close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme leâtiyennehum min beyni eydîhim vemin ḣalfihim ve’an eymânihim ve’an şemâ-ilihim(s) velâ tecidu ekśerahum şâkirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra andolsun ki önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından çıkıp çatacağım onlara ve göreceksin ki çoğu şükür bile etmeyecek sana.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra; ön taraflarından, arkalarından, sağlarından ve sollarından muhakkak (kullarına) sokulup (saptıracağım). Ki onların çoğunu (artık dinin ve nimetlerin sayesinde eriştikleri lezzet ve faziletlere) şükredici bulmayacaksın. (Çünkü onlara nankörlük ve hıyanet yaptıracağım!?)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonra andolsun, o kullarının önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım onlara; ve sen onlardan çoğunu, şükreden kimselerden bulamayacaksın.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Sonra, elbette onlara, açıkça ve sinsice, önlerinden, sağlarından, sollarından, arkalarından, kuvvetli ve zayıf taraflarından, iyilikleri ve ahlâkî davranışları arasından bunların savunuculuğunu ve sözcülüğünü yaparak sokulacağım. Sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın." dedi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 34/20-21; bk. ed-Dürrü’l-Mensûr, 5/269.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Böylece sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Sonra muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra onlara, önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükrediciler bulmıyacaksın.” dedi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım. Ve onların çoğunu şükredici olarak bulamayacaksın.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Sonra onlara elbette önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Ondan sonra önlerinden, artlarından, sağlarından, sollarından gelirim, pek çoğunu şükredici bulmazsın onların !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra Andolsun ki: “Onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından gelip sokulacağım. Ve sen, onların çoğunu nankörlük eden kimseler olarak bulacaksın” dedi.
Cemil Said
swap_vert close
16, 17. İblîs: "Mâdem ki beni tel’în itdin, ben insânları sırât-ı müstakîmde gözetliyeceğim önlerine çıkacağım, ekserîsi sana şükür itmiyeceklerdir" didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
16,17. "Beni azdırdığın için, and olsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım; sonra önlerinden, ardlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!» dedi.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Böylece çoklarını şükreder bulmayacaksın."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
sonra onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım, sen de çoğunu şükredici bulmıyacaksın
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Böylece sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Sonra, andolsun, onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından kendilerine geleceğim (musallat olacağım). Sen de onların çoğunu şükredici (kimse) ler bulmayacaksın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Sonra elbette onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve (sen) onların çoğunu şükredici kimseler bulmayacaksın!”(1)
(1)Şeytanın hîleleri hakkında bakınız; (Sözler, 21. Söz, 96-100; Lem‘alar, 13. Lem‘a, 71-91)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
“Sonra (pusu kurup) onlara elbette önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından (vesveseyle) sokulacağım ve sen, onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın”dedi.*
(*) Şeytan insanları, dinî ve dünyevî bakımdan en doğru ve en güzel yaşayış tarzı demek olan “sırât-ı müstakîm”den elbette saptıracağım demiş; Allah ise bu şekilde kötü niyet taşıyan ve kötü planlar peşinde olan şeytanı “yerilmiş ve kovulmuş” bir mahlûk sayarak bulunduğu makamdan uzaklaştırmıştır. Bu durum, İblîs’in Allah’a isyan etmesinin bir sonucu olduğu kadar, insanları kıskanıp onlar hakkında kötü emeller beslemesinin de bir cezasıdır. Nitekim buradaki âyetlerde şeytanın kovulduğuna ilişkin buyruk da iki defa zikredilmiştir. Şu hâlde insanları kıskanıp onlar hakkında zararlı fikirler taşımak, huzur ve mutluluklarını bozacak planlar peşinde olmak şeytanî bir niyet ve davranış olup Allah katında çok ağır cezaî sonuçlar doğuracaktır. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim, onların pek azı hariç, çoğunluğunu şükredenlerden bulamayacaksın” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra önlerinden, sağlarından, sollarından insanlara sokulacağım. Sen de onların pek çoğunu artık Sana şükreder bulamıyacaksın."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
16, 17. İblis «— Beni azgın kılmaklığın hakkı için [²] her halde onları tarassud için senin doğru yolunda oturacağım [³]. Onların önlerinden de geleceğim, arkalarından da; sağ taraflarından da geleceğim, sol taraflarından da [⁴]. Sen onların pek çoğunu şükreder bulamazsın» dedi.
[2] Rahmetine nâil etmediğinden dolayı.[3] Orada onları müslüman olmaktan alıkoyacağım.[4] Dört taraftan geleceğim. Yani elimden geldiği kadar yoldan çıkarmaya çalışacağım.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulurum/gelirim. Sen de onların çoğunu şükredenlerden bulamazsın.
Kadri Çelik
swap_vert close
“Sonra önlerinden, artlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım ve çoğunu sana şükredenlerden bulamayacaksın” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Sonra da, bazen açıktan açığa önlerinden, kimi zaman sinsice arkalarından; bazen Müslüman kimliğine bürünüp sağlarından, bazen de şehvet ve ihtirâslarını azdırarak sollarından, yanlarına sokulacağım; kısacası, onları aldatmak için her türlü yol ve yöntemi kullanarak dört bir yandan üzerlerine saldıracağım ve böylece, pek çoklarının nankör olduğunu göreceksin! Sonunda, Âdem’in benden üstün olmadığını ve onun önünde secde etmemi bana emretmekle, hikmet ve adâletten yoksun bir iş yaptığını sen de kabul edeceksin.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından gelirim. Onların çoğunu şükredici bulmazsın”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
insanların önü, arkası, sağı solu derken ağzından girip burnundan çıkacağım, sen de artık şükreden kul bile bulamayacaksın.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokularak saptıracağım! Onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın!” dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından gelip (sokul)acağım; sen onların çoğunu şükredenler olarak bulamayacaksın!” demişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
“Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve Sen, onların çoğunu şükredenlerden, bulamayacaksın.” dedi.¹
1 İblis bu sözleri, “Doğrusu îman edenlerin dışındakiler, İblise uyarak, onun (insanları saptıracağı) hakkındaki zannını doğrulamış oldular.” (Sebe’: 20) ayetinin delâletine göre zan olarak söylemiş ve insanların içerisinden birçoklarının şer için müsait olduğunu ve onlardan da kendisi gibi şeytanlaşanların olacağını görmüştü. Yani iblisin, “kendi gücüyle insanları saptırabileceği” zandan başka bir şey değildir. Zîrâ İblisin Allah’a, “Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve Sen, çoğunu şükredenlerden, bulamayacaksın.” demesi, sadece bu şeytanlaşmaya müsait olanlar içindir. Yani; gerçek Müslümanların dışındakiler, tamamen iblise uydular veya onlar da şeytanlaştılar. Böylece de iblis bu saptırma işini kendi gücüyle yaptığını zannetti.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve hem açıktan açığa, hem de akıllarının ermediği yol ve yöntemlerle, ¹² sağlarından sollarından sokulacağım onlara: Ve sen onlardan çoğunu nankör kimseler olarak bulacaksın.”
12 Lafzen, “ellerinin arasından ve arkalarından” şeklindedir. Bu deyimsel ifade ve bizim verdiğimiz karşılık için bkz. 2:255’deki benzer cümle. “O, insanların apaçık önlerinde olanı da bilir, onlardan gizli tutulanı da.” -Hemen sonra gelen “Onların sağlarından ve sollarından …” ifadesi “her yönden ve mümkün olan her vesileyle, her vasıtayla” anlamına gelir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Sen de onların çoğunu şükreder bulamayacaksın, dedi. 34/20- 21
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
sonra da hem doğrudan ve açıktan, hem de dolaylı ve sinsice, hem sûret-i haktan görünerek hem de zaafları ve güdüleri kullanarak[¹¹⁶⁵] sokulacağım onlara: Ve Sen onların çoğunu, şükreden kimseler arasında bulmayacaksın.”
[1165] Lafzen: “..ellerinin arasından/önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve de sollarından”. Min beyni eydihim ibaresi bu bağlamda “açıktan, göz göre göre, doğrudan”, min halfihim ibaresi de bunun karşıtı olarak “gizli, sinsice, dolaylı yoldan” anlamına gelir (Râğıb). İblis’in “sağlardan ve sollardan sokulmasının” doğruya en yakın anlamı Taberî’nin de tercihi olan yukarıdaki anlam gibi görünüyor. Âyette üst ve alt cihetlerin anılmamış olması, İblis’in şeytanî becerisine rağmen atlatılabilir ve savuşturulabilir olduğuna delâlet eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra da mutlaka, önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim! (onlara -insanlara- musallat olacağım) Sen de onların çoğunu şükreden (ve itaatkar) kimseler olarak bulmayacaksın" dedi,
(Böylece o, Ademoğullarına karşı düşmanlığını açığa vurdu ve bunu bir temenni olarak ileri sürdü, nitekim Sebe suresinin 20. ayetinde: "Şüphesiz iblis', onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı" buyurulmuştur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra (onların) önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara gelecek ve çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Sonra muhakkak ki, onların önlerinden, arkalarından, sağ taraflarından ve sol taraflarından geleceğim ve onların ekserisini şükrediciler bulmayacaksın.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
16, 17. “Öyle ise” dedi, “Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım. ” “Sonra onların gâh önlerinden, gâh arkalarından, gâh sağlarından, gâh sollarından sokulacağım, vesvese verip pusu kuracağım, Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın. ” [34, 20-21]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra (onların) önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından gelüb iğvâ ideceğim. Sen insânların ekserîsini sana şükür idenlerden bulmazsın" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Göreceksin, onların çoğu sana karşı görevlerini yerine getirmeyecektir.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Sen de onların çoğunu şükreder bulamayacaksın, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Sonra önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından onların üzerine varacağım. Sen ise onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Birçoklarını şükreder bulamayacaksın."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“andan gelem anlara ileylerinden ya'nį āħiret yolından gümānlendürem daħı arķalarından daħı śaġlarından ya'nį müzd yolından daħı śollarından daħı bulmayasañ eyregin anlaruñ şükr eyleyiciler”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan gelür‐men anlara allarından daḫı ardlarından, daḫı ṣaġlarından ve ṣollarından. Daḫı bulmayasın çoġını anlaruñ şükr eyleyenlerden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra onların yanına qarşılarından və arxalarından, sağlarından və sollarından gələcəyəm (soxulacağam) və Sən onların əksəriyyətini şükür edən görməyəcəksən!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then I shall come upon them from before them and from behind them and from their right bands and from their left hands, and Thou wilt not find most of them beholden (unto Thee).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Then will I assault them from before them and behind them, from their right and their left: Nor wilt thou find, in most of them, gratitude (for thy mercies)."(1002)
1002 The assault of evil is from all sides. It takes advantage of every weak point, and sometimes even our good and generous sympathies are used to decoy us into the snares of evil. Man has every reason to be grateful to Allah for all His loving care and yet man in his folly forgets his gratitude and does the very opposite of what he should do (Cf. 17:61-65).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
son-ra
لَاٰتِيَنَّهُمْ
mutlaka onlara geleceğim
مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ
önlerinden
وَمِنْ خَلْفِهِمْ
ve arkalarından
وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ
ve sağlarından
وَعَنْ شَمَٓائِلِهِمْۜ
ve sollarından
وَلَا تَجِدُ
ve bulma-yacaksın
اَكْثَرَهُمْ
onların çoğunu
شَاكِر۪ينَ
şükredici kimseler
"Sonra mutlaka onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaş(ıp onları kendime bağlay)acağım ve (Sen) onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın!"
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
شَمَٓائِل
İsim
ش م ل
Sol (çoğul)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
شَاكِر
Etken fiil
ش ك ر
Şâkir (Allah'ın ismi, esmasıdır. Şükredilmeye layık hakiki zat demektir), şükreden, şükredici