close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 137. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veevraśnâ-lkavme-lleżîne kânû yustad’afûne meşârika-l-ardi vemeġâribehâ-lletî bâraknâ fîhâ(s) vetemmet kelimetu rabbike-lhusnâ ‘alâ benî isrâ-île bimâ saberû(s) vedemmernâ mâ kâne yasne’u fir’avnu vekavmuhu vemâ kânû ya’rişûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Zayıf, horhakir bir hale getirilen kavme, yeryüzünün feyiz ve bereket ihsan ettiğimiz doğularını da, batılarını da miras olarak verdik ve sabrettiklerinden dolayı Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, tamamlandı, yerine geldi ve Firavun'la kavminin yaptıklarını, yükselttiklerini yıkıp mahvettik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İmanın ve Hakk davanın çilesine katlanan ve uzun yıllar) Hor görülüp ezilmekte olan o (mü’min ve mücahit) topluluğu (ise), içini bereketler ve nimetlerle donattığımız yeryüzünün doğularına ve batılarına (bütün dünyaya) mirasçı (ve hükümran) kıldık (kılacağız. Böylece) Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (va’adi), sabretmeleri dolayısıyla (yerine getirilip) tamamlandı. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir edip dağıttık. (Bu hak ettikleri bir akıbetti.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Vaktiyle hor görülüp, güçsüz bırakılan insanları ise, kutlu kıldığımız ülkenin doğu ve batı her taraflarına mirasçı kıldık. Böylece, Rabbinin İsrailoğullarına verdiği söz, onların her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı göğüs gererek sabretmelerinin karşılığı olarak gerçekleşmiş oldu. Firavun ve toplumunun özenle işleyip, yapıp yükselttikleri ne varsa, hepsini yerle bir ettik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler tarafından kahır altında ezilmekte olan kavmi, yeryüzünün, bereketle donattığımız doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrâiloğulları'na verdiği o güzel sözü, va'di, sabırla mücadeleye devam etmeleri sebebiyle gerçekleşti. Firavun'un ve kavminin yapageldikleri mâmur yerleri, fabrikaları ve sanat eserlerini, yükselttikleri köşkleri ve diktikleri bahçeleri yerle bir ettik.
bk. Kur’an-ı Kerim, 28/5-6; 44/25-28.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra da zayıf düşürülen topluluğu (mustaz'afları) bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Böylece Rabbinin İsrailoğullarına olan güzel sözü sabretmelerine karşılık tam yerine geldi. Firavun ile toplumunun yapmakta olduklarını ve yükselttiklerini de yıktık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bereketler kıldığımız yerin doğusuna ve batısına o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yaptıklarını ve yükselttiklerini (iktidarlarını ve saraylarını) da yerle bir ettik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Firavun'un işkencesi altında kıvranan o kavmi de, arzın bereketlerle donattığımız doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Böylece, Rabbinin İsraîl oğullarına olan o güzel vâdi, felâketlerle sabretmeleriyle tam yerine geldi. Firavun'un ve kavminin yapmakta oldukları sarayları ve yükseltmekte bulundukları binaları hep harap ettik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O memleketin mübarek kıldığımız doğularını ve batılarını zayıf bırakılan o topluma miras bıraktık. Sabrettiklerinden dolayı Rabbinin İsrailoğulları için vaadettiği güzel sözü gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıkları sanayilerini ve yükselmekte oldukları binalarını yerle bir ettik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hor görülüp ezilen topluluğu da, içini bereketlerle doldurduğumuz ülkenin doğu ve batısına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrâiloğulları'na verdiği güzel söz, sabretmeleri nedeniyle yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını, yapıp yükselttiklerini yerle bir ettik.
Besim Atalay
swap_vert close
İsrail oğullarını, biz denizden geçirdik, putlara tapınan bir ulusu görünce, dediler ki: «Ey Musa! Nice bunların varsa, bizimçin de, sen bir Tanrı yapasın!», o dedi ki: «Siz bilgisiz bir ulussunuz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O güne kadar horlanan, ezilen toplumu bereketlerle donattığımız toprakların doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. İsrailoğullarının sabretmelerine karşılık, Rabbinin onlara verdiği o güzel söz gerçekleşti. (Zalimlere gelince;) Firavunun ve soydaşlarının ortaya koydukları eserleri ve yükselttikleri yapıları yıkıp yok ettik.
Bkz. 28/5-6, 44/25-28Firavun, İsrailoğullarını çok ağır şartlarda çalıştırıyor, onlardan cizye alıyor, erkek çocuklarını öldürüyor, hiçbir şekilde onlara sosyal statü tanımıyordu. Yapılan bunca haksızlığa sabırla direnen İsrailoğulları Allah’a ve peygamberine olan iman ve sadakatlerinden dolayı ödüllendiriliyor. Ayette de ifade edildiği gibi Firavunun egemen olduğu Mısır ve Şam’ın doğu ve batısında bulunan verimli topraklar ellerine geçiyor ve o topraklardan elde ettikleri mahsullerle refah seviyeleri yükseliyor. Uzun müddet bu bölgede yaşayan İsrailoğulları daha sonra Kudüs ve Şam bölgelerini hakimiyetleri altına alarak hayatlarına o bölgede devam ediyor. Onun için Bakara suresi 2/47. âyetinde İsrailoğullarına bu nimetler hatırlatılıyor; “Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetleri ve sizi bir zamanlar diğer kavimlere karşı üstün kıldığımı hatırlayın!”  
Cemil Said
swap_vert close
Biz za’iflere mîrâs olarak arzı feyze gark itdiğimiz şark ve garbını virdik, rabbin Benî İsrâîl’e olan güzel va’adleri icrâ olundı, çünki ânlar sabırlı idiler Biz Fir’avn ve kavminin kasırlarını ve inşâatını tedmîr iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.[226] Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.
Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına, ezilen İsrail halkı yerleşmiş, bu sûrenin 128. ve 129. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi de (İsrâiloğulları) içini bereketlerle doldurduğumuz ülkenin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık rabbinin İsrâiloğulları’na verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapıp yükselttikleri binaları yerle bir ettik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri helâk ettik.  
 İsrailoğulları Hz. Musa’nın yönetiminde Mısır’dan Sina yarımadasına geçtikten sonra uzun müddet burada kaldılar. Bilahare Kudüs ve Şam bölgelerini hakimiyetleri altına aldılar. Birçok tefsirci âyette geçen «yeryüzünün doğuları ve batıları»nı Şam ve Mısır olarak tefsir etmişlerse de Sina yarımadasının, Filistin ve Şam bölgeleri olması gerçeğe daha yakın görülmektedir. Zira tarihte İsrailoğulları Mısır’a değil, adı geçen bölgelere hakim olmuşlardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ülkenin verimli kıldığımız doğularına ve batılarına, horlanan ve zayıf düşürülen insanları mirasçı kıldık. Sıkıntılara direndikleri için, Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz gerçekleşti. Firavun ve halkının oluşturduğu yapı ve kurumları da yerle bir ettik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o hırpalanıb ezilmekte bulunan kavmi ma'hud Arzın bereketlerle donattığımız meşrıklarına mağriblerine varis kıldık ve Rabbının Beni İsraîle olan o güzel kelimesi sabr etmeleri sebebiyle temamen tehakkuk etti de Fir'avn ile kavminin yapa geldikleri masnûâtı ve yükselttikleri binaları yerlere serdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrâiloğullarını), içine (toprağına bolluk) ve bereket verdiğimiz yerin, doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrâiloğullarına verdiği güzel vaat, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini (saray ve köşklerini) yerle bir ettik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Mustaz'af¹ olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın, doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğulları'na takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.
1- Zayıf ve güçsüz, hor görülen, küçümsenen, ezilen.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakaaretlere ma'ruz bırakılmış olan o kavmi de kendisine feyz ve bereket verdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mîrascı kıldık. (Bu suretle) Rabbinin İsrâîl oğullarına olan o pek güzel va'di, (şedâide) katlandıkları sebebiyle, tam yerine geldi. Fir'avnın ve kavminin yapmakda oldukları şeylerle yükseltmekde devam etdikleri (binaları) ise hep harab etdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Öteden beri) güçsüz düşürülmekte olan kavmi ise, kendisini bereketli kıldığımız yerin (Şam ve Mısır'ın) doğularına ve batılarına vâris kıldık. Böylece Rabbinin İsrâiloğullarına olan o pek güzel söz, sabretmeleri sebebiyle tamâmen yerine geldi. Fir'avun'un ve kavminin yapmakta olduğu (sarayları)nı ve yükseltmekte oldukları (köşk ve bahçeleri)ni ise, harâb ettik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve o güne kadar ezilen (temel hak ve hürriyetleri kısıtlanan, baskıcı, zâlim ve azgın idareler tarafından kahır altında her türlü zulüm ve işkenceye uğrayan) toplumu (İsrailoğulları) bereketlerle donattığımız toprakların doğusuna ve batısına mirasçı (sahip) kıldık. Ve İsrailoğulları’nın sabırlarına karşılık, Rabbinin onlara verdiği güzel söz tamamlandı (gerçekleşti). Firavun ve halkının yapmakta olduklarını, yapıp yükselttiklerini (binaları ve sarayları)da yerle bir ettik. *
(*) Firavun, İsrailoğullarını çok ağır şartlarda çalıştırıyor, onlardan cizye alıyor, erkek çocuklarını öldürüyor, hiçbir şekilde onlara sosyal statü tanımıyordu. Yapılan bunca haksızlığa sabırla direnen İsrailoğulları Allah’a ve elçisine olan iman ve sadakatlerinden dolayı ödüllendiriliyor. Ayette de ifade edildiği gibi Firavunun egemen olduğu Mısır ve Şam’ın doğu ve batısında bulunan verimli topraklar ellerine geçiyor ve o topraklardan elde ettikleri mahsullerle refah seviyeleri yükseliyor. Uzun müddet bu bölgede yaşayan İsrailoğulları daha sonra Kudüs ve Şam bölgelerini hâkimiyetleri altına alarak hayatlarına o bölgede devam ediyor. Onun için Bakara suresi 2/47. âyetinde İsrailoğullarına bu nimetler hatırlatılıyor; “Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetleri ve sizi bir zamanlar diğer kavimlere karşı üstün kıldığımı hatırlayın!” (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayrıca Ya‘rişûn: Hem maddî hem mânevi anlamda “görkemli, yüce, yüksek, kalkmış, dikilmiş şey” anlamına gelen ‘arştan türetilmiştir (Râğıb). Açıktır ki bu bağlamda ya‘rişûn Firavun uygarlığının“sahte görkemine” atıftır. (M. İslamoğlu Meali Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yeryüzünün doğusunun ve batısının bereketli topraklarına, daha önce zayıf bırakılmış toplumu mirasçı yaptık. Böylece, Rabbinin İsrail oğullarına vermiş olduğu güzellikler, sabretmelerinin karşılığında yerine gelmiş oldu. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve onları hatırlatacak yapıları da yerle bir ettik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz bu bitkinleştirilmişler takımını Doğu topraklarının, Batı topraklarının kalıtçısı yaptık. Onları orada bolluğa kavuşturduk. Böylelikle verdiği o güzel söz onların katlanmaları yüzünden yerine geldi. Firavun’u da, ulusunu da, yaptıkları işleri, yükselttikleri yapıları da yok ettik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yer yüzünün suyu ile, ağacı ile bereketli kıldığımız gün doğusu, batısı taraflarına [⁸] âciz görülen [⁹] kavmi vâris kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına olan güzel sözü, vaadi onların katlanmalarından dolayı yerine geldi. Fir/avunun da, kavminin de yaptıkları evlerini, yüksek köşklerini harap ettik.
[8] Şam'a, Mısır'a, her tarafa.[9] Fir'avunluların köle addettikleri.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz de hor görülüp ezilen o kavmi, bereketli kıldığımız o toprakların doğularına ve batılarına mirasçı yaptık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmelerine karşılık yerine geldi⁴⁷. Firavun ve kavminin yapageldiği ve yükselttikleri şeyleri/eserleri yıktık.
47 Krş. Kasas, 25/5-6  
Kadri Çelik
swap_vert close
Zayıf bırakılanları, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz böylece yerine geldi. Firavun ve kavminin yaptığını ve yükselttiklerini ise yerle bir ettik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O güne kadar ezilen, hor görülen ve güçsüz bırakılan mümin toplumu ise, her karış toprağını bol bol nîmet ve bereketlerle donattığımız kutsal toprakların doğusuna batısına yani Filistin diyarına egemen kıldık. Ve böylece, Rabb’inin İsrail Oğulları’na vermiş olduğu o güzel söz, —zorluklara göğüs gererek sabretmeleri sayesinde— tam olarak gerçekleşmiş oldu. Zâlimlere gelince:Firavun ve adamlarınınyaptıkları ve yükselttikleri her şeyi yerle bir ettik. Yani onları denizde boğduktan sonra, âhireti kaybetme pahasına uğrunda mücâdele ettikleri malı, servet, şan, şöhret ve saltanatlarını yıkıp yok ettik. İşte, Mûsâ ve arkadaşları için asıl imtihân, bundan sonra başlıyordu:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bereketli kıldığımız, Arz’ın / Ülke’nin doğularında ve batılarında zayıf düşürülmekte / ezilmekte olan Kavm’i mirasçı yaptık. Sabretmeleri sebebiyle İsrail’in oğulları üzerinde senin rabbinin Güzel sözü tamamen yerine geldi. Firavun ve kavminin özene bezene yapıyor oldukları şeyleri de, yapı kuruyor oldukları şeyleri de harap ettik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonunda, her daim küçümsemekte oldukları bir topluma ta doğudan batı yakasındaki verimli topraklara kadar olan tüm araziyi devrettik. Böylece Allah'ın, vaktiyle İsrailoğullarına vermiş olduğu söz yerine gelmiş oldu. Sabrın karşılığını aldılar Fıravunların ve halkının güzelim sanat eserlerini ise viraneye çevirdik. Bağlarını bahçelerini de...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onların hor gördüğü, ezdiği, köle olarak kullandığı toplum onlardan kurtuldu. Batı taraflarında bereketli topraklara ulaştılar. Rabbin onlara söz vermişti. Sabrederseniz, iyilik, güzellik, doğruluk için mücadele verirseniz, size mükâfat edilecektir denilmişti. Andolsun ki doğruluk üzerinde olanları, özgürlükleri için mücadele verenleri, zulme haksızlığa karşı çıkanları, gösterdikleri mücadele, sabır, azim, kararlılık için başarıya ulaştırırız. Onları mücadelede galip kılarız. İşte biz Firavun kavmini böyle cezalandırdık. Horladıkları topluma hidayetimizi gönderdik. Onlar hidayetimiz doğrultusunda, iyilikler, güzellikler için mücadele verdiler. Özgürlükleri için ellerinden geleni yaptılar. Başlarına gelen her türlü sıkıntıya her türlü belaya karşı azimle karşı durdular. Firavuna boyun eğmediler. Musa ile gönderdiğimiz ayetlere uyarak haklarına sahip çıktılar. Firavun kavmiyle aralarında büyük mücadele oldu. Kanlar döküldü. Ama hidayet edenler zafere ulaştı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Zayıf düşürülmüş olan o toplumu (İsrailoğullarını), bereketli kıldığımız yerin doğu ve batı taraflarına [*] mirasçı kılmıştık. [*] Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine gelmişti. Firavun ve kavminin yaptıkları (eserlerini) ve yükselttiklerini (çardaklarını, binalarını) yerle bir etmiştik.
Bazı âlimler burasının, “Şam ve Mısır topraklarının doğuları ve batıları” olduğunu, çünkü bu bölgenin Firavun’un yetkisi altında olan bölgeler olduğunu söylemişlerdir. Bir başka görüşe göre, kastedilen bütün yeryüzüdür. Çünkü Hz. Davud ve Hz. Süleyman da İsrailoğullarından olup, çok geniş bir coğrafyaya hâkim olmuşlardır. Bu da ayetteki [el-ard] “yer” kelimesi ile bütün “yeryüzünün” kastedildiğine delalet eder. Bu bölgenin daha önce Hz. İbrahim ve peygamber çocuklarının yaşadığı, şimdi israil’in işgal ettiği Filistin toprakları olma ihtimali de vardır. Yani İsrailoğulları’nın geçmişte mirasçı kılındığı topraklar Ürdün-Filistin-Suriye topraklarının doğusundan batısına kadar tamamı olabilir Benzer mesajlar: A‘râf 7:129; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve o güne kadar ezilmekte olan toplumu da yeryüzünün (hayırlı ve) şerefli kıldığımız topraklarının doğusuna ve batısına hâkim kıldık. Ve böylece onların sabırlarına karşılık Rabbinin, İsrâil oğullarına verdiği o güzel söz, gerçekleşti. Biz de Firavun ve toplumunun ortaya koydukları medeniyetleri ve diktikleri binaları yerle bir ettik.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Vaktiyle] hor görülen/güçsüz bırakılan insanları ise kutlu kıldığımız ülkenin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. ⁹⁸ Ve Rabbinizin İsrailoğulları’na verdiği söz, onların darlıkta gösterdikleri sabrın bir karşılığı olarak (işte böylece) gerçekleşmiş oldu; ⁹⁹ Firavun ve halkının özenle işlediklerini, yapıp yükselttiklerini ise, hepsini, hepsini yerle bir ettik. ¹⁰⁰
98 Filistin, Hz. İbrahim’in, İshâk’ın ve Yakub’un yaşadığı, başka pek çok peygamberin gözüktüğü bir ülke olduğu için olacak ki, kendisinden “kutlu kılınmış” (ya da “bolluk/bereket bahşedilmiş yer”) olarak söz ediliyor.99 Burada Allah’ın vaadi olarak dile getirilen, Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğulları’na verilen sözdür (bkz. 128 ve 129. ayetler).100 İsrailoğulları’nın Mısır’da, kölelik günlerinde çektikleri sıkıntıların hikayesi, Hz. Musa’nın önderliğinde özgürlüklerine kavuşmaları, Kızıl Deniz’i (ya da daha büyük bir ihtimalle, bugün Süveyş Kanalı olarak bilinen yeri) geçmeleri, Firavun ve maiyyetinin boğulup gitmesi, Kitâb-ı Mukaddes’de (Çıkış i-xiv) oldukça ayrıntılı bir biçimde anlatılmaktadır. Kur’an bize vakayı birbirini izleyen kesintisiz olaylar dizisi olarak vermemektedir, çünkü burada hiç de tarihsel bir anlatım, tarihsel bir bilgilendirme değildir amaçlanan. Nitekim Kur’an, ister Kitâb-ı Mukaddes’de kaydedilenlerden olsun ister Arap geleneğinde yer alan olaylardan olsun, geçmişe dönük bir atıfta bulunduğu her zaman, bunu, münhasıran ortaya koymak istediği belli ahlakî ülkü ve öğretilere ilişkin temsîl edici çizgiye karakteristik motifleriyle dikkat çekerek yapmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Vaktiyle horlanmış ve ezilmiş olan toplumu bereketli kıldığımız o ülkelerin doğusundan batısına kadar tamamına hâkim kıldık ve İsrailoğullarının göstermiş olduğu dirençten dolayı Rabbinin verdiği o güzel vaat böylece yerine gelmiş oldu. Firavun ve hanedanın gururlandığı sarayları bağları ve binaları yerle bir ederek tarihe gömdük. 44/25...33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Vaktiyle hor görülüp ezilen insanları, toprağını bereketli kıldığımız[¹²⁴⁹] ülkenin en doğusundan en batısına kadar tamamına hâkim kıldık. Ve Rabbinin İsrâiloğullarına verdiği güzel (bir gelecek) vaadi, onların sabırlarına karşılık (işte böyle) gerçekleşti. Firavun ve âvânesinin yapıp yücelttikleri kibir uygarlığını tarihe gömdük.[¹²⁵⁰]
[1249] Bâraknâ: Burada ve İsra 1’de geçen bereket “toprak bereketi, verimlilik” vurgusuna sahip gibi görünmektedir. Bu âyetteki havlehû ve 137. âyette aynı işlevi gören fîhâ, bereketin toprağa atfının dilsel gerekçeleridir. Bu bağlamda bu âyetlerde kullanılan “bereket”, Kâbe’nin bulunduğu arazi için Kur’an’da kullanılan “verimsiz, ziraata elverişli olmayan vadi”nin (14:37) zıddıdır. Âl-i İmran 96’da Mekke’nin içerisinde yer aldığı Bekke Vadisi için kullanılan mubâraken ise “mukaddese” yakın anlamdadır. [1250] Ya‘rişûn: Hem maddî hem mânevi anlamda “görkemli, yüce, yüksek, kalkmış, dikilmiş şey” anlamına gelen ‘arştan türetilmiştir (Râğıb). Açıktır ki bu bağlamda ya‘rişûn Firavun uygarlığının “sahte görkemine” bir atıftır. Kelimeyi “başkaldırı” ve “kibir”le karşılamamızın gerekçesi budur (Krş: 28:38-39).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve hor görülüp ezilen o kavmi de, bereketli kıldığımız yerin (Şam diyarının) doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. (Böylece) Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel vaadi, (Firavun'un eziyetlerine) sabrettiklerinden dolayı yerine gelmiş oldu. Firavun ve kavminin yaptıkları şeyleri ve yükseltmiş oldukları sarayları köşkleri, (yetiştirmiş oldukları bağları bostanları) ise tamamen harap ettik.
Osman Fırat
swap_vert close
Hor görüp ezdikleri halkı, içini bereketlerle donattığımız yerin, doğularına ve batılarına mirâsçı kıldık. Rabbinin İsrâil oğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden tam yerine geldi. Fir’avn’ın ve kavminin yapageldiği şeyleri ve yükseltmekte olduklarını yerle bir ettik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve zayıf, hakîr görülen o kavmini, kendisinde feyz ve bereket vücuda getirmiş olduğumuz yerin şark cihetlerine ve garp taraflarına varis kıldık. Ve Rabbinin güzel kelimesi İsrailoğulları üzerine sabreder oldukları sebebiyle tamam oldu. Ve Fir'avun ve kavminin yapmakta oldukları şeyleri ve yükseltmekte oldukları binaları tamamen helâk ettik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Horlanan, ezilen milleti de, bereketlerle donattığımız o ülkenin doğularına ve batılarına (yani tamamına) vâris kıldık. Böylece sabretmelerine mükâfat olarak İsrail oğullarına, senin Rabbinin yaptığı güzel vaad tamamen gerçekleşti. Firavun ile kavminin yaptıkları binaları ve yetiştirdikleri bahçeleri ise imha ettik. [28, 5-6; 44, 25-28]
Bazı tefsirler İsrailoğullarının Mısır’ın efendileri kılındığını anlamışlardır. Fakat bu âyetten onların Filistin’e vâris kılındıklarını anlamak daha mâkuldür. Zira Mısır’a vâris olduklarına dair Kur’ân’da bir işaret olmadığı gibi Mısır tarihinde de buna ait bilgi yoktur. İsrailoğulları Firavun’un suda boğulduğu yerin doğusunda bulunan Mısır’a bağlı toprakların büyük kısmına malik olmuşlardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hor görülüp ezilmekte olan milleti de içini bereketlerle donattığımız yerin, doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldiği şeyleri ve yükseltmekte oldukları sarayları (ve bahçeleri) de yıktık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların (Fir'avn takımının) za'îf ve hakîr 'add itdikleri yâhud hakâretle işkence itdikleri kavme (Benî İsrâîl'e) bereket virdiğimiz şark ve garbı (Şam ve Mısır'ı) miras virdik. (Fir'avn'ın ezâ ve cefâsına) sabır iyledikleri cihetle Benî İsrâîl'e rabbinin eyi ve güzel va'adleri tamam oldı. Fir'avn ve kavminin yapdıkları binâları ve yüksek köşkleri harâb itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bereketlerle doldurduğumuz o toprakların doğusunu ve batısını da ezmeye çalıştıkları halka verdik. Sabır göstermeleri sebebiyle Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz böylece yerine gelmiş oldu. Firavun’un ve halkının yaptıkları işleri ve yükselttikleri bütün değerleri de yerle bir ettik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yeryüzünün bereketli kıldığımız doğusunda ve batısında güçsüzleştirilmiş bir toplumu onlara varis kıldık. İsrailoğulları'nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin hükmü en iyi şekilde yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmış olduğu şeyleri mahvettik (sanki) hükümranlık yapmamışlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Horlanan kavmi ise, bereket verdiğimiz toprakların doğusuna ve batısına vâris kıldık. Böylece, sabretmelerine karşılık, Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerini bulmuş oldu. Firavun ve kavminin işledikleri sanatlar ile yükselttikleri binaları ve bahçeleri de yerle bir ettik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı mįrāŝ virdük ķavma kim anlar oldılar ża'if śayunurlar ya'nį benį isrāyįl güneş doġacaķ yirlerini yirde daħı güneş batacaķ yirlerini ol kim bereket virdük anda. daħı tamām oldı sözi çalabuñuñ [83b] gey görklü benį isrāyil üzere andan ötürü kim śabr eylediler. daħı helāk eyledük anı kim oldı işler fir'avn daħı ķavmı ya'nį 'imāretler daħı anı kim oldılar aġaç ev yaparlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı mīrāẟ virdük ol ḳavme ki ża‘īf olmışlar‐ıdı yirüñ maşrıḳlarını daḫımaġriblerini ki bereket virdük anlar içine. Daḫı tamām oldı Tañrı Ta‘ālānuñ yaḫşı va‘desi Benī İsrā’īl ḳavmi üstine ṣabr eyledükleri sebebiyleşedāyide. Daḫı ḫarāb eyledük ol ḳaṣrları ve ‘imāretleri ki Fir‘avn işlerdi,ḳavmi daḫı. daḫı ol bostānları ki işlerlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Zəif (həşr) görünən o tayfanı (İsrail oğullarını) yer üzünün daim xeyir-bərəkət verdiyiniz şərq tərəflərinə (Şam diyarına) varis etdik. (Müsibətlərə, fəlakətlərə) səbr etdiklərinə görə Rəbbinin İsrail övladına verdiyi gözəl sözlər (və’dlər) tam yerinə yetdi. Fir’onun və onun camaatının qurduqları (imarətləri) və ucaltdıqlarını (qəsrləri, kaşanələri) isə viran qoyduq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We caused the folk who were devised to inherit the eastern parts of the land and the western parts thereof which We had blessed. And the fair word of the Lord was fulfilled for the Children of Israel because of their endurance; and We annihilated (all) that Pharaoh and his folk had done and that they had contrived.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We made a people, considered weak (and of no account), inheritors of lands in both east and west, - lands whereon We sent down Our blessings. The fair promise of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel, because they had patience and constancy, and We levelled to the ground the great works and fine buildings which Pharaoh and his people erected (with such pride).(1096)
1096 Israel , which was despised, became a great and glorious nation under Solomon. He had goodly territory, and was doubly-blest. His land and people were prosperous, and he was blessed with wisdom from Allah. His sway and his fame spread east and west. And thus Allah's promise to Israel was fulfilled. Note that Syria and Palestine had once been under the sway of Egypt . At the same time the proud and rebellious Pharaoh and his people were brought low. The splendid monuments which they had erected with so much skill and pride were mingled with the dust Their great cities -Thebes (or No-Ammon), Memphis (or Noph, sacred to the Bull of Osiris), and the other splendid cities, became as if they had not existed, and archaeologists have had to dig up their ruins from the sands. The splendid monuments-temples, palaces, tombs, statues, columns, and stately structures of all kinds-were buried in the sands. Even monuments like the Great Sphinx, which seem to defy the ages, were partly buried in the sands, and owe their rescue to the comparatively recent researches of archaeologists. As late as 1743 Richard Pococke in his Travels in Egypt (p. 41), remarked: "Most of those pyramids are very much ruined." (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَوْرَثْنَا
ve vâris kıldık
الْقَوْمَ
kavmi
الَّذ۪ينَ
onlar ki
كَانُوا
idiler
يُسْتَضْعَفُونَ
zayıf görülüyorlar
مَشَارِقَ
doğularına
الْاَرْضِ
yerin
وَمَغَارِبَهَا
ve batılarına
الَّت۪ي
o ki
بَارَكْنَا
bereketli kıldık
ف۪يهَاۜ
kendi-sini
وَتَمَّتْ
ve tamam-landı
كَلِمَتُ
sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
الْحُسْنٰى
o pek güzel
عَلٰى بَن۪ٓي
oğullarına
ٔاِسْرَٓاي۪لَ
İsrâil
بِمَا
o şey se-bebiyle ki
صَبَرُواۜ
sabrettiler
وَدَمَّرْنَا
ve yerle bir ettik
مَا
o şe-yi ki
كَانَ
idi
يَصْنَعُ
yapıyor
فِرْعَوْنُ
Firavun
وَقَوْمُهُ
ve kavmi
وَمَا
ve o şey-leri ki
كَانُوا
idiler
يَعْرِشُونَ
yükseltiyorlar
Ve zayıf görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrâîloğulları'nı) ise kendisini bereketli kıldığımız yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Böylece sabırlarına karşılık Rabbinin İsrâîloğulları'na verdiği o güzel söz gerçekleşmiş oldu. Firavun ve kavminin yaptıkları (sarayları)nı ve (özenle kurup) yükselttikleri (köşk ve bahçeleri)ni de yerle bir ettik.
اَوْرَثَ
Fiil-IV
و ر ث
Vâris kıldı, mirasçı kıldı, miras bıraktı
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اِسْتَضْعَفَ
Fiil-X
ض ع ف
Zayıf görüldü, güçsüz bırakıldı, zayıf düşürüldü
مَشْرِق
İsim
ش ر ق
Doğu
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مَغْرِب
İsim
غ ر ب
Batı, batış yeri
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
بَارَكَ
Fiil-III
ب ر ك
Bereketli kıldı, mübarek kıldı, bolluk verdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
تَمَّ
Fiil-I
ت م م
Tamamlandı, tamam oldu
كَلِمَة
İsim
ك ل م
Kelime, söz
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
حُسْنٰى
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بُنَيَّ
İsim
ب ن ي
Oğulcuğum, yavrucuğum. بَن۪ٓي , بَنُٓوا: Oğullar, evlatlar.
اِسْرَٓائ۪ل
Özel isim
اِسْرَٓائ۪ل
Hz. Yakup (a.s.)'ın diğer ismidir. Onun soyundan gelenlerede İsrailoğulları denir.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
دَمَّرَ
Fiil-II
د م ر
Yerle bir etti, darmadağın etti, yok etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
صَنَعَ
Fiil-I
ص ن ع
Yaptı, yetiştirdi
فِرْعَوْن
Özel isim
فِرْعَوْن
Firavun
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَرَشَ
Fiil-I
ع ر ش
Yükseltti, çardak kurdu