıyameti tam vaktinde gerçekleştirecektir.) O, göklerde ve yerde ağırlaştı (yani kıyamet hadisesi ve öncesindeki İslami hâkimiyet müjdesi çok yaklaştı): O (kıyamet) size, ancak ansızın (hiç hesap edilmeyen ve beklenmeyen bir zamanda ve ortamda) gelecek (ve dünyanızı başınıza yıkacaktır.)" Sanki Sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi Sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah’ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler (ve gerçeği araştırıp öğrenmezler, çünkü cahil ve gafil takımıdırlar)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Sana kıyamet saatinden soruyorlar. “Ne zaman gelip çatacak?” diye. De ki: “Doğrusu buna dair gerçek bilgi, ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başka açığa vuracak kimse de yoktur. O kıyamet vakti göklere ve yere bütün ağırlığıyla çökecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacak.” Sanki sen onun vaktini biliyormuşsun gibi sana onu tekrar sorarlar. Yine de ki: “Onun ilmi, ancak Allah katındadır. Fakat insanların çoğu, bundan habersizdirler.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana kıyametin kopacağı ânı soruyorlar: “Kâinattaki hayatiyet ne zaman ebedî âlemin limanına demir atıp duracak?" diyorlar. “Kıyametin kopacağı an ile ilgili bilgi Rabbimin katındadır. Kıyameti vaktinde gerçekleştirecek olan da yalnızca O'dur. Göklerde ve yerde onun ağırlığı dayanılacak gibi değildir. O size ansızın gelecektir." de. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar. “Onunla ilgili bilgi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilemeyecekler" de.
bk. Kur’an-ı Kerim, 21/38; 41/18; 79/42.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Rabbimin katındadır. Rabbinden başka onun vaktini bildirecek yoktur. O göklerde ve yerde bulunanlara çok ağır gelmektedir. [15] O size ancak ansızın gelir." Sanki sen onun hakkında bilgi sahibiymişsin gibi senden onu soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allah katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler."
187.İbnu Cerir`in ve daha başkalarının Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre (yahudilerden) Himl bin Kuşeyr ile Samuel bin Zeyd Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Eğer ileri sürdüğün gibi peygamber isen kıyametin ne zaman olduğunu bize bildir. Biz bunu biliyoruz" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.Katade (r.a.)`den rivayet edildiğine göre de Kureyşilerin bu soruyu sormaları üzerine bu ayeti kerime indirilmiştir. Ayeti kerimenin indirilmesinin her iki olayla da bağlantısı olabilir.15.Yani göklerde ve yerde bulunan herkes onun dehşetinden korkmakta ve daha vakti gelmeden önce bu korku kendilerini sarsmaktadır.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: 'Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir.' Sanki ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: 'Onun ilmi yalnızca Allah'ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Rasûlüm, sana kıyametten soruyorlar: Ne zaman kopacak? De ki: “- onun ilmi, yalnız Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde, ancak O tecelli ettirecektir. O kıyamet öyle büyük bir meseledir ki, göklerde ve yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur. Size o, ancak ansızın gelecektir.” Gereği ile biliyormuşsun gibi, senden ısrarla onu sorarlar. Yine de ki: “- onun ilmi ancak Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sana bu kıyamet işinin nerede limanlanacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi Rabbimin katındadır. O’ndan başka hiç kimse vaktinden evvel onu açıklayamaz. O, göklerin ve yerin içinde saklanmıştır. O size ancak birden gelecektir.” Sanki sen onu kuşatmış, görüyorsun gibi sana onun ne zaman geleceğini soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi Rabbimin katındadır, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu zamanında açığa ancak O çıkarır. Kıyametin bilgisi göklere ve yere ağır gelir; kıyamet ansızın size gelecektir. Sanki, sen onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar.” De ki: “Onun ilmi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.”[149]
[149] Kıyamet ve Hz. Peygamber’in gaybı bilememesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 443-452.  
Besim Atalay
swap_vert close
Senden kıyameti «Ne gün kopacak?» diye sormaktadırlar, «Onu ancak Tanrı bilir» diyesin, günü eriştiğinde, onu yalnız o belirtir, göklere, yere o ağır gelir, o ansızın gelir size, onu saklarmışsın gibi senden sorarlar, «Onu ancak, Allah bilir» diyesin, insanların pek çoğu ise bilmezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır ve zamanı geldiğinde onu ortaya çıkaracak olan sadece O'dur. (O gün) göklere ve yere bütün ağırlığıyla çökecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacaktır.” Sanki sen (kıyametin ne zaman kopacağını) biliyormuşsun gibi sana (onun vaktini) soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.”
Cemil Said
swap_vert close
Senden sa’atin (kıyâmetin) ne vakit geleceğini soracaklardır. Ânlara di ki: "Ânı yalnız Allâh bilür. Başka kimse o sa’atin vaktini söyliyemez. Bu sa’atin vaktini ne insânlar ve melekleri bilemezler fakat o sa’at apansız gelecekdir." Sanki senin haberin var imiş gibi senden soracaklardır. Ânlara di ki: "Ânı bilmek Allâh’a mahsûsdur lâkin insânların ekserîsi bu hakîkatden gâfildirler."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: "Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O'ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir." Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar, de ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Ne zaman gelip çatacak?” diye sana kıyamet saatini sorarlar. De ki: “Onun hakkındaki bilgi sadece rabbimin katındadır. Vakti geldiğinde onu açığa çıkaracak olan ancak Allah’tır. O (kıyamet), göklere de yere de ağır gelecektir! Sizi ansızın yakalayacaktır!” Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi Allah katındadır, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sana o saatin (dünyanın sonunun) ne zaman geleceğini soruyorlar. "O'nun bilgisi Rabbimin yanındadır," de. Onu vakti gelince O'ndan başkası ortaya çıkarmaz.* Göklere ve yere ağır gelen o saat size ansızın gelecektir.** Sanki ondan haberdar imişsin gibi sana soruyorlar. "Onun bilgisi ALLAH'ın yanındadır," de. Fakat insanların çoğu bilmez.
* Tanrı, bu bilgiyi, 1980 yılında açıklamış bulunuyor. Bak: 20:15; 15:87; 72:27. ** Saat, sadece inkarcıların başına ansızın kopacaktır.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ne zaman demir atacak? Diye sana saatten soruyorlar, de ki: onun ılmi; yalnız rabbımın nezdindedir, onu, vaktı vaktına tecelli ettirecek ancak odur, o, öyle ağır bir mes'ele ki bütün Semavat-ü Arzda tahammül edecek yok, o size ancak bağteten gelecek, sanki sen ondan tefahhusle haberdar imişsin gibi soruyorlar, de ki: onun ılmi, ancak Allahın nezdindedir velâkin insanların ekserîsi bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana (kıyamet) saatin (in) ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: “O ancak Rabbimin ilmindedir. (Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız O bilir). Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O (kıyamet), göklere de yere de ağır gelmiştir. O (kıyamet) size ansızın gelecektir.” Sanki sen (kıyametin ne zaman kopacağını) biliyormuşsun gibi, onu sana soruyorlar. (Habibim!) De ki: “O ancak Allah’ın ilmindedir. (Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız, O bilir). Fakat insanların çoğu (bunun böyle olduğunu) bilmezler.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sana Saat'ten soruyorlar. Ne zaman gerçekleşecek diye. De ki: “Onun bilgisi sadece Rabb'imin yanındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelecektir. O size ansızın gelecek.” Sanki sen biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah'ın yanındadır.” Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmez.¹
1- Bu ayet, Nebi'nin geleceği/gaybi bildiğine dair söylediği söylenen sözlerin/ hadislerin tamamının uydurma olduğunun; Kıyamet'in kopma zamanını ifade eden sözlerin tamamının uydurma olduğunu apaçık olarak ifade etmektedir. Allah'ın dışında bir başkasının da gaybı bilebileceği inancı Kur'an'a göre şirktir. (72 Cin, 2 5-26)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kıyaametin sübût (ve vukuu) nun ne zaman olduğunu sana sorarlar. De ki: «Onun ilmi ancak Rabbimin nezdindedir. Onun vaktini kendisinden başkası açıklayamaz. Göklere de, yere de ağır basmışdır o. O, size (başka suretle değil) ancak ansızın gelir. Tam ma'nâsiyle biliyormuşsun gibi sana (tekrar) onu sorarlar (Yine) de ki: «Onun ilmi ancak Allah katındadır. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Habîbim!) Sana, “Onun gelip dayanması ne zaman?” diye kıyâmetten soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onu vakti (geldiği)nde ortaya çıkaracak ancak O'dur!” (O kıyâmet) göklerde ve yerde (olan bütün mahlûkata) ağır gelmiştir! Size ancak ansızın gelecektir! Sanki sen ondan haberdarmışsın gibi, sana soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır; fakat insanların çoğu (bu ilmin Allah'a âid olduğunu) bilmezler!” (3)
(3)Kıyâmet vaktinin gizli olması hakkında bakınız; (sahîfe 312, hâşiye 1)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: ’’Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini ondan başka açığa vuracak (vaktini bilecek) kimse de yoktur. O bütün ağırlığıyla göklerde ve yerde kopacak ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacaktır. ”Sanki ondan tümüyle haberdarmışsın (ne zaman kopacağını biliyormuşsun) gibi sana soruyorlar. Fakat insanların çoğu (hakikati) bilmezler.” *
(*) Sâat: Zamanın az bir bölümünün ismidir ki gece ile gündüzün yirmi dörtte birine denilmiştir. Ma’rife (belirli) olarak kullanıldığında, hesap ve sorgu günü olan “kıyamet” gününün ismidir. O gün hesabın süratine binaen ifade edilen hesap süresi demektir. İkinci bir görüşe göre de; “kıyametin koptuğu vaktin” ismidir ki Allah’tan başka kimsenin bilmediği bir saatle ansızın bastıracağından dolayı bu isim verilmiştir. Konu ile ilgili olarak ve aynı ifâde için Bk. (En’am: 31, Naziat: 42) Yani, bunu insanların bilebileceği şeylerden zannederler, tahminler yürütürler, bilimsel gerçek adı altında aslı astarı olmayan safsatalar söylerler. Bazıları da bunu, kendinden menkul kerâmetlerine âlet ederler, saf Müslümanları kandırmak için tarihler verirler. Hatta kıyameti görmüş gibi tasvir ederek ve Peygamberlerin dahi bilmediği bir konuyu, bildiklerini söyleyip, küfürlerine küfür eklerler. (M. Türk Meal Açıklaması) Bu ayet, hem Hz. peygamberin geleceği/gaybi/ bildiğine dair söylediği söylenen bütün sözlerinin hem de Kıyamet’in kopma zamanını veya kıyameten önce zuhur edecek alametleri ifade eden sözlerin tamamının uydurma olduğunu apaçık olarak ifade etmektedir. Çünkü Allah’ın dışında bir başkasının gaybı bilebileceği inancı Kur’an’a tamamen aykırıdır. Böyle bir inanış Kur’an’ın söylediğine inanmamaktır. Bkz: (72 Cin, 25-26)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana kıyamet saati hakkında, ne zaman gelecek diye soruyorlar. Deki “O saatin bilgisi yalnızca Rabbimin yanında olup, ne zaman oluşacağına karar verecek olan O’dur. O gün oluştuğunda göklerde ve yerde olanlar ağır gelirler. O saat size ansızın gelecektir.” Sanki sen saatin vaktini biliyor da saklıyormuşsun gibi, ısrarla sana soruyorlar. Deki “O saatin bilgisi ancak Allah’ın yanındadır.” Ama insanların çoğu bunu bilmiyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Senden kıyametin ne zaman kopacağını sorarlar. De ki: "Gerçekten onu Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Onu tam vaktinde belli edecek olan ancak Odur. Kıyametin ağırlığı bütün yerler, gökler üzerine çökecektir. O size ancak birden bire gelecektir." Sanki sen iyiden iyiye biliyormuşsun gibi, sana sorarlar. De ki: "Gerçekten onu Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Ancak insanların pek çoğu bunu bilmezler."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Senden, kıyametin ne vakit kopacağım soruyorlar. Onlara de ki: «— Onun bilgisi ancak Rabbimin yanındadır; onu, vaktinde Allah/tan başka hiçbir kimse aşikâr kılamaz. Kıyamet hâtırası göklere de, yere de ağır gelmiştir [³]. O, size ansızın gelir. Sanki sen onu bilmiş de saklamışsın gibi sana soruyorlar. Onlara de ki: Onun bilgisi ancak Allah yanındadır. Fakat nâs/ın pek çoğu bunu bilmezler».
[3] Dehşetinden dolayı gökler, yer ehline ağır gelmiştir veya kıyameti bilmek onlara kapalıdır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana kıyametin [es-sâ’at] ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başka tecelli ettirecek/gerçekleştirecek yoktur. Gökler ve yer onun ağırlığını kaldıramaz ve o size ansızın gelir. Sanki senin ondan haberin varmış/onu gizliyormuşsun gibi hep sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır ama insanların çoğu bunu bilmezler.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana kıyametin ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: “Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun zamanı geldiğinde O'ndan başkası açığa çıkaramaz. O (ortaya çıkışı), göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. “De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Sana, kıyâmetin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi, yalnızca Rabb’imin katındadır ve zamanı geldiğinde onu ortaya çıkaracak olan sadece O’dur. Bu öylesine korkunç bir hâdisedir ki, ne gökler dayanabilir onun dehşetine, ne de yeryüzü! O, hiç beklemediğiniz bir anda,sizi ansızın yakalayacaktır.” Ey Peygamber! Sanki sen, kıyâmetin ne zaman kopacağını biliyormuşsun gibi, sana onun vaktini soruyorlar. Konunun önemine binâen, tekrar ve tekrar de ki: “Onun bilgisi, yalnız Allah’ın katındadır, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana Saat’den soruyorlar; “Onun gelip çatması / durup demir atması ne zaman?”. De ki: “Doğrusu onun bilgisi rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası gösteremez. Yer’e ve Gökler’e ağırlık çökmüştür. Size ancak ansızın gelir. Sanki sen, ondan haber almışsın gibi sana soruyorlar. De ki: -“Onun bilgisi Allah katındadır; ama İnsanlar’ın en çoğu bilmez”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar? De ki: " kıyamet bilgisi Allah'ın elindedir. Onun vaktini ondan başka kimse açıklayamaz. " Gökleri ve yeri çökertecek olan bu an, size apansızın gelecektir. Resulüm sana kıyameti, ısrarla sanki sen çok bilirmişsin gibi sorup duruyorlar. De ki : " Kıyamet bilgisi Allah'a özeldir, ama çoğu insan, bu özelliği kavrayamaz. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sana kıyamet gününü soruyorlar. De ki; kıyametin bilgisi Rabbimin katındadır. Kıyametin vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. Kıyamet günü göklere, yeryüzüne çok ağır gelecek! Gökyüzü yeryüzü paramparça olacaktır. Üstelik kıyamet günü öyle beklenen bir zamanda değil ansızın başınıza gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır” ama insanların çoğu bilmezler. Bilmedikleri halde kıyamet günü hakkında ileri geri konuşurlar. Bir sürü gerçek dışı hesap yaparlar. Onların hiç birine aldırma! Onlar sapkınlıklarında oyalanadursun. Elbette ceza başlarına geldiğinde gerçeği anlayacaklardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana, o (Son) Saat’in demir atma zamanından soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi, sadece Rabbimin katındadır. [*] Onun zamanını O’ndan başkası ortaya koyamaz. [*] (O olay) bütün ağırlığını göklerde ve yerde hissettirecektir. (Son Saat) size ancak ve ancak ansızın gelecektir.” [*] Sanki sen onu bilebilirmişsin gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi yalnızca Allah katındadır fakat insanların çoğu bilmez.” [*]
Benzer mesajlar: Tâhâ 20:15; Enbiyâ 21:109; Lokmân 31:34; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Şûrâ 42:17; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.,Benzer mesaj: Necm 53:58.,Benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:95; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; ‘Ankebût 29:53; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66; Muhammed 47:18.,Bu ayet Son Saat’in bilgisinin Yüce Allah’tan başka Hz. Muhammed dahil hiç kimsede olmadığının apaçık delilidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana kıyametin¹ ne zaman kopacağını soruyorlar.² (Sen onlara): “onun bilgisi sadece Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan Ondan başkası değildir. Ağırlığına göklerin de yerin de dayanamayacağı o (kıyamet) size ansızın gelecektir.” de. Bir de sanki sen, onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. (Sen onlara yine): “Onun bilgisi sadece Allah’ın katındadır. Fakat insanların çoğu bu (gerçeği) bilmezler.”³ de.
1 Sâat: Zamanın az bir bölümünün ismidir ki gece ile gündüzün yirmi dörtte birine denilmiştir. Ma’rife (belirli) olarak kullanıldığında, hesap ve sorgu günü olan “kıyamet” gününün ismidir. O gün hesabın süratine binaen ifade edilen hesap süresi demektir. İkinci bir görüşe göre de; “kıyametin koptuğu vaktin” ismidir ki Allah’tan başka kimsenin bilmediği bir saatle ansızın bastıracağından dolayı bu isim verilmiştir. 2 Konu ile ilgili olarak ve aynı ifâde için Bk. (En’am: 31, Naziat: 42)3 Yani, bunu insanların bilebileceği şeylerden zannederler, tahminler yürütürler, bilimsel gerçek adı altında aslı astarı olmayan safsatalar söylerler. Bazıları da bunu, kendinden menkul kerâmetlerine âlet ederler, saf Müslümanları kandırmak için tarihler verirler. Hatta kıyameti görmüş gibi tasvir ederek ve Peygamberlerin dahi bilmediği bir konuyu, bildiklerini söyleyip, küfürlerine küfür eklerler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[EY PEYGAMBER], sana Son Saat’ten soracaklar, “ne zaman gelip çatacak?” diye. De ki: “Doğrusu, buna dair gerçek bilgi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başka açığa vuracak kimse de yoktur. [O Saat] göklere ve yere bütün ağırlığıyla çökecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacak.” Sana sanki bu [sırr]ın ısrarla peşine düşmekle belli-bellirsiz içsel bir bilgi elde etmiş olman mümkünmüş gibi soracaklar. ¹⁵³ De ki: “Ona dair gerçek bilgi ancak Allah katındadır; ne var ki, insanların çoğu [bundan] habersizdir.”
153 Ehfâ fiili “[bir şeyi] aşırı titizlikle/ ihtiyatlılıkla yaptı” yahut “[bir şeyi] yaparken alışılmış sınırların ötesine geçti” anlamına geliyor. Özellikle ‘anhu ya da ‘anhâ (“ona dair”) ile birlikte geçtiği ve bir şey hakkında bilgi almak eylemine ilişkin olarak kullanıldığı zaman bu fiil, “ısrarla peşine düşerek hakkında vukuf/bilgi sağlamaya çalıştı” demek oluyor. Burada da sözcük‘anhâ ile birlikte fail olarak kullanıldığına göre, “ısrarla peşine düşerek [bir şey] hakkında bilgi elde etmiş kişi” anlamında kullanılıyor. Yukarıdaki ifade, Son Saat’in hangi şartlarda ve ne zaman olacağı hakkında vukuundan önce, peygamberler de dahil kimseye herhangi bir bilgi, bir ipucu verilmediğini, verilmeyeceğini dile getiriyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana o saatin bu dünyanın sonunun ne zaman geleceğini soruyorlar. De ki: – Onun bilgisi sadece Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O göklerde ve yerde çok ağır bir olaydır ve o size ansızın gelecektir, Sanki sen onun bilgisini elde etmen mümkünmüş gibi sana soruyorlar. De ki: – Onun bilgisi sadece Allah’a mahsustur. Ama insanların çoğu bu gerçeği bilmez. 33/63, 40/59, 43/66, 79/42
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SANA soruyorlar: “Son Saat ne zaman gelip çatacak?” diye. Cevap ver: “Onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır; onun vaktini O’ndan başka ortaya koyacak kimse yoktur: O bütün ağırlığıyla göklerde ve yerde kopacak, sizi haberiniz olmadan ansızın yakalayacaktır.” Sanki senin ısrarla o bilginin peşine düşüp elde etmen mümkünmüş gibi, onu sana soruyorlar.[¹³⁰⁸] De ki: “Onun gerçek bilgisi yalnızca Allah katındadır, ne ki insanların çoğu bunu bilmezden geliyor.”
[1308] Ke-enneke hafiyyun ‘anhâ ibaresini Mücâhid; istahfeyte ‘anhe’s-sual hattâ ‘alimte vaktehâ (Senin, onun zamanını öğreninceye kadar bu sorunun peşine ısrarla düşüp hakkında bilgi alabilme imkânın) şeklinde açıklar (Taberî). Zaten, ‘an ile birlikte kullanılan ahfanın ism-i faili hafiyyunun anlamı da budur (Krş: 19:47).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar De ki: "Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır, onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. (kıyametin dehşeti) Göklere de yere de ağır gelir, (koptuğu an onlar darmadağın olurlar) O size ansızın gelecektir. Sanki sen onun vaktini biliyormuşsun gibi, sana (tekrar tekrar) soruyorlar! De ki "Onun ilmi ancak Allah katındadır, ama insanların çoğu bunu bilmezler! (de kendi kendilerine fikir yürütürler, kıyamet ha bu gün, ha yarın kopacak, yok daha zaman var, çünkü yerin eskimesine, güneşin sönmesine, göklerin dürülüp bükülmesine daha milyonlarca sene vardır veya bunların hiçbirinin aslı yoktur, gibisinden konuşup dururlar)
(Ey Muhammed onların sana ısrarlı bir şekilde kıyameti sormalarının sebebi, senden öğrenip ona göre güya tedbir alabilme çabasıdır, ne de olsa onlar kuşku içindedirler. Onun için onlara)  
Osman Fırat
swap_vert close
Sana kıyametin kopuşundan soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında tecelli edecek olan, yalnız O’dur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. " Sanki sen, onu bilip saklıyorsunmuş gibi, soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allâh’ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Senden Kıyametin ne zaman sübut bulacağını sual ederler. De ki: «Ona ait bilgi ancak Rabbimin indindedir. Onun vaktini ondan başkası açıklayamaz. (Bu) Göklerde ve yerde ağır, muazzam bir keyfiyettir. O sizlere ansızın geliverir.» Senden sorarlar, sanki sen ondan bihakkın haberdar imişsin gibi. De ki: «Ona ait bilgi ancak Allah Teâlâ'nın nezdindedir. Fakat insanların çoğu bilmezler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar. De ki: “Onun ne zaman geleceğine dair bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O kıyamet öyle bir meseledir ki, ne göklerde ve ne de yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur! ”O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: “Ona dair gerçek bilgi yalnız Allah'ın nezdindedir; ama insanların çoğu bunu bilmezler. ” [21, 38; 42, 18; 79; 42] {KM, Matta 24, 3; Markos 13, 32}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sana (Duruşma) sa'at(in)den soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız O'dur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allah'ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Senden kıyâmetin ne vakit kopacağını sorarlar. Di ki: "Onı ancak Allâh bilir, vakti gelince onı ortaya çıkaracak odur. Onı (kıyâmetin zamânını) bilmek göklerin ve yerin halkı içün pek ağır ve güçdür. O size, birdenbire (hiç beklemedikleri bir sırada) gelir." Di ki: "Onun 'ilmi (kıyâmetin ne vakit kopacağını bilmek) Allâh Te'âlâ 'indindedir. Lâkin ekser nâs bunı (kıyâmet zamânını yalnız Allâh'ın bildiğini) bilmezler."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana kıyamet saatini soruyorlar, ne zaman bastırıp kalacak diye? De ki “Onun bilgisi sadece Rabbimdedir. Vakti gelince onu açıklayacak olan odur. Ağırlığı göklerin ve yerin üstüne çökmüştür. Size gelişi ansızın olacaktır.” Sanki haberin varmış gibi, tutup sana soruyorlar. De ki “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana (kıyamet) saatini soruyorlar. Onun vaktinin ne zaman geleceğinin. De ki:-Onun bilgisi Rabbimdedir. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. Göklere ve yere o saat ağır basar. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki:-Onu bilmek sadece Allah'a mahsustur. Ama insanların çoğu bu gerçeği bilmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana kıyametin ne zaman geleceğini soruyorlar. De ki: Bu bilgi Rabbimin katındadır; onun vaktini Ondan başkası açıklayamaz. Gökler ve yer için o çok büyük birşeydir. Size ansızın geliverir. Sanki onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Bu bilgi Allah katındadır; lâkin insanların çoğu bunu bilmiyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O'dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O, size ansızın gelecektir, başka değil." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
śorarlar saña ķıyāmetden ķaçandur ŝābit eylemegi anuñ. eyit “bayıķ bilmeġi anuñ çalabum ķatındadur eşkere eylemeye anı vaķtında illā ol. aġır oldı gökler içinde daħı [87b] yirde gelmeye size illā añsuzda.” śorarlar saña kāne sen biliciseñ śorciseñ eyit “bayıķ bilmeġi anuñ Tañrı ķatındadur velįkin ādemįlerüñ eyregi bilmezler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṣorarlar saña ḳıyāmet güni ḳaçan olur? dirler. Eyit yā Muḥammed: Anuñ‘ilmi Tañrı Ta‘ālā ḳatındadur, ẓāhir eylemez anı vaḳtında. İllā Tañrı Ta‘ālāaġır oldı gökler ehline, yirler ehline daḫı. Gelmez size illā añsuzın. Ṣorarlarsaña yā Muḥammed ḳıyāmetden, sen anuñ ḥaḳīḳatini bilür gibi. Eyit yāMuḥammed anuñ ‘ilmini: Degüldür, illā Tañrı Ta‘ālā ḳatında. Līkin çoḳ ki‐şiler anı bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Səndən saat (qiyamət günü) haqqında soruşarlar ki, nə vaxt qopacaq? De: “O ancaq Rəbbimə mə’lumdur. (Qiyamətin) qopacağı vaxtı Allahdan başqa heç kəs bilə bilməz. Göylərdə və yerdə (Allahdan qeyri) bir kimsənin onu bilməsi çətindir. O sizlərə ancaq qəflətən gələr!” Sən onun haqqında bir şey bilirsənmiş kimi onlar (səndən) israrla soruşarlar. De: “O ancaq Allah dərgahında mə’lumdur, lakin insanların əksəriyyəti (bunu) bilməz!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They ask thee of the (destined) Hour, when will it come to port. Say: Knowledge thereof is with my Lord only. He alone will manifest it at its proper time. It is heavy in the heavens and the earth. It cometh not to you save unawares. They question thee as if thou couldst be well informed thereof. Say: Knowledge thereof is with Allah only, but most of mankind know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They ask thee about the (final) Hour - when will be its appointed time? Say: "The knowledge thereof is with my Lord (alone): None but He can reveal as to when it will occur.(1159) Heavy were its burden through the heavens and the earth. Only, all of a sudden will it come to you." They ask thee as if thou Wert eager in search thereof:(1160) Say: "The knowledge thereof is with Allah (alone), but most men know not."
1159 The fact of its coming is a certainty: the exact time appointed for it is not revealed by Allah. If it were it would be so momentous as to disturb our thoughts and life. It would be a heavy burden to us. Our duty is to be prepared for it at all times. It will come when we least expect it. In the present Gospels, Jesus says the same thing: he does not know the Hour, but it will come suddenly. "But of that day and that Hour knoweth no man, no, not the angels which are in heaven, neither the Son, but the Father. Take ye heed, watch and pray: for ye know not when the time is." (Mark. 13:32-33), (Cf. 33:63). 1160 Hafiyy is usually construed to mean: "eagerly or anxiously in search of: the preposition following here is 'an = concerning, about. Some commentators (including al Raghib al Asfahani) understand it in this passage to mean "wellacquainted." In 19:47 , with the preposition b i following it, it signifies "welldisposed to", "favourable to, good to, kind to."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
عَنِ السَّاعَةِ
saat hakkında
اَيَّانَ
ne za- mandır
مُرْسٰيهَاۜ
onun gelip çatması
قُلْ
de ki
اِنَّمَا
ancak
عِلْمُهَا
onun ilmi
عِنْدَ
katın- dadır
رَبّ۪يۚ
Rabb- imin
لَا يُجَلّ۪يهَا
onu ortaya çıkarmayacak
لِوَقْتِهَٓا
vaktinde
اِلَّا
an- cak
هُوَۜ
O
ثَقُلَتْ
ağır gelmiştir
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَالْاَرْضِۜ
ve yerde
لَا تَاْت۪يكُمْ
size gelmeyecektir
اِلَّا
an- cak
بَغْتَةًۜ
ansızın
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
كَاَنَّكَ
sanki sen
حَفِيٌّ
haberdar- mışsın
عَنْهَاۜ
ondan
قُلْ
de ki
اِنَّمَا
ancak
عِلْمُهَا
onun ilmi
عِنْدَ
katın- dadır
اللّٰهِ
Allah'ın
وَلٰكِنَّ
ama
اَكْثَرَ
çoğu
النَّاسِ
insanların
لَا يَعْلَمُونَ
bilmezler
(Resulüm!) Sana (kıyamet) saatin(in) ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde açığa çıkaracak olan da ancak O'dur. O (kıyamet günü), göklere, yere (ve ikisi arasındakilere dehşetinden dolayı) ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir." (Resulüm!) Sanki sen ondan haberdarmışsın gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu (bunu) bilmezler."
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
اَيَّان
Zaman zarfı
اَيَّان
Ne zaman, ne vakit
مُرْسٰى
Edilgen fiil-IV
ر س و
Gelip çatma, durma
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَلّٰى
Fiil-II
ج ل و
Ortaya çıkardı, açığa çıkardı
وَقْت
İsim
و ق ت
Vakit
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
ثَقُلَ
Fiil-I
ث ق ل
Ağır geldi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَغْتَة
İsim
ب غ ت
Ansızın
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
كَاَنّ
Harf-i nasb
كَاَنّ
Sanki
حَفِيّ
İsim
ح ف و
Hafiyy (Allah'ın esması, ismidir. Gizli olan, gizli lütuflarda bulunan ve kuluna ikram etmek için her anda onu izleyen demektir)
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi