close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'râf Sûresi 102. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ vecednâ li-ekśerihim min ‘ahd(in)(s) ve-in vecednâ ekśerahum lefâsikîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların çoğunu, sözlerinde durur bulmadık ve çoğunu ancak hadlerini aşmış kötü kişiler bulduk.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ama onların çoğunda ’verdikleri söze bağlılık’ (ahde vefa) bulamadık, ancak onların çoğunu (iman ve itaatten çıkan) fasıklar (yoldan sapanlar) olarak bulup (yakaladık. Maalesef her asırda çoğunluk kendi hevâsına ve dünyalık hesabına dalan insanlardı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz o insanların çoğunda, ahde vefanın izini bile bulamadık. Tersine onların çoğunu itaatten çıkmış günahkar kimseler olarak bulduk.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onların çoğunda, sözünde durma diye birşey bulamadık, gerçek şu ki, onların çoğunun, doğru ve mantıklı düşünmenin dışına çıktığını, fâsık, âsi, bozguncu olduklarını gördük.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 21/25; 57/8.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların çoğunda bir ahde bağlılık görmedik. Çoğunu ancak fasık kimseler olarak bulduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Adı geçen ümmetlerin çoğunda, verdikleri söze bağlılık bulmadık. Şu bir gerçek ki, onların çoğunu, itaatten çıkan kimseler bulduk.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve Biz insanların çoğunu, sözünde duranlar olarak görmedik. Ancak çoğunu yasaları çiğneyenler olarak bulduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
Besim Atalay
swap_vert close
Onların pek çoklarını sözlerinde durur bulmadık, pek çoklarım da, buyrum tutmaz bulmuşuz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve biz onların çoğunda doğru olan şeylere karşı (içsel) bir bağlılık (sadakat) bulmadık. Tersine, onların çoğunu yoldan çıkmış günahkârlar olarak bulduk.
Cemil Said
swap_vert close
Bunların ekserîsinde ’ahde vefâ bulmadık ekserîsi fâsık idiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların çoğunda ahde bağlılık görmedik, çoğunu fasık kimseler olarak bulduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.  
 103-156. âyetlerde Musa (a.s.)ın Mısır’da Firavun ve kavmini tevhid dinine daveti ve İsrailoğullarını Mısır esaretinden kurtarma mücadelesi anlatılır:  
Edip Yüksel
swap_vert close
Çoğunu, verdikleri sözü tutanlar olarak bulmadık, aksine çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem ekserîsinde ahde vefa görmedik, şu muhakkak ki ekserîsini taatten çıkar fasıklar gördük
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onların çoğunda, verdikleri söze bağlılık (ahde vefa) yoktur. Şu bir gerçek ki, onların çoğu, itaatten çıkan kimselerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık¹ olarak bulduk.
1- Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onların çoğunda ahd (e vefa) bulmadık, onların çoğunu muhakkak ki itaatden çıkmış kimseler bulduk.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onların çoğunda ahde vefâ diye bir şey bulmadık. Fakat doğrusu onların çoğunu gerçekten fâsık kimseler bulduk.(1)
(1)“Fısk, haktan udûldür, ayrılmaktır, hadden tecâvüzdür, hayât-ı ebediyeyi terk etmektir ve hayât-ı ebediyeden çıkmaktır. Fıskın menşei (kaynağı), kuvve-i akliye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i şeheviye denilen üç kuvvetin ifrat (aşırı gitmesinden) ve tefrîtinden (geri kalmasından) neş’et eder(ortaya çıkar). Evet ifrat ve tefrit, delillere karşı bir isyandır. Yani sahîfe-i âlemde yaratılan delâil(deliller), uhûd-ı İlâhiye (İlâhî ahdler) hükmündedir. O delâile muhâlefet edenler, Cenâb-ı Hakk’la fıtraten yapmış oldukları ahdlerini bozmuş olurlar.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 217)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onların çoğunda, sözünde durma (gerçeklere karşı bağlılık) diye bir şey bulamadık ve şüphesiz onların çoğunu (doğru) yoldan çıkmış (günahkârlar olarak) bulduk.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz onların çoğunun antlaşmalara uymadıklarını gördük. Ancak onların pek çoğunu doğru yoldan çıkmışlar olarak bulduk.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz onların pek çoğunu sözünü tutar kimseler bulmadık. Pek çoğunu da karıştırıcı kimseler olarak bulduk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların pek çoğunda ahde vefa eseri bulmadık. Belki pek çoğunu gerçekten fasık bulduk.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onların çoğunda ahde bağlılık diye bir şey bulmadık ve çoğunu da gerçekten yoldan çıkmış bulduk.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların çoğunda söze bağlılık bulmadık ve gerçekten çoğunu fasıklar olarak bulduk.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü Biz onların çoğunda, en ufak bir doğruluk, dürüstlük, vefâkârlık görmedik; tam tersine, pek çoklarının sözünde durmayan, ahlâksız ve yoldan çıkmış günahkâr kimseler olduğunu gördük!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların çoğunu ahde vefalı bulmadık. Onların çoğunu fâsıklar (yoldan çıkıp sapmışlar) bulduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Geçmişte öyle şehirler vardı ki halkında vefadan eser yoktu. Bir o kadarı da başıbozuk ve dik kafalıydı...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onların çoğunda sözünde durma azmi görmedik. Gerçek şu ki onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onların çoğunda sözünde durma bulamamıştık; çoğunu yoldan çıkmış bulmuştuk.
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz oların çoğunda, (kendilerine gönderilenlere) sahip çıkma (diye bir şey) bulamadığımız gibi, pek çoğunu onları kesinlikle bozar bulduk.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve Biz onların çoğunda doğru olan şeylere ⁸³ karşı [içsel] bir bağlılık bulmadık -tersine, onların çoğunu onmaz günahkarlar olarak bulduk.
83 Râğıb, bu cümlede geçen ‘ahd terimini böyle açıklıyor. Terimin “ahid, söz, sözleşme” ya da “söze, sözleşmeye bağlılık” olarak bilinen her zamanki karşılığının burada, bu anlam örgüsü içinde bütünüyle anlamsız düşeceği açıktır. Reşid Rıza, Râğıb’ın yorumunu daha da genişleterek, sözü geçen terimin çağrışım alanına, insanın, eğriyi doğruyu ayırd etme ve dolayısıyla sağ duyusunun emrettiği yolu izleme yeteneğini, bu yoldaki fıtrî yatkınlığını da sokuyor. (Menâr IX, 33 vd.) Terimin daha ince ve dolaylı çağrışımları için bkz. 2. sure, 19. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz onların çoğunu ahitlerinde/sözlerinde durur bulmadık. Aksine onların çoğunu yoldan çıkmış fasıklar olarak bulduk. 5/49, 7/135, 61/2- 3
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve biz onların çoğunu (fıtrat) sözleşmesine sadık bulmadık;[¹²³⁵] aksine onların çoğunu yoldan sapmış bulduk.
[1235] İman etme, sadece bir sözleşme tazelemedir. Asıl sözleşme fıtrat sözleşmesidir ki bu insanın saf doğası, bozulmamış karakteridir. İnsan kendi saf doğasına ihanet etmeden inkârda ısrar edemez.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onların çoğunda ahde vefa bulmadık, (sözlerinde durmadılar) Gerçek şu ki, onların çoğunluğu fâsık (isyankar, dinden yüz çevirmiş, yoldan çıkmış) kimselerdi!
Osman Fırat
swap_vert close
Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz onların çokları için ahde vefa görmedik. Ve şüphesiz ki, Biz onların ekserisini fâsık kimseler bulduk.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz onların çoğunda sözünde durma diye bir şey bulmadık; onların ekserisinin sadece itaat dışına çıkmış kimseler olduğunu gördük. [21, 25; 57, 8]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onların çoklarını yoldan çıkmış bulduk ama, çoklarında sözde durma diye bir şey bulmadık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların (helâk iylediğimiz ümem-i sâlifenin) ekserîsini 'ahidlerine vefâ ider bulmadık, belki onların çoğını erbâb-ı fısk ve fücûrdan bulduk.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onların çoğunun verdiği sözü tutmadığını gördük. Onların çoğunun yoldan çıktığını gördük.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların çoğunu sözünde durur bulmadık. Aksine onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların çoğunda Biz ahde vefadan eser görmedik. Çoğunu da yoldan çıkmış kimseler olarak bulduk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onların birçoğunda ahde vefadan eser bulmadık. Onların birçoğunu tam sapıklar olarak bulduk.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bulmaduķ eyregine anlaruñ hįç ķavl ķarar daħı bayıķ bulduķ çoķın anlaruñ fāsıķlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ṭapmaduḳ anlaruñ çoġına ‘ahdine vefā eylemek. Daḫı biz ṭapduḳanlaruñ çoġını fāsıḳlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onların əksəriyyətində əhdə vəfa görmədik. (Əksinə) onların əksəriyyətini (Allahın itaətindən çıxmış, Onun əmrlərini pozmuş) günahkar kəslər gördük.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We found no (loyalty to any) covenant in most of them. Nay, most of them We found wrong doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Most of them We found not men (true) to their covenant: but most of them We found rebellious and disobedient.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا وَجَدْنَا
ve bulmadık
لِاَكْثَرِهِمْ
onların çoğunda
مِنْ عَهْدٍۚ
ahd(e vefa)dan
وَاِنْ
ve ak-sine
وَجَدْنَٓا
bulduk
اَكْثَرَهُمْ
onların çoğunu
لَفَاسِق۪ينَ
gerçekten fâsık kimseler
Biz onların çoğunda ("elestu bi Rabbikum" hitâbına karşılık verdikleri "bela şehidna" sözünü yalanladıkları için) ahde vefa bulmadık. Aksine onların çoğunu fâsık (yoldan çıkmış kimseler) olarak bulduk.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَهْد
İsim
ع ه د
Ahid, söz
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
فَاسِق
Etken fiil
ف س ق
Fâsık