close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 101. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Tilke-lkurâ nekussu ‘aleyke min enbâ-ihâ(c) velekad câet-hum rusuluhum bilbeyyinâti femâ kânû liyu/minû bimâ keżżebû min kabl(u)(c) keżâlike yatbe’u(A)llâhu ‘alâ kulûbi-lkâfirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İşte bu yurtlara ait bazı vukuatı anlatmadayız sana. Andolsun ki peygamberleri, apaçık delillerle geldi onlara, fakat önce inkar ettikleri, yalan saydıkları şeylere inanmadılar. İşte Allah, kafirlerin gönüllerini böyle mühürler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte bu ülkeler (ve kavimlerle ilgili), Sana onların haberlerinden (ve tarihi hadiselerinden) aktarmalar yapıyoruz. Gerçekten, onlara elçileri apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama daha önceden (peşinen) yalanlamaları nedeniyle iman eder olmadılar. İşte Allah, inkâr edenlerin kalplerini böyle damgalayıp (hidayetlerini karartırdı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte o memleketlerin hali ey peygamber! Sana onların haberlerinden bir kısmını naklediyoruz. Onlara elçileri apaçık belgeler getirmişlerdi. Ama onlar bir kere yalan saydıkları şeye bir daha inanmak istemediler. İşte böylece Allah gerçekleri örtbas edenlerin kalplerine mühür vuruyor.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte yok olup giden memleketler! Onların başlarına gelen felâketlerin bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, Rasulleri onlara apaçık deliller, mûcizelerle gelmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları hakikatlere iman edecek değillerdi. İşte Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin kalplerini, kafalarını böyle anlayışsız hale getirir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 11/101-102; 17/15.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte o kasabaların haberlerinden bazılarını sana anlatıyoruz. Şüphesiz onlara peygamberleri açık belgeler getirmişlerdi. Ancak daha önce yalanladıklarına iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah, kâfirlerin kalplerini böyle mühürler.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte bu ülkeler, sana onların 'haberlerinden aktarmalar yapıyoruz.' Gerçekten, onlara elçileri apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama daha önceden yalanlamaları nedeniyle iman eder olmadılar. İşte Allah, inkâr edenlerin kalplerini böyle damgalar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte o memleketlerin durumu ki, ey Rasûlüm, Biz sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, O memleketlerin halkına, peygamberleri açık mûcizeler getirmişti. Öyle iken iman etmek istemediler. Çünkü ondan önce inkâr etmeyi âdet edinmişlerdi. Allah kâfirlerin kalblerini işte böyle mühürler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte bu şehirlerin haberlerini sana anlatıyoruz. Şüphesiz elçileri açık deliller ile geldi. Fakat daha önce aşırı bir derecede yalanladıkları için imana gelemediler. İşte Allah, kâfirlerin kalplerini böylece mühürlüyor.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte, kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte olayların nicelerin, sana salık verdiğimiz şehirler bunlardır, onlara peygamberler açık belgelerle gelmiş idiler, önce yalanlamış olduklarından inanmadılar, kâfirlerin gönüllerin Allah böyle damgalar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte o memleketlerin haberlerinin bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, resulleri onlara apaçık deliller getirmişti; ama onların daha önce de yalanladıkları şeye inanmaya hiç niyetleri yoktu. İşte Allah (inatları yüzünden) inkârcıların kalplerini böyle mühürler.
Allah, insanlığın saadeti için her devirde peygamberler göndermiştir. İnsanlardan bu peygamberlere inananlar olduğu gibi karşı çıkanlar da olmuştur. Hiçbir gerekçeye dayanmadan sırf bozgunculuk olsun ve insanların doğru yola gitmesi engellensin diye peygamberleri alaya alarak ortalığı karıştıranların cezası çok ağır olmuştur. “Allah inkarcıların kalbine mühür basar” ifadesi mecazi olup, inkara şartlanmış olanların hakka direnmesine karşılık “kalp gözlerini köreltir ve böylece kendi kendilerini gerçeği göremez hale getirirler” demektir.  
Cemil Said
swap_vert close
Biz sana bu şehirlerin hikâyelerinden ba’zılarını anlatacağız: Oralarda peygamberler zuhûr itdiler ve mu’cizeler gösterdiler fakat o kavimler evvelce kizb olarak telâkkî itmiş oldukları şeylere yine inanmıyorlar idi. Allâh kâfirlerin kalblerini işte böyle temhîr ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İşte o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte o ülkeler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunlar, sana haberlerini aktardığımız toplumlardır. Elçileri, onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Ama daha önceden yalanladıklarına inanacak değillerdi. ALLAH kafirlerin kalplerini böyle damgalar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte o kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İşte o memleketler, bunların başına gelenlerden bâ'zısını sana kıssa olarak nakl ediyoruz; celâlım hakkı için onlara Peygamberleri beyyinelerle geldiler öyle iken iyman etmek istemediler, çünkü ondan evvel inkâr etmeği âdet etmişlerdi, Allah kâfirlerin kalblerini işte böyle tab'eder
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte o memleketler. Sana onların haberlerinden (bazısını) anlatıyoruz. Kasem olsun ki onlara peygamberleri açık deliller getirmişti. Fakat daha önce yalanladıkları şeylere îmân edecek değillerdi. Allah, (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmeyen) kâfirlerin kalbini, işte böyle (manen) mühürler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte o beldeler ki sana bazı haberlerini anlatıyoruz. Resulleri onlara beyyinat¹ getirmişlerdi. Ancak onlar, daha önce yalanlamış oldukları şeye inanmak istemediler. Allah gerçeği yalanlayan nankörlerin kalplerini işte böyle mühürler.²
1- Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi. 2- Mühürleme, sebep değil sonuçtur. Helaki gerektirecek kadar azgınlaşmanın, zulmetmenin, büyüklük taslamanın sonucudur.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte o memleketler (in haali! Habîbim) sana onların haberlerinden bir kısmını naklediyoruz. Andolsun ki peygamberleri onlara apaçık alâmetler (mu'cizeler) getirmişdir. Fakat daha evvelden yalanlamış oldukları şeylere îman etmediler. İşte kâfirlerin yüreklerine Allah böyle mühür basar. .
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte o şehirler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Ve Celâlim hakkı için, peygamberleri kendilerine apaçık mu'cizeler getirdiler! Fakat daha önce(mu'cizeler gelmeden evvel) yalanladıkları şeylere, îmân edecek olmadılar. İşte Allah, kâfirlerin kalblerini (küfürlerindeki inadları sebebiyle) böyle mühürler!
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte o ülkeler (ve kavimler) ki biz onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Doğrusu elçileri onlara açık delillerle gelmişlerdi, fakat önceden yalanlamış olduklarına inanacak değillerdi. İşte (melekler âleminde de tanınmaları için) Allah da, (inkâr edip, sapıklığı tercih etmeleri sebebiyle) o inkâr edenlerin kalbleri (akıl merkezi olan beyinleri) üzerine (beyin korteksine) böyle damga (manevi izler) bırakır.*
(*) Not: İnanmayacakların kalblerine/akıl merkezi olan beyinlerine vurulan bu tür damga veya mühür (manevi iz, nişan, alamet,) onların iman etmesine engel olmadığı gibi kalblerini, yani beyinlerini de kilitlemez. Ayrıca bu tür damga veya mühür (iz, nişan, alamet) kişinin kendi özgür iradesiyle inanmayıp inkâr ettikten sonra kalbine/akıl merkezi olan beynine bir işaret vurulur, bunun sebebi de sadece melekler tarafından tanınması içindir, yoksa bunun, kalbin/beynin kilitlenmesiyle hiçbir ilgisi yoktur. السابع: أن المراد بالختم وسم قلوبهم بسمة تعرفها الملائكة، فيبغضونهم وينفرون عنهم، وعلى هذا المنهاج كلامنا وكلامهم فيما يضاف إلى الله تعالى من طبع وإضلال ونحوهما (تفسير البيضاوى )وعا شرها ما حكوه عن الحسن البصري وهو اختيار ابي علي الجبائ والقاضي ان المراد بالختم ووالطبع علامة وسمة يجعلها في قلب الكافر وسمعهم فتستدل الملائكة علي انهم كفار وعلي انهم لايؤمنون ابدا) (البحر المحيط)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu şehirler halklarının haberlerini sana biz anlatıyoruz. İçlerinden seçilmiş elçiler onlara açıklayıcı belgeleri (delilleri) getirdiler, ama yine de önceden yalanladıkları şeylere iman etmediler. Böylece Allah gerçekleri inkâr edenlerin kalplerini doğrulara kapattı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte o kentler ki sana olmuş bitmişlerini anlatıyoruz, gerçekten elçilerimiz apaçık belgelerle birlikte onlara varınca öteden beri yalan saydıkları bu belgelere yine de inanmadılar. İşte Allah, tanımazların yüreklerini böyle katılaştırır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte bu kasabaların bazı haberlerini sana hikâye ediyoruz. Onlara peygamberleri açık mucizeler getirmişti. Fakat onlardan bundan evvel yalan sandıkları şeye [⁴] iman getiren olmadı. Allah kâfirlerin kalplerine böyle mühür basar.
[4] Evvelce yalan saydıkları şeyi yine yalan saydılar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana haberlerini anlatmakta olduğumuz o beldelere gelince, andolsun elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi, fakat önceden yalanladıklarından ötürü, inanmak istemediler. İşte Allah kâfirlerin kalplerini böyle mühürler.³³
33 Krş. Bakara, 2/7  
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte bunlar sana haberlerini anlattığımız kasabalardır. Hiç şüphesiz onlara peygamberler apaçık belgeler getirdi de önceden yalanladıkları şeyden ötürü inanamadılar. Allah kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber ve onu adım adım izleyen Müslüman! İşte böylece sana, geçmişte helâk edilmiş bu toplumların yaşadığı olaylardan bir bölümünü anlatıyoruz. Gerçekten de Peygamberleri, hakîkatin bütün delillerini ortaya koyarak onlara mûcizeler göstermiş, apaçık deliller getirmişlerdi. Ne var ki onlar, başlangıçta bir kere inkâr ettikleri hakîkate, kibir ve inatları yüzünden bir türlü inanmaya yanaşmadılar. Allah, hakîkati bile bile reddeden bu gibi inkârcıların kalplerini işte böyle mühürler!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bunlar sana uyarıcı haberlerini anlattığımız Şehirler’dir. And olsun ki onlara rasûlleri, Beyyineler / Açık Belgeler ile geldi! Önceden yalanladıkları sebebiyle inanmaya yanaşmadılar. İşte böyle, Allah Kâfirler’in kalblerine mühür vuruyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Tanrının sillesini yemiş kentlerden haberler sunmaya devam ediyoruz: Öyle kentliler var ki elçileri, mucizeler sergiledi. Ama, sırf ön yargılı oldukları için inanmadılar. Bazen Allah, bir inkarcının ferasetini böyle ön yargılarla bağlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki Resulleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Yalanladıkları gerçeklere iman etmediler. Onlar inkâr ettikleriyle kaldılar. Rabbin de kalplerinde olanı tasdik etti. Onlar inkâr edip dururken inanmaları için baskı yapmadı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte o şehirler, haberlerinden sadece bir bölümünü [*] sana anlatmakta olduklarımızdır. Yemin olsun ki elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarına yine de iman edecek değillerdi. [*] İşte Allah kâfirlerin kalplerini böyle mühürler. [*]
Benzer mesajlar: En‘âm 6:34; Hûd 11:120; Tâhâ 20:99; Kasas 28:3.,Bu cümle Yüce Allah’ın kimlerin iman etmeyeceğini önceden bildiğinin delillerindendir.,İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr “sebep”, mühürlenme ise “sonuç”tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:101; Tevbe 9:87, 93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü’min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana, başlarına gelen olayları anlattığımız şu ülkelerin halkları Peygamberlerinin getirdiği apaçık mûcizeleri önceden yalanlamaya şartlandıkları için inanmadılar, böylece de Allah, o kâfirlerin kalplerini mühürledi.¹
1 Yani Allah, onların iman etmelerine engel olmadı. Ezeli ve ebedi ilmiyle onaların kendi iradeleriyle asla iman etmeyeceklerini bildiği içi onların kalplerini mühürledi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Sana içlerinden bazılarının kıssalarını anlattığımız bu [önceki] toplumlara kendi içlerinden çıkan elçiler, gerçekten de hakkın ne olduğu yolunda apaçık belgeler, burhanlar getirmişlerdi; ama onlar, bir kere yalan saydıkları şeye ⁸² [bir daha] inanmak istemediler. İşte bunun içindir ki, Allah, hakikati inkar edenlerin kalplerine mühür vuruyor:
82 Lafzen, “Önceden yalan saymış oldukları şeye”: bu ifade -olumlu ya da olumsuz- önceden alıştığı fikir ve görüşleri terk etmek konusunda çoğu insanın taşıdığı içsel, insiyakî isteksizliği îma ediyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bu sana haberlerini anlattığımız ülkelerdir. Onlara elçilerimiz apaçık belgelerle gelmişlerdi de daha önce yalan dediklerine bir daha iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah’ın uyarılarına kalplerini kapatan bu kâfirlerdir. 10/74, 11/120, 2099
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sana kıssalarını naklettiğimiz bu ülkeler… Doğrusu bütün bunlara kendi içlerinden elçiler hakikatin apaçık belgelerini getirdiler; fakat onlar, bir kez yalanlamış bulundukları için bir daha iman edemediler: İşte Allah inkârcıların kalplerini böyle mühürler.[¹²³⁴]
[1234] “Mühürler” anlamına gelen yatba‘u fiili, “karakter” anlamına gelen tabiatla aynı köktendir. Buradan yola çıkarak, Üstad Elmalılı gibi bu cümleye “Allah küfrü onların karakteri kılar” anlamını vermek mümkündür. Bu, “Allah kalpleri nasıl mühürler?” sorusunun da cevabıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) İşte o (harap) beldeler! Onların haberlerinden bazılarım (Nuh, Ad, Semud, Lut ve Şuayb kavimlerinin kıssalarını) sana anlattık, ki, kavmin onlardan ibret alsın! Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirdiler, fakat onlar evvelce yalan saymış oldukları şeylere (Allah'tan gayrı ilah olmadığına ve ahiret hayatına) yine de iman eder olmadılar; işte Allah (şirk ve küfürde direnen) kafirlerin kalplerini böyle mühürler! (de onlar gerçekleri göremezler, onlardan ibret alamazlar! Bu cezanın sebebi ise)
Osman Fırat
swap_vert close
İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Ve şüphesiz, resulleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına iman edecek değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte o ülkeler, sana onların haberlerinden bazılarını hikaye ediyoruz. Muhakkak ki, onlara peygamberlerimiz beyyineler ile geldiler. Evvelce tekzîp etmiş oldukları şeylere yine imân eder olmadılar. İşte Allah Teâlâ kâfirlerin kalblerini böylece mühürler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte o ülkelerin haberlerinden bir kısmını sana böylece anlatıyoruz. Oraların halklarına peygamberlerimiz açık deliller, mûcizeler getirdiler. Fakat onlar iman etmediler. Çünkü ondan önce tekzip ve inkâr etmeyi âdet haline getirmişlerdi. Allah kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler! [17, 15; 11, 101-102]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte o ülkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elçileri onlara açık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarından ötürü, inanmak istemediler. İşte Allah, kafirlerin kalblerini böyle mühürler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sana ba'zı hallerini nakil ve hikâye iylediğimiz bu karyeler ve şehirler halkına âşikâr mu'cizât ile rasûlleri gelmişdi. Bunun üzerine de evvelce tekzîb ve inkâr iylediklerini ikrârla îmân itmediler. Allâh onlar gibi kâfir olan kavmin kalbleri üzerine mühür urır. (Îmâna gelmeleri mukadder olmayanlar îmâna gelmezler)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunlar, sana bir kısım haberlerini anlattığımız kentlerdir. Elçileri onlara o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişlerdi de önce yalanladıkları için daha sonra inanmaya yanaşmamışlardı. Allah, kendilerini doğrulara kapatanların kalplerindeki yeni yapıyı işte böyle oluşturur.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte bu sana haberlerini anlattığımız ülkelerdir. Onlara elçilerimiz açık belgelerle gelmişlerdi de daha önce yalanladıklarına iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah, kafirlerin kalplerini bu şekilde damgalar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bunlar o beldelerdir ki, haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdi; ama onların daha önce de yalanladıkları şeye inanmaya hiç niyetleri yoktu. Kâfirlerin kalplerini Allah işte böyle mühürlüyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte o kentler/medeniyetler! Haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz sana. Yemin olsun, resulleri onlara açık-seçik deliller getirmişti. Ama daha önce yalanlamış oldukları için inanamadılar. Küfre sapanların kalplerini Allah işte böyle mühürler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şol köyler, ḥikāyet eylerüz üzerüñe ħaberlerinden. daħı bayıķ geldi anlara yalavaçları ḥüccetler ile pes olmadılar kim inanlar andan ötürü kim yalan duttılar ilerüden. ancılayın mühr urur Tañrı kāfirler göñülleri üzere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol şehrler ki ḫaber virdük saña anlaruñ ḥikāyetlerini. Taḥḳīḳ geldi anlarapeyġamberleri mu‘cizātlar bile. Anlar īmān getürmediler nebīleri geldükdeki nebī gelmeden yalanlamışlar‐ıdı. Anuñ gibi mühr urdı Tañrı Ta‘ālākāfirler yüregine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) O məmləkətlərin bə’zi xəbərlərini (əhvalatlarını) sənə söylədik. Peyğəmbərləri onlara açıq-aşkar dəlillər (mö’cüzələr) gətirmişdilər. (Həmin məmləkətlərin əhalisi) əvvəlcə yalan hesab etdiklərinə (mö’cüzələrə, dəlillərə) yenə də inanmadılar. Allah kafirlərin ürəklərini belə möhürləyər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such were the townships. We relate some tidings of them unto thee (Muhammad). Their messengers verily came unto them with clear proofs (of Allah's Sovereignty), but they could not believe because they had before denied. Thus doth Allah print upon the hearts of disbelievers (that they hear not).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Such were the towns whose story We (thus) relate unto thee: There came indeed to them their messengers with clear (signs): But they would not believe what they had rejected before.(1070) Thus doth Allah seal up the hearts of those who reject faith.
1070 Those who have heard the Message and rejected it find it more difficult afterwards to retrace their steps. Evil has blocked the channels of Allah's grace to them. It begins with their breaking their Covenant with Allah; with each step afterwards they fall deeper and deeper into the mire (Cf. 41:5).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
تِلْكَ
işte
الْقُرٰى
o memle-ketler ki
نَقُصُّ
anlatıyoruz
عَلَيْكَ
sana
مِنْ اَنْـبَٓائِهَاۚ
onların
haberlerinden
وَلَقَدْ
ve andolsun gerçekten
جَٓاءَتْهُمْ
kendilerine getirdiler
رُسُلُهُمْ
resulleri
بِالْبَيِّنَاتِۚ
apaçık deliller
فَمَا كَانُوا
fakat olmadılar
لِيُؤْمِنُوا
iman edecekler
بِمَا
o şey-lere ki
كَذَّبُوا
yalanladılar
مِنْ قَبْلُۜ
bundan önce
كَذٰلِكَ
işte böyle
يَطْبَعُ
mühür vurur
اللّٰهُ
Allah
عَلٰى
üzerine
قُلُوبِ
kalpleri
الْكَافِر۪ينَ
kâfirlerin
(Resulüm!) İşte o memleketlerin haberlerinden bir kısmını sana anlattık. Andolsun ki resulleri onlara apaçık deliller (âyetler ve mucizeler) getirmişlerdi; fakat onlar daha önceden yalanladıkları (hakikat)e iman edecek değillerdi. İşte Allah, (küfürdeki inatları yüzünden) kâfirlerin kalplerini böyle mühürler!
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
قَصَّ
Fiil-I
ق ص ص
Anlattı, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَبَأ
İsim
ن ب ا
Haber
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
طَبَعَ
Fiil-I
ط ب ع
Mühür vurdu, mühürledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler