close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 131. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-iżâ câet-humu-lhasenetu kâlû lenâ hâżih(i)(s) ve-in tusibhum seyyi-etun yettayyerû bimûsâ vemen me’ah(u)(k) elâ innemâ tâ-iruhum ‘inda(A)llâhi velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara bir iyilik gelince hakkımızdı bu zaten derler, bir kötülük geldi mi Musa'nın ve onunla beraber bulunanların uğursuzluğuna verirlerdi. İyice bil ki uğradıkları uğursuzluk, Allah'tandı, fakat çoğu bilmezdi bunu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlara (Firavun’a ve adamlarına) bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizim içindir (bu nimet ve fazileti hak etmişizdir)" diyorlardı; onlara bir kötülük isabet ettiğinde ise (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir (ve uğradıkları felaketler, kendi fesatlıkları nedeniyledir); ama onların çoğu (bu gerçekleri) bilmezler (ve akıl erdirmezler).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse, “Bu davranışlarımızla elde ettiğimiz hakkımızdır” derler. Eğer kendilerine bir kötülük gelirse, bunu Musa ve onun taraftarlarının uğursuzluğuna verirlerdi. Yoo, şüphesiz onların uğursuzlukları Allah tarafından onlara yüklenmiştir; fakat çoğu bu gerçeği bilmez.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine bir iyilik, bolluk gelince: "- Bu bizim hakkımızdır" dediler. Başlarına bir kötülük gelince de, bunu Mûsâ ile beraberindekilerin uğursuzluğundan saydılar. Şunu unutmayın, onların uğurlu ve uğursuz saydıklarının, hayır ve şerden paylarının, rızıklarının kendi iradî tercihleri sonucu olacağı Allah katında yazılıdır. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiğinde: "Bu bizim hakkımızdır" derlerdi. Başlarına bir kötülük geldiğinde de Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır [8], ancak çoğu bunu bilmez.
8.Yani başlarına gelen ve birilerinin uğursuzluğundan kaynaklandığını sandıkları felaketler, belalar gerçekte Allah katından gelmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiği zaman 'Bu bizim için' dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Fakat onlara (firavun ailesine) iyilik ve bolluk geldiği zaman: “- Bu bizim hakkımızdır.” dediler. Başlarına bir fenalık geldiği zaman da, beraberindekilerin uğursuzluğuna yoruyorlardı. Dikkat edin! İyilik ve kötülüğü yaratmak ancak Allah'ın kudretiyledir. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiğinde, “bu bizdendir” derlerdi. Bir kötülük onlara isabet ettiğinde, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna verirlerdi. Hâlbuki kesinlikle başlarına gelecek olan nasibleri, Allah katında(muayyen)dır. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara bir iyilik, bolluk gelince, “Bu bizim hakkımızdır” derler; eğer kendilerine bir fenâlık gelirse, Mûsâ ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna sayarlardı. Bilesiniz ki onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Bizi aldatmak için herhangi belgeyi getirsen dahi, sana inan etmeyiz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiğinde: “Bu, bizim içindir” derlerdi. Ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve onun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. Şüphesiz, onların uğursuzlukları (yaptıkları yüzünden) Allah tarafından öngörülmüştür. Ne var ki, çokları bunu bilmezler.
Cemil Said
swap_vert close
Bilâhare bolluk ihsân itdiğiniz vakit "İşte bizim nasîbimiz budur" didiler; Bir musîbete dûçâr oldukları zamân Mûsâ ve ma’iyetinin uğursuzlığına ’atf idiyorlar idi. Ânlara musîbet Allâh’dan geliyor lâkin ekserîsi bilmiyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
/.Onlara bir iyilik geldiği zaman; "Bu bizden ötürüdür" derler, bir fenalığa uğrarlarsa da, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna verirlerdi. Bilin ki, kendilerinin uğradığı uğursuzluk Allah katındandır, fakat çoğu bunu bilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlara bir iyilik (bolluk, bereket) gelince “Bu bizim hakkımızdır” derler, eğer başlarına bir felâket gelirse bunu Mûsâ ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna bağlarlardı. Bilesiniz ki başlarına gelenler Allah katındandır; fakat onların çoğu bunu bilmez.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, «Bu bizim hakkımızdır» derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, "Bunu biz hakkettik," derler, kendilerine bir kötülük dokunduğu zaman ise Musa ve beraberindekileri uğursuzlukla suçlarlardı. Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır. Ancak çokları bilmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman, işte bu bizim hakkımızdır, dediler, başlarına bir kötülük gelince de, işte bu Musa ile yanındakilerin uğursuzluğu yüzünden, dediler. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır. Lâkin çoğu bunu bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman ha, bu bizim hakkımız dediler, ve başlarına bir kötülük gelirse Musâ ile ma'ıyyetindekilerden teşe'üm ediyorlardı, şum kuşları ise ancak Allah yanındadır ve lâkin ekserîsi bilmezlerdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlara her ne zaman bir iyilik (bolluk/bereket) gelse, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık, zaten biz bunu hak etmiştik, layık olduğumuz budur)” derler. Ancak kendilerine bir kötülük (kıtlık gibi bir musibet) geldiği zaman ise (biz bunu hak etmiştik, layık olduğumuz budur, demezler de) Mûsâ ile onun beraberinde olan (müslüman) ları uğursuz sayarlar. Bilesiniz ki, onlara gelen (ve) uğursuzluk (olarak nitelendirdikleri musibetler, inkâr ve isyandaki ısrarları sebebiyle, bir ceza olarak) Allah tarafından kendilerine takdir edilendir, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiği zaman, “Bu bizdendir.” derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır.¹ Ancak çokları bunu bilmez.
1- Firavuncuların yaşadıkları kuraklık ve kıtlık belasının Musa'nın ve onun yanında yer alanlarla bir ilgisi yoktur. Bu belalar, kendi yaptıklarının karşılığı olarak Allah tarafından bir cezalandırılmadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Fakat onlara iyilik gelince: «Bu, bizim hakkımızdır» dediler. Eğer kendilerine bir fenalık da gelirse Musa ile onun berâberindekilere uğursuzluk yüklerlerdi. Gözünüzü açın ki onların uğursuzluğu ancak Allah tarafındandır. Fakat çokları bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte onlara iyilik geldiği zaman: “Bu bizim (hakkımız)dır” derler. Ama onlara bir kötülük isâbet ederse, Mûsâ ve onunla berâber olanları uğursuz sayarlardı. Dikkat edin! Onların uğursuzluğu (kendi amellerinden olup) ancak Allah katındandır; fakat onların çoğu bilmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlara bir iyilik (bolluk vs.) geldiği zaman: ’’Bu (zaten) bizim hakkımız! (kabiliyet ve çalışmamızın ürünüdür) derlerdi. Bir kötülük (sıkıntı) isabet edince de Musa’nın ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yoruyorlardı. İyi bilin ki; onların uğursuzlukları (uğursuz saydıkları her şey) ancak (yaptıkları kötülükler nedeni ile) Allah tarafından öngörülmüştür. Fakat onların çoğu, (ilimle alakaları olmadığı için) bunu bilmez.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara bir iyilik gelse “Bu bizim kendimize aittir” derler. Onlara bir kötülük dokunduğunda ise, Musa ve onunla beraber olanlardan dolayı uğursuzluğa uğradıklarını söylerler. Hayır! Onların uğradıkları uğursuzluklar Allah’ın katından gelen cezadır. Ama çoğunluğu bunu bilmiyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar iyiliğe kavuşunca: "Tam bize göre" derler, başlarına bir kötülük gelince de onu Musa ile onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Bilesiniz ki gerçekten onların uğursuzluğu Allah’ın katından gelmedir. Ancak, onların pek çoğu bunu bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara iyilik [¹] gelince «— Bu, bize gerektir» derler. Bilâkis onlara bir kötülük [²] gelirse Musa/yı da, yanındakileri de, uğursuz sayarlar. Haberiniz olsun ki onların uğursuzluğu yalnız Allah yanındadır [³]. Fakat pek çokları bunu bilmezler. [⁴]
[1] Bolluk, zenginlik.[2] Kıtlık, fakirlik.[3] Allah yanında olan amelleri uğursuzluklarına sebeptir.[4] Bilmediklerinden dolayı uğursuzluğu Musa'dan sanırlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiğinde, “Bu zaten bizim hakkımızdı” derler. Kendilerine bir kötülük ulaşınca da, Musa ve onunla beraber olanların uğur(suzluğ)una yorarlardı. İyi bilin ki, onların (duçar olduğu) uğur/uğursuzluk [tâ’irihum] ancak Allah katındandır fakat onların çoğu bilmezler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiği zaman, “Bu bizim için” derlerdi. Onlara bir kötülük de isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ne zaman kendilerine bir iyilik erişse, “Bu bizim doğru yolda olduğumuzu açıkça gösteren bir delil olup, yalnızca bize aittir ve sırf bizim bilgi ve becerimiz sayesinde gerçekleşmiştir!” derlerdi. Başlarına bir belâ gelince de, Mûsâ ve arkadaşlarının kendilerineuğursuzluk getirdiğini ileri sürerlerdi. Hayır; aslında uğursuzlukları kendi kötülükleri yüzünden Allah tarafından verilmiştir; ne var ki, pek çokları bunu bilmezler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara İyilik / Güzellik geldiği zaman: “Bu bizim hakkımızdır” dediler. Bir kötülük dokunduğunda Musa ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yorarlar. Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katındadır; ama onların çoğu bilmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Fıravunlar, bir nimete konunca: " Bu, bizden " derler, başlarına bir kötülük gelince de bunu, Musa ve adamlarının uğursuzluğuna yorarlardı. Hiç olur mu! Aslında bütün ipler Allah'ın elinde ama çokları bunu bilemez ki.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenlerin yaptıkları hiçbir zaman değişmiyor. Muhakkak ki inkâr edenler başlarına gelenlerden hiç ders almaz. İşlerine gelen bir şey olursa hemen sahip çıkarlar. Onların başına bir iyilik gelse; “Bu bizim hakkımızdır” der, eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı. Bilesiniz ki onlara gelen uğursuzluk da iyilik de Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler. Hepsi yasalarımız doğrultusunda cereyan eder. Biz yeryüzünü gökyüzünü yasalarımızla yönetiriz. Yasalarımızda bir değişiklik bulamazsınız. Dünyada yaşarken yasalarımız gereği gökyüzünden yeryüzünden sizin bazen bolluk dediğiniz, bazen felaket dediğiniz olaylar meydana gelir. Bolluk dediğiniz olaylar hoşunuza gider. Felaket dediğiniz olaylardan hoşlanmazsınız. Buna rağmen yasalarımız gereği başınıza gelen bolluklar için biz yaptık bizim sayemizde geldi der, felaket dediğiniz olaylar başınıza geldiği zaman başkalarını suçlarsınız. Hâlbuki Rabbinizin yasalarıyla meydana gelen olaylar, yaşadığınız dünyanın size ait olmadığını hatırlatır. Sizler bolluğuna, yokluğuna, iyiliğine, felaketine egemen olamadığınız yeryüzünde yaşarsınız. Bunu fark edip haddinizi bilerek yaşayacağınıza şımararak azarsınız. Etrafınızdaki olaylardan ders çıkarmazsınız. Olayları kendi çıkarlarınıza göre yorumlayarak zanlarda bulunursunuz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiğinde “Bu, sadece bizim hakkımızdır.” demişlerdi. Kendilerine bir kötülük geldiğinde onu da Musa ve beraberindekiler nedeniyle (gelen) uğursuzluğa bağlarlar(dı). [*] Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katında(n)dır fakat çoğu bilmez.
Benzer mesajlar: Neml 27:47; Yâsîn 36:18-19.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Fakat onlar, kendilerine bir iyilik geldiği zaman: “Bu bizim hakkımızdır.” dediler, başlarına bir kötülük gelince de bunu, Mûsa ile yanındakilerin uğursuzluğuna¹ yordular. Şunu iyi bilin ki onların bütün uğursuzluğu Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
1 Tetayyur: (تَطَيُّر) ifâdesi, “uğursuzluğa uğramak” anlamında kullanılan mecâzî bir ifâde olduğu için tercüme yukarıdaki şekilde yapılmıştır. Bu mecâzın aslı şudur. Cahiliyye Arapları, bir iş yapacakları zaman Kâbe civarında bir kuş uçururlardı. Eğer kuş, sağ tarafa doğru uçarsa, o işin hayırlı, sol tarafa doğru uçarsa hayırsız olduğuna inanırlardı. Bu bâtıl inanç, “başına kuş konmak, şâns kuşu, hattâ başına kuş pislemek” ifâdeleriyle günümüze kadar gelmiştir. Uğursuzluk açısından güvercin, karga, baykuş ve hüdhüd gibi kuşların uçuşundan anlam çıkarma anlayışı eski bir geçmişe sahip olup Bâbil ve Mısırlılar gibi Yahudi ve Hristiyanlarda da mevcuttu. Câhiliye Arapları kuşların yanı sıra bir kısım özellikler taşıyan insanlarla kulağı yarık, boynuzu kırık hayvanları ve bazı sesleri de uğursuz kabul ederlerdi. Araplar’ın başvurduğu yöntemlerin en yaygını kuş uçurtma şeklinde yapılanıydı. Bu yönteme göre sabahleyin evinden çıkan kişi uçan bir kuşun uçtuğu yöne göre o günkü işini yorumlardı. Kuş soldan sağa doğru uçarsa uğurlu, sağdan sola doğru uçarsa uğursuz sayılırdı. Uçan kuş görülmediği takdirde bir kuşu uçurmak suretiyle aynı işlem uygulanırdı. Câhiliye inancına göre karga garipliğe, hüdhüd ise hidayete delâlet ederdi. Hz. Peygamber (s.a.v) “hastalığın kendiliğinden bulaşmadığını, kuşun uçmasıyla uğursuzluk meydana gelmediğini, safer ayında veya baykuşun ötmesinde uğursuzluk aranamayacağını (Buhârî), İslâm’da uğursuzluk anlayışının bulunmadığını, daima iyimser ifadelerin kullanılması gerektiğini (Buhârî) söylemiş, kuşun uçuşundan geleceğe yönelik kötü sonuçlar çıkarmanın şirk sayıldığını” (Ebû Dâvûd) ısrarla vurgulamıştır. Bk. (İsrâ: 13, Neml: 47, Yasin: 19)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse “Bu (zaten) bizim hakkımızdı!” derler, ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve o’nun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. ⁹⁵ Yoo! Şüphesiz, onların uğur[suzluk]ları Allah tarafından öngörülmüştür; ne var ki, çoğu (bunu) bilmez.
95 Tetayyera bihî ifadesi “ona bir uğursuzluk yakıştırdı”, “uğursuzluğu ondan bildi” anlamına geliyor. Kuşların uçuşlarına -uçuş yönlerine, uçuş biçimlerine- bakarak gelecekten haber vermek ya da kehanette bulunmak İslam öncesi dönemlerde Araplar arasında yaygın bir âdetti. Bundan olacak ki, tâir (uçan şey, kuş) sözcüğü klasik Arapça’da çoğu zaman, iyi ya da kötü her iki yönde “kader, alınyazısı” ya da “talih, kısmet” karşılığı olarak kullanılır. Nitekim, yukarıdaki ayetin sonraki cümlesinde de (“onların [kötü] talihi (ya da kaderi) Allah tarafından [lafzen, “Allah ile”] yazılmıştır”) sözcük bu anlamda kullanılmaktadır. Bu mecazî anlamıyla tâir ya da tayr sözcüğü fiil türevleriyle birlikte şu ayetlerde de geçmektedir: 3:49, 5:110, 17:13, 27:47, 36:18-19.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ama onlar bolluk ve refaha ulaştıklarında ‘Bu bizim en doğal hakkımızdı’ derler, sıkıntı ve darlığa düştüklerinde ise Musa’yı ve onunla birlikte olanları uğursuzlukla suçlarlardı. Oysa onların uğursuzluk saydıkları Allah katından bir yasadır. Fakat bu gerçeği onların çoğu bilmiyorlar. 27/47, 36/18
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Oysa ki onlar, kendilerine ne zaman iyilik ulaşsa “Bu (zaten) bizim hakkımızdı” derler; fakat ne zaman da bir kötülük dokunsa, Musa ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yorarlardı. Yoo! Onların (fal yoluyla) uğursuzluğa yordukları (şey) Allah katındandır; fakat onların çoğu bunun farkında değiller.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlara bir bolluk geldiğinde; "Bu bizim hakkımızdır" dediler, kıtlık eriştiğinde ise, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı, (kendi günah ve kusurlarını hiç hesaba katmazlardı) Haberiniz olsun ki, onların uğursuz saydığı şeyler (kıtlık ve sıkıntılar ancak) Allah katındandır. (Rablerinin takdiridir ve onların kötü amellerinin bir cezasıdır) Fakat onların birçoğu bu gerçeği bilmezler!
Osman Fırat
swap_vert close
Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katındadır. Fakat çokları bilmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Fakat onlara güzellik gelince, «Bu bizim hakkımızdır» dediler. Onlara bir kötülük isabet ederse Mûsa ile ve O'nunla beraber olanlar ile teşe'ümde bulunurlardı. Haberiniz olsun ki, onların şeameti ancak Allah tarafındandır. Fakat onların pek çokları bilmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara iyilik, bolluk geldiğinde: “Hâ işte bu bizim hakkımız! Kendi becerimizle bunu elde ettik! ” derlerdi. Eğer kendilerine bir kötülük gelirse onu, Mûsa ile beraberindeki müminlerin uğursuzluklarına verirlerdi. Dikkat edin, iyiliği olduğu gibi kötülüğü de yaratmak, ancak Allah'ın kudretiyledir fakat onların çoğu bilmezler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiği zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kötülük ulaşırsa, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlar(onların yüzünden belaya uğradıklarını sanırlar)dı. İyi bilinki, onların uğursuzluğu Allah katındadır, fakat çokları bilmezler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Halbuki onlar bundan mütenebbih olmadılar) Kendilerine bir eyilik gelse: "Bu bizim hakkımızdır, biz buna lâyıkız" didiler ve eğer onlara bir fenâlık isâbet itse "Mûsâ ve berâberindekiler ile teşe'üm iderler (bunlar onların uğursuzlığıdır dirler.) Âgâh olun! Onların (Fir'avn kavminin) kendi uğursuzlukları Allâh tarafından cezâlarıdır. Lâkin ekserîsi bunı bilmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşleri iyi gidince “Biz bunu hak ettik.” derler, sıkıntı bastırdı mı onu da Musa’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğuna bağlarlardı. Bakın, onlar için asıl uğursuzluk Allah katında olandır. Ama çokları bunu bilmez.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiği zaman “bu bizim hakkımızdır” derler, onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Başlarına bir iyilik gelince “Bu bizim hakkımız” der, kötülük gelince de Musa ile beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Heyhat! Onların uğursuzluğu Allah katındandı da çoğu bunu bilmiyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlara bir iyilik geldiğinde, "Bu bizimdir!" derlerdi. Kendilerine bir kötülük dokunduğunda ise Mûsa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Gözünüzü açın! Onların uğursuzluk kuşu, Allah katındadır, fakat çokları bilmiyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ķaçan gele anlara eyü iş bizümdür uşbu.” daħı eger irer-ise anlara yavuz iş şomı dutarlar mūsā’yı daħı anı kim anuñ-iledür. ay bayıķ śoñı anlaruñ Tañrı ķatındadur! velįkin anlaruñ eyregi bilmezler
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan gelse özlerine ucuzlıḳ, ni‘metler çoḳ olsa eydürler: Bu bizüm‐çündür,biz aña müsteḥaḳ‐biz ve eger yitişse anlara ḳızlıḳ ve muṣībetler yaman fāl du‐tarlardı Mūsāyı Benī İsrā’īl. Alaruñ şūmluġındandur, dirlerdi. Anlaruñyaman fālları Tañrı Ta‘ālā ḳatında yazılmışdur. Līkin anlaruñ çoġı bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara bolluq qismət olduğu zaman: “Bu bizim (haqqımızdır)!” – deyər, bir pislik üz verdikdə isə bunu (bir uğursuzluq, nəhslik kimi) Musadan və yanındakılardan görərdilər. Agah olun ki, onların başına gələn uğursuzluq (nəhslik) Allahdandır, lakin onların əksəriyyəti (bunu) bilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But whenever good befell them, they said : This is ours; and whenever evil smote them they ascribed it to the evil auspices of Moses and those with him. Surely their evil auspice was only with Allah. But most of them knew not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But when good (times) came, they said, "This is due to us;" When gripped by calamity, they ascribed it to evil omens connected with Moses and those with him! Behold! in truth the omens of evil are theirs(1088) in Allah.s sight, but most of them do not understand!
1088 Their superstition ascribed the punishment of their own wickedness to some evil omen. They thought Moses and his people brought them ill-luck. They did not look within themselves to see the root of evil, and the cause of their punishment! So it happens in all ages. People blame the righteous for something which they do, different from other men, instead of searching out their own lapses from rectitude, which are punished by Allah, (Cf. 36:18-19).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِذَا
fakat ne za-man ki
جَٓاءَتْهُمُ
onlara geldi
الْحَسَنَةُ
güzellik
قَالُوا
dediler
لَنَا
bizimdir
هٰذِه۪ۚ
bu
وَاِنْ
ve eğer
تُصِبْهُمْ
onlara isabet ederse
سَيِّئَةٌ
bir fenalık
يَطَّيَّرُوا
uğursuz sayarlardı
بِمُوسٰى
Mûsâ'yı
وَمَنْ
ve o kim-seleri ki
مَعَهُۜ
berabe-rindedir
اَلَٓا
dikkat edin
اِنَّمَا
ancak
طَٓائِرُهُمْ
uğursuz olanlar onlardır
عِنْدَ
katın-dandır
اللّٰهِ
Allah'
ın
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَهُمْ
onların çoğu
لَا يَعْلَمُونَ
bilmezler
Fakat onlara bir güzellik (ve iyilik) geldiği zaman, "bu bizim (hakkımız)dır" derlerdi. Ama kendilerine bir fenalık gelirse de (bunu) Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Dikkat edin! Allah katında asıl uğursuz olanlar onlardır; fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
حَسَنَة
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
سَيِّئَة
İsim
س و ا
Kötülük, fenalık
اِطَّيَّرَ
Fiil-V
ط ي ر
Uğursuz saydı, uğursuzluğa uğradı
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اَلَٓا
Edat
اَلَٓا
Dikkat edin
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
طَٓائِر
Etken fiil
ط ي ر
Kuş, uğursuz olan, uğursuzluk
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi