Öyleyse, önceki kuşakların izinden ⁸⁰ yeryüzüne varis olanlar için (şu gerçek) hâlâ ortaya çıkmadı mı, eğer dileseydik kendi günahları yüzünden onları [da] pekala çarpabilirdik; hem de [hakikati] işitmesinler diye kalplerine mühür basarak! ⁸¹
80 Lafzen, “kendi soylarının ardından”. “Yeryüzüne varis olan kimseler” ise halen yaşayan toplumlardır.81 Bkz. 2. sure, 7. not. Burada bir kere daha anlıyoruz ki Kur’an’ın “Allah’ın azabı” (aynı zamanda “Allah’ın mükafatı”) olarak ifade ettiği şey, aslında, Allah’ın keyfî bir eylemi değil, fakat insanın kendi yapıp-ettiklerinin bir sonucudur: “onların kendi günahları yüzünden”dir ki (bi-zunûbihim) “Allah insanların kalplerine mühür vurmaktadır”. Bu husus, 101. ayetin sonunda daha açık bir biçimde ortaya konmaktadır.