(Bunun üzerine) Musa, asasını yere bıraktı; bir de ne görsünler, (o değnek adata) kocaman bir yılana dönüşmüş!*
(*) Şöyle bir soru akle gelebilir: Hz. Musa’nın (a.s.) Mucizesi olarak ilan edilen yılan bağlamında Kur’anı Kerimde iki tabir; “su’ban” büyük yılan ve “can” küçük yılan kullanılmıştır. Acaba bu iki tabir arasında çelişki yok mudur? Cevap: Bu iki ayet arasında çelişki yoktur. Zira Musa’nın (a.s) asasını “can” ile tabir eden ayetler Hz. Musa’nın (a.s) nübüvvetinin ilk dönemine aittir ki Hz. Musa daha bu mucizeye hazırlığı yok idi. Hatta Kur’an’ın açık söylemine göre Hz. Musa dehşete kapılmış ve yılandan korkmuş. Ama asayı “su’ban” olarak tanıttığı yer ise risaleti tebliğ etmekle görevlendirilip Firavunla karşılaştığı döneme aittir. Bu ayetler bir celseyle alakalı değildir ki yılandan iki farklı tabir etmiş olsun. Hatta eğer iki tabir bir zamanla alakalı olsa bile ayetler arasında yine çelişkinin olmadığı bilinmelidir. Zira bir ayette asa büyük yılana dönüştüğünü diyor; (fe iza hiye su’banun) ve diğer ayette ise adeta küçük bir yılanın olduğuna işaret ediyor; (ke enneha cannun) Şöyle ki: “Su’ban” şeklinde tabir eden Araf ve Şuara surelerinde “fe izen hiye” şeklinde tabir edilmiştir. Yani Musa’nın asası aniden büyük yılana dönüştü. Ama “can” tabirini ifade eden Neml ve Kısas surelerinde ise “fe izen hiye” tabiri ifade edilmemiştir. Yani Neml ve Kısas surelerinde Musa’nın asası küçük ve hızlı hareket eden yılana dönüştüğü denilmiyor. Bilakis “ke enneha” ibaresinden istifade ediliyor. Yani o yılan mucizevarane ve büyük yılan gibi vücuda geldi ve hareket etmeye başlayınca (felema re eha tehtezzü), onun hareketi küçük ve hızlı yılan gibi idi. Oysaki ağır cüsseli olan şeyler, ağırlıkları gereğince yavaş hareket etmeleri lazım. Ama büyük olmasına rağmen küçük olan yılan niteliğini taşıyıp hızlı hareket etmesi mucize bakımından daha önemlilik arz etmektedir. [TABERİSİ, Fazl b. el- Hüseyin, “Mecmeul Beyan”, darul marife, c. 3 ve 4, s. 705-706.) Özetle; Burada dikkat edilmesi gereken ilk nokta, Araf suresindeki ve Taha sûresindeki anlatılan iki olay birbirinden farklıdır. Aynı konudan söz edilmemektedir. Eğer ilgili ayetten önceki birkaç ayet okunsa bu rahatlıkla görülebilir. Araf sûresinin 107. ayetinde Firavunla karşılaşma esnasında yaşanan bir olay anlatılır ve ona karşı Musa asasını atar. Taha sûresinin 20. ayetinde ise Firavuna gitmeden önce Allah Musa’ya verdiği mucizeleri gösterirken, asasını yere bırakmasını ister. İki farklı durumda boyut olarak birbirinden farklı hayvanlara dönüşmüş olabilir. Olaylar farklı olduğu için de bir çelişkiden söz etmek de mümkün değildir.