Gerçekten de, biz akletme ve düşünme yetenekleri olup da (gerçeği) kavramaya, gözleri olup da (gerçeği) görmeye, kulakları olup da (gerçeği) duymaya çalışmayan, (iradelerini yanlış yolda kullanan, inkâr edip sapıklığı tercih eden ve neticede kendilerini cehenneme sürükleyen amelleri işleyen) cin ve insanlardan (bu tür tutum ve davranışları nedeniyle) cehennemlik olan birçok kimseyi de (aklını işleten, özgür iradesiyle iman ve hidayeti tercih eden ve kendilerini cennetlik yapan güzel eylemlerede bulunan erdemli kimseler gibi yeryüzünde) yetiştirip yaydık (onlara da yaşama imkânı verdik). İşte onlar (akıllarını işletmediklerinden ötürü adeta) sürü gibi (düşünmez ve akletmez) olurlar. Hatta (bozulmada sınır tanımadıkları için) onlardan yolca daha da şaşkındırlar. İşte onlardır (gerçeklerden) habersiz olanlar. (*)
(*) Yani bırakın cin ve insanlardan birçoğu cehennem için yaratıldığını, tek bir kişi dahi cehennem için yaratılmamıştır. Bilakis bütün cinler ve insanlar Allah’ı tanımak, ona inanmak ve ibadet etmek için yaratılmıştır (Bkz: Zariyat-56) Bunlar ise insanın cennete girmesine vesiledir. Bu nedenle dolayalı da olsa bütün cinler ve insanlar cennet için yaratılmıştır. Bu ayetin mesajına göre nasıl ki aklını kullanıp cennete gireceklere yerkürede yaşama hakkı ve imkânı veriliyorsa, aklını kullanmayan ve yaptıkları kötülükler yüzünden cehenneme girecek olanlara da aynı yaşama hakkı ve imkânı verilmektedir. Ayrıca Kur’an’ın her yerinde yaratma eylemi hep ( (خلق ‘’haleka’’olarak geçiyor, hiçbir yerde yaratma anlamında (ذرأ )’’ zeree’’kelimesi geçmez. Örneğin bütün ayetlerde (خلق الارض - خلق السموات - خلق الانسان - خلق الجان - خلق ادم) ‘’haleka’’şeklinde geçer. Oysa burada ( خلقنا)‘’halekna’’değil, ( ذرأنا) ‘’zere’na’’ifadesi var ki, bunun anlamı da; akıllarını kullanıp gerçekleri kabul etmedikleri yüzünden akıbeti cehennem olanları da’’ (yeryüzünde) yetiştirip yaydık ve onlara da yaşama imkânı verdik.’’ şeklinde olur. Yani (ذرأ )‘’Zera’e’ yaratma anlamında olmadığı gibi (لجهنم)‘ licehenneme ’’üzerindeki (لام) ‘’lam’’da‘’Lami ta’lil’(içinlik/gerekçe) lâmı değildir. Buradaki Lam, (لام)‘’lami akibettir. Nasıl ki En’am -105, Yunus-88 ve Kasas-8. ayetlerde bulunan (ل )’’harfı, lami akibet ise, buradaki (لِجَهَنَّمَ)’’licehenneme’’ üzerindeki (ل) lâm harfi de, lami akıbettır. Kasas-8. ayet şöyledir. (فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا)’’ Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı…’’ İşte buradaki (ل)akıbet harfidir, tâlil/içinlik veya gerekçe /harfi değildir. Çünkü onlar Musa’yı kendilerine üzüntü kaynağı ve düşman olsun diye bulup almadılar. Ama sonunda Hz. Musa onların o tağüti ve zorba yönetimlerine karşı çıkarak onlar için bir düşman ve üzüntü kaynağı oldu. İşte A’raf-179. ayetteki (لِجَهَنَّمَ) ’’licehenneme’’ üzerindeki (ل) ‘’L’’ harfi de Kasas-8. ayetteki (ليكون) ‘’liyeküne’’ üzerindeki (ل) ‘’L’’ gibi sonuç bildiren akıbet harfidir. Bu nedenle bu ayetin açıklamalı doğru meali yukarıda verildiği gibidir. (الله اعلم) Yani bu ayet pek çok mealde “Cin ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık, var ettik” gibi şeklinde çok hatalı tercüme edilmiştir. Oysa bu şekilde bir tercüme Kur’an semantiğine uymadığı gibi, pek çok kelami problemi de bünyesinde barındırır. Zira “Zera’e” fiili; yaratmak değil serpmek, saçmak, dağıtmak, yaymak, bölmek ve ayırmak gibi anlamlara gelir. (Bkz. İbn Fâris, Belot) Halbûki ayette onların dünyadaki amelleri sebebiyle, hak ve hakikate kulak vermemeleri, gerçeği görmemeleri ve idrak etmek istememeleri sebebiyle akıbetleri cehennem olmuştur, yoksa hiçbir kimse cehennem için yaratılmış değildir. Zaten Zariyat-56. ayette de (وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلا لِيَعْبُدُونِ }’’Ben bütün cinleri ve insanları ancak bana kuluk etsinler diye yarattım’’şeklinde belirtildiği gibi yüce Allah cinleri ve insanları cehennem için değil, tam aksine cennette girmelerine vesile olan kulluk görevi için yaratmıştır. Özetle, sözü edilen kimseler, kendilerine verilen akıl, idrak, görme ve duyma yeteneklerini özgür iradeleriyle kötü kullandıkları için, akıbetleri cehennem olmuştur. Yoksa cehennem için yaratılmış değiller. Yani dünyaya gelen herkes ya kendi özgür iradesiyle inkârı tercih edip cehennemlik işleri yapar ve dolayısyla cehennemlik olur ya da aklını kullanıp kendi özgür iradesiyle iman ve hidayeti tercih ederek, kendilerini cennete götüren işleri yaptığından dolayı cennetlik olur.
قوله (لجهنم) هذه لام العاقبة ، كقوله تعالى : فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا ولم يكن غرضهم ذلك في التقاطه ، ولكنه لما كان ذلك عاقبة أمره أطلق ذلك فيهم (أحكام القرآن للجصاص - زاد المسير - زهرة النفا سير - الدر المصون) وتقريره : أنه لما كانت عاقبة كثير من الجن والإنس ، هي الدخول في نار جهنم ، جائز ذكر هذه اللام بمعنى العاقبة ، ولهذا نظائر كثيرة في القرآن والشعر : أما القرآن فقوله تعالى :( وكذلك نصرف الآيات وليقولوا درست ) [ الأنعام : 105 ] ومعلوم أنه تعالى ما صرفها ليقولوا ذلك ، لكنهم لما قالوا ذلك ، حسن ورود هذا اللفظ ، وأيضا قال تعالى : (ربنا إنك آتيت فرعون وملأه زينة وأموالا في الحياة الدنيا ربنا ليضلوا عن سبيلك ) [ يونس : 88 ] ، وأيضا قال تعالى :( فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا) (القصص) : 8 ] وهم ما التقطوه لهذا الغرض ، إلا أنه لما كانت عاقبة أمرهم ذلك ، حسن هذا اللفظ (التفسير الكبير) ذرأّ الله عباده في الأرض أي نشَرهم وبثَّهم فيها .( المعجم: عربي عامة ) قوله : وهو الذي ذرأكم في الأرض فيه وجهان... الثاني : نشركم فيها وفرقكم علي ظهرها ، قاله ابن شجرة ( تفسير القرطوبي - تفسير الماوردي) وهو تعالى الذي ذرأكم في الأرض ؛ أي: بثكم في أقطارها وجهاتها (تفسير السعدي) كذلك قالوا في قوله: { وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيراً مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلإِنْسِ } [الأعراف: 179]: لا يجوز أن يخلقهم [لجهنم]؛ [ولكن لما عملوا أعمال الكفر والضلال صاروا لجهنم].( تأويلات أهل السنة - التفسيرالكبير - للطبراني - روح المعا ني- الالوسي) ، فهذه اللام ليست لام التعليل -- ذرأنا أي بثثنا ، ذرأ بثّث ونشر، (موسوعة العلوم الاسلامي- النابلوسي)