close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 107. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feelkâ ‘asâhu fe-iżâ hiye śu’bânun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Musa, sopasını yere attı, derken sopa apaşikar kocaman bir yılan oldu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun üzerine Musa asasını yere attı. “Oo bir de ne görsünler!” koskoca bir ejderha!
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsâ asâsını yere attı. Asâ hemen, âşikâre bir ejderha oluverdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa) asasını attı ve bir anda apaçık bir yılan oluverdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsa, asâsını yere bıraktı. Hemen o anda asâ, kocaman bir ejderha oluverdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa, asasını atar atmaz ortaya apaçık bir ejderha olarak çıkıverdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsâ asâsını yere attı, o hemen tam anlamıyla bir ejderha oluverdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Musa değneğini yere atınca, hemen açıkça bir ejderha oluvermişti
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Musa, asasını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha oldu.
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ değneğini atdı değnek birden bire âşikâr sûretde ejderhâya tehavvül iyledi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
107,108. Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsâ asâsını yere attı. Bir de baktılar ki apaçık bir yılan!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!
Edip Yüksel
swap_vert close
Asasını attı, iri bir yılan oluverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, ne baksın o koskoca bir ejderha kesiliverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bunun üzerine (Mûsâ) asasını (yere) attı ve o, apaçık büyük bir yılan oldu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine, Musa asasını yere bıraktı, asa sahici büyük bir yılan¹ oldu.
1- Ejderha.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakdı, bir de ne görsünler: O, apaçık bir ejderhâdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (Mûsâ) asâsını (yere) bıraktı. Bir de baktılar ki, o, apaçık bir ejderhâ!(1)
(1)İbn-i Abbâs (ra)’dan rivâyete göre, Mûsâ Aleyhisselâm asâsını yere bırakınca asâsı, ağzını açmış büyük bir ejderhâ oldu ve sür‘atle Fir‘avun’a doğru hareket etti. Ejderhânın kendisine doğru geldiğini gören Fir‘avun, derhâl tahtından atladı ve ona mâni‘ olması için Mûsâ Aleyhisselâm’a yalvarmaya başladı. Bunun üzerine Mûsâ Aleyhisselâm onu eline alınca, tekrar eski hâline döndü. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 85)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bunun üzerine) Musa, asasını yere bıraktı; bir de ne görsünler, (o değnek adata) kocaman bir yılana dönüşmüş!*
(*) Şöyle bir soru akle gelebilir: Hz. Musa’nın (a.s.) Mucizesi olarak ilan edilen yılan bağlamında Kur’anı Kerimde iki tabir; “su’ban” büyük yılan ve “can” küçük yılan kullanılmıştır. Acaba bu iki tabir arasında çelişki yok mudur? Cevap: Bu iki ayet arasında çelişki yoktur. Zira Musa’nın (a.s) asasını “can” ile tabir eden ayetler Hz. Musa’nın (a.s) nübüvvetinin ilk dönemine aittir ki Hz. Musa daha bu mucizeye hazırlığı yok idi. Hatta Kur’an’ın açık söylemine göre Hz. Musa dehşete kapılmış ve yılandan korkmuş. Ama asayı “su’ban” olarak tanıttığı yer ise risaleti tebliğ etmekle görevlendirilip Firavunla karşılaştığı döneme aittir. Bu ayetler bir celseyle alakalı değildir ki yılandan iki farklı tabir etmiş olsun. Hatta eğer iki tabir bir zamanla alakalı olsa bile ayetler arasında yine çelişkinin olmadığı bilinmelidir. Zira bir ayette asa büyük yılana dönüştüğünü diyor; (fe iza hiye su’banun) ve diğer ayette ise adeta küçük bir yılanın olduğuna işaret ediyor; (ke enneha cannun) Şöyle ki: “Su’ban” şeklinde tabir eden Araf ve Şuara surelerinde “fe izen hiye” şeklinde tabir edilmiştir. Yani Musa’nın asası aniden büyük yılana dönüştü. Ama “can” tabirini ifade eden Neml ve Kısas surelerinde ise “fe izen hiye” tabiri ifade edilmemiştir. Yani Neml ve Kısas surelerinde Musa’nın asası küçük ve hızlı hareket eden yılana dönüştüğü denilmiyor. Bilakis “ke enneha” ibaresinden istifade ediliyor. Yani o yılan mucizevarane ve büyük yılan gibi vücuda geldi ve hareket etmeye başlayınca (felema re eha tehtezzü), onun hareketi küçük ve hızlı yılan gibi idi. Oysaki ağır cüsseli olan şeyler, ağırlıkları gereğince yavaş hareket etmeleri lazım. Ama büyük olmasına rağmen küçük olan yılan niteliğini taşıyıp hızlı hareket etmesi mucize bakımından daha önemlilik arz etmektedir. [TABERİSİ, Fazl b. el- Hüseyin, “Mecmeul Beyan”, darul marife, c. 3 ve 4, s. 705-706.) Özetle; Burada dikkat edilmesi gereken ilk nokta, Araf suresindeki ve Taha sûresindeki anlatılan iki olay birbirinden farklıdır. Aynı konudan söz edilmemektedir. Eğer ilgili ayetten önceki birkaç ayet okunsa bu rahatlıkla görülebilir. Araf sûresinin 107. ayetinde Firavunla karşılaşma esnasında yaşanan bir olay anlatılır ve ona karşı Musa asasını atar. Taha sûresinin 20. ayetinde ise Firavuna gitmeden önce Allah Musa’ya verdiği mucizeleri gösterirken, asasını yere bırakmasını ister. İki farklı durumda boyut olarak birbirinden farklı hayvanlara dönüşmüş olabilir. Olaylar farklı olduğu için de bir çelişkiden söz etmek de mümkün değildir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa asasını yere atınca, asa birden bire açık bir şekilde yılan oldu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Musa değneğini yere bırakıverdi. Derken değnek göz göre göre yılan oluverdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine Musa asasını bıraktı. Asa besbelli ejderha oluverdi;
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine o asasını attı. Bir de ne görsünler? Apaçık bir yılan/ejderha!³⁶
36 Krş. Tâhâ, 20/20; Şuarâ, 26/32; Gerek bu ayette ve gerekse Şuarâ Sûresi’ndeki ayette yılan veya ejderha diye tercüme ettiğimiz kelime “su’bân” kelimesidir. Tâhâ, 20’de ise “hayye”dir. Burada bir çelişki var sanılmasın. Korkunç oluşundan dolayı “su’ban”, hareket ve çevikliğinden dolayı da “hayye” dendiği anlaşılıyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir ejderha oluverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsâ asâsını atıverdi yere; bir de ne görsünler, o cansız değnek, kocaman bir yılana dönüşmüş!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken asâsını attı; hemen o açıkça bir yılan!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Musa hemen sopasını yere attı. Atar atmaz da gerçek bir yılan oluverdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine Musa Firavuna gönderilen ayetleri okumaya başladı. Ayetler Firavunun inancını sorguluyor. O’na insan olduğunu hatırlatıyor. Allah’a inanmasını, yasalarına uymasını istiyordu. Okuduğu ayetler Musa’nın inancının dayandığı esaslardı. Kendini İlah zanneden Firavun ne yapacağını şaşırdı. Bugüne kadar sarayında herkes O’na Tanrı gözüyle bakarken, O’nu Tanrı olarak kutsarken, Musa’nın sözleri aksini iddia ediyordu. Okunan ayetler sarayın her yanını bir ejderha gibi sarmış, Firavunun sarayının sütunları sarsılmıştı. Firavunun kurduğu Tanrılık düzenin sallanmaya başladığını anladı. Çünkü Musa’nın elindeki güç (asa) çok kuvvetliydi! Firavun inancının temelini allak bullak etmişti.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Musa) asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, o (asa) apaçık bir yılan (olmuş)! [*]
Benzer mesajlar: Neml 27:10-12, Tâhâ 20:22; Şu’ara 26:32-33; Kasas 28:31.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bunun üzerine Mûsa) âsâsını bıraktı. Bir de baktılar ki âsâ, gerçek bir yılan (oluvermiş.)¹
1 Aynı âyet için Bk. (Şuara: 32)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine [Musa], asâsını yere bıraktı: Oo! [bir de ne görsünler!] düpedüz bir yılandı, bu;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunun üzerine Musa asasını yere bıraktı. O anda ne görsünler! Asa apaçık bir yılan oluvermiş! 26/30...33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa) asâsını yere bıraktı: Fakat o da ne? Düpedüz bir yılandı o!
Orhan Kuntman
swap_vert close
Musa asasını yere attığında - bir de ne görsünler- asa, koskoca bir ejderha olmamış mı?
Osman Fırat
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsün!er, apaçık kıvrılan bir yılan.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bunun üzerine âsâsını bıraktı. Âsâ hemen apaçık bir ejderha oluverdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
107, 108. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere bırakıverdi, bir de ne görsün: o koskoca bir ejderha kesilmiş! Elini sıyırıp çıkardı, bir de ne görsün: Bakan kimseler için parlak mı parlak, ışık saçan bir el haline gelmiş! [20, 18-22] {KM, Çıkış 4, 2-8}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa), asasını attı, birden o, açıkça bir ejderha (oluverdi).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mûsâ 'asâsını yere bırakdı. O da derhâl büyük ve âşikâr bir ejderhâ oldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Musa hemen değneğini yere attı. Birden bire tam bir yılan oluverdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
O anda Musa bastonunu attı. Şimdi o apaçık bir ejderha olmuştu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Musa asâsını attığında o koca bir yılan kesiliverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsa, asasını yere attı; birden korkunç bir ejderha oluverdi o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes bıraķdı aśasını pes ol vaķt kim ol ejderhādur bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes bıraḳdı Mūsā ‘aṣāsını ol vaḳtda ol ulu yılan oldı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Fir’on bunu deyən kimi) Musa əsasını (yerə atdı) və o, dərhal (hamının gözünə) aşkar görünən bir əjdaha oldu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then he flung down his staff and lo! it was a serpent manifest;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then (Moses) threw his rod, and behold! it was a serpent, plain (for all to see)!(1075)
1075 The serpent played a large part in Egyptian mythology. The great sun-god Ra won a great victory over the serpent Apophis, typifying the victory of light over darkness. Many of their gods and goddesses took the forms of snakes to impress their foes with terror. Moses's rod as a type of a serpent at once appealed to the Egyptian mentality. The contempt which the Egyptians had entertained in their minds before was converted into terror. Here was someone who could control the reptile which their great god Ra himself had such difficulty in overcoming! (Cf. 20:20 ).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَلْقٰى
bunun üzerine attı
عَصَاهُ
asasını
فَاِذَا
hemen o anda
هِيَ
o
ثُعْبَانٌ
bir yılan
مُب۪ينٌۚ
apaçık
Bunun üzerine (Mûsâ) asasını (yere) attı, o da hemen apaçık (kocaman) bir yılan (oluverdi)!
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
عَصَا
İsim
ع ص و
Asa
هِيَ
Zamir
هِيَ
O (bayanlar için kullanılır)
ثُعْبَان
İsim
ث ع ب
Yılan
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan