Hani bir zamanlar Biz o dağı bir gölgelik gibi onların üzerlerine çekmiştik, onlar da onu tepelerine düşecek sanmışlardı.¹ (O zaman) Biz onlara: “Eğer Allah’tan hakkıyla sakınmak istiyorsanız size verdiğimiz (kitaba) sımsıkı sarılın ve içerisindekini hatırınızdan çıkarmayın.” dedik.²
1 Netk: Bir şeyi şiddetle cezb etmek, bunun neticesi olarak “bir şeyi yerinden koparıp atmak” demektir. Nitekim bu ayette: “Ey Muhammed! Kitâb’a sarılmayan o Yahudilere o vakti de hatırlat ki hani o dağı şiddetle çekerek bir dam gibi üstlerine kaldırmıştık ve onlar bunu hakikaten üzerlerine düşmüş zannetmişlerdi. Yani yola gelmedikleri takdirde dağın tepelerine düşeceğine o kadar yakinen inanmışlar ve bundan öyle korkmuşlardı ki dağ üzerlerine düşmüş de altında eziliyorlarmış zannederek yerlere kapanmışlardı. Rivayetlere göre Yahudiler dağın bu vazıyetini görünce hepsi sol kaşı üzerine secdeye kapanmışlar ve bu halde dağın üzerlerine düşeceği korkusundan sağ gözleriyle de ona bakarlarmış. Ve bunun içindir ki Yahudiler hala secde edecekleri zaman böyle yaparlar ve “bu bizi azaptan kurtaran secdedir” derler. (Elmalılı) Bazı müfessirler, bu dağın, “Sina Dağı” olduğunu, bazıları da herhangi bir dağ olduğunu söylemişlerse de burada esas olan; dağın hangi dağ olduğu değil, İsrâil Oğullarının Allah’a gönülden değil de zorla îman ettiklerini, Allah’ın dilerse insanları kendisine böyle de îman ettirme gücüne sahip olduğunu ifâde etmektir. Mucizeleri yorumlamayı veya hafife almayı alışkanlık haline getiren bazı nevzuhur mealciler, (رَفَعَ) fiiline işine geldikleri yerlerde “şahit tutma, kaldırma, yükseltme” gibi anlamlar vermeye çalışmışlardır. (Bakara: 63, 93, Nisa: 154) Buradaki (نَتَقَ) fiiline ise tepelerine dağın kaldırılmasından Yahudiler adına korkarak “tepelerine dikme” anlamı verip mucizeyi yok saymışlardır. 2 Bk. (Bakara: 63, 93, Nisâ: 154)