(Bunun üzerine Allah) “Ey Musa!” dedi. “Hem sana verdiğim elçilik göreviyle ve hem de seninle konuşmamla, seni insanların başına seçtim. (Şimdi) sana verdiğimi (şu levhaları) al ve şükredenlerden ol.”
Bkz. 4/164, 40/78Allah’ın, Hz. Musa’ya konuşmasını bir insanın diğer bir insanla konuşması gibi düşünmemek gerekir. Çünkü Allah’ın elçisi de olsa, insan gözü dünyalık varlıkları görebilmeye programlanmıştır. Güneşe bakmak için bile, katarakta sebep olabilecek ultraviyole ışınlarından korunmak için renkli veya koyu camlardan ve çeşitli biçimlerde yapılan filtreli özel görme cihazları kullanmak gerekirken, aynı gözler Allah’ı nasıl görecek ve buna nasıl dayanacak. Dünya gözüyle ancak Allah’ın yarattıklarında Allah’ı görmek mümkün olur. Kasas 28/30 ve Taha 20/11-14 ayetlerine bakıldığında Allah’ın Hz. Musa’ya konuşmasının mahiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Bunlar Hz. Musa’nın aldığı ilk vahiydir ve bunlarla Hz. Musa peygamber olduğunu anlamıştır. Nitekim daha sonraki zamanlarda (Taha 20/17-18) de görüldüğü gibi bu konuşma farklı şekillerde devam etmiştir. “Sağ elindeki nedir ey Musa?” (Musa) Dedi ki: “O, benim asamdır.” Kuşkusuz Allah, Hz. Musa’nın elindekinin asa olduğunu bilmektedir. Fakat Hz. Musa’yı eğitmek, onun heyecanını azaltmak ve ona Kendi gücünü göstermek için böyle hitap etmiştir.