close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 179. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad żera/nâ licehenneme keśîran mine-lcinni vel-ins(i)(s) lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ velehum a’yunun lâ yubsirûne bihâ velehum âżânun lâ yesme’ûne bihâ(c) ulâ-ike kel-en’âmi bel hum edall(u)(c) ulâ-ike humu-lġâfilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık; onların kalpleri vardır; düşünmezler onunla; gözleri vardır, görmezler o gözlerle; kulakları vardır, duymazlar o kulaklarla. Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler, hatta daha da sapıktır onlar. Onlardır gaflette kalanların ta kendileri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun, cinn ve insanlardan (küfre, kötülüğe ve nankörlüğe sapan) birçoğunu cehennemlik (olarak) yetiştirip (ve fırsat verip) çıkardık ki; onların kalpleri vardır, bununla (gerçeği) kavrayıp anlamazlar. Gözleri vardır, onlarla (ibret alarak) görüp bakmazlar. Kulakları vardır, bununla işitip (hakikati) duymazlar. Bunlar, hayvanlar gibidirler, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar, (yaratılış amacından ve ahiret hazırlığından) gafil olanlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki, biz kalpleri olup, gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitemeyen cinlerden ve insanlardan pek çok canlıyı cehennem için ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidir bunlar. Hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı, bunlar körü körüne dünyaya dalıp gitmiş kimselerdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun biz, özgürce seçme hakkına sahip cin ve insan neslinin hak dine itibar etmeyen çoğunu, sonuçta cehennemi boylayacaklarını bile bile yaratıp çoğalttık. Onların akılları ve kalpleri var. Onları, hakkı ve hayrı anlamakta kullanmıyorlar. Onların gözleri var. Onları, Allah'ın birliğinin, kudretinin, düzeninin delillerini görmekte kullanmıyorlar. Onların kulakları var. Onları Allah'ın kitabını, peygamberinin tebliğini, öğütlerini duymakta kullanmıyorlar İşte onlar duyu organlarında insanlara mahsus mânâ ve anlayış bulunmayan hayvanlar gibidir. Belki hayvanlardan daha başıboş, daha şaşkın, daha başıbozuk, daha çok helâke maruzdurlar. Onlar, işte onlar büsbütün gaflet içindedirler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/18, 171; 8/23; 22/46; 46/26.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Cehennem için de insanlardan ve cinlerden pek çok kimse yarattık ki onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar, gözleri vardır onlarla görmezler ve kulakları vardır onlarla duymazlar. Bunlar hayvanlar gibi hatta daha aşağıdırlar. İşte bunlar gafillerdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yemin olsun ki, cin ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; bu kalblerle gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır; onlarla görmezler (ibret almazlar). Kulakları vardır; onlarla nasihat dinlemezler. İşte bunlar, hayvanlar gibidir; doğrusu daha sapık ve şaşkındırlar. Gafil olanlar da işte bunlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Cinlerden ve insanlardan büyük bir kısmı, Cehennem için yarattık. Onların algılamayan kalpleri, görmeyen gözleri, işitmeyen kulakları vardır. Onlar hayvanlar gibidirler, belki daha da şaşkındırlar. (Hakikatten) asıl habersiz olanlar işte onlardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki, kalpleri olup düşünmeyen, gözleri olup görmeyen, kulakları olup dinlemeyen cinleri ve insanları cehennem için yarattık. Bunlar hayvan gibidirler; hatta daha da aşağıdırlar. İşte gâfil olanlar böyleleridir.[146]
[146] Kalbin çeşitli halleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 417-421.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnden, cinden birçok cehennemlik kıldığımız kimselerin yürekleri vardır anlamıyorlar, gözleri var, görmüyorlar, kulakları vardır, işitmiyorlar, işte bunlar yılkı gibi, daha da sapkındırlar, bunlar anlamıyorlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, birçok görünen ve görünmeyen iradeli varlıkları (yaptıkları yüzünden) cehennemlik kıldık. Onların kalpleri var fakat (hakkı) anlamazlar, gözleri var fakat (gerçeği) görmezler, kulakları var fakat (doğruyu) duymazlar. Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta hayvanlardan da sapıktırlar. Onlar gaflet içindedirler.
Bkz. 25/44“Cehennemlik kıldık” ifadesi, ilk bakışta insanın özgür iradesini ortadan kaldıran bir durum gibi görülse de Kur’an’daki muhtelif atıflara bakıldığında anlaşılıyor ki; Allah, hiç kimseyi yakmak için yaratmamıştır ve yaratmaz da. Bu Allah’ın şanına da azametine de yakışmaz. Aksine insanlar Allah’ın yol göstericiliğinde kemâle erdikten ve belli merhalelerden geçtikten sonra ebedi nimetlere mazhar olmak için yaratılmıştır. İnsan ebedi saadeti kazansın ve selamete ersin diye Allah, “affetmeyi ilke edinmiştir (En’am 6/12).” Ama insan kendisine uzanan bu ilahi rahmet elini inatla reddeder ve doğuştan kendisine lütfedilen yetenekleri hep şer yolda kullanırsa elbette ki ebedi nimetlerden mahrum olur. Akıllarını ve duyularını Allah’ın Kur’an’da istediği şekilde kullanmayarak nefislerine tutsak olanların hayatları Allah’ın bilgisi dâhilinde olduğu için Allah, onları cehennem ehli olarak ifade etmektedir. Burada hayvanlara yapılan benzetmenin gerekçesini Furkan 25/44. ayetinde de açıklanmıştır. Hayvanlar sadece tabii ihtiyaçlarının sevkine bağlı, ahlakî sorumlulukları olmayan varlıklar olduğu için böyle bir benzetmede bulunulmuştur.  
Cemil Said
swap_vert close
Cehennem içün ins ve cinden bir çok mahlûk halk itdik ki bunların kalbleri var ama bir şey anlamazlar, gözleri var ama bir şey görmezler, kulakları var ama bir şey işitmezler, bunlar hayvân gibidirler, hayır hayvândan daha ziyâde dalâletdedirler. İşte bizim âyâtımızdan gâfil olanlar böyledirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
Âyette sözü edilen kimseler, kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için, cehennemlik olmuşlardır. Allah, bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için, onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.  
 Âyetin son cümlesi için bk. Furkan 25/44.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsanlardan ve cinlerden çok sayıda kişiyi cehenneme mahkum ettik. Kalpleri var, fakat kavrayamazlar; gözleri var, fakat görmezler; kulakları var, fakat işitmezler. Onlar, çiftlik hayvanları gibidir, hatta daha da kötü... Ve onlar, olup bitenden habersizdirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için Cinn-ü İnsten bir çoğunu Cehennem için yarattık, onların öyle kalbleri vardır ki onlarla doymazlar, ve öyle gözleri vardır ki onlarla görmezler ve öyle kulakları vardır ki onlarla işitmezler, işte bunlar behaim gibi, hattâ daha şaşkındırlar, işte bunlar hep o gafiller
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz cinlerden ve insanlardan birçoğunu (yaptıkları yüzünden) cehennemlik kılmışızdır. Onların kalpleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla (inat ve inkârlarından dolayı hakkı) görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla (öğüt/nasihat) işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta (inatla hakkı inkâr ettikleri için, anlayış ve idrak yönünden hayvanlardan) daha da aşağı hâldedirler. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçek şu ki, cinnden¹ ve insten¹ çoğaltılmış² olanların birçoğu Cehennemliktir. Ki onların kalpleri vardır onunla kavramazlar, gözleri vardır onunla görmezler, kulakları vardır onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da bilinçsizdirler. İşte gafil olanlar bunlardır.
1- Gördüğümüz- görmediğimiz, bilinen-bilinmeyen, tanınan-tanınmayan, yerli-yabancı, gelmiş geçmiş kim varsa 2- Çevirilerde “yaratılmış” olarak anlam verilen “zera'na” sözcüğünün anlamı, “yaratma” değil, “çoğaltmadır”. Yaratılmış olan bir şeyin, üreyerek çoğalması demektir. ‘Ziraat,' yani ekin ekme sözcüğü de buradan türemiştir. Ayette yaratmadan değil, “çoğalmadan” söz edilmektedir. Şayet “yaratmak” kast edilseydi, “haleka” sözcüğü kullanılması gerekirdi. Çevirilerde, çoğunlukla bu ayete: “Ben insanların ve cinlerin çoğunu cehennem için yarattım.” şeklinde yanlış anlam verilmektedir. Yaratılmış olanların birçoğunun Cehennemlik olacağının bilgisinin verilmesi ile yaratılmış olanların çoğunun Cehennem için yaratıldığını söylemek aynı şey değildir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz cin ve insden bir çoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalbleri vardır, bunlarla idrâk etmezler; gözleri vardır, bunlarla görmezler; kulakları vardır, bunlarla işitmezler. Onlar dört ayaklı hayvanlar gibidir. Hattâ daha sapıkdırlar. Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Celâlim hakkı için, cinlerden ve insanlardan birçoğunu (kendi irâdeleriyle hak edecekleri üzere) Cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, (ancak kendi küfürleri sebebiyle artık) onlarla (hakkı zevk edip) anlamazlar; onların gözleri vardır (ama) onlarla(Allah'ın delîllerini) görmezler; onların kulakları da vardır, (ama) onlarla (İlâhî nasîhatleri)işitmezler! İşte onlar hayvanlar gibidir; hattâ daha da aşağıdırlar. İşte onlar, gafillerin ta kendileridir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten de, biz akletme ve düşünme yetenekleri olup da (gerçeği) kavramaya, gözleri olup da (gerçeği) görmeye, kulakları olup da (gerçeği) duymaya çalışmayan, (iradelerini yanlış yolda kullanan, inkâr edip sapıklığı tercih eden ve neticede kendilerini cehenneme sürükleyen amelleri işleyen) cin ve insanlardan (bu tür tutum ve davranışları nedeniyle) cehennemlik olan birçok kimseyi de (aklını işleten, özgür iradesiyle iman ve hidayeti tercih eden ve kendilerini cennetlik yapan güzel eylemlerede bulunan erdemli kimseler gibi yeryüzünde) yetiştirip yaydık (onlara da yaşama imkânı verdik). İşte onlar (akıllarını işletmediklerinden ötürü adeta) sürü gibi (düşünmez ve akletmez) olurlar. Hatta (bozulmada sınır tanımadıkları için) onlardan yolca daha da şaşkındırlar. İşte onlardır (gerçeklerden) habersiz olanlar. (*)
(*) Yani bırakın cin ve insanlardan birçoğu cehennem için yaratıldığını, tek bir kişi dahi cehennem için yaratılmamıştır. Bilakis bütün cinler ve insanlar Allah’ı tanımak, ona inanmak ve ibadet etmek için yaratılmıştır (Bkz: Zariyat-56) Bunlar ise insanın cennete girmesine vesiledir. Bu nedenle dolayalı da olsa bütün cinler ve insanlar cennet için yaratılmıştır. Bu ayetin mesajına göre nasıl ki aklını kullanıp cennete gireceklere yerkürede yaşama hakkı ve imkânı veriliyorsa, aklını kullanmayan ve yaptıkları kötülükler yüzünden cehenneme girecek olanlara da aynı yaşama hakkı ve imkânı verilmektedir. Ayrıca Kur’an’ın her yerinde yaratma eylemi hep ( (خلق ‘’haleka’’olarak geçiyor, hiçbir yerde yaratma anlamında (ذرأ )’’ zeree’’kelimesi geçmez. Örneğin bütün ayetlerde (خلق الارض - خلق السموات - خلق الانسان - خلق الجان - خلق ادم) ‘’haleka’’şeklinde geçer. Oysa burada ( خلقنا)‘’halekna’’değil, ( ذرأنا) ‘’zere’na’’ifadesi var ki, bunun anlamı da; akıllarını kullanıp gerçekleri kabul etmedikleri yüzünden akıbeti cehennem olanları da’’ (yeryüzünde) yetiştirip yaydık ve onlara da yaşama imkânı verdik.’’ şeklinde olur. Yani (ذرأ )‘’Zera’e’ yaratma anlamında olmadığı gibi (لجهنم)‘ licehenneme ’’üzerindeki (لام) ‘’lam’’da‘’Lami ta’lil’(içinlik/gerekçe) lâmı değildir. Buradaki Lam, (لام)‘’lami akibettir. Nasıl ki En’am -105, Yunus-88 ve Kasas-8. ayetlerde bulunan (ل )’’harfı, lami akibet ise, buradaki (لِجَهَنَّمَ)’’licehenneme’’ üzerindeki (ل) lâm harfi de, lami akıbettır. Kasas-8. ayet şöyledir. (فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا)’’ Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı…’’ İşte buradaki (ل)akıbet harfidir, tâlil/içinlik veya gerekçe /harfi değildir. Çünkü onlar Musa’yı kendilerine üzüntü kaynağı ve düşman olsun diye bulup almadılar. Ama sonunda Hz. Musa onların o tağüti ve zorba yönetimlerine karşı çıkarak onlar için bir düşman ve üzüntü kaynağı oldu. İşte A’raf-179. ayetteki (لِجَهَنَّمَ) ’’licehenneme’’ üzerindeki (ل) ‘’L’’ harfi de Kasas-8. ayetteki (ليكون) ‘’liyeküne’’ üzerindeki (ل) ‘’L’’ gibi sonuç bildiren akıbet harfidir. Bu nedenle bu ayetin açıklamalı doğru meali yukarıda verildiği gibidir. (الله اعلم) Yani bu ayet pek çok mealde “Cin ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık, var ettik” gibi şeklinde çok hatalı tercüme edilmiştir. Oysa bu şekilde bir tercüme Kur’an semantiğine uymadığı gibi, pek çok kelami problemi de bünyesinde barındırır. Zira “Zera’e” fiili; yaratmak değil serpmek, saçmak, dağıtmak, yaymak, bölmek ve ayırmak gibi anlamlara gelir. (Bkz. İbn Fâris, Belot) Halbûki ayette onların dünyadaki amelleri sebebiyle, hak ve hakikate kulak vermemeleri, gerçeği görmemeleri ve idrak etmek istememeleri sebebiyle akıbetleri cehennem olmuştur, yoksa hiçbir kimse cehennem için yaratılmış değildir. Zaten Zariyat-56. ayette de (وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلا لِيَعْبُدُونِ }’’Ben bütün cinleri ve insanları ancak bana kuluk etsinler diye yarattım’’şeklinde belirtildiği gibi yüce Allah cinleri ve insanları cehennem için değil, tam aksine cennette girmelerine vesile olan kulluk görevi için yaratmıştır. Özetle, sözü edilen kimseler, kendilerine verilen akıl, idrak, görme ve duyma yeteneklerini özgür iradeleriyle kötü kullandıkları için, akıbetleri cehennem olmuştur. Yoksa cehennem için yaratılmış değiller. Yani dünyaya gelen herkes ya kendi özgür iradesiyle inkârı tercih edip cehennemlik işleri yapar ve dolayısyla cehennemlik olur ya da aklını kullanıp kendi özgür iradesiyle iman ve hidayeti tercih ederek, kendilerini cennete götüren işleri yaptığından dolayı cennetlik olur. قوله (لجهنم) هذه لام العاقبة ، كقوله تعالى : فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا ولم يكن غرضهم ذلك في التقاطه ، ولكنه لما كان ذلك عاقبة أمره أطلق ذلك فيهم (أحكام القرآن للجصاص - زاد المسير - زهرة النفا سير - الدر المصون) وتقريره : أنه لما كانت عاقبة كثير من الجن والإنس ، هي الدخول في نار جهنم ، جائز ذكر هذه اللام بمعنى العاقبة ، ولهذا نظائر كثيرة في القرآن والشعر : أما القرآن فقوله تعالى :( وكذلك نصرف الآيات وليقولوا درست ) [ الأنعام : 105 ] ومعلوم أنه تعالى ما صرفها ليقولوا ذلك ، لكنهم لما قالوا ذلك ، حسن ورود هذا اللفظ ، وأيضا قال تعالى : (ربنا إنك آتيت فرعون وملأه زينة وأموالا في الحياة الدنيا ربنا ليضلوا عن سبيلك ) [ يونس : 88 ] ، وأيضا قال تعالى :( فالتقطه آل فرعون ليكون لهم عدوا وحزنا) (القصص) : 8 ] وهم ما التقطوه لهذا الغرض ، إلا أنه لما كانت عاقبة أمرهم ذلك ، حسن هذا اللفظ (التفسير الكبير) ذرأّ الله عباده في الأرض أي نشَرهم وبثَّهم فيها .( المعجم: عربي عامة ) قوله : وهو الذي ذرأكم في الأرض فيه وجهان... الثاني : نشركم فيها وفرقكم علي ظهرها ، قاله ابن شجرة ( تفسير القرطوبي - تفسير الماوردي) وهو تعالى الذي ذرأكم في الأرض ؛ أي: بثكم في أقطارها وجهاتها (تفسير السعدي) كذلك قالوا في قوله: { وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيراً مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلإِنْسِ } [الأعراف: 179]: لا يجوز أن يخلقهم [لجهنم]؛ [ولكن لما عملوا أعمال الكفر والضلال صاروا لجهنم].( تأويلات أهل السنة - التفسيرالكبير - للطبراني - روح المعا ني- الالوسي) ، فهذه اللام ليست لام التعليل -- ذرأنا أي بثثنا ، ذرأ بثّث ونشر، (موسوعة العلوم الاسلامي- النابلوسي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz cehennemi tanınan ve tanınmayan, kalpleri olup ta gerçeği anlamayan, gözleri olup ta gerçekleri görmeyen, kulakları olup ta doğruya kulak vermeyen kimseler için hazırladık. İşte böyleleri, (Allah nazarında) hayvanlar gibidir, hatta onlardan da daha aşağı durumda olup, kendi durumlarından habersizdirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Biz cinlerden , insanlardan bir çoğunu Cehennem için yarattık. Onların gönülleri vardır, onunla kavramazlar. Onların gözleri vardır, onlarla görmezler. Onların kulakları vardır, onlarla işitmezler. Onlar dört ayaklılar gibidirler. Belki de onlardan da şaşkındırlar. Dalgıda olanlar işte onlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz Cehennem için birçok cin ve insan yarattık. Onların kalpleri var, ama onunla hakkı anlamazlar. Gözleri var, ama onunla delilleri görmezler. Kulakları var, ama onunla mev/izeleri işitmezler. Onlar dört ayaklı hayvan gibidir. Belki daha sersemdir. İşte gafil olanlar bunlardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz; cin ve insanların, kalpleri olup anlamayan, gözleri olup görmeyen ve kulakları olup da işitmeyen birçoğunu cehenneme yöneltiriz [zera’nâ]⁶⁴. Bunlar tıpkı hayvanlar gibidir bilakis/hatta daha da sapıktırlar/ aşağıdırlar [edallu]. İşte onlar gerçekten habersiz olanların [gâfilûn] tâ kendileridir.
64 Bu ayet pek çok meâl sahibi tarafından “Cin ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık, var ettik” gibi tercüme edilmiştir. Bu şekilde bir tercüme Kur’an semantiğine uymadığı gibi, pek çok kelami problemi de bünyesinde barındırır. “Zera’e” fiili; serpmek, saçmak, dağıtmak, bölmek ve ayırmak gibi anlamlara gelir. (Bkz. İbn Fâris, Belot) Halbûki ayette onların dünyadaki amelleri sebebiyle, hak ve hakikate kulak vermemeleri, gerçeği görmemeleri ve idrak etmek istememeleri sebebiyle cehenneme ayrılacakları beyan edilmektedir. D. Masson, Fransızca meâlinde, “Cehenneme yönelttik” şeklinde tercüme etmiştir ki en uygun olanı da budur. Bu anlamı ayete yansıttık.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır da onlarla kavramazlar; gözleri vardır da onlarla görmezler; kulakları vardır da onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapıktırlar. İşte asıl gafiller onlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu Biz, cinler ve insanlar arasından, kalplerive akılları olup da, onlarla gerçeği kavramayan; gözleri olup da, onlarla doğruları görmeyen; kulakları olup da, onlarla hakîkatiişitmeyen nicelerini, bu inatçı, önyargılı, kibirli tavırlarından dolayıcehennemlik yapmışızdır. İşte onlar, inanç, ahlâk ve erdemlilikten yoksun olmaları yönüyle tıpkı hayvanlar gibidirler; hattâ daha da aşağı!.. Çünkü bunlar, —hayvanların aksine— kendilerini hakîkate ulaştıracak akıl ve idrâk yeteneğine sahip oldukları hâlde özgür iradeleriyle inkâra saplanmışlardır. Gaflet bataklığında yüzenler de, işte bunlardır.Çünkü Allah’ı gereğince tanımazlar; zayıf ve âciz varlıkları ilâhlık mertebesine yüceltirken, zayıflık ve acziyet ifâde eden bir çok insânî özellikleri Allah’a yakıştırmaya cüret ederler. Oysa ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Cinnler’den ve İnsanlar’dan birçoğunu Cehennem için serptik / vücuda getirdik. Onların kalbleri vardır, onunla fıkıh etmezler / inceden inceye düşünmezler / anlamazlar. Gözleri vardır, görmezler. Kulakları vardır, işitmezler. İşte onlar Evcil Hayvanlar gibidir; belki de onlar en şaşkınlardır. İşte Gâfiller onlar’dır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Birçok insan ve cin sülalesini tam cehenneme göre yarattık. Bunlar: Aklı olup da çalıştırmayanlar, gözü olup da bakmayanlar, kulağı olup da duymayanlardır. Bunlar, hayvan gibi, hattâ daha da öte, tamamen duyarsız varlıklardır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! İnkârlarından dolayı bildiğiniz bilmediğiniz insanlardan bazıları vardır ki; sanki cehennemi hak etmek için her şeyi yaparlar. Onların kalpleri vardır kalpleriyle kavramazlar; gözleri vardır gözleriyle görmezler; kulakları vardır kulaklarıyla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir! Hatta daha da sapkınlık içindedirler. Verilen aklı, gerçekleri anlamak için kullanmazlar. Çıkarlarına uygun bir şey varsa; zekâlarından, ben daha çok akıllıyım havalarından yanına varılmaz. İşte asıl gerçeklerden uzak olan, kendilerine yazık edenler bunlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki (akıl eden) kalpleri olmasına rağmen anlamayan, gözleri olmasına rağmen görmeyen, kulakları olmasına rağmen duymayan, sadece hayvanlar gibi, hatta daha da şaşkın bir hâlde bulunan [*] ve sonunda habersizmiş gibi davranan pek çok cin ve insanı cehennem için hazırlamışızdır. [*]
Bu ayet Furkân 25:44. ayetle birlikte okunmalıdır.,Bu ayette gerçeğe itibar etmemek, hakikati görüp dinlememek “sebep”, cehenneme gidiyor olmak ise “sonuç”tur.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun ki Biz, cinlerden ve insanlardan; kalpleri olup onunla (gerçekleri) anlamayan, gözleri olup onlarla görmeyen, kulakları olup onlarla işitmeyen birçoğunu, cehennem için yarattık.¹ İşte bunlar, hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. İşte asıl gafiller onlardır.
1 İşte bunlar, ezelde cehennemlik oldukları belirlenmiş mahlûklardır. Tabii ki bu, cebir yoluyla ve kendilerinin hiç bir iradesine itibar edilmemek suretiyle değildir. Çünkü Cenab-ı Allah, onların ta ilk yaratırken ileride irade sahibi oldukları zaman taahhütlerini yapmayacaklarını, hak yolunda sabretmeyeceklerini, ezeli ve ebedi ilmi ile onların cehennemi hak edeceklerini bilip yazmıştır. Allah bunun böyle olacağını, yani Cehennemlik olacağını bile bile onları yarattığı için ta başlangıçta sonu Cehennemlik birçok halk yaratmıştır. Allah dileseydi bunları imana cebredebilirdi veya hiç yaratmazdı. O zaman yokluk veya mecburiyet; kendileri hakkında hayat ve ihtiyardan başlangıçta değilse bile sonuç itibariyle daha hayırlı olurdu. Peki, bunu neden dilemedi? Bu Allah’ın sünnetullahı ile ilgilidir. Bu ise münakaşa konusu değildir. Zira Allah’ın iradesine müdahale olunamaz ve Ona bir şeyi vacib kılabilecek veya iradesine müdahale edebilecek hiç bir şey yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Gerçek şu ki, Biz, cehennem için, kalpleri olup da gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitemeyen görünmez varlıklardan ¹⁴³ ve insanlardan çok canlar ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidir bunlar; hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı: ¹⁴⁴ Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyleleridir.
143 Bkz. Ek. III.144 Lafzen, “daha da sapıklar” -çünkü hayvanlar sadece içgüdülerine ve tabii ihtiyaçlarının sevkine bağlı olup ahlakî bir tercihde bulunmalarını hem mümkün, hem de zorunlu kılacak bir bilinçten de yoksundurlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki, kalpleri olup da gerçeği anlamayan, gözleri olup da gerçeği görmeyen ve kulağı olup da gerçeği duymayan insan ve cinlerden çoğu cehennemi hak etmişlerdir. İşte onlar hayvanlar gibidir, hayır onlardan daha aşağıdırlar, çünkü onlar gerçeklerden habersizdirler. 8/22, 6/110, 7/171, 22/46, 25/44, 32/13, 47/12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu Biz, görünen görünmeyen iradeli varlıklar içinden[¹²⁹⁷] akleden kalpleri olup da kavramayan,[¹²⁹⁸] gözleri olup da görmeyen, kulakları olup da işitmeyen birçoklarını cehennem için ortaya çıkarmışızdır.[¹²⁹⁹] Hayvan gibidir onlar, belki daha da şaşkın![¹³⁰⁰] Onlar gaflete gömülmüş olan zavallılardır.[¹³⁰¹]
[1297] Cinn ve insi çevirimizin gerekçesi için bkz: 6:112, not 94. İki varlığın da “kalpleri, gözleri ve kulakları” olan varlıklar olduğu dile getiriliyor. Buradaki “kalp”in iman ve inkâr mahalli, göz ve kulağın ise görme ve işitme duyusundan kinaye olarak mecaz olması mümkündür. Ancak iman ve inkârda, bilgiyi akıl yürütme ya da nakil yoluyla almada birbirine eşit olan bu yaratıklardan bu üç fonksiyonu kullanmayanların basbayağı görünen fizikî varlıklar olan “hayvan sürüsü”ne benzetilmesi de üzerinde kafa yorulması gereken bir noktadır. [1298] Kur’an burada düşünme faaliyetini kalbe isnat etmiştir. Bilinen bir gerçektir ki, akıl isim olarak Kur’an’da hiç geçmemekte, onun yerini kalp almaktadır. “Akletme” ise kalbin bir faaliyeti olarak dile getirilmektedir. Kur’an tefekküründe, kalp aklın arşıdır. Vahiy kalbe iner, akıl kalpten neş’et eder. Bu kalp kan pompası değil, iman ve inkârın makarrı olan mânevî merkezdir (50:37). Kur’an sistematiğinde taakkulün kalbe nisbeti, düşünmenin entelektüel faaliyetle sınırlanmayıp sezgiyi de içine alacak şekilde geniş tutulduğunu gösterir (Bu konuda bir not için bkz: 22:46). [1299] Lafzen: “..ekmişizdir”. Râğıb’ın zere’nâyı “ortaya çıkardık” şeklinde açıklamasına dayanarak: “..cehennem için ortaya çıkarmışızdır”. [1300] Krş: 25:44, not 44. “Hayvan gibi” olmak malum: Davranışlarında ahlâk ve değer kaygısı taşımamak, yani “mükerrem” varlık olan insanı organizmaya indirgemek... Peki, ya “hayvandan daha şaşkın” olmak ne demek? Bu da canlı bir “organizmayı”, fıtratını bozarak yapay bir “mekanizmaya” indirgemek. Modern zamanlarda gen teknolojisinin insan, hayvan ve bitkilere yaptığı olumsuz genetik müdâhale, buna dehşet verici bir örnektir. [1301] Ğaflet, tam anlamıyla kişinin kendisine yabancılaşma durumunu ifade eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. (Gerçi) Onların kalpleri vardır, (fıtrattaki mîsâka bağlanmamış değillerdir, Rablerinin huzurunda şehadet etmişler ve O'nun vahdâniyetini "Evet" diyerek tasdik de etmişlerdir) Fakat (gönül aynalarını günah lekeleri ile kapkara yaptıklarından) o kalp ile (gerçeği) idrak etmezler, (şeytanın vesvesesini gerçeğe tercih ederler gerçi) Onların gözleri (manevi görme yetenekleri) de vardır. Fakat (basiretlerini köreltmiş, perde indirmişlerdir) o gözlerle (Rablerinden inen açık delilleri- mucizeleri-) görmezler, (gerçi) Onların kulakları (manevi işitme yetenekleri) de vardır, fakat (işlerine gelmediğinden Rablerinin ayetlerini, peygamberlerinin hak davetini) duymak istemeler. İşte onlar hayvan gibidirler, hatta daha aşağıdırlar! (zillet mertebesine düşmüşlerdir, çünkü hayvanlar yaratılışlarından sapmazlar, oysa onlar, yaratılışlarındaki saflığın ve güzelliğin bozulması için ellerinden gelen herşeyi yapmışlar, kendilerini cehenneme sürükleyen yolu, doğru yola tercih etmişlerdir) İşte bu gibi kimseler gafillerin ta kendileridir!(Çünkü onlar Rablerine de ortak koşmaktan çekinmezler, gafletlerinden dolayı Onu anmazlar, ansalar bile, O'nun şanına layık olmayan isim, sıfat ve özellikle anarlar, oysa)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve cehennem için de birçok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hattâ daha da sapık... Ve işte gafiller onlardır!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, cinden ve insten çoklarını cehennem için yarattık, onların kalbleri vardır ki, onlar ile anlayamazlar ve onların gözleri vardır ki, onlar ile göremezler ve onların kulakları vardır ki, onlar ile işitemezler. Onlar hayvanlar gibidirler, belki onlar daha sapıktırlar. İşte gâfil olanlar onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz cehennem için cinlerden ve insanlardan öyle kimseler yarattık ki onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrâk etmezler, gözleri vardır onlarla görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler. Hasılı onlar hayvanlar gibi, hatta onlardan da şaşkındırlar. İşte asıl gafil olanlar onlardır. [46, 26; 2, 18; 8, 23; 22, 46; 2, 171] {KM, İşaya 6, 9-10; Matta 13, 13-14}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapık... Ve işte gafiller onlardır!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Cinlerden ve insânlardan bir çoğını cehennem içün yaratdık. Onların (cehennemliklerin) kalbleri vardır ki onunla fehm itmezler, gözleri vardır fakat onunla görmezler, kulakları vardır lâkin onunla işitmezler. Onlar dört ayaklı hayvân gibidirler, belki onlardan daha ziyâde dalâletdedirler. İşte onlar gâfillerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Cinlerin ve insanların çoğunu sanki Cehennem odunu olsunlar diye yetiştirdik[1]. Onların da kalpleri vardır ama (gerçeği) kavramazlar, gözleri de vardır ama ilerisini görmezler[2], kulakları da vardır ama (söz) dinlemezler[3]. Onlar en’âm (koyun, keçi, sığır ve deve) gibidirler[4]. Aslında daha düşük seviyededirler. Onlar tam bir gaflet içindedirler.
[*] Bu ayete, "İnsanların ve cinlerin çoğunu cehennem için yarattık" şeklinde yanlış anlam verilir. İlgili ayetler şöyledir; "Allah: "Cinleri ve insanları, kulluğu sadece bana yapsınlar diye yarattım." (Zariyat 51/56) dediğine göre o anlam kabul edilemez. Yaratma anlamı verdikleri zeree = (ذرأ) kelimesi şu ayette, hayvan ve bitki yetiştirme anlamındadır: "Allah'ın yetiştirdiği ekinden ve en'amdan (koyun, keçi, sığır ve deveden) ona pay ayırır ve kendilerince "Bu Allah'ın, bu da ona ortak saydıklarımızındır» derlerdi. (En'âm 6/136) Şu ayete göre Allah Teala insanı da bir bitki gibi yetiştirmiştir. Allah sizi topraktan bir bitki gibi bitirmiştir. (Nuh 71/17) Şu ayetler, Ahiretteki dirilişin de aynı şekilde olacağını bildirir: "Sizi toprağa tohum gibi eken O'dur. Hepiniz O'nun huzurunda toplanacaksınız." (Müminûn 23/79) "Gökten bir ölçüye göre su indiren (Allah'tır). Onunla ölü bir bölgeyi canlandırır. Kabirlerinizden de bu şekilde çıkarılacaksınız." (Zuhruf 43/11) Görüldüğü gibi zeree = (ذرأ), insanı, bitkiyi ve hayvanı yetiştirme anlamına da gelir. İnsanı diğerlerinden ayıran şey, ruhun üflenmesiyle birlikte kazandığı dinleme, ilerisini görebilme (basiret) ve gönül sahibi olma özelliğidir. (Secde 32/9) Bu özellikleri kullanmayanlar, hayvan gibi hatta daha aşağı seviyede yani bitki gibi olurlar. Cehennemle birlikte zikredilen bitki odundur. İlgili ayet şöyledir: "Yanlış yapanlar ise Cehenneme odun olurlar." (Cin 72/15) Ayete yukarıdaki mealin verilmesinin sebebi budur. [*] İlerisini görme, basiret sahibi olmaktır. Küçük ve büyük baş hayvanların da gözü vardır ama basiretleri yoktur. [*] Bu özellikler (sağduğu, basiret ve dinleme) ruh'un, cinlere ve insanlara kazandırdığı özelliklerdir. Bkz.(Secde 32/9) [*] Bkz. (En'am 6/143-144)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Cinlerden ve insanlardan çoğunu cehennemlik kıldık. Çünkü onların kalpleri vardır. Onunla anlayış göstermezler. Gözleri vardır, onunla görmezler, kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan da aşağıdırlar. İşte onlar gafillerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Cinlerden de, insanlardan da Biz pek çok Cehennemlikler yarattık. Onların kalpleri vardır, anlamazlar; gözleri vardır, görmezler; kulakları vardır, işitmezler. Onlar hayvan gibi, hattâ daha da şaşkındırlar. Onlar gafillerin tâ kendileridir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, biz, cehennem için, cinlerden ve insanlardan, birçok kişiye vücut verdik/birçoğunu döllendirip yaydık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ [87a] yarattuķ ŧamu içün çoķ perrįlerden daħı ādemįlerden anlaruñ göñüllerdür añlamazlar anuñ-ile daħı anlaruñ gözlerdür görmezler anuñ-ile daħı anlaruñ ķulaķlardur işitmezler anuñ-ile. şunlar yılķılar gibidür belki anlar azġunıraķdur. şunlar anlar ġāfillerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz yaratduḳ cehennem‐içün çoḳ kişileri cinnīlerden ve ādemīler‐den. Anlaruñ yürekleri vardur, anuñ bile fehm eylemezler. Daḫı anlaruñ göz‐leri vardur, anlaruñ bile görmezler. Daḫı anlaruñ ḳulaḳları vardur, anuñlaişitmezler. Anlar ḥayvānlar gibidür. Bel ki ḥayvānlardan beterler‐dür, anlar ġāfillerdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz cinlərdən və insanlardan bir çoxunu Cəhənnəm üçün yaratdıq. Onların qəlbləri vardır, lakin onunla (Allahın birliyini sübut edən dəlilləri, özlərinin dini borc və vəzifələrini) anlamazlar. Onların gözləri vardır, lakin onunla (Allahın mö’cüzələrini) görməzlər. Onların qulaqları vardır, lakin onunla (öyüd-nəsihət) eşitməzlər. Onlar heyvan kimidirlər, bəlkə də, (ondan) daha çox zəlalətdədirlər. Qafil olanlar da məhz onlardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Already have We urged unto hell many of the jinn and humankind, having hearts wherewith they understand not, and having eyes wherewith they see not, and having ears wherewith they hear not. These are as the cattle nay, but they are worse! These are the neglectful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Many are the Jinns and men we have made for Hell: They have hearts wherewith(1153) they understand not, eyes wherewith they see not, and ears wherewith they hear not. They are like cattle,- nay more misguided: for they are heedless (of warning).
1153 Cf. 2:18 . Though they have apparently all the faculties of reason and perception, they have so deadened them that those faculties do not work, and they go headlong into Hell. They are, as it were, made for Hell.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
ve andolsun gerçekten
ذَرَاْنَا
çoğalttık
لِجَهَنَّمَ
cehennem için
كَث۪يراً
birçoğunu
مِنَ الْجِنِّ
cinlerden
وَالْاِنْسِۘ
ve insanlardan
لَهُمْ
onların vardır
قُلُوبٌ
kalpleri
لَا يَفْقَهُونَ
fıkh etmezler
بِهَاۘ
on-larla
وَلَهُمْ
ve onların vardır
اَعْيُنٌ
gözleri
لَا يُبْصِرُونَ
görmezler
بِهَاۘ
on-larla
وَلَهُمْ
ve onların vardır
اٰذَانٌ
kulak- ları
لَا يَسْمَعُونَ
işitmezler
بِهَاۜ
on-larla
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
كَالْاَنْعَامِ
hayvanlar gibidir
بَلْ
bila- kis
هُمْ
onlar
اَضَلُّۜ
şaşkındır
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
هُمُ
kendi-leridir
الْغَافِلُونَ
gâfiller
Andolsun ki Biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu (kendi iradeleriyle hak edecekleri üzere) cehennem için çoğalttık. Onların kalpleri vardır (ancak küfürleri sebebiyle) onunla (apaçık ortada olan hakikati idrak edip) fıkhetmezler, onların gözleri vardır (ama) onlarla (hakkı) görmezler, onların kulakları vardır (fakat) onlarla (nasihatleri) işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha (idrakten yoksun ve) şaşkındırlar. İşte bunlar (Allah'tan ve kendilerinden) gâfil olanlardır.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
ذَرَاَ
Fiil-I
ذ ر ا
Çoğalttı, yarattı, yaydı
جَهَنَّم
Özel isim
جَهَنَّم
Cehennem
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جِن
İsim
ج ن ن
Cin
اِنْس
İsim
ا ن س
İnsan
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَبْصَرَ
Fiil-IV
ب ص ر
Gördü, görür
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اُذُنٌ
İsim
ا ذ ن
Kulak
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
نَعَم
İsim
ن ع م
Hayvan, sağmal, davar
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اَضَلُّ
İsim
ض ل ل
Daha sapmış, daha şaşırmış, daha dalâlette
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
غَافِل
Etken fiil
غ ف ل
Gâfil, habersiz