close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ankebût Sûresi 51. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eve lem yekfihim ennâ enzelnâ ‘aleyke-lkitâbe yutlâ ‘aleyhim(c) inne fî żâlike lerahmeten veżikrâ likavmin yu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara yetmez mi ki şüphe yok, sana kitap indirdik, onlara okunup durmada; şüphe yok ki bu kitapta elbette inanan topluluğa hem rahmet var, hem öğüt.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sana indirdiğimiz O Kitap -ki karşılarında okunup duruyor- onlara yeterli olmadı mı? Onda iman edecek bir kavim için elbette (büyük) bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Çünkü Kur’an; dini, ahlâki, siyasi, ekonomik ve sosyal her türlü sorunun çözümüne esas olacak temel hükümleri içeren en yetkili ve en kutsi kaynaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hayret doğrusu! Kendilerine okunup duran bu kitabı, sana indirmemiz onlara yetmez mi? Şüphesiz O'nda iman eden bir toplum için, hem rahmet, hem de öğüt vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana sorumluluklarını tevdi etmek üzere indirdiğimiz, halen kendilerine okunmakta olan kitap, Kur'an mucize olarak zalimlere-müşriklere (ehl-i kitaba) yetmiyor mu? Elbette iman eden bir kavim için Kur'an'da rahmet, öğüt ve ibretler vardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/92; 26/197.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine okunan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda iman eden bir topluluk için bir rahmet ve öğüt vardır.
51.İbnu Mace`in, İbnu Ebi Hatim`in ve Müsned`inde Darimi`nin rivayet ettiklerine göre bazı Müslümanlar yahudilerden duydukları şeyleri yazdıkları bazı kitapçıkları Resulullah (a.s.)`a getirdiler. Resulullah (a.s.) da: "Bir topluluğa sapıklık olarak kendi peygamberlerinin getirdiklerini bırakarak başkalarının başkalarına getirdiği şeylere rağbet etmeleri yeter" diye buyurdu. Bu olayın ardından da bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sana indirdiğimiz bu Kur'an, o mucize istiyenlere karşı okunub dururken, (hâlâ mucize olarak) kendilerine kâfi gelmedi mi? Şübhesiz ki Kur'an'da, iman edecek bir millet için büyük bir rahmet ve bir öğüd var.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlara okunan bir kitabı üzerlerine indirmemiz onlara yetmedi mi? Şüphesiz o Kur’anda inanan bir toplum için rahmet ve mesaj vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kendilerine okuduğun kitabı sana indirmiş olmamız onlara mucize olarak yetmedi mi? Çünkü bunda, inanacak bir toplum için kesinlikle rahmet ve öğüt vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara yetmez mi ki, sana kitap gönderdik, onlara okunuyor, inanan bir ulusçün bunda hem rahmet var, hem dahi öğüt vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kendilerine okunan (bu) Kitab'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman edecek bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.
“Kendilerine okunan (bu) Kitab’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu?” söylemi; “vahyin içeriği, ilahi kökeninden gelen şaşırtıcı kanıtları ve Kur’an ayetlerinin hadiselere ışık tutacak şekilde arka arkaya gelmesi senin elçiliğini kanıtlamaya yeterli olmuyor mu?” demektir. Bu ayet aynı zamanda Kur’an mucizesinin dışında Hz. Peygambere atfedilen uydurma mucizeleri de reddediyor. Ayrıca Hz. Peygamberin irtihalinden bin dört yüz sene geçtikten sonra Hz. Muhammed’e isnat edilen mucizelerin insanlığın hidayeti için nasıl bir katkısı olabilir? Olur olmaz mucizeler isnat ederek Hz. Peygamberi diğer peygamberlerle yarıştırmanın İslam’a ve Müslümanlara ne gibi bir faydası bulunabilir? Peygamberler hayattayken Allah’ın elçileri olduklarını kanıtlamak üzere Allah tarafından kendilerine mucize verilirdi. Bu mucizeler peygamberlerin büyüklüğünü değil düşmanların acizliğini ortaya koyacak Allah’ın fiilleriydi. Dolaysıyla peygamberleri mucizeleriyle yarıştırmak ve onlara mucizelerine göre büyüklük atfetmek hem şirktir hem de küfürdür.  
Cemil Said
swap_vert close
Senin kendilerine okudığın kitâbı inzâl iylemekliğimiz ânlara kifâyet itmiyor mı? Bu Allâh’ın rahmetine delîl ve îmân iden kavimlere va’azdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendilerine okunan bir Kitap'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?[419] Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Hz. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette, “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine okunan bu kitabı sana göndermiş olmamız onlara yetmiyor mu? Elbette inanan bir topluluk için onda rahmet ve ibret vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve öğüt vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yetişmedi mi daha onlara ki sana kitab indirdik, karşılarında okunup duruyor? Şübhesiz ki onda iyman edecek bir kavm için muhakkak bir rahmet ve ilâhî bir ıhtar var
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendilerine okunan Kitâb’ı (Kur’ân’ı) sana vahyetmiş olmamız (mu‘cize olarak) onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kendilerine okunan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Kuşkusuz bunda¹ inanan bir toplum için bir rahmet² ve zikir³ vardır.
1- Kur'an'da. 2- İnsanlığa kurtuluşun yollarını gösteren, onları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan. 3- Öğüt.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sana indirdiğimiz o kitâb — ki (müstemirren) karşılarında okunub duruyor — onlara kâfi gelmedi mi? Onda îman edecek bir kavm için elbette (büyük) bir rahmet (ve ni'met) ve bir öğüt var.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz bizim sana indirdiğimiz (ve) kendilerine okunup durmakta olan bu Kitab, onlara yetmedi mi? Şübhesiz bunda, îmân edecek bir kavim için, gerçekten bir rahmet ve bir nasîhat vardır.(2)
(2)“Milyonlar Arabî (Arabca) kitablar yazılmışlar, meydandadır. Şimdi bütün bu kitabların en belîğleri, en fasihleri (ma‘nâca en güzel ve ifâdesi en anlaşılır olanları) Kur’ân’la berâber okunduğu vakit, her kim dinlese, kat‘iyen diyecek ki; Kur’ân bunların hiçbirisine benzemiyor. Demek Kur’ân, umum bu kitabların derecesinde değildir. Öyle ise herhâlde, ya Kur’ân umûmunun altında olacak; o ise yüz derece muhâl (imkânsız) olmakla berâber, hiçkimse, hattâ şeytan bile olsa diyemez. Öyle ise Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân (açıklamaları mu‘cize olan Kur’ân), yazılan umum kitabların fevkindedir (üstündedir). Hattâ ma‘nâyı da fehmetmeyen (anlamayan) câhil âmî tabakaya (sıradan halk tabakasına) karşı da Kur’ân-ı Hakîm, usandırmamak sûretiyle i‘câzını (mu‘cize olduğunu) gösterir. Evet o âmî, câhil adam der ki: ‘En güzel, en meşhur bir beyti iki-üç def‘a işitsem, bana usanç veriyor. Şu Kur’ân ise hiç usandırmıyor, gittikçe daha ziyâde dinlemesi hoşuma gidiyor. Öyle ise bu insan sözü değildir.’ ” (Zülfikār, 19. Mektûb, 81-82)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hem, kendilerine okunan, (tebliğ edilen) bu Kitabı (Kur’an’ı) sana indiriyor olmamız (dini kaynak ve mucize olarak) onlara yeterli değil mi? Şüphesiz ki bunda (Kur’an’da); gerçeklere inanan bir toplum için elbette bir rahmet ve bir öğüt vardır. *
(*) Eğer birine bu vahiy/Kur’an mucize olarak yetmiyorsa, ona hiçbir mucize yetmez. Her nebinin bir nübüvvet âyeti/belgesi vardır, Kur’an da Hz. Muhammed’in nübüvvet mucizesidir. Her nebiye verilen mucize ise kendi zamanında geçerlidir. Kur’an mucizesi ise kendisinden sonraki tüm zamanlarda geçerlidir. Kur’an’ın insanı dönüştürücü gücü ilk günkü gibi sürmektedir. Gerçek mucize de budur. Konuyla ilgili Mustafa İslamoğlu ve Mehmet Okuyan’ın 51. Ayetle İlgili Açıklamalarına bkz: İşte bu ayetten de anlaşılıyor ki, dinin tek kaynağı sadece Kur’an’dır. Kur’an bu konuda hem yeterlidir, (Çünkü Kur’an; dini, ahlâki, siyasi, ekonomik ve sosyal her türlü sorunun çözümüne esas olacak temel hükümleri içeren en yetkili ve en kutsi kaynaktır.) hem de Hz. Muhammed’e verilen tek ve ebedi bir mucizedir. Eğer dini kaynak olarak yeterli olmasaydı, elbette yüce Allah hem daha fazlasını da gönderir hem de bu ve bunun gibi ayetleri göndermezdi. Ayrıca Hz. Muhammed’e mucize olarak sadece Kur’an’ı Kerimin verildiğini İsra-17/59 ve Kasas-28/48. ayetlerden de net bir şekilde anlamaktayız.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Mucize olarak kendilerine okunan, sana indirdiğimiz kitap onlara yetmedi mi? Elbette ki bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yoksa onlara okunmakta olan Kur’an’ı sana bildirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda inananlar takımı için kesin bir esirgeme, bir öğüt vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yoksa onlara okunup durmakta olan Kitabı sana inzâl edişimiz elvermiyor mu? Bunda iman eden cemaat için, hem rahmet, hem öğüt vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu?³¹ Hiç şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
31 Bu ayet Hz. Peygamber’den mucize isteyenlere karşı bir cevaptır. Bu cevapta, Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna vurgu vardır. Bütün zamanlar için geçerli bir mucizedir. Önceki peygamberlere verilen mucizeler sadece kendi dönemleriyle sınırlı idi.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman etmekte olan bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir hatırlatma vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendilerine gece gündüz okunup duran ve her ayeti başlı başına birer mûcize olan bu Kitabı sana göndermemiz, onlara mûcize olarak yetmiyor mu? Hiç kuşkusuz bunda, inanmaya gönlü olan insanlar için rahmet ve şefkatimizin en açık bir tecellîsi ve kulaklara küpe olması gereken bir öğüt vardır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara okunan Kitab’ı sana indirmemiz de onlara yetmedi mi? Bunda, inanacak bir kavim için elbette hatırlatmalar ve rahmet vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acaba kendilerine okuduğun bu Kitabı, sana indirmiş olmamız, onlar için yeterli değil mi? Halbuki bu Kitap'ta, inanç toplumu için gerekli olan sevgi de vardır ibret dolu anılar da.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendilerine okunan Kitabı sana göndermiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz kitabımızda inananlar için rahmet ve öğüttür. Kitaptaki rahmete, öğütlere itibar etmeleri gerekirken başka şeylere mi itibar ediyorlar?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerine [tilavet] edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Kitabı (Kur’an’ı) sana indirmemiz onlara yetmedi mi? [*] Elbette iman eden bir toplum için onda rahmet ve (gerçeğin) hatırla(t)ması vardır.
Bu cümle Kur’an dışı mucize beklentileri, mucize kabulleri ve iddialarının geçersizliğini göstermektedir. Bkz. İsrâ 17:59; Kamer 54:2. Kur’an, başka deliller veya mucizeler getirme taleplerinin hepsini gereksiz kılacak değerde ve özelliktedir. Eğer birilerine delil veya mucize olarak Kur’an yetmiyorsa ona hiçbir şey fayda vermez. Bilindiği gibi her peygamberin kendi hayatında ve kendi çağdaş ümmetleri için geçerli olan birer mucizesi olagelmiştir. Ancak o peygamberler vefat edince mucizeleri de geçerliliğini yitirmiştir. Buna karşılık Hz. Muhammed’e verilen Kur’an mucizesi ebedidir ve meydan okuyucu yapısıyla fertleri ve toplumları dönüştürücü işlevi Son Saat’e kadar devam edecektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendilerine okunmakta olan Kitabı, sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?¹ Şüphesiz bu (kitapta,) inanan bir topluluk için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt vardır.
1 Bu âyetin, eğer öncesine bakarsak, “O (Muhammed’e) Rabbinden bir kısım mûcizeler indirilse olmaz mıydı?” diyen zâlimlere cevap olarak indirildiği anlaşılır. Çünkü ayetin öncesine göre (هُمْ) zamirleri Müslümanlara değil, “Ona Rabbinden bir kısım mûcizeler indirilse olmaz mıydı?” diyen kâfirlere raci’dir. Bu ayetin sebeb-i nüzulü olarak bazı rivayetler vardır. Bir gün Abdullah b. Âmir b. Rükn, Hz. Aişe (r.a.)’ya bir hediye takdim etmişti. Hz. Aişe (r.a.) onu “Abdullah b. Amr” zannedip reddetti ve: “o, başka kitapları araştırıyor, Allahu Teâlâ ise ‘…kendilerine okunmakta olan Kitabı, sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?’ buyuruyor” dedi. Bunun üzerine o zat, Abdullah b. Âmir dediler, o zaman hediyeyi kabul etti. Hz. Hafsa (r.a.) da kürek üzerine Yusuf kıssasından bir yazı getirip Hz. Peygamber (s.a.v.)’e okumuştu. Efendimizin yüzü renkten renge girerek: “canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki ben aranızda iken size Yusuf gelse de beni bırakıp ona uyacak olsanız sapmış olursunuz. Ben sizin Peygamberlerden nasibinizim, siz de benim ümmetlerden nasibimsiniz.” buyurdu. Hz. Ömer (r.a.) bir gün bir adama uğramıştı, o adam bir kitap okuyordu, onu bir saat dinledi ve hoşuna gitti, o adama: “bana bu kitabı yazıver” dedi. O da onu yazdı. Sonra Hz. Ömer (r.a.) onu alıp Hz. Peygamber (s.a.v.)’e getirdi ve okumağa başladı. O esnada Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yüzünde de bir renk peyda olmağa başladı. Derhal Ensar’dan bir zat o kitaba vurdu ve: “Anan seni kaybetsin ey Hattab’ın oğlu! Bu gün sen bu kitabı okuyalı beri Raesulullah’ın yüzüne bakmıyor musun?” dedi. O vakit Peygamber (s.a.v.): “Bir kavmin kendi Peygamberlerinin getirdiğini bırakarak başkasının, başkalarına getirdiğine rağbet etmeleri, sapkınlıklarına kâfidir” buyurdular. (Dârimî) Ama bunların sebeb-i nüzul olması âyetin öncesine ve sonrasına pek uygun düşmemektedir. Ancak bu ayet, bu olaylardaki gibi durumlarda ve Allah’ın kitabına nazire olarak söylenen sözlere karşı verilebilecek en güzel cevaptır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hayret! Bu ilahî kelâmı, kendilerine iletmen için sana göndermiş olmamız onlara yetmez mi? ⁵⁰ Kuşkusuz onda rahmet[imizin tezahürü] ve iman edecek kimseler için bir uyarı vardır.
50 Yani, “bu vahyin içeriği, ilahî kökeninden gelen ‘mucizevî kanıtlar’ın yardımı olmadan özünde yatan hakikati kavramaları için yeterli değil midir?” (Karş. 7:75’in son cümlesi ile ilgili not 60.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hem kendilerine okunan bu kitabı/Kuran’ı sana indirmiş olmamız, onlara mucize olarak yetmiyor mu? Oysa bunda inanacak bir toplum için tarifsiz bir rahmet ve ilahi bir öğüt vardır. 7/203, 4/82, 16/64
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ne yani! Şimdi bu İlâhi kelâmı, kendilerine iletmen için sana indirmiş olmamız (mucize olarak) onlara yetmedi mi?[³⁵³⁹] Elbet bunda, inanacak bir toplum için tarifsiz bir rahmet ve İlâhi bir uyarı zaten vardır.
[3539] Eğer birine bu vahiy mucize olarak yetmiyorsa, ona hiçbir mucize yetmez. Her nebinin bir nübüvvet âyeti/belgesi vardır, Kur’an Hz. Muhammed’in nübüvvet mucizesidir. Her nebiye verilen mucize ise kendi zamanında geçerlidir. Kur’an mucizesi kendisinden sonraki tüm zamanlarda geçerlidir. Kur’an’ın insanı dönüştürücü gücü ilk günkü gibi sürmektedir. Gerçek mucize de budur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kendilerine okunan bu Kitab'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? (Ki bu mucizenin ta kendisidir. Onda, kendilerinden öncekilerin haberleri, aralarındaki ayrılıkların hükümleri vardır, oysa sen okuma-yazma bilmeyen birisin, kitap ehlinden birisiyle bir arada bulunmuş da değilsin!.. Bu haberleri ve bu kadar hikmetli sözleri senin söylemene imkan var mıdır?) Elbette iman eden bir topluluk için bunda rahmet ve ibret vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Kendilerine anlatılan kitabı sana indirmemiz, onlara yetmedi mi? Şüphesiz iman eden bir toplum için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlara kafi gelmedi mi ki, şüphesiz Biz senin üzerine kitabı indirdik, onlara karşı tilâvet olunmaktadır. Muhakkak ki, onda imân eden bir kavim için elbette bir rahmet ve bir nasihat vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem kendilerine okunan bu kitabı indirmemiz onlara kâfi gelmiyor mu? Elbette bunda iman edecek kimseler için bir rahmet ve yeterli bir ders vardır. [26, 197; 17, 92]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz, onlara yetmedi mi? Şüphesiz inanan bir toplum için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bizim onlara indirdiğimiz ve kendilerine tilâvet olunan kitâb onlara mu'cize olarak kâfî değil midir? Bunda îmân iden kavim içün rahmet ve mev'ıza vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Anlaşılır bir şekilde okunan bu Kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? İnanan bir topluluk için bu bir ikram ve doğru bilgidir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız, onlara yetmez mi? Çünkü onda inanacak bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? İman edecek bir topluluk için, hiç kuşkusuz, onda bir rahmet ve öğüt vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay daħı dap olmadı mı anlara kim bayıķ biz indürdük üzerüñe ķur’ān’ı oķınur anlaruñ üzere? bayıķ anuñ içinde raḥmetdür daħı añmaķdur ķavma kim inanurlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yitişmez mi anlara ki biz indürdük senüñ üstüñe Ḳur’ānı ki oḳunuranlar üstine. Taḥḳīḳ anda raḥmetler vardur ve naṣīḥatler vardur mü’minlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər (müşriklər) oxunmaqda olan Kitabı sənə nazil etməyimiz onlara kifayət etmədimi? Həqiqətən, bunda iman gətirən bir tayfa üçün həm mərhəmət, həm də öyüd-nəsihət (ibrət) vardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Is it not enough for them that We have sent down unto thee the Scripture which is read unto them? Lo! herein verily is mercy, and a reminder for folk who believe.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And is it not enough for them that we have sent down to thee the Book which is rehearsed to them? Verily, in it is Mercy and a Reminder to those who believe.(3482)
3482 The perspicuous Qur'an, as explained in detail by Allah's Messenger, in conjunction with Allah's Signs in nature and in the hearts of men, should be enough for all. It is mere fractious opposition to demand vaguely something more. (Cf. also 6:124, and n. 946).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوَلَمْ يَكْفِهِمْ
ve onlara yetmedi mi
اَنَّٓا
şüphe- siz Biz
اَنْزَلْنَا
indirdik
عَلَيْكَ
sana
الْكِتَابَ
Kitâb'ı ki
يُتْلٰى
okunuyor
عَلَيْهِمْۜ
kendilerine
اِنَّ
muhak- kak
ف۪ي ذٰلِكَ
bunda vardır
لَرَحْمَةً
gerçekten bir rahmet
وَذِكْرٰى
ve bir
nasihat
لِقَوْمٍ
bir kavim için ki
يُؤْمِنُونَ۟
iman ediyorlar
Kendilerine okunmakta olan (bu) Kitâb'ı sana indirmemiz onlara (mucize olarak) yetmedi mi? Muhakkak ki bu (Kur'ân)da iman eden (ve iman etmek isteyen) bir kavim için (sınırsız) bir rahmet ve nasihat vardır.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
كَفٰى
Fiil-I
ك ف ي
Yetti, kâfi oldu
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
ذِكْرٰى
İsim
ذ ك ر
Hatırlama, zikir, ihtar, öğüt, nasihat, uyarı, anma
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı