close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 176. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev şi/nâ lerafa’nâhu bihâ velâkinnehu aḣlede ilâ-l-ardi vettebe’a hevâh(u)(c) femeśeluhu kemeśeli-lkelbi in tahmil ‘aleyhi yelheś ev tetruk-hu yelheś(c) żâlike meśelu-lkavmi-lleżîne keżżebû bi-âyâtinâ(c) faksusi-lkasasa le’allehum yetefekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dileseydik onu, delillerimizle yüceltirdik, fakat o, yeryüzüne sarıldı ve kendi isteğine uydu. O tıpkı köpeğe benzer; üstüne varıp kovsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte bu hal, delillerimizi yalanlayan topluluğun haline benzer; sen geçmişlerin hallerini anlat onlara da belki iyice bir düşünürler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Eğer dileseydik (bel’am gibileri, lütfettiğimiz nimet ve faziletlerin kıymetini bilselerdi) onu bununla (kendisine verilen ilim ve hikmetler dolayısıyla) yükseltir (ve şereflendirirdik). Fakat o (bunları dünya rahatı ve menfaati için kötüye kullandı.) Arz’a (aşağılığa ve bayağılığa) saplandı ve nefsi hevâsına kapıldı. İşte onun misali o (kuduz) köpeğin haline benzer ki; eğer üzerine varırsan dilini sarkıtıp (ürkekçe) soluyuverir, veya kendi haline bırakırsan yine dilini uzatıp (tedirgin ve bitkin şekilde) soluyuverir... (Bu tiplerin ne mü’minler yanında kıymeti bilinir, ne zalimler katında rağbet edilir...) İşte ayetlerimizi (Hakk Dinimizi ve Adil Düzenimizi) yalanlayan ve yanlış sayan toplulukların hali de böyledir. Sen bu kıssayı (örnek ve ibret alsınlar diye) onlara anlat. Olur ki gereği gibi düşünür (ve gerçeği görür)lerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şimdi biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir üstün kılardık; fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan böyle kimsenin durumu, kışkırtılan bir köpeğin durumu gibidir. Öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da… Bizim ayetlerimizi yalanlamaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse bu olayı onlara nakledip anlat ki, belki derin derin düşünürler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sünnetimiz, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, elbette onu bu âyetlerimiz sayesinde yüksek mevkilere getirirdik. Fakat o, dünyada ebedîleşeceğini zannederek, mala ve zevke düşkünlüğü saplantı haline getirdi. Şahsî arzu ve ihtiraslarının peşine düştü. Onun ibret verici hali, tıpkı köpeğin haline benzer. Sen onun üstüne varsan da dilini çıkarır solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarır solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavimler de aynen böyledir. Bu tür kıssaları iyice anlat. Düşünmelerine vesile olur.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz dileseydik onu onlarla (o ayetlerle) yükseltirdik. Ancak o kendisini yeryüzünde sonsuza kadar kalacak sandı ve arzularına uydu. Onun durumu üstüne varsan da soluyan, kendi haline bıraksan da soluyan bir köpeğin durumuna benzer. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Bu kıssayı anlat, olur ki düşünürler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer dileseydik, o kimseyi, bu âyetlerle iyiler derecesine yükseltirdik. Fakat o, aşağılığa saplandı ve hevâsına uydu. İşte bunun hâli, o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. (bayağılık ve ızdıraptan kurtulamaz.) Âyetlerimizi yalanlıyanların hali işte böyledir. (Ey Rasûlüm) sen hâdiseyi kâfirlere anlat. Olur ki gereği gibi düşünürler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer isteseydik, onu o ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı, heva ve arzularına uydu. Onun örneği köpek örneği gibidir. Sırtına ağırlık koysan da solur, rahat bıraksan da solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği budur. Sen onlara böyle kıssalar anlat, belki düşünürler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnsanı âyetlerimizle yüceltmeyi diledik. Ama o yere çakılı kaldı, arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan da... Âyetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikâyeyi anlat ki, düşünsünler.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz isteseydik onu âyetlerle yüceltirdik, oysa yeryüzüne bağlanıp kendi havasına uymuştu, bıraksan da, kovsan da herhalde köpek gibi kehilder, dili çıkarır, solur; bizim âyetlerimizi yalanlayanlara böyle öğütleri anlatasın, ola ki düşüneler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer biz dileseydik, onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. Ama o yere saplandı, arzu ve isteklerine uydu. Onun durumu; üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek olan haberi onlara aktar. Umulur ki düşünürler.
Cemil Said
swap_vert close
(176) Eğer istese idik bu mu’cize ile ânı terfî’ ider idik fakat o arza merbût kaldı ve hevâ hevesine tâbi’ oldı o köpeğe benzer ki koğaladığın vakit havlar uzaklaşdığın vakit solur işte bizim âyâtımızı tekzîb idenler hakkında bu kıssaları ânlara tekrâr it ki tefekkür itsünler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Eğer biz isteseydik o kişiyi delillerimizle yüceltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı, hevesinin peşine düştü. İşte böylesinin hali, kovsan da bıraksan da hep dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. Âyetlerimizi yalan sayan topluluğun durumu işte böyledir. Şimdi sen bu kıssayı anlat, umulur ki iyice düşünürler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o, toprağa yapışmakta direndi ve hevesinin ardına takıldı. Onun durumu, üstüne varsan da bıraksan da dili dışarda soluyan huysuz bir köpeğin durumuna benzer. Ayetlerimizi yalanlayan toplulukların durumu işte böyledir. Bu olayı aktar, olur ki düşünürler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer dilese idik biz, onu o âyetlerle yükseltirdik ve lâkin o, yere (alçaklığa) saplandı ve hevasının ardına düştü, artık onun meseli o köpeğin meseline benzer: üzerine varsan dilini salar solur, bıraksan yine dilini salar solur; bu işte âyetlerimizi tekzib eden o kavmin meseli, kıssayı kendilerine bir nakl eyle, gerektir ki bir düşünürler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şâyet o (azgın kişi), tercihini haktan yana kullansaydı, bizde onu, (sâlihler mertebesine) yükseltirdik. Fakat o (kendisini yeryüzünde sonsuza kadar kalacak sandı da) dünyaya saplanıp kaldı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu (tıpkı) köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu (da) böyledir. Düşünüp öğüt almaları için bu kıssayı onlara anlat.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dileseydik¹ onu bununla² yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, hevasına³ uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte âyetlerimizi yalanlayan halkın durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki öğür alırlar.
1- Uygun görseydik. Ona karar verme hakkı vermeseydik. 2- Ayetlerimizle. 3- Tutku ve kuruntusuna  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer dileseydik onu bu (âyetler) le yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı, hevâsına uydu. Artık onun sıfatı o köpeğin haali gibidir ki üstüne varsan dilini sarkıtıb solur, yahud kendi haaline bıraksan yine dilini uzatıb solur. İşte âyetlerimizi yalan sayanlar güruhunun sıfatı budur. Artık sen (Habîbim) kıssayı (onlara) anlat. Belki iyice düşünürler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki dileseydik onu onlarla (verdiğimiz âyetlerle) elbette yükseltirdik; fakat o, dünyaya meyletti ve nefsinin arzusuna uydu. İşte onun misâli, köpeğin misâli gibidir! Üzerine varsan da dilini çıkarıp solur, onu bıraksan da dilini çıkarıp solur! İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin misâli budur!(2) Artık bu kıssayı (onlara) anlat; tâ ki düşünsünler.
(2)“Esbâb (sebebleri) ve vesâiti (vâsıtaları) insan kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakārete(ma‘nen alçalmaya) sebeb olur. Meselâ: Kelb (köpek), bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı hasene ile(güzel sıfatla) muttasıftır ve o sıfatlarla iştihâr etmiştir (meşhur olmuştur). Hattâ sadâkat ve vefâdarlığı darb-ı mesel (meşhûr) olmuştur. Kelbin bu güzel ahlâkına binâen, insanlar arasında kendisine mübârek bir hayvan nazarıyla bakılmağa lâyık iken, maalesef insanlar arasında kelb mübârek değil necîsü’l-ayn(bizzat pis) addedilmiştir. Tavuk, inek, kedi gibi mübârek hayvanlarda, insanların o hayvanlara yaptıkları ihsanlara karşı şükran hissi olmadığı hâlde, insanlarca aziz ve mübârek addedilmektedirler. Bunun esbâbı ise, kelbde hırs marazı (hastalığı) fazla olduğundan esbâb-ı zâhiriyeye (görünen sebeblere) öyle bir ihtimâm ile (ehemmiyet vererek) yapışır ki, Mün‘im-i Hakīkī’den (asıl ni‘met verenden) bütün bütün gaflete sebeb olur. Binâenaleyh kelb, vâsıtayı müessir (te’sir sâhibi) bilir. Müessir-i Hakīkī’den (gerçek te’sirsâhibi olan Allah’dan) yaptığı gaflete cezâ olarak tencis hükmünü almıştır ki tâhir (temiz) değildir. Çünki hükümler, hadler (suça binâen verilen cezâlar) günahları affettirir. İşte kelb de beyne’n-nâs (insanlararasında) tahkir darbesini, gafletine keffâret olarak yemiştir.” (Mesnevî-i Nûriye, Katre, 59)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer biz, dilemiş olsaydık, (iradesine müdahale edip inkâra saplanmasını engellemek suretiyle) onu o âyetlerle yüceltebilirdik, ama o hep (bu dileğimizin önünde engel olan) arz’a (alçaklığa) saplandı kaldı ve tutkusuna uydu. Artık onun (gibi zalim ve azgın nankörlerin) durumu, üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan (doyumsuz bir) köpeğin durumuna benzer. (Yani adeta dünyaya tapan, yalnız arzu ve heveslerinin peşinden giden bu tip azgın insanı söz konusu olumsuz durumdan vazgeçirmeye çalışsan da vazgeçmez, onu kendi hâlinde bıraksan da doğru yola gelmez.) Bu, âyetlerimizi yalanlamış olan (ve adeta dünyaya tapan, yalnızca arzu ve heveslerinin peşinden giden azgın) topluluğun hâli böyledir. Bu nedenle sen iyice düşünsünler diye bu kıssayı iyice anlat. *
(*) Not: A’raf- 175. âyetin açıklamasında da geçtiği gibi, Söz konusu edilen “kimse,” bilinen bir kimse/şahıs değil, belli bir kişilik/ karakterdir. Bu nedenle burada kimseye bir hakaret yoktur. Çünkü bu bir temsili anlatımdır. Ayrıca burada bize şöyle bir mesaj verilmektedir. Eğer Allah dileseydi zorlayıcı bir düzen kurarak her insana bahşettiği özgür iradesini elinden almak suretiyle onu hidayet olmaya zorlayabilirdi, ama imtihan gereği yüce Allah hiçbir kimseyi iman etmeye zorlamaz. Çünkü hidayeti de inkârı da insanın özgür iradesine bağlamıştır. Dileyen iman edip hidayeti bulur, dileyen de inkâr ve sapıklığı tercih edip sapıklıkta kalır. Yani eğer o kişilik, mesajlarımızla yücelmeyi tercih etseydi, biz de onu mesajlarımızla yüceltirdik; ama o mesajlarımızı kullanmayı, onların üzerine basarak yükselmeyi seçti, biz de onu alçalttık. اي ولو لزم العمل بالايات ولم ينسلخ منها لرفعناه بها وذلك ان مشئية الله تا بعة للزموه الايات الا تري الي قوله ( ولكنه اخلده الي الارض (تفسير الكشاف)وهذا الذي آتاه الله آياته، يحتمل أن المراد به شخص معين، قد كان منه ما ذكره الله، فقص الله قصته تنبيها للعباد. ويحتمل أن المراد بذلك أنه اسم جنس، وأنه شامل لكل من آتاه الله آيات وقال الجبائيّ: معناه ولو شئنا لرفعناه بأعماله بأن يحترمه ونزيل التكليف عنه قبل ذلك الكفر حتى تسلم له الرفعة لكنا عرضناه بزيادة التكليف لمنزلة زائدة فأبى أن يستمر على الإيمان، أو المراد لو شئنا لرفعناه بأن نحول بينه وبين الكفر قهراً أو جبراً إلا أن ذلك ينافي التكليف فلا جرم تركناه مع اختيارهه فانسلخ منها  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz dileseydik onun şanını verdiğimiz ayetler ile yüceltirdik. Ancak o, yeryüzünde ölümsüz olmayı isteyerek arzularına uymuştu. Onun misali, üzerine yürüsen de, yürümesen de dilini çıkartarak soluyan köpeğin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanlayan topluluğun misali de böyledir. Artık bu kıssayı anlat, belki düşünürler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer Biz dileseydik, bu belgelerle onu ne de olsa yükseltirdik. Ancak, o çamura battı, dürtülerine uydu. Böylece onun durumu o köpeğin durumuna benzer ki üzerine varsan dilini çıkarır, bırakıp gitsen yine dilini çıkarır. İşte belgelerimizi yalan sayanlar takımının bu kimselerinkine benzer. Öyleyse, sen bu olan bitenleri onlara anlat ki düşünler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz dileseydik onu o âyetlerimiz sayesinde iyiler zümresine kaldırırdık. Fakat o, yere [³] meyletti, hevesine uydu. İşte o köpek gibidir ki onu kovsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. Âyetlerimizi yalan sayanların hâli işte böyledir. Artık kıssaları düşünebilmeleri için onlara haber ver.
[3] Zillet ve meskenet yerine, sefil dünyaya.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dileseydik onu ayetlerimizle üstün kılardık, fakat o, dünyaya saplandı kaldı, heva ve hevesine uydu. Onun durumu tıpkı, üstüne varsan da kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun [kavm] durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat belki üzerinde düşünürler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, yere çakılıp kaldı ve de hevesine uydu. Onun örneği, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin örneği gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, umulur ki düşünürler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer dileseydik, elbette onu ayetlerimiz sayesindeen şerefli makâma yüceltebilirdik; ne var ki o, ihtirâs ve tutkularının peşine takılarak, —sanki hiç ölmeyecekmiş gibi— şu gelip geçicidünyaya saplanıp kaldı! Onun gibi azgın nankörlerin durumu, tıpkı doyumsuz bir köpeğin hâline benzer;kızıp kovmak için üzerine gitsen de dilini çıkarıp hırlar, nefes nefese solur, kendi hâline bıraksan da! İşte, ayetlerimizi yalanlayan kimselerin durumu, aynen böyledir. Ey Müslüman, yoldan çıkan insanlara bu ibret verici örneği anlat; belki bu sayede öğüt alıp düşünürler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dileseydik, onu onlarla (âyetlerimizle) yükseltirdik; ama o, Yer’e eğilimli oldu; kendi hevâsına uydu. Onun misâli, Köpek misâli gibidir. Üzerine hamle yapsan da dilini sarkıtıp solur; onu terk etsen de (kendi haline bıraksan da) dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlamış Kavm’in misâli budur. Kıssalar’ı anlat! Umulur ki düşünürler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer biz isteseydik, Kur'an ayetleri sayesinde bu adamın değerini yüceltebilirdik. Fakat adam, sanki dünyaya kazık çakmış gibi hiç istifini bozmadan oturuyor. Tıpkı sinsi köpekler gibi: Üzerine varsan da hırlıyor varmasan da. Sözlerimizi yalanlayanlar da böyledir. Resulüm! Sen öykülerini öykünmeye devam et. Bir ihtimal düşünceye dalabilirler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dileseydik yolumuzdan sapanı zorla düzeltirdik. Ancak ayetlerimize uyarak kendi iradesiyle düzelsin, düştüğü çukurdan kurtularak yükselsin istedik. Ama O dünyaya saplandı. Arzularının heveslerinin peşine düştü. Sonra tavırları köpeğin durumuna benzedi. İyi niyetle hatırlatmak için “Bunu niye böyle yapıyorsun?” diye sorsan köpek gibi havlardı. Doğruları hatırlatanları terslerdi. Yaptıkları hataların sorgulanmasını istemezdi. Onu tanıyanlar, onu sevenler durumuna üzülür uyarmak isterlerdi. Ama o hepsini terslerdi. Yüzlerine köpek gibi çemkirirdi. Serbest bırakırsan, yaptıklarına karışmazsan susardı. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu böyledir. Ayetlerimizi yalanlayanlar, yasalarımıza uymayanlar, kendilerine yapılan uyarılara büyük tepki gösterirler. Hemen “Sana ne? Benim imanıma! Benim dinime karışma! Allah ile arama girme!” derler. Yaptıkları kötülüğün söylenmesini istemezler. Allah’ın yasalarına aykırı davranışlarının yüzlerine vurulmasını istemezler. Adeta köpekleşerek havlamaya başlarlar. İşte sen bunları anlat ki belki öğüt alırlar. Köpek gibi havlamayı bırakarak insan gibi düşünmeye, insan gibi öğüt alıp güzel insan olmaya, Rabbinin yasalarına göre yaşamaya başlarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Dileseydik elbette onu bu deliller sayesinde yükseltirdik. Fakat o, arzusuna mahkûm olup dünyaya saplandı. Böylesi bir kişinin durumu, kovsan da kendi hâline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğin durumuna benzer. [*] İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin örneği de böyledir. Bu kıssayı anlat; umulur ki düşünürler. [*]
Burada amaçlanan, ilahî iradenin bu şekilde yarattığı köpekleri kötülemek veya aşağılamak değil, yaratılış amacına uygun davranmayanların uyarılara itibar etmeme durumlarını eleştirmektir. A‘râf 7:179 ve Furkân 25:44’te de durum aynıdır.,Kıssaların anlatılma gerekçeleriyle ilgili bilgi için bkz. Hûd 11:120; Yûsuf 12:111; Tâhâ 20:99; Kâf 50:37; Hâkka 69:12; Nâzi‘ât 79:26.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Dileseydik elbette onu bu âyetlerle yüceltirdik. Fakat o, dünyaya meyletti ve nefsinin kötü arzularına uydu. Artık onun durumu, üzerine varsan da dilini uzatıp soluyan, bıraksan da dilini uzatıp soluyan bir köpek gibidir. Âyetlerimizi inkâr eden bir toplumun durumu da aynen böyledir. Biraz düşünmeleri için bu olayı, onlara anlat.
Muhammed Esed
swap_vert close
İmdi, Biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan, böyle birinin durumu [kışkırtılan] bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp hırlar, kendi haline bıraksan da. ¹⁴² Bizim ayetlerimizi yalanlamaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler.
142 Tutum ve davranışları yalnızca dünyaya bağlı/dünyaya bağlayıcı arzularının ona günübirlik “fayda” ya da “zarar” olarak gösterdiği şeyler tarafından belirlendiği için, bu bölümde anlatılan insan tipi, haricî şartlar ne olursa olsun, daima aklıyla bedensel güdüleri arasındaki çatışmanın ve dolayısıyla içsel huzursuzluğun, hayalî korku ve kuruntuların kurbanı durumundadır. Bunun için de, inanmış bir kişinin inanç yoluyla eriştiği zihnî berraklıktan, ruhî dengeden yoksundur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer isteseydik onu ayetlerimizle yüceltirdik. Fakat o dünyaya sarıldı heveslerine uydu ve hırsına mağlup oldu. İşte böylesinin durumu üstüne varsan da kendi haline bıraksan da hırlayıp dilini sarkıtan köpeğin durumuna benzer. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan toplumun durumu işte böyledir. Öyleyse sen bu kıssaları anlat, belki düşünüp öğüt alırlar. 7/36, 10/7, 25/43, 45/23- 34- 35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ki, eğer Biz isteseydik onu mesajlarımızla yüceltirdik;[¹²⁹²] ne ki o dünyaya sarıldı ve ihtirasının peşine düştü. İşte bu yüzden böyle birinin durumu, üstüne varsan da kendi hâline bıraksan da, dilini sarkıtıp hırlayıp köpeğe benzer. Mesajlarımızı yalanlayanların durumu işte böyledir. Şu hâlde (bu) kıssayı aktar,[¹²⁹³] belki üzerinde tefekkür ederler.[¹²⁹⁴]
[1292] Zımnen: Eğer o mesajlarımızla yücelmeyi tercih etseydi, biz de onu mesajlarımızla yüceltirdik; ama o mesajlarımızı kullanmayı, onların üzerine basarak yükselmeyi seçti, biz de onu alçalttık. [1293] Burada anlatılması istenen “kıssa” kapsamına, bu sûre boyunca devam eden geçmiş toplumlara ait kıssalar da girer. Muhtemeldir ki bu kıssaların içerisine 172. âyette ve hemen üstteki âyette aktarılan mesel ve misal de girmektedir. Eğer böyleyse, Kur’an kıssa derken yalnızca tarihsel olayları değil sembolik ve temsilî anlatımları da kastetmektedir. [1294] Tefekkürün nüzûl sürecinde ilk geçtiği yer. Bu kalıp geçtiği on beş yerde de olumludur (Tefkîr ile farkı için bkz: 74:18, not 14). Bilgi edinme süreçlerinin tümünü ifade eder. Râzî’nin de isabetle kaydettiği gibi tefekkür, aklın/kalbin sebepler ile sonuçlar arasında bağ kurarak bilgiyi elde etme, üretme ve iletme süreçlerinin tümünü kapsar. Bu sürecin her durağı tezekkür, tedebbür, taakkul, tefakkuh gibi farklı isimler alır ve vurgular taşır (Bkz: âyet 3, not 4). Düşünmenin kalbe isnadına dair bkz: 22:46, not 66.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şayet biz dileseydik elbette onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. (Onu kendi ihtiyarına terk etmez, şeytanın tasallutundan korur, hidayete erdirirdik, fakat bu bir cebir -zorlama- olurdu. Onun için biz onu -bir imtihan gereği- kendi haline terk ettik) Fakat o (verdiğimiz nimetlerle şımarmayıp ihlas sahibi olacağına) dünyaya saplandı ve hevâ ve hevesinin peşine düştü, (alçaldıkça alçaldı) Artık onun hali, o köpeğin durumuna benzer ki, üstüne varsan da, dilini sarkıtıp solur üstüne varmasan da! İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin sıfatı budur! (Artık onu hidayete davet etsen de etmesen de fark etmez.. nitekim Bakara suresinin 6. ayetinde; "Şüphe yok ki kafirleri uyarsan da, uyarmasan da birdir" buyurulmuştur. Ey Muhammed) sen kıssayı onlara anlat, belki düşünürler de ibret alırlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Dileseydik elbette onu o âyetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve eğer Biz dileseydik onu o âyetler ile yükseltirdik. Fakat o dünyaya meyletti ve hevâsına tâbi oldu. Artık onun meseli, o köpeğin meseli gibidir ki, üstüne varırsan dilini çıkarır solur, veya terketsen yine dilini uzatır solur. İşte bu, âyetlerimiz tekzîp eden kavmin meselidir. Artık sen kıssaları hikaye et, belki onlar düşünüverirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
175, 176. Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasib ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevkiye çıkarırdık, lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu. Onun hali tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı âyetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer murâd itse idik kendisine virdiğimiz âyetler ('ilim ve gösterdiğimiz delâil) sebebiyle onı yüksek derecelere kaldırırdık. Ve lâkin o yere (süfliyete) meyl itdi ve hevâsına uydı ve onun meseli: Üstüne hücûm itsen ve yâhud kendi hâline bıraksan dilini çıkarub soluyan köpek gibidir. Bu mesel, âyetlerimizi tekzîb idenlerin ve inkâr iyleyenlerin meselidir. Sen onlara bu kıssaları (ümem-i sâlifenin kıssalarını) nakl ve hikâye it, belki tefekkür iderler. (Düşünüb 'akıllarını başlarına toplarlar).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Eğer zorlasaydık[*], o ayetlerle onu yüceltirdik. Ama o, yere çakılıp kaldı ve arzularına uydu. O, susuz kalmış köpek gibidir; üzerine varsan dilini çıkarıp solur, bırakıp gitsen yine dilini çıkarıp solur. İşte âyetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan o toplulukların örneği budur. Bu olayı anlat, belki düşünürler.
[*] Zorlayıcı düzen kursaydık  
Şaban Piriş
swap_vert close
Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o yeryüzünü ebedi zannetti, heveslerine tabi oldu. onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Hikayeyi onlara anlat umulur ki düşünürler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Dileseydik, onu âyetlerimizle yüceltirdik. Lâkin o yere saplandı ve heveslerinin peşine düştü. Onun hali köpeğinki gibidir: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da yine dilini çıkarıp solur.(24) Âyetlerimizi yalanlayan topluluğun hali işte budur. Bu kıssaları onlara anlat ki üzerinde düşünsünler.
(24) Kendisine ilişen olsun veya olmasın, hiçbir halinde ıztıraptan kurtulmaz; sürekli huzursuzluk ve hırçınlık içindedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dileseydik onu, o ayetlerle yüceltirdik. Ama o, sonsuza dek kalacakmış gibi, yerküreye bağlandı; iğreti arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikâyeyi anlat ki düşünüp taşınabilsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger dilesedük yücelde-y-idük anı ol āyetler-ile velįkin ol meyl eyledi dölendi yirde daħı uydı nefsi dilegine. pes anuñ meŝeli it meŝeli gıbidür eger ḥamle eylerseñ aña dilin çıķarur yā ķoriseñ anı dilin çıķarur şol ķavum meŝelidür anlar kim yalan duttılar āyetlerümüzi. pes hikāyet eyle hikāyet anuñ-içün kim endįşe eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger biz dilese‐y‐dük anlaruñ menzilin yüce eylerdük. Līkin meyleyledi dünyāya, yirde ‘ömri uzun oldı. [Uydı] hevāsına. Anuñ meẟeli it gi‐bidür. Eger yükletseñ anuñ üstine dilin çıḳarup ṣolur. Özini ḳıysañ daḫı dilinçıḳarup ṣolur. Ol meẟelidür ol ḳavmüñ ki yalanladılar, kāfir oldılar bizümāyetlerümüzi, ḳıṣṣaları. Ḫayr vir anlara, ola kim fikr eyleyeler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər Biz istəsəydik, onu (həmin ayələrlə) ucaldardıq. Lakin o, yerə (dünyaya) meyl edib nəfsinin istəklərinə uydu. O elə bir köpəyə bənzəyir ki, üstünə cumsan da dilini çıxardıb ləhləyər, cummasan da (Onun üçün heç bir fərqi yoxdur). Bu, ayələrimizi yalan hesab edənlər barəsində çəkilən məsəldir. (Ey Peyğəmbərim!) Bu əhvalatları (yəhudilərə) söylə ki, bəlkə, (lazımınca) düşünsünlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And had We willed We could have raised him by their means, but he clung to the earth and followed his own lust. Therefor his likeness is as the likeness of a dog; if thou attackest him he panteth with his tongue out, and if thou leavest him he panteth with his tongue out. Such is the likeness of the, people who deny Our revelations. Narrate unto them the history (of the men of old), that haply they may take thought.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If it had been Our will, We should have elevated him with Our signs; but he inclined to the earth, and followed his own vain desires.(1150) His similitude is that of a dog: if you attack him, he lolls out his tongue,(1151) or if you leave him alone, he (still) lolls out his tongue. That is the similitude of those who reject Our signs; So relate the story; perchance they may reflect.
1150 Notice the contrast between the exalted spiritual honours which they would have received from Allah if they had followed His Will, and the earthly desires which eventually bring them low to the position of beasts and worse. 1151 The dog, especially in the hot weather, lolls out his tongue, whether he is attacked and pursued and is tired, or is left alone. It is part of his nature to slobber. So with the man who rejects Allah. Whether he is warned or left alone, he continues to throw out his dirty saliva. The injury he will do will be to his own soul. But there may be infection in his evil example. So we must protect others. And we must never give up hope of his own amendment. So we must continue to warn him and make him think.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
شِئْنَا
dileseydik
لَرَفَعْنَاهُ
kesinlikle onu yüceltirdik
بِهَا
onlarla
وَلٰكِنَّهُٓ
fakat o
اَخْلَدَ
saplandı
اِلَى الْاَرْضِ
yere
وَاتَّـبَعَ
ve tabi oldu
هَوٰيهُۚ
hevâsına
فَمَثَلُهُ
işte onun misali
كَمَثَلِ
misali gibidir
الْكَلْبِۚ
köpeğin
اِنْ
eğer
تَحْمِلْ
varırsan
عَلَيْهِ
üzerine
يَلْهَثْ
dilini sarkı-tıp solur
اَوْ
ve-ya
تَتْرُكْهُ
onu bıra- kırsan
يَلْهَثْۜ
dilini sarkı-tıp solur
ذٰلِكَ
işte budur
مَثَلُ
misali
الْقَوْمِ
kavmin
الَّذ۪ينَ
onlar ki
كَذَّبُوا
yalanla- dılar
بِاٰيَاتِنَاۚ
âyetlerimizi
فَاقْصُصِ
artık anlat
الْقَصَصَ
kıssayı
لَعَلَّهُمْ
umulur ki onlar
يَتَفَكَّرُونَ
tefekkür ederler
Eğer Biz dileseydik kesinlikle onu, o (verdiğimiz âyet)lerle yüceltirdik; fakat o, (dünya denilen) yere saplan(ıp kal)dı ve (nefsinin) hevâsına tabi oldu. Onun misali (tıpkı) köpeğin misali gibidir; onun üzerine varsan da (sana) dilini sarkıtıp solur, onu (kendi hâline) bıraksan da (sana) dilini sarkıtıp solur. İşte, âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Şimdi onlara bu kıssayı anlat, umulur ki onlar (enine boyuna düşünüp bunu) tefekkür ederler.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
رَفَعَ
Fiil-I
ر ف ع
Kaldırdı, yükseltti, yüceltti
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَخْلَدَ
Fiil-IV
خ ل د
Saplandı, ebedi kıldı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
هَوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâ, bomboş, nefs, arzu, heves
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
كَلْب
İsim
ك ل ب
Köpek
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
حَمَلَ
Fiil-I
ح م ل
Taşıdı, yüklendi, hamile kaldı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
لَهَثَ
Fiil-I
ل ه ث
Dilini sarkıtıp soludu
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
تَرَكَ
Fiil-I
ت ر ك
Bıraktı, terk etti
لَهَثَ
Fiil-I
ل ه ث
Dilini sarkıtıp soludu
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
قَصَّ
Fiil-I
ق ص ص
Anlattı, takip etti
قَصَص
İsim
ق ص ص
Kıssa, takip
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَفَكَّرَ
Fiil-V
ف ك ر
Tefekkür etti, düşündü