close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 148. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vetteḣaże kavmu mûsâ min ba’dihi min huliyyihim ‘iclen ceseden lehu ḣuvâr(un)(c) elem yerav ennehu lâ yukellimuhum velâ yehdîhim sebîlâ(en)(m) itteḣażûhu vekânû zâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Musa'nın kavmi, o gittikten sonra ziynet eşyasından bir buzağı yaptılar. O buzağı, böğürüyordu da. O buzağının kendileriyle konuşmayacağını, onlara doğru yolu göstermeyeceğini görüp anlamadılar mı da ona sarıldılar ve kendilerine kıydılar, yazık ettiler.
Ahd-i Atıyk'te, buzağıyı yapan Hârûn'dur (Huruc, 32). Kur’ân 20. sûrenin 87. âyetinde, buzağıyı yapanın Sâmiri olduğunu söyler.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Tûr’a gitmesinin) Ardından Musa’nın kavmi (topladıkları altın) süs eşyalarından, (ağzından arkasına kadar açılan borudan girip çıkan havanın çıkardığı sesle) böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları (herhangi) bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini akledip) görmediler mi? Onu (altın ve para putunu tanrı) edindiler de, zulmedenlerden olup gittiler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Musa'nın halkı, onun yokluğunda süs eşyalarından yaptıkları ve ses çıkaran buzağı heykeline tapmaya başladılar. Bunun kendileriyle ne konuşabileceğini ve ne de onlara hiçbir şekilde yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki? Öyleyken yine de ona tapmaya devam ettiler ve böylece yaratılış sebebine aykırı davranmış oldular.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ'nın arkasından kavmi, süs takılarından yapılmış, böğüren bir buzağı heykelini put haline getirmişlerdi. O buzağının kendileriyle konuşamayacağını, kendilerine bir yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı, düşünemiyorlar mıydı? Yine de onu put haline getirdiler, şirke girdiler, zâlim oldular.
bk. Kur’an-ı Kerim, 20/85.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Musa'nın kavmi, onun ardından [9] süs eşyalarından yapılmış, buzağı görünümde ve böğürmesi olan bir heykeli (ilah olarak) benimsediler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve kendilerini bir yola iletmediğini görmediler mi? Onu benimsediler ve zalim kimseler oldular.
9.Yani onun Rabbinin emirlerini almak üzere münacaata gitmesinden sonra.  
Ali Bulaç
swap_vert close
(Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Tûr'a çıkan Mûsa'nın arkasından, geride kalan kavmi, süs eşyalarından bir buzağı heykeli yapıp onu tanrı edindiler, ki onun bir böğürmesi de vardı. Buzağının kendileriyle konuşamayacağını, onlara bir yol gösteremiyeceğini görmediler mi de onu tanrı edindiler? Böylece zâlimlerden oldular.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa’nın kavmi ondan sonra, süs eşyalarından cesetli, böğüren bir buzağı edindiler. Görmediler mi?! O, onlarla konuşamıyor ve onlara yol gösteremiyor. (Fakat) onu ilah olarak benimseyip kendilerine zulmettiler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mûsâ'nın arkasından kavmi, ziynet takımlarından böğürebilen bir buzağı heykelini tanrı edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor. Onu tanrı olarak benimsediler ve zâlimler oldular.
Besim Atalay
swap_vert close
Musa orda yokken, hemen ulusu süs takımlarından, böğürücü bir buzağı heykelini yaptılar, görmezler mi buzağı onlar ile konuşmaz, doğru yol da göstermez onlara, onu Tanrı edinmekle zalim oldular
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Musa, Tevrat levhalarını almak için Tur'a gittiği zaman) kavmi onun arkasından ziynet/süs eşyalarından (esen rüzgarla) böğürtü sesi çıkaran bir buzağı heykeline tapınmaya başladırlar. Görmemişler miydi ki o heykel onlara hitap edemiyordu ve kendilerine yol da gösteremiyordu. Ama buna rağmen onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.
Bkz.2/51 ve dipnotu, 54, 92, 4/153, 20/88Buradan anlaşılıyor ki; İsrailoğulları tapınma geleneğinden bir türlü kopamıyor. Kendilerini Firavun’un zulmünden kurtararak Allah’ın yardımıyla bulundukları bölgenin en üstün toplumu durumuna getiren peygamberleri Allah’tan vahiy almaya gidiyor, onlar da peygamberlerini hevesle ve heyecanla beklemesi gerekirken, fırsat bu fırsattır diyerek Hz. Musa’nın arkasından buzağıya taparak dönekliklerini ortaya koyuyor. Hz. Musa’ya inanan ve fakat en küçük bir fırsatta onu yalnız bırakan, o günün dönek İsrailoğulları ile, Hz. Muhammed’e inandığı halde çok küçük bir dünyalık çıkar için onu yalnız bırakabilen Müslümanın ne farkı var?  
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ kavmi kendisinden sonra bî-rûh bir danaya tapdılar, görmüyorlar mı idi ki o dana ânlara lakırdı söylemez ve ânları tarîk-i müstakîme sevk idemez idi. Âna tapdılar ve zâlim oldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilâh) edindiler de zalim kimseler oldular.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Tûr’a giden) Mûsâ ayrıldıktan sonra kavmi, ziynet eşyalarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor! Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zulümde karar kıldılar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, zinet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zalimler oldular.  
 Hz. Musa’nın Tûr’da kalma müddeti on gün uzatılınca, İsrailoğullarından Sâmirî adında bir sanatkâr, zinet takımlarını toplayarak bir buzağı heykeli yaptı ve: «Sizin de Musa’nın da tanrısı budur. Fakat Musa tanrısını unuttu» dedi. Buzağıyı öyle bir ustalıkla yapmıştı ki, içine rüzgâr girdiğinde canlı imiş gibi böğürüyordu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Musa'nın halkı kendisinden sonra, süs eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli yapıp putlaştırdılar. Onun, konuşmaktan ve kendilerine yol göstermekten aciz olduğunu görmediler mi? Onu benimseyerek zalimlerden oldular.
Buzağı heykelinin "böğürdüğü" değil de "böğürmeye sahip" olduğu bildirilmesi ilginçtir. Bu ses büyük olasılıkla heykelin üzerindeki deliklere rüzgarın çarpmasıyla oluşuyordu. Nitekim, arkeolojik kazılar, eski Mısır tapınaklarındaki bazı heykellerin rüzgar yoluyla ses çıkarabilen deliklere sahip oldukları ortaya çıkardı. Ayrıca bak 20:83-99.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Musa'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Musânın arkasından ise kavmi tutmuşlar huliyyatlarından bir dana: böğüren bir heykel idinmişlerdi, görmemişler miydi ki o, onlara bir söz de söyliyemezdi, bir yol da gösteremezdi, fakat onu idindiler ve zalim idiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mûsâ’nın ardından (Tûr dağına gidişinden, otuz gün sonra) kavmi, (ateşte erittikleri) ziynet eşyalarından (rüzgârın etkisi ile) böğürtü sesi çıkaran bir buzağı heykeli (ni ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol gösteremeyeceğini görmediler mi? (Böyle iken kendilerini aldatan, kâfir Sâmirî’nin izinden giderek) onu (buzağı heykelini, ilâh olarak) benimsediler ve böylece zâlimlerden/kâfirlerden oldular.
* “Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol gösteremeyeceğini görmediler mi?”; Âyet-i kerîmedeki soru, esasında, buzağı heykelini ilâh edinerek küfre düşen yahûdîleri kınama ifadesidir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Musa'nın halkı, onun arkasından, böğürmesi olan, süs eşyalarından yapılmış bir buzağı benimsediler. Onun kendileriyle konuşamadığını ve hidayet yolunu gösteremediğini görmediler mi ki onu benimsediler? Onu benimsemekle zalimlerden oldular.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(«Tuur» a giden) Musânın arkasından kavmi zînet takımlarından bir buzağı heykel (i yapıb onu Tanrı) edindiler ki onun (inek gibi) bir böğürmesi de vardı. Onun kendileriyle konuşmayacağını, onlara bir yol da gösteremeyeceğini görmediler mi ki ona tutundular, kendilerine yazık ediciler oldular?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve kendisinin (Tûr dağına gitmesinin) ardından Mûsâ'nın kavmi, ziynet eşyâlarından (yapılmış) böğürmesi olan bir buzağı heykelini (ilâh) edindiler; görmediler mi ki gerçekten o, ne onlarla konuşuyor, ne de onlara bir yol gösteriyor! Onu (ilâh) edindiler ve zâlimler oldular.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Musa’nın halkı, onun (Tûr’a gitmesinin) ardında zinet (süs) eşyalarından yaptıkları ve (içi boş olduğundan içine giren rüzgârın etkisiyle) ses çıkaran buzağı heykeline tapmaya başladılar. Bunun kendileriyle ne konuşabileceğini ve ne de onlara hiçbir şekilde yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki? Öyleyken yine de ona tapmaya devam ettiler ve böylece Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.*
(*) Hz. Musa’nın Tûr’da kalma müddeti on gün uzatılınca, İsrailoğullarından Sâmirî adında bir sanatkâr, zinet takımlarını toplayarak bir buzağı heykeli yaptı ve:’’ Sizin de Musa’nın da tanrısı budur. Fakat Musa tanrısını unuttu’’ dedi. Buzağıyı öyle bir ustalıkla yapmıştı ki, içine rüzgâr girdiğinde canlı imiş gibi böğürüyordu. (Diy. Vakfı Meali Araf- 148. Ayet Açıklaması) Buzağı heykelinin "böğürdüğü"değil de "böğürmeye sahip" olduğu bildirilmesi ilginçtir. Bu ses büyük olasılıkla heykelin üzerindeki deliklere rüzgârın çarpmasıyla oluşuyordu. Nitekim arkeolojik kazılar, eski Mısır tapınaklarındaki bazı heykellerin rüzgâr yoluyla ses çıkarabilen deliklere sahip oldukları ortaya çıkardı… (E. Yüksel Meal Açıklaması) Buradan anlaşılıyor ki; İsrailoğulları tapınma geleneğinden bir türlü kopamıyor. Kendilerini Firavun’un zulmünden kurtararak Allah’ın yardımıyla bulundukları bölgenin en üstün toplumu durumuna getiren peygamberleri Allah’tan vahiy almaya gidiyor, onlar da peygamberlerini hevesle ve heyecanla beklemesi gerekirken, fırsat bu fırsattır diyerek Hz. Musa’nın arkasından buzağıya taparak dönekliklerini ortaya koyuyor. Hz. Musa’ya inanan ve fakat en küçük bir fırsatta onu yalnız bırakan, o günün dönek İsrailoğulları ile Hz. Muhammed’e inandığı halde küçük bir dünyalık çıkar için onu yalnız bırakabilen Müslümanın ne farkı var? (C. Külünkoğlu Meal Açık...)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa’dan sonra kavmi, süs eşyalarından yapılmış ve ses çıkaran buzağı heykelini ilah edindiler. Onlar görmüyorlar mı? ki o, ilah edindikleri kendileriyle konuşmuyor ve onlara yol göstermiyor. O (buzağı heykelini) ilah edinmekle kendilerine zulüm ettiler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Musa’nın ardından ulusu süs takımlarıyla bir buzağı gövdesi yaptılar ki böğürür dururdu. Ancak hiç konuşmazdı, onlara doğru yolu da göstermezdi. Bunu görmüyorlar mıydı? Yine de onu tanrı edindiler. Onun için kıyıcı oldular.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa/nın kavmi [³] Musa, Tur/a gittikten sonra ziynet takımlarından bir buzağı heykeli yaptılar ki onun buzağı gibi böğürmesi vardı. Onlar buzağının kendileriyle söylemediğini, kendilerine bir yol da göstermediğini görmediler mi? [⁴] Onlar onu mabut edindiler de, zalim oldular.
[3] Sâmirî'ler.[4] Nasıl ona taptılar?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Musa’nın kavmi, hemen onun ardından, kendilerinin ziynet takılarından yapılmış, böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tanrı diye) benimsediler⁵¹. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanrı) edindiler ve zalimlerden oldular.
51 Krş. Tâhâ, 85-98. Eski Mısır inanışında bolluk ve bereketin simgesi sayılan sığıra tapma olayı vardı. Dolayısıyla Mısır’da gördükleri bu inanış galebe çalmış olmalı.  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Tur'a giden) Musa'nın arkasından, ziynet takımlarından böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu ilah edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola hidayet etmediğini görmediler mi? Onu ilah edindiler ve (böylece de) zalimler oldular.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Mûsâ’nın kavminden birçokları, O’nun vahiy almak üzere Sînâ dağına çıkmasının hemen ardından, süs eşyalarından edindikleri ve rüzgarın etkisiyle böğürtü sesi çıkaran bir buzağı heykeline tapınmaya başladılar. Peki onlar, taptıkları bu eski Mısır putunun kendileriyle konuşmaktan bile âciz olduğunu, hele onlara asla doğru yolu gösteremeyeceğini göremiyorlar mıydı?Evet, görmesine görüyorlardı, fakat işlerine öyle geldiği için, onu kendilerine tanrı edindiler ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun ardından Musa’nın kavmi süs eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli edindi. Görmediler mi o, onlara yol göstermez ve onlarla konuşmaz? Onu edindiler. Zâlim oldular.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yahudiler, Musa'nın kırk günlük yokluğunda, altın ziynet eşyalarını eritip, böğüren bir buzağı heykeli yaptılar. Sanki onlar, bir heykelin konuşamayacağını, ve öncülük edemeyeceğini göremediler mi ? Ama onu benimsemekle kendilerine yazık ettiler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Musa aralarından ayrıldıktan sonra altınlarını topladılar. Topladıkları altınlarla böğürerek ses çıkaran bir buzağı heykeli yaptılar. Gerçekten sanatkârane bir iş yapmışlardı. Rüzgâr buzağı heykelinin ağzından geçtikçe heykel böğürüyordu. Yaptıkları işle övünerek büyük bir kibirle işte tanrımız budur dediler. Üstelik Tanrımız ses çıkarıyor diye hava attılar. Görmediler mi? Yaptıkları buzağı heykeli onlarla ne konuşuyor, ne de onlara yol gösteriyor? Sadece yaptıkları ustalıkla rüzgârımızı kullanarak buzağıya ses çıkarttılar. Bu onların yaptığı hileden başka bir şey değildir. Buzağı heykelini kendilerinin yaptıklarını bildikleri halde nasıl Tanrımız diye ilan ederler? Bu kadar mı akılları çalışmıyor? Yaptıklarının farkında değiller mi? Buzağıyı Tanrı olarak benimsedikleri için zalimlerden oldular. Cehennemi hak ettiler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Musa’nın kavmi, ondan (Sînâ’ya gidişinden) sonra ziynet (eşya)larından boğuk bir sese sahip bir ceset şeklindeki buzağı heykelini [*] (ilah) edinmişti. O (buzağının) kendilerine konuşamadığı ve onlara yol gösteremediğini görmediler mi? Onu (ilah olarak) benimsemişler ve zalimlerden olmuşlardı.
Sâmirî’nin İsrailoğulları için yaptığı bu buzağı heykeliyle ilgili bilgi için bkz. Tâhâ 20:88.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Sina Dağına giden) Mûsa’nın ardından toplumu ziynet eşyalarından (yapılmış) böğürme sesi verebilen¹ bir buzağı heykelini,² (ilâh) edindiler. Sanki onlar, onun kendileriyle konuşamadığını ve kendilerine bir yol da gösteremediğini bilmiyorlar mıydı? İşte onlar, bu heykeli ilâh edinerek, zâlimlerden oldular.
1 Bu buzağı heykelinin, bir kısım yerlerindeki delikler, rüzgâra doğru döndürülünce bazı sesler çıkıyor, İsrâil oğulları da aslında böğürmediği halde bunu böğürüyor zannediyorlardı. Bk. (Tâ Hâ: 88)2 Cesed: Ruhlu, ruhsuz her hangi bir cisimdir. Bu buzağı heykeli altından ve ruhsuz bir cisim idi. Âyette cesedin buzağıdan bedel yapılmış olması da buna delâlet eder.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE MUSA’NIN halkı, o’nun yokluğunda, süs eşyalarından (yaptıkları), içinden boğuk bir ses çıkaran ¹¹³ bir buzağı heykeline tapmaya başladılar. Bunun kendileriyle ne konuşabileceğini ne de onlara hiçbir biçimde yol gösteremiyeceğini görmüyorlar mıydı sanki? [Öyleyken yine de] ona tapmaya devam ettiler, çünkü zalim kimselerdi onlar:
113 İsrailoğulları’nın bu altın buzağısı, besbelli, yüzyıllarca süren Mısır etkisinin bir ürünüydü. Mısırlılar Menfis’de tanrı Ptah’ın tecessümü olarak gördükleri kutsal boğa’ya, Apis’e tapınırlardı. Boğa yaşlanıp da ölünce, onun yerine hemen yeni bir Apis’in doğduğu düşünülüyor ve eskisinin ruhunun ölüm ülkesinde Osiris’e hulûl ettiğine inanılıyor ve bu iki başlı tanrıya bundan böyle artık Osiris-Apis (Greco-Egyptian dönemde “Serapis”) adıyla tapınılıyordu. Altın buzağının çıkardığı “boğuk ses”e (huvâr) gelince, bunun, Mısır tapınaklarında bulunan ve içine açılmış bir takım oyuklar sayesinde ses çıkardığı bilinen putlarda olduğu gibi rüzgarın etkisiyle çıkan bir ses olması muhtemeldir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa’nın halkı, onun (Sina dağına) gidişinden sonra süs eşyalarından böğürebilen bir buzağı yapıp ona taptılar. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol göstermediğini görmüyorlar mıydı? Ama yine de ona bağlandılar ve zalimlerden oldular. 2/51- 93, 4/153, 20/87,
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
VE Musa’nın halkı onun peşi sıra, takılardan mamul ses çıkaran bir buzağı heykelini ilâh edindiler.[¹²⁶⁰] Onlar, onun kendileriyle konuşmayacağını, yol da göstermeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki! (Yine de onu) ilâh edindiler; çünkü onlar zalim kimselerdi.[¹²⁶¹]
[1260] el-‘Icl: Muhtemelen, Kur’an’ın iniş sürecinde geçtiği ilk yer burasıdır. Erkek olsun dişi olsun “sığır yavrusu” anlamına gelen “buzağı”nın tam karşılığıdır. İsrâiloğullarının neden başka bir şey değil de buzağı heykeli yaptıklarının en makul açıklaması şöyle olabilir: Eski Mısır dininin en ünlü tanrılarından biri Apis (Eski Mısır dilinde hapi “kutsal boğa, sığır”) adını alır. Apis’e Menfis’te bereket tanrısı olarak tapılırdı. Kutsal sığırlardan biri öldüğünde yerini alacak bir buzağı bulunur ve Menfis’teki Apeion’a (:sığır mabedi. “İo” Eski Mısır dilinde “inek”) yerleştirilirdi. Apis rahipleri, kutsal sığırın hareketlerine bakarak kehanette bulunurlardı; bu kehanetlere hayli itibar edilirdi. Apis sığırları öldükten sonra görkemli bir törenle Sakkara’da Sarapeum adı verilen yeraltı dehlizlerine gömülürdü. Daha sonra Osiris kültü ile Apis’in birleşmesinden oluşan Serapis’e tapınılmaya başlandı. Eski Ahid’de “Mısır çok güzel bir genç inek” (Yeremya, 46:20) dendiğine göre, İsrâiloğulları içinden “genç inek” heykeline tapanların, aslında kendilerini tutsak eden Mısır’a olan özlemlerini, önceleri sıradan bir kült iken sonradan tüm Mısır’ın sembolü hâline gelen Apis heykeline taparak dile getirdiklerini düşünebiliriz. Kur’an vahyi onların bu sapmalarını şiddetle yererken, sapıtan İsrâiloğulları şahsında toprak aşkının bedelinin özgürlük, iman ve insan onuru olamayacağını vurgulamış olmaktadır. [1261] Zımnen: “Bilinci alt üst olmuş kimselerdi”. Zulüm, kök olarak “bir şeyi yerinden etmek” anlamına gelir. Bu ise öncelikle “ters dönmüş bir bilincin” (Nukisû ‘alâ ruûsihim: 21:65) yanlış değerlendirmesi sonucu gerçekleşir. Ters dönmüş bir bilinç doğru algılayıp doğru göremez. Yahudileşen İsrâiloğulları, geçici de olsa işte böylesine bir ‘bilinç alaborası’ sonucu kendilerini Firavun toplumunun totemleri arasında yer alan inek yavrusuna taparken buldular. Bunun bir diğer anlamı can düşmanını tanrılaştırmaktı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, -zînet eşyasından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yapıp- onu ilah edindiler. Onun konuşmadığını, onlara bir yol gösteremeyeceğini nasıl görmediler (de) ona (kendi yaptıkları puta, o heykele) tapınabildiler ve zalimlerden oldular?
Osman Fırat
swap_vert close
Mûsâ kavmi, kendisinin (Rabbi ile mülâkâta gitmesin) ardından kendilerinin ziynet eşyalarından yapılmış, böğürmesi olan bir buzağı (ilah) edindiler. Görmediler mi ki o, ne kendileriyle konuşuyor ve ne de onlara yol gösteriyor? Onu benimsediler ve zâlimlerden oldular.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Mûsa'nın kavmi, O'ndan sonra ziynet takımlarından bir buzağı böğürmesi olan bir heykel edindiler. Onlar görmediler mi ki, o kendileriyle konuşamaz ve onlara bir yol gösteremezdi. Onu (ilâh) edindiler ve zalimler oluverdiler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mûsâ Tevrat'ı almak için ayrıldıktan sonra ümmeti, zinet takımlarından, böğürür gibi ses çıkaran bir buzağı heykeli yapıp tanrı edindiler. Görmemişler miydi ki o heykel onlara hitap edemiyordu, kendilerine yol da gösteremiyordu. Fakat buna rağmen onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular. [20, 85]
Mısır’dan çıkışın üzerinden daha üç ay geçmeden, buzağıya tapma şirki İsrailoğulları arasında başlamış oluyordu. Bunca mûcizelere rağmen, bu dönek tabiatları sebebiyle kendi soylarından olan bazı peygamberler “İsrail milletini daha ilk gecesinde kocasına ihanet eden ve kocasından başka bütün erkeklere sevgi gösteren bir kadına benzetmişlerdir.” {KM, Hoşea 2,1-13; Hezekiel 16,15-22; Yeremya 2,20}  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Musa kavmi, kendisin(in, Rabbi ile mülakata gitmesin)den sonra kendilerinin zinet takımlarından yapılmış, böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tanrı diye) benimsediler. Görmediler mi ki o, ne kendilerine söz söylüyor, ne de onlara yol gösteriyor? Onu benimsediler ve zalimler(den) oldular.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mûsâ'dan (münâcât içün Tûr'a gitdikden) sonra kavmi yanlarında bulunan altun ve gümüşden bir buzağı cesedi yapdılar ki onda öküz gibi bir böğürti vardı. Onun kendilerine söz söylemediğini ve kendilerini bir tarîka hidâyet itmediğini görmediler mi? (Öyle iken) Onı ilâh ittihâz iylediler. Onlar nefislerine zulüm idenlerden idiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Musa’nın halkı, ondan sonra süs eşyalarından boğa gibi böğüren bir sığır yavrusu yaptılar. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara yol göstermediğini görmüyorlar mıydı? Onu (ilah[*]) edindiler ve yanlış yapan kimseler oldular.
[*] Ta-Ha 20/88  
Şaban Piriş
swap_vert close
Musa'nın kavmi, onun ardından süs eşyalarından (yapılmış) böğüren bir buzağı heykelini ilah edindiler. onun kendileriyle konuşmadığını ve onların bir yol göstermediğini görmüyorlar mı? ona bağlandılar, tapındılar ve kendilerine yazık ettiler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Musa'nın arkasından, onun kavmi, ziynet eşyalarından böğüren bir buzağı heykeli yapıp onu tanrı edindi. Görmüyorlar mıydı ki, o heykel ne kendileriyle konuşur, ne de onlara bir yol gösterebilirdi. Onu tanrı edinmekle zalimlerden oldular.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mûsa'nın kavmi, onun Allah'la konuşmaya gidişinden sonra, süs eşyalarından oluşmuş, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı duttı mūsā ķavmı andan śoñra altun gümiş eyinden anlaruñ buzaġu kim gövdedür ya'nį etden ķandan anuñdur mölemek. görmediler mi bayıķ ol söylemez anlara daħı yol göstermez anlara yol? duttılar anı daħı oldılar žālimler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı idindi Mūsā ḳavmi özi mīḳāta varduḳdan ṣoñra özlerinüñaltunlarından gümişlerinden bir buzaġu, āvāzı çıḳardı ṣıġır gibi. Görmezler mikim ol özlerine söylemezdi, daḫı doġru yol göstermezdi özlerine. Anıma‘būd idindiler, ẓālim kāfirler oldılar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Tur dağına gedən) Musanın ardınca tayfası öz bəzək-düzək şeylərindən (canlıymış kimi) böyürtüsü olan bir buzov heykəli düzəltdilər. Məgər (buzovun) onlarla danışmadığını, onlara bir yol göstərə bilmədiyini görmədilərmi? (Bununla belə) ona (buzova) tapınıb (özlərinə) zülm eləyən oldular.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the folk of Moses, after (he had left them), chose a calf (for worship), (made) out of their ornaments, of saffron hue, which gave a lowing sound. Saw they not that it spake not unto them nor guided them to any way? They chose it, and became wrong doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The people of Moses made, in his absence, out of their ornaments,(1112) the image of calf, (for worship):(1113) it seemed to low: did they(1114) not see that it could neither speak to them, nor show them the way? They took it for worship and they did wrong.
1112 The making of the golden calf and its worship by the Israelites during the absence of Moses on the Mount were referred to in 2:51 and some further details are given in 20:83-97. Notice how in each case only those points are referred to which are necessary to the argument in hand. A narrator whose object is mere narration, tells the story in all its details, and is done with it. A consummate artist, whose object is to enforce lessons, brings out each point in its proper place. Master of all details, he does not ramble, but with supreme literary skills, just adds the touch that is necessary in each place to complete the spiritual picture. His object is not a story but a lesson. Here notice the contrast between the intense spiritual communion of Moses on the Mount and the simultaneous corruption of his people in his absence. We can understand his righteous indignation and bitter grief (7:150). The people had melted all their gold ornaments, and made the image of a calf like the bull of Osiris in the city of Memphis in the wicked Egypt that they had turned their backs upon. 1113 Image of a Calf:Jasad is literally a body, especially the body of a man according to Khalil quoted by al Ragvhib. In 21:8 it is used obviously for the human body, as also in 38:34; but in the latter case, the idea of an image, without any real life or soul, is also suggested. In the present passage I understand many suggestions: (1) that it was a mere image, without life; (2) as such, it could not low, therefore the appearance of lowing, mentioned immediately afterwards, was a fraud; (3) unlike its prototype, the bull of Osiris, it had not even the symbolism of Osiris behind it; the Osiris myth, in the living religion of Egypt, had at least some ethical principles behind it. 1114 The lowing of the golden calf was obviously a deception practised by the Egyptian promoters of the cult. Lytton in his "Last Days of Pompeii" exposes the deception practised by the priests of Isis . Men hidden behind images imposed on the credulity of the commonalty.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاتَّخَذَ
ve edindi
قَوْمُ
kavmi
مُوسٰى
Mûsâ'nın
مِنْ بَعْدِه۪
ondan sonra
مِنْ حُلِيِّهِمْ
ziynet eşyalarından
عِجْلاً
bir buzağı
جَسَداً
heykelini ki
لَهُ خُوَارٌۜ
onun böğür-mesi vardı
اَلَمْ يَرَوْا
görmediler mi ki
اَنَّهُ
şüphe-siz o
لَا يُكَلِّمُهُمْ
kendileriyle konuşmuyor
وَلَا يَهْد۪يهِمْ
ve onları hidâyet etmiyor
سَب۪يلاًۢ
bir yola
اِتَّخَذُوهُ
onu edindiler
وَكَانُوا
ve oldular
ظَالِم۪ينَ
zalimler
Mûsâ'nın kavmi onun (Tûr-u Sînâ'ya gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak onu ilâh) edindiler. Onlar o (heykel)in kendileriyle konuşmadığını ve onları hiçbir yola hidâyet etmediğini görmediler mi? (Hâl böyle iken onlar yine de) Onu (ilâh) edindiler ve (kendilerine zulmeden) zalimlerden oldular.
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حُلِيّ
İsim
ح ل ي
Ziynet eşyası
عِجْل
İsim
ع ج ل
Buzağı
جَسَد
İsim
ج س د
Ceset, beden, heykel
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
خُوَار
İsim fiil
خ و ر
Böğürme
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَلَّمَ
Fiil-II
ك ل م
Konuştu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden