Biz de Musa’ya: ’’Asanı (yere) bırak” diye vahyettik. (Asayı yere bırakınca) Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını (bir bir) yakalayıp yutuyor (yok ediyor).*
(*) 116-117 Büyücülük, muskacılık birer şarlatanlıktır. Bu konunun metafizik bir yönü yoktur. Musa’nın dönemindeki sihirbazlar, halkı hipnozla etkileri altına alıp illüzyonla gözlerini boyuyorlardı. Musa, uydurmaları yutan bir gerçeği ortaya koyarak trans halinde hayaller gören halkı uyandırdı. Musa’nın ortaya koyduğu şeyin sihir olmadığını herkesten iyi anlayan sihirbazlar canları pahasına da olsa ona inandılar. Peygamberliğine bir delil olarak İsa’ya verilen mucizeler hariç şifa dağıtıcılık da tıpta "placebo" diye bilinen psikolojik etkiden ibaret bir palavradır. Şifa verme ve büyü çözme iddialarıyla cahil halkı sömüren sahtekâarlar hastalanınca hemen hastahanelere koşarlar. Ne yazık ki cehaletin yaygın bir hastalık olduğu toplumlarda sahtekârlara ve palavracılara büyük rağbet olur. (E. Yüksel Meali 116. Ayet Açıklaması) Bu âyette sihir adı verilen şeyin olağanüstü bir yanı olmayıp sadece birtakım tekniklerle yapılan bir illüzyon olduğu, devamındaki âyetin son kelimesinden açıkça anlaşılmaktadır. Kur’an, gözbağcılığa ve elçabukluğuna dayalı ‘illüzyon’ ile, görünmez güçler kullanılarak yapıldığına inanılan ‘sihir’ arasında lafzî bir ayrıma gitmiyor. Farklı mahiyetlerine rağmen ikisini de “sihir” olarak adlandırıyor… (M. İslamoğlu Meali 116. Ayet Açıklaması)