Böylece, kendilerine verdiğimiz (bunca) nimetlere karşı nankörce davranır, (yeme, içme ve cinsel duyguları tatminden başka bir şey bilmeyen; doğruluk, adalet, erdemlilik gibi hiçbir ahlâkî endişe taşımayan diğer canlılar gibi, dünyanın zevk ve nimetleriyle oyalanarak) yaşayıp giderler. Ama (ne büyük bir yanılgı içerisinde olduklarını,) ilerde bilecekler! *
(*) Bir felâketle karşı karşıya kaldıklarında içten bir inanç ve bağlılıkla Allah’a yakaran, normal hayata döndüklerinde ise her zaman olduğu gibi alelâde şeylere Allah’a yakarıp yalvardıkları gibi yakaran, onlara kul olan müşriklerin inançlarındaki samimiyetsizliğe ve tutarsızlığa yeni bir örnek verilmekte; ardından da bunun bir nankörlük olduğu belirtilerek ilerde gerçeği anlayacakları, dolayısıyla bu tutumlarının cezasını görecekleri uyarısında bulunulmaktadır. Ayrıca ayette ki her iki lâm da, (فَٱلْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوّاً وَحَزَناً) Kasas-8. ayetteki (لِيَكُونَ)’’liyeküne’’ fiili üzerinde bulunan (ل ) harfi gibi akıbet lâmı olarak değerlendirmek daha isabetlidir.
66اللام لام العاقبة (يكفروا) مضارع منصوب بأن مضمرة بعد اللام، ومثله (ليتمتّعوا)، (إعراب سورة العنكبوت - موقع الدكتور أحمد كلحى) ثم تهددهم وتوعدهم فقال:{لِيَكْفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيْنَـٰهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُواْ} هذه اللام يسميها كثير من أهل العربية والتفسير وعلماء الأصول لام العاقبة، لأنهم لا يقصدون ذلك، ولا شك أنها كذلك بالنسبة إليهم ....، (تفسير القرآن العظيم