Fakat onlar, kendilerine bir iyilik geldiği zaman: “Bu bizim hakkımızdır.” dediler, başlarına bir kötülük gelince de bunu, Mûsa ile yanındakilerin uğursuzluğuna¹ yordular. Şunu iyi bilin ki onların bütün uğursuzluğu Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
1 Tetayyur: (تَطَيُّر) ifâdesi, “uğursuzluğa uğramak” anlamında kullanılan mecâzî bir ifâde olduğu için tercüme yukarıdaki şekilde yapılmıştır. Bu mecâzın aslı şudur. Cahiliyye Arapları, bir iş yapacakları zaman Kâbe civarında bir kuş uçururlardı. Eğer kuş, sağ tarafa doğru uçarsa, o işin hayırlı, sol tarafa doğru uçarsa hayırsız olduğuna inanırlardı. Bu bâtıl inanç, “başına kuş konmak, şâns kuşu, hattâ başına kuş pislemek” ifâdeleriyle günümüze kadar gelmiştir. Uğursuzluk açısından güvercin, karga, baykuş ve hüdhüd gibi kuşların uçuşundan anlam çıkarma anlayışı eski bir geçmişe sahip olup Bâbil ve Mısırlılar gibi Yahudi ve Hristiyanlarda da mevcuttu. Câhiliye Arapları kuşların yanı sıra bir kısım özellikler taşıyan insanlarla kulağı yarık, boynuzu kırık hayvanları ve bazı sesleri de uğursuz kabul ederlerdi. Araplar’ın başvurduğu yöntemlerin en yaygını kuş uçurtma şeklinde yapılanıydı. Bu yönteme göre sabahleyin evinden çıkan kişi uçan bir kuşun uçtuğu yöne göre o günkü işini yorumlardı. Kuş soldan sağa doğru uçarsa uğurlu, sağdan sola doğru uçarsa uğursuz sayılırdı. Uçan kuş görülmediği takdirde bir kuşu uçurmak suretiyle aynı işlem uygulanırdı. Câhiliye inancına göre karga garipliğe, hüdhüd ise hidayete delâlet ederdi. Hz. Peygamber (s.a.v) “hastalığın kendiliğinden bulaşmadığını, kuşun uçmasıyla uğursuzluk meydana gelmediğini, safer ayında veya baykuşun ötmesinde uğursuzluk aranamayacağını (Buhârî), İslâm’da uğursuzluk anlayışının bulunmadığını, daima iyimser ifadelerin kullanılması gerektiğini (Buhârî) söylemiş, kuşun uçuşundan geleceğe yönelik kötü sonuçlar çıkarmanın şirk sayıldığını” (Ebû Dâvûd) ısrarla vurgulamıştır. Bk. (İsrâ: 13, Neml: 47, Yasin: 19)