Bir de onlara (o yahudilere), denizin kıyısındaki o kasabanın durumunu (başına gelen felaketi) sor. Hani bir zaman onlar (o kasaba ehli), Cumartesi gününü ihlal ederek haddi aşmışlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günleri (deniz sahilinde balık avını yapan insanlar bulunmadığından/sahil sesiz, sakin olduğundan) balıklar sürü hâlinde geliyor, ama tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise (adet edindikleri üzere deniz sahiline gelen avcılardan balıklar ürktüğü için o günler) sürü halinde gelmiyorlardı. Biz de onları (yasakları ihlal eden bu azgın halkı) işledikleri kötülükler sebebiyle işte böyle deniyorduk.*
(*) Âyette bahsedilen yer, büyük ihtimalle Medyen ile Tûr arasında bulunan Eyle kasabasıdır. Cumartesi, yahudilerin kutsal günüdür. O günde çalışmak ve dolayısıyla avlanmak yasaktı. İsrâil oğullarından Eyle kasabası halkı, Cumartesi günü bütün işleri tatil edip ibâdet etmeleri gerektiği hâlde balık avlıyorlardı. Cumartesi yasağına uydukları (yani tatil yapıp balıkları avlamadıkları) gün, balıklar onlara açıktan açığa sürüler hâlinde gelirdi. O gün saldırıya uğramamaya alıştıkları ve kendilerine dokunulmayacağını hissettikleri için kaçmıyorlardı. Diğer günlerde ise avlandıkları sürü halinde gelmiyorlardı. Allah’ın emirlerini hiçe sayan (çünkü dinlerinde on emrin dördüncüsü olarak yer alan (Çıkış, 20/8-11) önemli bir kuralı ihlâl etmişlerdir.) Bu halk, cumartesi günleri balıkların akın akın gelmesine imrendiler, hırslarını yenemediler ve balıkları avlamaya başladılar… Bunun detaylı açıklaması şöyledir: Her konuda azıp şımarmış olan İsrailoğulları Hz. Musa’ya Allah’a yalvararak haftada sadece cumartesi günü kendilerine ibadet ve tatil günü olarak tahsis etmesini ısrarla istiyorlar. Hz. Musa’da yüce Allah’a yalvararak sadece o günün ibadet ve tatil günü olmasını istiyor. Bunun üzerine yüce Allah ta onların bu isteğini kabul ediyor. Diğer günleri onlara maişetleri için çalışma, cumartesi günü de ibadet, tatil infak ve yardımlaşma günü olarak tahsis ediyor. Ama onlar azıp doğru yoldan çıkatıkları gibi, hilelere başvurarak bu yasağı da çiğnemeye başladılar. Onlardan bir kısmı, kendilerine verilen emre uyarak yasakları çiğnemezler. Ama diğer bir kısmı hilelerle yasakları çiğnemeye başladılar. Oysa bu tür yasaklar onların nefislerine hâkim olmayı becerebilmeleri için ruhi bir terbiyeden başka bir şey değildi. Fakat onlardan bir kısım, tamah ve açgözlülükleri yüzünden bir türlü yola gelmediler, azgınlıklarını bırakmayıp her türlü kötülüğe devam ettiler. Böylece mal mülk hırsı karakterlerini bozdu. Aşırı kurnazlık zekâlarını da aldı. Vicdanları paslandı, yürekeleri karadı, verdikleri sözle çeliştiler. İşlerine gelmeyince toplumun hukukunu çiğneyebildiler. Arzu ve iştahlarına gem vuramayan böylesi ‘’maymun iştahlı ‘’olmaları yüzünden perişan oldular. Çünkü tıpkı bir maymun gibi davranıyorlardı, hiçbir şeyde sebatları yoktu. Hukuklarını çıkarları uğruna çiğneyen yine kendileri oluyordu. Hukuku çiğneyen böylesi açgözlü ve muhteris tiplere de ‘’aşağılık maymunlar‘’dendi. كذللك نبلوهم بما كا نوا يفسقون ‘’İşte fasıklıkları (azıp doğru yoldan çıkıp her türlü kötülükleri) yaptıkları sebebiyle böylece onları deniyorduk. ’’(A’raf-163:) Onların bu tür cezaya mustahak olmalarının sebebi sadeece Cumartesi yasağı değil, aynı zamanda ‘’بما كانوا يفسقون ‘’ ...azıp doğru yoldan çıktıkları sebebiyledir.