close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 150. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velemmâ race’a mûsâ ilâ kavmihi ġadbâne esifen kâle bi/semâ ḣaleftumûnî min ba’dî(s) e’aciltum emra rabbikum(s) veelkâ-l-elvâha veeḣaże bira/si eḣîhi yecurruhu ileyh(i)(c) kâle-bne umme inne-lkavme-sted’afûnî vekâdû yaktulûnenî felâ tuşmit biye-l-a’dâe velâ tec’alnî me’a-lkavmi-zzâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Musa, kızgın bir halde acıklanarak kavmine dönünce dedi ki: Benden sonra ne de kötü bir iş işlediniz, Rabbinizin vaadettiği müddet bitmeden acele mi ettiniz? Ve levihleri atıp kardeşinin saçından, sakalından tutarak kendisine doğru çekmeye başladı. Harun, anam oğlu dedi, bu kavim, gerçekten de aciz bıraktı beni, az kaldı ki öldürüyorlardı da, onun için bana bu harekette bulunup düşmanları sevindirme ve beni zulmeden kavimle beraber tutma.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Musa oldukça kızgın ve üzgün olarak kavmine döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz (ne çirkin işler çevirdiniz)? Rabbinizin (azap) emrini çabuklaştıracak (sapkınlık ve taşkınlıklara yöneldiniz), öyle mi?" dedi. (Allah’ın emirleri yazılı) Levhaları bıraktı ve kardeşini başından (saçından) tutup kendisine doğru çekmeye başlayınca (Harun ona:) "Ey anamın oğlu, (fırsatçı ve fesatçı bir topluluk olan) bu kavim beni zayıf buldular (hırpalayıp çaresiz bıraktılar) ve neredeyse beni öldürmeye kalkıştılar. Bari sen düşmanları sevindirip bana güldürecek (ve kuru gürültüyle onların diline düşürecek) bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla beraber kılma (onlarla bir tutma!)" diye (yalvardı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Musa kavmine döndüğünde, öfke ve üzüntü içinde onlara: “Benim yokluğumda, ne kötü bir yol tutmuşsunuz böyle” dedi. “Rabbinizin buyruğunun acele gelmesini mi istediniz?” dedi. Ve Allah'ın emir ve hükümleri yazılı olan Tevrat levhalarını elinden bırakarak, kardeşi Harun'un başından yakalayıp kendine doğru çekti. Harun: “Ey anamın oğlu!” diye sızlandı. “Bu kavim, beni cidden güçsüz görüp hırpaladılar, neredeyse beni öldüreceklerdi. Bunun için benim acımla düşmanlarımı sevindirme ve beni yaratılış gayesi dışında yaşamak isteyen bu toplumla bir tutma!”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ öfkeli ve üzüntülü bir halde kavmine döndüğünde: “Ben gittikten sonra bana ne kötü bir halef oldunuz! Rabbinizin planının, programının gerçekleşmesini beklememeniz, bu aceleniz niye?" dedi. Elindeki kutsal kitap sayfaları olan levhaları yere attı. Kardeşi Hârûn'un başından tutarak kendine doğru çekmeye başladı. Hârûn: “Ey anamın oğlu, inan ki, bu kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle yaparak düşmanları sevindirme. Beni de, bu, isyanda inkârda ısrar eden zâlim kavimle bir tutma" dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Musa öfkeli ve üzgün bir halde kavminin yanına döndüğünde: "Benim arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi [10]. Levhaları yere attı ve kardeşinin kafasından tutup kendine doğru çekti. (Kardeşi Harun): "Ey annemin oğlu! Bu topluluk beni iyice zayıf görüp hırpaladı ve neredeyse beni öldüreceklerdi. Üzerime düşmanları güldürme ve beni zalimler topluluğu ile beraber tutma" dedi.
10.Buradaki acele ile neyin kastedildiği konusunda tefsirlerde iki farklı açıklamada bulunulmuştur. Birincisine göre Musa (a.s.) bu sözüyle "Benim münacaattan dönmemi böylece Rabbinizin kesin emirlerini size ulaştırmamı beklemeden aceleyle kendi kafanıza göre bir şeyler mi uydurdunuz?" demek istemiştir. İkinci açıklamaya göre ise: "Bu şekilde buzağı heykeline taparak Rabbinizin azabının çabucak gelmesini mi istediniz?" demek istemiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: 'Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?' dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) 'Annemin oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi), neredeyse beni öldürecektiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)' dedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Mûsa, kavmine öfkeli ve kederli dönünce şöyle dedi: “- Ben ayrıldıktan sonra yerime geçtiniz de ne çirkin iş yaptınız! Rabbinizin emriyle dönüşüme sabretmeyip buzağı mı yaptınız?” Öfkesinden elindeki Tevrat levhalarını yere bıraktı ve kardeşi Harûn'u başından (saç-sakalından) tutup kendine doğru çekmeğe başladı. Harûn şöyle dedi: “- Ey anam oğlu (öz kardeşim), gerçekten bu kavim beni zayıf gördüler. Az kaldı ki beni öldüreceklerdi. Sen de bana düşmanları sevindirecek harekette bulunma böyle. Beni bu zalimler topluluğu ile bir tutma.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa, kızgın ve üzüntülü olarak kavmine dönünce: “Benden donra ne kötü bir duruma düşmüşsünüz. Rabbinizin azabının çabuk gelmesini mi istediniz?” dedi, levhaları yere attı. Kardeşinin başından tutarak onu kendine çekti. Kardeşi Musa’ya dedi ki: “Ey kardeş, kavmimiz beni etkisiz bıraktılar. Nerde ise beni öldüreceklerdi. Bana düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim toplum ile bir sayma.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mûsâ, kızgın ve üzgün bir halde kavmine döndüğünde şöyle dedi: “Benden sonra arkamdan ne kötü şeyler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” Levhaları yere atıp, kardeşinin başını tuttu, onu kendisine doğru çekti. Kardeşi dedi ki: “Ey annem oğlu! Bu topluluk beni horlayıp hırpaladı. Neredeyse canımı alıyorlardı. Bir de sen düşmanları bana güldürtme! Beni şu zâlim topluluk ile bir tutma!”
Besim Atalay
swap_vert close
Musa ulusuna döndükte, kızarak, acınarak dedi ki: «Ben gidince, ne kötü işaretler etmişsiniz siz, Tanrınızın emrini ivmek mi istediniz?», levhaları bıraktı, yakaladı kardeşinin başından, kendisinden yana sürükledi, Harun dedi: «Ey kardeşim, ulus beni zayıf gördü, öldüreyazmışlardı, düşmanımı güldürme, beni zalimlerle bir tutmayasın!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Musa kavmine döndüğünde, pek kızgın ve üzgün olarak şöyle dedi: “Benim arkamdan ne kötü işler yapmışsınız. Rabbinizin (azap) emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?” (Elindeki) Tevrat levhalarını bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) “Annem oğlu, bu topluluk beni güçsüz gördüler ve neredeyse beni öldüreceklerdi. Bari sen, düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte değerlendirme!” dedi.
Bkz. 20/94Burada Hz. Harun’un Musa Peygamber’e “annem oğlu” diye hitap etmesi çok manidardır. Annenin şefkati babaya nazaran daha fazla olduğu için onun merhametini celp etmek maksadıyla bu şekilde hitap etmiş olabilir. Ayrıca Kur’an’ın bu konuda bu kadar detaya girmesi de insana verilen değerin ehemmiyetiyle alakalıdır. Bu ayet, Hz. Harun’u altın buzağının yapımı konusunda suçlamaz. Onun tek hatası aralarında ayrılık doğmasından kaygılanarak halkın buzağıyı yapması ve ona tapması karşısında pasif kalmasıdır.“Musa’nın elindeki Tevrat levhalarını bırakması” günümüz Müslümanına ciddi mesaj niteliğindedir. Hz. Musa, Tevrat levhalarını yere bırakarak âdeta şu mesajı veriyor: “İlahi emir ve yasaklarla dolu olan bu levhalara uymak zorundayız. Bizim için esas olan bunların fiziksel yapısı değil, üzerlerine yazılı olan ilahi metinlerin hayata geçirilmesidir. Madem bunlara uymayacağız o halde bunları taşımanın da bir anlamı yoktur.” Bu konuda Cuma suresi 62/5. Ayetinde muhteşem bir benzetme yapılmaktadır. Bugün aynı durum Müslümanlar için de söz konusudur. Kur’an, yaldızlı ve kaliteli sayfalara basılıyor, kaliteli kapaklarla Mushaf haline getiriliyor, kadife kumaşlarla kaplanıyor, pahalı kutularda saklanıyor, torpidolarda korunuyor, dikiz aynalarında asılıyor, sandıklarda muhafaza ediliyor ama maalesef Hz. Musa’nın toplumunda olduğu gibi hükümlerine itibar edilmiyor. Tevrat ve Kur’an ilişkisi konusunda Hz. Musa’nın kavmiyle Hz. Muhammed’in ümmetinin bir bölümü ne kadar da birbirine benziyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ gazab ve esef ile kavmi nezdine ’avdet iylediği zamân "Benim gaybûbetimde ne kadar fenâ iş yapdınız. Allâh’ın intikâmını mı istiyorsunuz?" didi. Tevrat levhalarını atdı ve birâderini başından tutub kendine çekdi. O da didi ki: "Ey vâlidemin oğlı! Kavim benden her kuvveti aldı. Az kaldı beni öldürecek idi, beni tecziye iderek düşmanlarımı memnûn itme beni de zâlim kavmin meyânına koyma!"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce "Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?" dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: "Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mûsâ kızgın ve üzgün olarak kavmine dönünce, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?” dedi. Tevrat levhalarını yere attı ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. Hârûn, “Ey anam oğlu! Senin bu kavmin beni cidden zayıf gördüler; neredeyse beni öldüreceklerdi! Sen de şimdi düşmanları bana güldürme ve beni zalim kavimle bir tutma!” dedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine dönünce: «Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?» dedi. Tevrat levhalarını yere attı ve kardeşinin (Harun'un) başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi): «Anam oğlu! Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!» dedi.  
 Hz. Musa ile Hz. Harun ana-baba bir kardeştirler. Durum böyle olduğu halde Hz. Harun’un, kardeşine «anam oğlu» demesinin sebebi, onun merhametini celbetmektir. Zira, ananın şefkat ve merhameti baba ve kardeşten daha fazladır. Ayrıca analarının Allah’a inanmış biri olması ve ona karşı sevgilerinin daha fazla olması da bu hususta bir sebep olabilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Musa, kızgın ve hayal kırıklığına uğramış olarak halkına döndüğü zaman, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrine dayanamadınız mı," dedi, levhaları yere attı, kardeşinin başını tutup kendine doğru çekti. (Kardeşi): "Anamın oğlu, dedi, bu halk benim zayıflığımdan yararlandı, nerdeyse beni öldüreceklerdi. Üzerime vararak düşmanı güldürme, beni bu zalim halkla bir tutma."
Tanrı, kitabını Musa'ya levhalar halinde vermişti. Tanrı, bu levhaları, fiziksel yapısının putlaştırılması için değil, içindeki emir ve yasaklara uyulsun diye göndermişti. Nitekim levhalardaki ilkelere uyulmamasına tepki olarak, Musa'nın kızgınlıkla levhaları yere atıp kardeşinden hesap sorması ilgi çekicidir. Kuran'ın ayetlerini dinlemeyerek arkalarına atan hacı ve hocanın, Kuran'ın kaydedildiği materyali putlaştırması, kağıt ve mürekkebe saygı göstermesi, totemci ve materyalist bir davranıştır.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndüğünde şöyle dedi: "Bana arkamdan ne kötü bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle dönüşümü beklemeden acele mi ettiniz?" Elindeki levhaları bıraktı ve kardeşi Harun'u başından tutarak kendine doğru çekmeye başladı. Harun, "Ey anamın oğlu!" dedi, "inan ki, bu kavim beni güçsüz buldu, az daha beni öldürüyorlardı, sen de bana böyle yaparak düşmanları sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Vaktâki Musâ kavmine gadabnâk, esefnâk, olarak döndü, bana arkamdan ne fena halef oldunuz? Rabbınızın emrini ivdiniz mi? dedi ve elvahı bırakıverib kardeşini başından tuttu, kendine doğru çekiyordu, Anam oğlu, dedi: inan olsun bu kavm beni hırpaladılar, az daha beni öldürüyorlardı, sen de benimle düşmanları sevindirme ve beni bu zalim kavm ile beraber tutma
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mûsâ, (Tûr dağında iken, Allah tarafından kendisine kavminin bir buzağı heykelini ilâh edindikleri bildirilmesi üzerine) kızgın ve üzgün olarak kavmine döndüğünde, (kavmine hitaben,) “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini ne çabuk terk ettiniz?” dedi. (Derken Mûsâ elindeki) levhaları bıraktı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi,) “Ey anam oğlu” dedi, “Gerçekten (öğüt vermemle olsun, uyarmamla olsun ne kadar gayret gösterdiysem de son gücüme kadar engel olmaya çalıştığım hâlde onlara mâni olamadım) bu kavim beni hırpaladı ve az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni bu zâlimler topluluğu ile bir tutma.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Musa, halkına döndüğünde, öfke ve üzüntü içinde onlara: “Benim yokluğumda ne kötü işler yapmışsınız! Rabb'inizin emrini¹ çabuklaştırdınız mı?” dedi. Levhaları bırakıp, kardeşinin başını tutup kendine çekti. “Ey annemin oğlu! Gerçekten bu halk beni zayıf buldu, neredeyse beni öldüreceklerdi; sen de düşmanları benimle sevindirme, beni bu zalim kimselerle bir tutma.” dedi.
1- İlahi cezayı çabuklaştırmak mı istiyorsunuz?  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Musa, kavmine öfkeli, kederli döndüğü zaman dedi ki: «Size bırakdığım şu makaamımda arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini (beklemeyib) acele etdiniz ha»? (Tevrat) levhaları (nı) bırakıverib kardeşinin başından tutdu, onu kendine doğru çekiyordu. (Harun) «Anam oğlu», dedi, bu kavm (bu adamlar) beni cidden zaîf gördüler (hırpaladılar). Az kaldı ki beni öldüreceklerdi. Sen de bana düşmanları sevindirecek hareketde bulunma böyle. Beni zâlimler gürûhiyle beraber, tutma».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Böylece Mûsâ (Tûr dağından, onların yaptıklarından dolayı) kızgın ve üzgün olarak kavmine dönünce: “Bana ardımdan ne kötü halef oldunuz! Rabbinizin emrine(sabretmeden) acele mi ettiniz?” dedi. (Tevrât) levhaları(nı yere) bıraktı ve kardeşinin başından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi de:) “(Ey) anamın oğlu! Doğrusu (bu) kavim beni hırpaladı ve nerede ise beni öldürüyorlardı! Artık düşmanları bana güldürme ve beni (bu) zâlimler gürûhuyla berâber tutma!” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (Böylece) Musa (Tûr dağından, onların yaptıklarından dolayı) kızgın ve üzgün olarak kavmine dönünce: ’’Bana ardımdan ne kötü halef oldunuz! Rabbinizin emrine (sabretmeden) acele mi ettiniz?” dedi. (Tevrât) levhaları (nı yere) bıraktı ve kardeşinin başından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi de:) “(Ey) anamın oğlu! Doğrusu (bu) halk beni cidden zayıf gördü ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim halkla beraber tutma!» dedi.*
(*) İbn Cerîr et-Taberî’ye göre Mûsâ Tûr’da iken Allah onu, kavminin böyle bir fitneye bulaşmış olduğundan haberdar etmişti. Tâhâ sûresinin 85. âyeti de Taberî’nin bu görüşünü desteklemektedir. Tevrat’taki bilgiler de aynı yöndedir (Çıkış, 32/7-8). Bu sebeple son derece kızgın, öfkeli ve üzgün bir halde döndü. Kendisi yokken yaptıkları, Allah’ın azabını celbedecek fevkalâde kötü işten dolayı onları azarladı. Öfkesine hâkim olamayarak elindeki Tevrat levhalarını yere bıraktı. Kavmini buzağıya tapmaktan alıkoymadığını, en azından bu vazifesini îfâda gevşek davrandığını sanarak kardeşi Hârûn’un kafasını tutup kendine doğru çekmeye başladı. Hz. Hârûn, ana-baba bir öz kardeş olmalarına rağmen, kardeşinin şefkat ve merhamet duygularını harekete geçirip kendisine yumuşak davranmasını sağlamak niyetiyle Hz. Mûsâ’ya “Anamın oğlu!” diye hitap etti. Sonra da hakkındaki yanlış düşüncesini gidermek maksadıyla, onları buzağıya tapmaktan alıkoymak için tüm gücünü harcadığını, fakat buna muvaffak olamadığını, sonunda kendisini hırpalayıp neredeyse öldürmeye kastettiklerini anlatmaya çalıştı. Son olarak ondan, düşmanlarını sevindirecek ve üzerine güldürecek bir davranışta bulunmamasını ve kendisini zalimlerle bir tutmamasını istedi. Hz. Hârûn, kardeşinin öfkesini böyle zarîf ve belîğ bir yumuşaklıkla karşıladı. Bu itidalli ve vakur davranış, Mûsâ (a.s.)’ın öfkesinin sakinleşmesine yardımcı oldu. Bu vesileyle kendisine gelen Hz. Mûsâ, Cenâb-ı Hakk’a yalvararak kendisi ve kardeşi için bağışlanma diledi. İşlediği bir suçu olmadığı halde kardeşine yaptığından dolayı kendisini; kavminin buzağıya tapmalarına mâni olmakta bir kusuru varsa, mesela savaşması gerektiği halde savaşmadıysa, kardeşini bağışlamasını istedi… (Kaynak: Ö. Çelik Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa öfkeli ve üzgün bir durumda kavmine döndüğünde, “Benim arkamdan ne kadar kötü bir iş yaptınız” diyerek levhaları atmış ve kardeşinin başını kendine çekip yakalamıştı. Kardeşi (Harun) “Ey anamın oğlu! Bu topluluk beni dinlemeyerek yönetimde beni güçsüz bıraktılar, neredeyse beni öldüreceklerdi. Beni düşmanlara karşı rezil etme ve beni haksızlık yapan bu toplulukla bir tutma” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Musa ulusuna dönünce kızgın, üzgün olarak dedi ki: "benden sonra benim yerime geçince ne kötü işler yapmışsınız. Allah’ın buyruğu çarçabuk gelsin mi istediniz?" Musa levhaları yere attı. Kardeşini de saçından tutup kendine doğru sürükledi. Harun dedi: "Ey anam oğlu! Gerçekten bu kimseler beni küçümsediler, öldüre yazdılar. Şimdi sende böyle yapıp da düşmanları sevindirme. Beni kıyıcılar takımıyla bir tutma."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vaktaki Musa öfkeli, pek kederli bir halde döndü, onlara: «— Benden sonra [¹] bana ne kötü halef oldunuz! Rabbinizin emrini tâcil mi ettiniz? [²]» dedi. Öfkesinden Elvah/ı attı, kardeşinin başından tutup kendine çekti [³], Kardeşi: «— Anam oğlu! Bu kavim beni âciz buldular, beni öldüreceklerdi, bana böyle yapmakla düşmanları sevindirme, beni zalim kavim ile beraber tutma» dedi.
[1] Ben gittikten sonra veya benden tevhit ve tenzihi gördükten sonra.[2] Acele azabını mı istiyorsunuz?[3] Yani saçından tutup sürükledi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Musa, kavmine kızgın ve üzgün bir hâlde dönünce, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin (azap) emrini acele mi istiyorsunuz?” (dedi). Levhaları attı ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anamın oğlu! Bu insanlar beni hırpalayıp zayıf düşürdü; az kalsın beni öldürüyorlardı. Böyle davranarak beni küçük düşürme ve beni zalimler topluluğu [kavm] ile bir tutma!”⁵² dedi.
52 Krş. Tâhâ, 20/94  
Kadri Çelik
swap_vert close
Musa, kavmine, kızgın ve üzgün olarak dönünce, “Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin (azabının) çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?” dedi. Levhaları attı ve kardeşinin başından tutup onu kendine doğru çekti. Harun, “Ey annem oğlu! Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken, Mûsâ kavmine dönünce, öfkeli ve üzgün bir hâlde, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabb’inizin emri gelinceye kadar bekleyemediniz mi?” diye çıkıştı. Sonra bu öfkeyle, üzerinde ayetler yazılı olan levhaları bir kenara, yere attı ve yerine vekil bırakmış olduğu kardeşini saçından tutup sarsmaya başladı. Kardeşi Hârûn, “Ey anacığımın oğlu!” dedi, ve “Bu insanlar beni güçsüz gördüler ve az kalsın canıma kıyacaklardı. Ne olur, düşmanları bana güldürme ve beni bu zâlim insanlarla bir tutma!” diye olup bitenleri bir bir anlattı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Musa çok kızgın ve üzgün olarak kavmine döndüğünde: “Benden sonra ardımdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrine mi acele ettiniz?” dedi. Levhalar’ı bıraktı. Kardeşinin başını kendisine çekerek tuttu. (Harun): “Ey anamın oğlu! O Kavim, beni zayıf düşürmek istedi. Beni neredeyse öldürüyorlardı. Bana Düşmanlar’ı sevindirme! Beni Zâlim Kavim’le bir tutma!” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Musa dönüp de halkın durumunu görünce çok öfkelendi: &1600; " Benim arkamdan kötü işler çevirmişsiniz!. Rabb'inizin işini hızlandırmak mı istediniz!?" Elindeki formaları yere fırlattı, kardeşinin saçlarından tutup tutup sürüklüyordu. Bunun üzerine Harûn: &1600; " A kardeşim! Bu millet beni çok hırpaladı, neredeyse beni öldürüyorlardı. El âleme karşı beni, bir de sen rezil etme. Beni bu kepaze heriflerle bir tutma. " deyince
Mehmet Çoban
swap_vert close
Musa, kızgın, üzgün bir halde kavmine dönünce: “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. Ayetlerin yazılı olduğu levhalarını yere attı. Kardeşi Harun’un başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. Harun: “Ey anamın oğlu! Bu kavim beni zayıf gördü. Neredeyse beni öldüreceklerdi. Sen de beni böyle hesaba çekerek düşmanlarımızı bana güldürme! Beni bu zalim kavimle beraber tutma!” dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Musa, öfkeli ve üzgün bir hâlde kavmine dönünce, [*] “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini (beklemeden) acele ettiniz, öyle mi?” deyip (Tevrat) levhaları(nı yere) bırakmış ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başlamıştı. Harun “Ey annemin oğlu! [*] Bu toplum beni cidden zayıf gördü (bana baskı yaptılar), neredeyse beni öldüreceklerdi. Sen de (onları sevindirircesine) düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim toplumla bir tutma!” demişti. [*]
Benzer mesaj: Tâhâ 20:86.,Tâhâ 20:94’te de dile getirildiği gibi, her iki peygamber de kardeş olmasına rağmen Hz. Harun’un Hz. Musa’ya “annemin oğlu” diye hitap etmesinin muhtemel sebebi, onun şefkatini beklemesi olabilir. Elmalılı şöyle demiştir: “Ey benim ana gibi merhametli ve şefkatli olması lazım gelen sevgili (can) kardeşim!” (Yazır, [Hak Dini]., IV, 138). Râzî de onların “ana bir kardeş” olma ihtimalini dile getirmiştir (Râzî, [Mefâtîhu’l-Ğayb], XXII, 109).,Bu ayet Tâhâ 20:92-94. ayetlerle okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Mûsa, toplumuna öfkeli ve üzüntülü¹ olarak döndüğünde (onlara): “Siz, benim arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emirlerini ne de çabuk terk ettiniz?”² dedi. Elindeki levhaları bırakıp kardeşi Hârûn’u başından tutarak kendisine doğru çekmeye başladı.³ Hârûn: “Ey anamın oğlu! Bu toplum, beni güçsüz buldu ve neredeyse beni öldüreceklerdi. Sen de (böyle yaparak) düşmanları bana güldürme ve beni bu zâlim toplumla da bir tutma.” dedi.
1 Esef: Hem şiddetli öfke hem de hüzün manasına gelir. Ve yerine göre her biri için de kullanılır. Nitekim esef, nefsin hoşlanmadığı bir kötülük karşısında aldığı özel bir durumdur ki o kötülük yukarıdan gelirse hüzün, aşağıdan gelirse öfke ve heyecan olur. Şu halde Musâ (a.s)’ın esefi, kavmine karşı son derece bir gazap, Allah’a karşı da bir hüzün demektir.2 Âyetin bu bölümü; “Siz, benim arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?” şeklinde de tercüme edilebilir.3 Konuyla ilgili olarak (Tâ Hâ: 94.) âyetteki ifâdeler dikkate alınırsa âyetin bu bölümü, “(Mûsa) elindeki levhaları bırakıp kardeşi Hârûn’un sakalından ve saçından tutarak kendisine doğru çekmeye başladı.” şeklinde de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve Musa, halkına döndüğünde, öfke ve üzüntü içinde onlara, “Benim yokluğumda ne kötü bir yol tutmuşsunuz böyle!” dedi, “Rabbinizin buyruğunu bir kenara attınız, öyle mi?” ¹¹⁶ Ve [Kanun] levhalarını yere attı, kardeşinin başından yakalayıp kendine doğru çekti. Harun: “Ey anamın oğlu” diye sızlandı, “halk beni güçsüz gördü ¹¹⁷ ve neredeyse öldüreceklerdi beni: bunun için benim acımla düşmanlarımı sevindirme ve beni zalimler topluluğuyla bir tutma!”
116 Lafzen, “Rabbinizin emrinde ivedilik gösterdiniz, öyle mi?”: “bir şeyde ivedilik gösterdi” ifadesi, “onu bir kenara bıraktı” ya da “yüzüstü bıraktı” ifadesiyle eş anlamlıdır (Zemahşerî).117 Lafzen, “beni bütünüyle güçsüz koydular [yahut “gördüler”]”. Tevrat’taki anlatımın (Çıkış xxxii, 1-5) tersine Kur’an Hz. Harun’u altın buzağıyı yapmak ve ona tapmak eylemine fiilen katılmış olarak suçlamaz; o’nun tek suçu aralarında ayrılık doğmasından korkarak halkın putperest eylemi karşısında pasif kalmasıdır (karş. 20:92-94).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa kavmine öfkeli ve üzgün bir halde dönünce: – Benim ardımdan ne kötü işler yaptınız böyle! Rabbinizin emrini çiğnemede bu kadar mı acele ettiniz? Dedi. Kızgınlıkla levhaları yere attı ve kardeşinin yakasından tutarak kendisine doğru çekti. Harun: – Ey anamın oğlu, toplum beni etkisiz hale getirdi, az kalsın beni öldürüyorlardı. Şimdi beni düşmanlar karşısında küçük düşürüp onları halimize güldürme ve beni bu zalimlerle bir tutma! Dedi. 7/156
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Musa, halkının yanına döndüğünde, hüzünle karışık bir öfkeyle dedi ki: “Benim ardımdan, bana ne berbat haleflik yapmışsınız öyle! Rabbinizin emrini çiğnemede bu ne acele böyle?” Hemen levhaları attı, kardeşinin başını kavrayıp kendine doğru çekti. (Harun): “Anamın oğlu!” diye yakındı, “Bu topluluk beni etkisiz hâle getirdi, hatta az kalsın canıma kıyıyorlardı! Sakin ol, beni düşmanıma karşı gülünç duruma düşürme ve bu zalimler güruhuyla beni bir tutma!”[¹²⁶³]
[1263] Eski Ahid’deki anlatıma göre Hz. Harun, hâşâ buzağı heykelini yapan ve ona tapanlar arasındadır (Çıkış, 32:1-5). Kur’an bu anlatımın aksine Harun nebinin savunmasına yer vermekte ve nebilikle bağdaşması mümkün olmayan bu tür bir suçlamayı zımnen reddetmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Nitekim Tûr'da, Rabbinden, kavminin sapıtmış olduğu haberini alan) Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine döndü ve "Benim arkamdan ne kadar kötü işler yapmışsınız. (Rabbiniz yerine buzağı heykeline nasıl taptınız) Rabbinizin emrini çabucak gelmesini (sizi kahretmesini ve gazabını) mı istediniz?" dedi. Tevrat levhalarım bıraktı ve kardeşinin başını tutup, kendine doğru çekmeye başladı. (Bunun üzerine Harun) "Ey anamın oğlu, (çaresiz kaldım) bu kavim beni zayıf gördü, (sözümü dinlemedi) Az kaldı ki beni öldüreceklerdi, sen de böyle bana, düşmanları sevindirecek davranışta bulunma, beni o zalimler topluluğu ile bir tutma " diye sızlandı.
Osman Fırat
swap_vert close
Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün bir halde dönünce: "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız? Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi, levhaları yere attı ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi): "Anamın oğlu, dedi, bu insanlar beni güçsüz gördüler, az daha beni öldürüyorlardı. (Ne olur) düşmanları üstüme güldürme, beni bu zâlim toplumla beraber tutma!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, Mûsa kavmine gazaplı, pek kederli bir halde döndü, dedi ki: «Benden sonra bana ne kötü halef oldunuz! Rabbinizin emrini acele mi ediverdiniz?» Ve levhaları bıraktı ve kardeşinin başından tutarak kendisine doğru çekiverdi. (Kardeşi de) Dedi ki: «Ey anamın oğlu! Bu kavim muhakkak ki beni zayıf saydılar ve az kaldı beni öldürüyorlardı. Artık benimle düşmanları sevindirme ve beni zalimler olan kavim ile beraber kılma.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mûsâ pek öfkeli ve üzgün olarak halkına dönünce: “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini çarçabuk terk mi ettiniz! ” dedi ve. . . levhaları yere bırakıverdi. Kardeşini başından tutup, kendisine doğru çekmeye başladı. Harun ise ona: “Ey annemin oğlu! ” dedi: “İnan ki bu millet beni fena halde hırpaladı, nerdeyse beni linç edip öldüreceklerdi. Ne olur, düşmanlarımı üstüme güldürme, beni bu zalim milletle bir tutma! ” {KM, Çıkış 32, 1-5}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Musa, kavmine kızgın ve üzgün bir halde dönünce: "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız? Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi, levhaları yere attı ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi): "Anamın oğlu, dedi, bu insanlar beni hırpaladılar, az daha beni öldürüyorlardı. (Ne olur) düşmanları üstüme güldürme, beni bu zalim kavimle beraber tutma!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mûsâ (Tûr'dan) gadablı ve gamkîm olarak kavminin yanına 'avdet itdikde: "Bana ne çirkin halef oldınız (benden sonra ne fenâ iş yapdınız) Rabbinizin husûsunda benim 'avdetime intizâr itmeyüb neden 'acele itdiniz?" didi ve (sevk-i hiddetle) elindeki elvâhı yere atub ve kardaşının saçlarından tutub çekdi. Hârûn: "Ey vâlidemoğlı! Kavmim (Benî İsrâîl) beni kuvvetsiz ve za'îf gördiler. Az kaldı katl ideceklerdi. Bana düşmanları güldürme ve beni zâlimler zümresinden 'add itme" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Musa, kızgın ve üzgün olarak halkına dönünce: “Benden sonra arkamdan ne kötü işler çevirdiniz; Rabbinizin emrini hemen terk ettiniz öyle mi?” demişti. Levhaları attı ve kardeşini saçından tutup kendine doğru çekti. Harun dedi ki “Anamın oğlu! Bu topluluk beni zayıf düşürdü, neredeyse öldürüyorlardı. Düşmanları bana güldürme. Beni yanlışlar içindeki bu(zalim) toplulukla bir tutma.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Musa kavmine kızgın ve üzgün olarak dönünce:-Benim ardımdan ne kötü işler yaptınız. Rabbinizin azabını mı acele istediniz? dedi. Levhaları bırakıp kardeşinin başını tutarak kendisine çekti. Harun:-Ey anamın oğlu, toplum beni güçsüz bıraktı. Zayıf gördü, bana tabi olmadı. Neredeyse beni öldürüyorlardı. Bana düşmanları sevindirecek şekilde davranma, zalim toplumla bir tutma! dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Musa kızgın ve üzgün şekilde kavmine dönünce, “Benim arkamdan ne kötü şeyler yapmışsınız!” dedi. “Rabbinizin emrini beklemeyip de acele mi ettiniz?” Levhaları bıraktı, kardeşini başından tutup kendisine çekti. Harun, “Ey anamın oğlu,” dedi. “Bu millet beni zayıf buldu da sözümü dinlemedi. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Bana kızıp da düşmanları sevindirme; beni zalimler güruhuyla bir tutma.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mûsa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine döndüğünde şöyle dedi: "Benden sonra arkamdan ne kötü şeyler yaptınız! Rabbinizin emrini bekleyemediniz mi?" Levhaları yere attı, kardeşinin başını tuttu, kendisine doğru çekiyordu. Kardeşi dedi ki: "Ey annem oğlu! Bu topluluk beni horlayıp hırpaladı. Nerdeyse canımı alıyorlardı. Bir de sen düşmanları bana güldürme. Beni şu zalim toplulukla bir tutma."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim döndi mūsā ķavmına ķaķıyıcı ķaķıyıcı eyitti “yavuz yirüme durduñuz benüm [84b] benden śoñra! ivdüñüz mi çalabuñuz buyrıgına” daħı bıraķdı elvāḥı daħı duttı ķarındaşı başın darŧar-ıdı anı gendü dapa. eyitti ya'nį hārūn “iy añam oġlı! bayıķ ķavmum ża'if śaydılar beni daħı yaķın oldılar kim depeleyeler beni. pes sevindürme baña düşmānları daħı eyleme beni ķavm-ıla kim žālimlerdur”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan kim ḳayıtdı Mūsā ḳavmine ḳaḳıyup ḳayġu‐y‐ıla eyitdi: Ne yaman işişledüñüz benden ṣoñra didi. Tizletdüñüz mi Tañrı Ta‘ālānuñ buyruġını? Daḫı bıraḳdı elvāḥı, dutdı ḳarındaşınuñ başını, çekdi kendüye. Hārūn eyitdi:İy anam oġlı, ḳavm beni ża‘īf gördiler ve yaḳın oldı ki beni öldürelerdi. Pesdüşmanları baña güldürme, daḫı beni ḳılma ẓālimlerden, ya‘nī anlar bileṣayma beni didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Musa qəzəbli və kədərli halda tayfasının yanına dönərkən onlara dedi: “Məndən sonra mənə nə pis xələf oldunuz! (Nə pis işlər gördünüz!) Rəbbinizin əmrini (əzabını) tezləşdirməkmi istədiniz?” (Musa) qəzəbindən (əlindəki Tövrat) lövhələrini yerə atdı, qardaşının başından (saç-saqqalından) yapışıb özünə tərəf çəkməyə başladı. (Harun) dedi: “Ey anam oğlu! Bu tayfa məni zəif bilib az qaldı ki, öldürə. Mənimlə belə rəftar etməklə düşmənləri sevindirmə! Məni zalımlarla bərabər tutma!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Moses returned unto his people, angry and grieved, he said: Evil is that (course) which ye took after I had left you. Would ye hasten on the judgment of your Lord? And he cast down the tablets, and he seized his brother by the head, dragging him toward him. He said: Son of my mother! Lo! the folk did judge me weak and almost killed me. Oh, make not mine enemies to triumph over me and place me not among the evil doers!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When Moses came back to his people, angry and grieved, he said: "Evil it is that ye have done in my place in my absence: did ye(1115) make haste to bring on the judgment of your Lord?" He put down the Tablets,(1116) seized his brother by (the hair of) his head, and dragged him(1117) to him. Aaron said: "Son of my mother! the people did indeed reckon me as naught, and went near to slaying me! Make not the enemies rejoice over my misfortune, nor count thou me amongst the people of sin."(1118)
1115 Didye make haste . . . ? 'In your impatience, could you not wait for me? Your lapse into idolatry has only hastened Allah's wrath. If you had only waited. I was bringing to you in the Tablets the most excellent teaching in the commands of Allah.' There is subtle irony in the speech of Moses. There is also a play upon words: 'ijl= calf; and 'ajila = to make haste: no translation can bring out these niceties. 1116 Put down the Tablets: we are not told that the Tablets were broken; in fact 7:154 (below) shows that they were whole. They contained Allah's Message. There is a touch of disrespect (if not blasphemy) in supposing that Allah's Messenger broke the Tablets in his incontinent rage, as is stated in the Old Testament: "Moses's anger waxed hot, and he cast the tablets out of his hands, and brake them beneath the Mount." (Exod. 32:10). On this point and also on the point that Aaron (in the Old Testament story) ordered the gold to be brought, made a molten calf, fashioned it with a graving tool, and built an altar before the calf, (Exod. 32:2-5), our version differs from that of the Old Testament. We cannot believe that Aaron, who was appointed by Allah to assist Moses as Allah's Messenger, could descend so low as to seduce the people into idolatry, whatever his human weaknesses might be. 1117 Moses was but human. Remembering the charge he had given to Aaron (7:142) he had a just grievance at the turn events had taken. But he did not wreak his vengeance on the Tablets of Allah's Law by breaking them. He laid hands on his brother, and his brother at once explained, (Cf. 20:94). 1118 Aaron's speech is full of tenderness and regret. He addresses Moses as "son of my mother"- an affectionate term. He explains how the turbulent people nearly killed him for resisting them. And he states in the clearest terms that the idolatry neither originated with him nor had his consent. In 20:85 we are told that a fellow described as the Samiri had led them astray. We shall discuss this when we come to that passage.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَمَّا
ve ne za-man ki
رَجَعَ
döndü
مُوسٰٓى
Mûsâ
اِلٰى قَوْمِه۪
kavmine
غَضْبَانَ
kızgın olarak
اَسِفاًۙ
üzgün olarak
قَالَ
dedi
بِئْسَمَا
ne kötü
خَلَفْتُمُون۪ي
bana halife oldunuz
مِنْ بَعْد۪يۚ
benden sonra
اَعَجِلْتُمْ
acele mi ettiniz
اَمْرَ
emrine
رَبِّكُمْۚ
Rabbinizin
وَاَلْقَى
sonra attı
الْاَلْوَاحَ
levhaları
وَاَخَذَ
ve tuttu
بِرَاْسِ
başını
اَخ۪يهِ
karde- şinin
يَجُرُّهُٓ
onu çekiyor
اِلَيْهِۜ
kendine doğru
قَالَ
dedi
ابْنَ
(ey) oğlu
اُمَّ
ana- mın
اِنَّ
doğ-rusu
الْقَوْمَ
kavim
اسْتَضْعَفُون۪ي
beni zayıf gördüler
وَكَادُوا
ve nerede ise idiler
يَقْتُلُونَن۪يۘ
beni öldürüyorlar
فَلَا تُشْمِتْ
artık sevindirme
بِيَ
bana
الْاَعْدَٓاءَ
düşmanları
وَلَا تَجْعَلْن۪ي
ve beni kılma
مَعَ
bera- ber
الْقَوْمِ
kavmiyle
الظَّالِم۪ينَ
zalimler
(Allah, kavminin yaptıklarını Mûsâ'ya bildirdi) Bunun üzerine Mûsâ, kızgın ve üzgün bir hâlde (Tûr-u Sînâ'dan) kavmine döndüğünde (onlara) dedi ki: "Benden sonra ne kötü halifeler ol(up ardımdan nice çirkin iş yap)mışsınız! Rabbinizin (sizin için olan) emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" Daha sonra (Tevrât) levhaları(nı yere) attı ve kardeşi (Hârûn)un başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) "(Ey) Anam oğlu! Gerçekten (bu) kavim beni zayıf gördü ve nerede ise beni öldürüyorlardı. (Sen de) Bana (böyle davranarak) düşmanları sevindirme ve beni (bu) zalim kavim ile bir tutma" dedi.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
غَضْبَان
İsim
غ ض ب
Kızgın
اَسِف
İsim
ا س ف
Üzgün olarak, üzüntülü
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
بِئْسَ
Fiil-I
ب ا س
Ne kötü!
خَلَفَ
Fiil-I
خ ل ف
Halife oldu, yerine geçti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
عَجِلَ
Fiil-I
ع ج ل
Acele etti
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
لَوْح
İsim
ل و ح
Levha
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
رَاْس
İsim
ر ا س
Baş
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
جَرَّ
Fiil-I
ج ر ر
Çekti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
اُمّ
İsim
ا م م
Anne, esas, merkez
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
اِسْتَضْعَفَ
Fiil-X
ض ع ف
Zayıf görüldü, güçsüz bırakıldı, zayıf düşürüldü
كَادَ
Fiil-I
ك و د
(Bir şey yapmak üzere olmak ama onu yapmamak) Nerede ise, neredeyse
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَشْمَتَ
Fiil-IV
ش م ت
Sevindirdi
ب۪ي
Zamir
ب۪ي
Benle, bana
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden