close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 136. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fentekamnâ minhum feaġraknâhum fî-lyemmi bi-ennehum keżżebû bi-âyâtinâ vekânû ‘anhâ ġâfilîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonucu öc aldık onlardan ve delillerimizi yalanladıkları, onlardan gaflet ettikleri için hepsini de denize garkettik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz de onlardan (sonunda) intikamımızı alıverdik ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) davranmaları nedeniyle onları suda boğup (helak ettik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ayetlerimize yalan gözüyle bakıp ilgisiz kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz de onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları görmezlikten gelmeleri sebebiyle onları denizde boğduk.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz de ayetlerimizi yalanladıklarından ve onları umursamadıklarından dolayı kendilerinden öç aldık ve tümünü denizde boğduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmayıp gafil bulundukları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun sonucu Biz onlardan intikam aldık, onları denizde boğduk, çünkü onlar ayetlerimizi yalanladılar ve onları umursamadılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz de, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.
Besim Atalay
swap_vert close
Zayıf sanılan ulusu, uğurlu kıldığımız yerin doğusunda, batısında mirasçı kıldık, İsrail oğullarına, Tanrının verdiği güzel söz dahi, sabırları yüzünden yerine geldi, Firavunla ulusunun yaptıkları, yükselttikleri nesneleri yok ettik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bu yüzden; biz de onlardan intikam aldık (azap haklarını teslim ettik). Âyetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.
“İntekame” kelimesi “intikam/öç almak”, “karşılığını çıkarmak”, hakkı teslim etmek” gibi farklı anlamlara gelir. Ancak Allah’ın intikamı, hak edileni vermek ve layık olanı teslim etmek şeklinde olunca burada bu kelimeye “hakkı teslim etmek” anlamı verdik. Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi onca uyarıya ve mucizeye rağmen Firavun ve avenesi Allah’tan gelen ayetleri yalanlamaya, zulme ve insanların hayatlarına kastetmeye devam edince Allah da hak ettiklerinin karşılığını teslim ederek denizde hayatlarına son verdi. Ayrıca ayeti günümüz için düşündüğümüzde Rabbimiz hiçbir haksızlığa, zulme, kötülüğe uğrayan mazlum ve mağdurun hakkını kimse de bırakmaz, faillerin de cezalarını verir şeklinde anlayabiliriz.  
Cemil Said
swap_vert close
Bu kavimden intikâm aldık ve ânları denizde gark itdik çünki âyâtımız hakkında yalan söylemişler ânlara atf-ı ehemmiyetden gaflet iylemişler idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu sebeple onlardan öç aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onları denizde boğduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nihayet, âyetlerimizi asılsız saymaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerini cezalandırdık ve onları denizde boğduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunun üzerine onlardan öc aldık. Ayetlerimizi yalanlayıp aldırış etmedikleri için onları denizde boğduk
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz de âyetlerimizi tekzib ettikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onları umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, onları denizde boğduk. Çünkü onlar âyetlerimizi yalanladılar. Onları umursamaz olmuşlardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Artık biz de bunca âyetlerimizi yalanladıkları, onları umursamadıkları için kendilerinden intikam almak istedik de hepsini denizde boğduk.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (biz de) gerçekten onların âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kişiler olmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık da onları denizde boğduk.(2)
(2)“Kur’ân-ı Hakîm’de ehl-i dalâlete karşı azîm şekvâları (büyük şikâyetleri) ve kesretli tahşîdâtı(pek çok üzerinde durması) ve çok şiddetli tehdîdâtı, aklın zâhirine göre (ilk bakışta) Kur’ân-ı Hakîm’in adâletli ve münâsebetli (uygun) belâğatine (edebiyâtına) ve üslûbundaki i‘tidâline ve istikāmetine (dengeli ve dosdoğru oluşuna) münâsib düşmüyor. Âdetâ Kur’ân-ı Hakîm, âciz bir adama karşı orduları tahşîd ediyor (yığıyor). Ve o ehl-i dalâletin (haktan sapanların) cüz’î (küçük) bir hareketi için, binler cinâyet etmişler gibi onları tehdîd ediyor. Ve onların müflis (iflâs etmiş) ve mülkte hiç hisseleri olmadığı hâlde onlara mütecâviz bir şerik (sınırları çiğneyerek ortak olan biri) gibi mevki‘ (yer) verip onlardan şekvâlar ediyor. Bunun sırrı ve hikmeti nedir? El-cevab: Onun sır ve hikmeti şudur ki: Şeytanlar ve şeytanlara uyanlar, dalâlete sülûk ettikleri(gittikleri) için, küçük bir hareketle çok tahrîbât yapabilirler. Ve çok mahlûkātın (yaratılmışların) hukūkuna, tecâvüz ediyorlar. Az bir fiil ile çok hasâret (zarar) veriyorlar. (...) Ehl-i dalâlet olan hizbü’ş-şeytanın(şeytanın yolundan gidenlerin) zâhiren cüz’î hatîâtlarıyla (küçük hatâlarıyla) ve isyanlarıyla pek çok mahlûkātın hukūkuna tecâvüz ettikleri için ve mevcûdâtın (varlıkların) vezâif-i âliyelerinin (yüce vazîfelerinin) netîcelerinin ibtâl edilmesine sebebiyet verdikleri (sebeb oldukları) için, onlardan azîm şikâyetler etmesi ve onları dehşetli tehdîd etmesi ve tahrîbâtlarına karşı mühim tahşîdât etmesi, ayn-ı belâğat içinde mahz-ı hikmettir (hikmetin ta kendisidir) ve gāyet münâsib ve muvâfıktır (uygundur).” (Lem‘alar, 13. Lem‘a, 73)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine biz de, (israiloğullarını serbest bırakmadıkları ve onlara köle muamelesi yapıp ezmeye devam ettikleri için) onlardan (ezilen İsrailoğulları namına) intikam aldık ve (birliğimizi vurgulayan, her türlü kötülüğü, azgınlığı, zulmu, haksızlığı, insan hakları ihlali, insanları köle edinmeyi yasaklayan) ayetlerimizi (mesajlarımızı) yalanlayıp umursamadıkları için de onları suda boğduk. *
(*) Hz. Musa’nın duası üzerine başlarına gelen son musibet de kaldırılınca, Firavun ve adamları daha önce Musa ve İsrâiloğulları’nın Mısır’ı terketmelerine izin vermiş olmalarına rağmen yine sözlerinden döndüler. Ne var ki Hz. Musa ve kavmi, bütün hazırlıklarını tamamlayarak geceleyin yola çıkmışlardı. Durumu öğrenen Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü (bk. Tâhâ 20/77-78). Tevrat’ta ayrıntılı bir şekilde anlatıldığına göre (bk. Çıkış, 14/1-31) Firavun kuvvetleri onlara yetişmişti. Allah’ın buyruğu uyarınca Hz. Musa’nın, asasını denize uzatması üzerine sular sağlı sollu iki duvar teşkil edecek şekilde yarıldı ve bir koridor halinde yol açıldı. Bu suretle Hz. Musa ve beraberindekiler boğulmaktan korkmaksızın (Tâhâ 20/77) hızla ilerlemeye başladılar. Peşlerinden Firavun ve yanındakiler de aynı yola girdiler. Hz. Musa, kendi topluluğunun karşı tarafa geçmesi üzerine asâsını yine denize doğru uzattı ve suların tekrar eski halini almasıyla yol kapandı; böylece Firavun ve askerleri boğuldu… Detaylı bilgi için 2/50. ayetin dipnotuna bkz:  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bizde onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları ve ayetlerimize boş verdikleri için onları suda boğduk.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine onlardan öç aldık. Onları denizde boğduk. Çünkü onlar belgelerimizi yalan saymışlardı, hem de onlara karşı dalgıda kalmışlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık âyetlerimizi yalan sayıp onlardan gafil olduklarından dolayı biz de onlardan öcalmak istedik de onları derin denizde boğduk.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bu sebeple Biz de onlardan öç aldık⁴⁶. Onları denizde boğduk. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanlamışlar ve onları umursamaz olmuşlardı [ğâfilîn].
46 Krş. Âl-i İmrân, 3/4  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz de onlardan intikam aldık; dolayısıyla ayetlerimizi yalan saydıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz de bunun üzerine, ayetlerimizi yalan sayıp göz ardı ettikleri için, hepsini cezalandırıp denizde boğduk!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizim âyetlerimizi yalanladıkları, ondan gâfil oldukları sebebiyle onlardan intikam aldık; onları Büyük Deniz (Okyanus) Suları’nda boğduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz de denizde boğmak suretiyle onların canına okuduk. Neden mi? çünkü ayetlerimizi inkar ettiler, umursamadılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Musa ile gönderdiğimiz ayetleri hep yalanladılar. Başlarına gelen olayları çıkarlarına göre yorumladılar. Peki! Ne oldu? Elçimizle yaptıkları mücadele sonunda denizde boğulup gittiler. Şimdi arkalarından sanki bir masal gibi söz ediliyor. Bir zamanlar Mısır’da Firavunlar yaşardı deniliyor. Hâlbuki onlar masal değil, hayatı gerçekten yaşayanlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Buna karşılık) biz de onlardan intikam almış, [*] ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmaları sebebiyle kendilerini denizde boğmuştuk. [*]
Yüce Allah için kullanılan ve [intikam] kökünden gelen kelimelerin geçtiği bütün ayetlerde, zalimlerden, haddini aşanlardan, suçlulardan, suçtan beslenenlerden, yoldan çıkanlardan, kısaca azabı hak edenlerden söz edilmekte, işledikleri haksızlığın karşılığında Yüce Allah’ın onlardan intikam alacağı, hesap soracağı, bunların işlediği fiillerin karşılıksız bırakılmayacağı, kötülüklerinin yanlarına kâr kalmayacağı ifade edilmektedir. Çünkü hiç kimsenin Allah’a zarar vermeye gücü yetmez. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:4; Mâide 5:95; İbrâhim 14:47; Hicr 15:79; Rûm 30:47; Zümer 39:37; Zuhruf 43:25, 41, 55; Duhân 44:16 Bu ayette onların denizde boğulmalarının iki sebebi yer almaktadır: İlki Allah’ın ayetlerini yalanlamaları, diğeri ise o ayetlere karşı ilgisiz davranıp gafleti tercih etmeleriydi. Onlar haksız bir cezalandırmayı değil, hak edilmiş bir sonu yaşamışlardı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz de onlardan, âyetlerimizi inkâr etmeleri ve onlara ilgisiz kalmaları sebebiyle hepsini denizde boğarak, intikam aldık.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve işte bu yüzden Biz de bunun acı karşılığını onlardan çıkardık: ayetlerimizi yalan-layıp ilgisiz kaldıkları için denizde boğduk onları;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz de onlara bunun acısını tattırdık ve onları, ayetlerimizi yalanladıkları ve onlara karşı umursamaz davrandıkları için denizde boğduk. 7/36, 10/90
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
En sonunda Biz de bunun acısını onlara tattırdık: Âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara karşı kayıtsız kaldıkları için onları suda boğduk.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Artık biz de bunca ayetlerimizi yalan saydıkları ve onları umursamadıkları için, onlardan intikam aldık ve onları denizde boğduk.
Osman Fırat
swap_vert close
Biz de onlardan öc aldık, onları yemm(su)da boğduk! Çünkü onlar, âyetlerimizi yalanlamış ve ayetlerimizden gaflet içindeydiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık Biz de onlardan intikam aldık, onları derin denizde gark ettik, onlar âyetlerimizi tekzîp ettikleri ve onlardan gâfil bulundukları için.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz de âyetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onlardan intikam alarak denizde boğduk. {KM, Çıkış 14, 27-28; Tesniye 11, 4; Mezmurlar 106, 9-11}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz de onlardan öc aldık, onları yemm(su)da boğduk! Çünkü onlar, ayetlerimizi yalanlamışlardı ve onları umursamaz olmuşlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlardan intikâm aldık ve âyetlerimizi tekzîb iyledikleri sebebiyle onları denizde gark itdik. Onlar bu 'azâbdan gâfil idiler. (Bunı hiç me'mûl itmiyorlardı).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini denizde boğduk. Çünkü ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılıyorlar hem de başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç beklemiyorlardı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz de onların cezasını verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz de onları denizde boğarak intikam aldık. Çünkü âyetlerimizi yalanlamışlar ve ondan habersiz davranmışlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine biz de onlardan öc aldık: Ayetlerimizi yalanladıkları, onlara aldırmazlık ettikleri için hepsini suda boğduk.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ökünc alduķ pes ġarķ eyledük anları deñizde andan ötürü kim anlar yalan duttılar nişānlarumuzı daħı oldılar andan ġāfiller.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes intiḳām eyledük anlardan, ġarḳ eyledük anları deñiz içinde, anlar ya‐lanladuḳları‐çun bizüm āyetlerümüzi. Daḫı anlar andan ġāfiller‐idi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz də ayələrimizi yalan hesab edib onlardan qafil olduqları (onlara e’tinasız yanaşdıqları) üçün (Fir’on əhlindən) intiqam alaraq onları dənizdə batırdıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Therefore We took retribution from them; therefore We drowned them in the sea: because they denied Our revelations and were heedless of them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So We exacted retribution from them: We drowned them(1094) in the sea, because they rejected Our Signs and failed to take warning from them.(1095)
1094 When at last Israel left Egypt , they selected, not the highway to Canaan, along the Mediterranean and by Gaza , because they were unarmed and would have encountered immediate opposition there, but by way of the wilderness of Sinai. They crossed the Red Sea , while Pharaoh's host which came in pursuit was drowned. Cf. 2:50 . (R). 1095 Where was the Council of Pharaoh held in which Moses addressed Pharaoh? Egypt 's primary capital in the XVIIIth Dynasty was Thebes ( = No- Ammon), but that was more than 400 miles to the south of the Delta, in whose corner Israel dwelt. Memphis , on the apex of the Delta, a little south of where Cairo is now, was also over 100 miles from Israel 's habitations. The interview must have been either in a Palace near Goshen, where the Israelites dwelt, or in Zoan ( - Tanis), the Deltaic capital built by a former dynasty, which was of course still available for the reigning dynasty, and which was not far from the Israelite settlement.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَانْتَقَمْنَا
bunun üzerine intikam aldık
مِنْهُمْ
onlardan
فَاَغْرَقْنَاهُمْ
ve onları boğduk
فِي الْيَمِّ
denizde
بِاَنَّهُمْ
şüphe-siz onlar
كَذَّبُوا
yalanladılar
بِاٰيَاتِنَا
âyetle-
rimizi
وَكَانُوا
ve oldular
عَنْهَا
onlardan
غَافِل۪ينَ
habersiz kimseler
Bunun üzerine Biz de onlardan intikam aldık; âyetlerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz (gibi) davranmaları nedeniyle onları denizde boğduk.
اِنْتَقَمَ
Fiil-VIII
ن ق م
İntikam aldı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَغْرَقَ
Fiil-IV
غ ر ق
Boğdu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
يَمّ
İsim
ي م م
Deniz
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
غَافِل
Etken fiil
غ ف ل
Gâfil, habersiz