close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ankebût Sûresi 40. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fekullen eḣażnâ biżenbih(i)(s) feminhum men erselnâ ‘aleyhi hâsiben veminhum men eḣażet-hu-ssayhatu veminhum men ḣasefnâ bihi-l-arda veminhum men aġraknâ(c) vemâ kâna(A)llâhu liyazlimehum velâkin kânû enfusehum yazlimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hepsini de suçları yüzünden helak ettik. Onlardan, üstlerine kasırgayla taş yağdırdıklarımız var ve onlardan, bir bağırışla helak olanlar var ve onlardan yere geçirdiğimiz var ve onlardan sulara garkettiğimiz var ve Allah zulmetmemişti onlara ve fakat onlar, kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte Biz, onların her birini kendi günahıyla (işledikleri kötülük ve hıyanetlere uygun bir cezayla) yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini (depremle) yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğup (helak ettik.) Ancak Allah onlara zulmedici değildi, lâkin onlar (inkâr ve isyanla) kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çünkü onlardan herbirini, günahlarından dolayı yakalayıverdik. Kiminin tepesine taş yağdıran bir fırtına gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de sularda boğduk. Allah onlara haksızlık yapıyor değildi, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık ediyor ve yaradılış gayesi dışında yaşıyorlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlardan her birini, günahları sebebiyle cezalandırdık. Bir kısmının üzerine görevli, taş savuran rüzgârlar estirdik. Bir kısımın işini şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe bitirdi. Bir kısmını yerin dibine batırdık. Bir kısmını da boğduk. Allah onlara zulmetmiş olmadı. Fakat onlar birbirlerine zulmetmeyi, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemeyi, kendilerine yazık etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların her birini günahından dolayı yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik, kimini şiddetli çığlık aldı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de (suda) boğduk. Allah onlara haksızlık edecek değildi. Ama onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz de, her birini günahıyla yakaladık. Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç gürültü yakalayıverdi, kimini yere batırdık, kimini de suda boğduk. (Lût kavmi taş yağmuruna tutuldu, Şuayb ile Salih'in kavmi korkunç gürültü ile helâk edildi. Karûn ve beraberindekiler yere geçirildi, Firavun ve kavmi suda boğuldu). Allah onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Günahlarından dolayı hepsini yakalayıverdik. Kimisinin üzerine taş fırtınasını gönderdik, kimisini de bir patlama yakalayıverdi. Kimisini yere batırdık, kimisini de suda boğduk. Allah, onlara zulmeden değildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmettiler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Herbirini günahından dolayı yakaladık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik; kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Günahları yüzünden, hepsini de yakaladık biz, kimine taş yağdırdık, kimini deprem aldı, kimin yere batırdık, kimini de suda boğduk, zulmeder olmadı Allah onlara, onlarsa zulmetti kendilerine
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. (Yaptıkları yüzünden) onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar (yaptıkları kötülüklerle) kendilerine zulmediyordu.
Bkz. 3/117, 9/70, 10/44 ve dipnotu 16/33, 29/40Hz. Lût’un kavmi üzerlerine taş yağdırılarak, Âd kavmi şiddetli kasırga ile, Semûd kavmi korkunç bir ses ve gök gürültüsüyle, Kârun ve toplumu yerin dibine geçirilerek, Nuh ve Firavun’un kavimleri ise suda boğularak helâk edilmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Hepsi günâhlarından dolayı tecziye olundılar bunlardan ba’zılarının üzerine taş yağdıran bir rüzgâr gönderdik sayhaya hedef oldılar ba’zılarını yutması içün toprağa emir iyledik ve diğerlerini gark itdik Allâh ânlara zulüm itmedi, bizzat kendileri nefislerine zulüm iylediler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Her birini günahı sebebiyle yakaladık; kimine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini bir çığlık yok etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Her birini günahından dolayı cezalandırdık; kiminin üzerine taşları savuran fırtınalar gönderdik, kimini o korkunç ses yakaladı, kimini yerin dibine gömdük, kimini sularda boğduk. Allah’ın muradı onlara kötülük etmek değildi, fakat onlar kendi kendilerine kötülük ediyorlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Hepsini günahlarıyla yakaladık. Onlardan kimine çılgın bir fırtına gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de boğduk. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nitekim onlardan herbirini günahları sebebiyle suç üstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hasılı her birini günahiyle yakaladık, kiminin başına bir taş yağdıran gönderdik, kimini sayha alıverdi, kimini yere geçirdik, kimini de garkettik, Allah onlara zulmetmiyordu ve lâkin kendi nefislerine zulmediyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hakkı inkârda inat eden toplumların) her birini yaptıkları günahları yüzünden (azabımız ile) yakalayarak cezalandırdık. (Azap olarak) kiminin üzerine bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir sayhâ yakaladı, kimini yerin dibine batırdık, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar (hakkı inkâr ederek) kendilerine zulmediyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine suçları nedeniyle hepsini cezalandırdık. Bir kısmının üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik. Kimisini de korkunç bir ses yakaladı. Kimisini de yerin dibine geçirdik. Kimisini de boğduk. Böyle yapmakla, Allah onlara haksızlık yapmadı. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte biz (onların) her birini günâhı sebebiyle yakaladık. İşte kiminin tepesine (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir ses aldı, kimini yere geçirdik, kimini de suda boğduk Allah onlara zulm etmiyordu. Fakat onlar kendilerine (bizzat) kendileri zulm ediyorlardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (biz de) her birini günâhı sebebiyle yakaladık. Artık onlardan kiminin üzerine, (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik! İçlerinden kimini de o (korkunç) ses yakaladı! Onlardan bazısını ise yere batırdık! İçlerinden bazısını da suda boğduk! Hâlbuki Allah onlara zulmediyor değildi; fakat onlar (bu isyanlarıyla) kendilerine zulmediyorlardı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlardan her birini (işlediği) suçu sebebiyle yakaladık (cezalandırdık). Kiminin üzerine (volkanik patlamalar sonucunda kızgın lavlardan ibaret) taşlar (lavlar) gönderdik, kimini şiddetli bir ses (dalgası) yakaladı, kimini (evleriyle birlikte) yerle bir ettik, kimini de suda boğduk. Hâlbuki (bunlarla zatım olan) Allah onlara asla zulmediyor değildi; fakat onlar (inkâr, zulüm, azgınlık ve isyanlarıyla) kendilerine zulüm (yazık) ediyorlardı. *
(*) Yüce Allah’ın bir sünnetinin gereği, hakkıyla ilahi mesajların tebliğini aldıktan sonra zulme, azgınlığa, inkâra, kötü ve iğrenç işlere devam eden kavimleri cezalandırmaktır. İşte böylece söz konusu zalim ve azgın kavimler de yıkıma uğratıldılar. Ayrıca ayette geçen (حَاصِبًا) Hicr suresi 76. ayette vurgusu yapılan (سجيل) siccilden taşlar, yani pişmiş (volkanik) taşlardır (الله اعلم) من السنن الثابتة معاقبة العاصين; حاصب النار على قوم لوط; إمطار الحجارة على أصحاب الفيل; البراكين نوع من الحاصب ﴿إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا ٍ﴾ [القمر٣٤]، ﴿حَاصِبًا﴾ يعني شيئًا يحصبهم من السماء، أمطر الله عليهم حجارة من سجيل فهدمت بيوتهم حتى كانت عاليها سافلها؛ لأن البناء إذا تهدم صار أعلاه أسفله (تفسير ابن عثيمين ابن عثيمين (١٤٢١ هـ)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların hepsini günahları ile birlikte yakalamıştık. Onlardan üzerlerine kasırga gönderdiklerimiz olduğu gibi, onlardan bir kısmını da yüksek bir ses dalgası yakalamış, bir kısmını yerin dibine geçirmiş ve onlardan bir kısmını da suda boğmuştuk. Allah onlardan hiç birisine zulmetmemiş, onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine hepsini günahları yüzünden çarptık. Kiminin başına taş yağdırdık. Kimini de korkunç bir çarptı. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara kıymıyordu, ancak, onlar kendikendilerine kıyıyorlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunlardan herbirini kendi günahıyle muaheze ettik. Onlardan kimine taş fırtınası yağdırdık, kimini de korkunç bir ses aldı. Kimini yere geçirdik, kimini suda boğduk, Allah onlara zulüm etmiyor. Fakat onlar cehil ve inatlarıyle öz nefislerine zulüm ettiler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz de onların her birini günahıyla yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş yağdıran rüzgârları gönderdik, kimini korkunç ses [sayha] yakaladı, kimini de yerin dibine geçirdik [hasefnâ] ve kimini de (suda) boğduk. Allah onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.²⁶
26 Üzerine taş yağan korkunç sesin yakaladığı kavimler Ad ve Semûd kavimleridir. Yerin dibine geçirilen Kârun ve yandaşlarıdır. Suda boğulan ise Firavun ve askerleridir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte biz onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sonuç olarak, bu zâlim toplumların her birini işlediği günahtan dolayıcezalandırdık; kiminin üzerine taş yağmuru yağdırdık, kimini bir çığlık yakalayıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk! Elbette Allah, hak ettikleri cezayı vermekle onlara zulmediyor değildi fakat asıl, onlar suç işleyerek kendilerine zulmediyorlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hepsini, kendi günahı sebebiyle yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran bir kasırga gönderdik. Kimini Sayha / Yüksek Ses yakaladı. Kimini de Yer’e geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi; ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz de hepsini suçüstü yaptık: Kiminin üzerine kasırgalar saldık. Kimini ses patlaması alıp götürdü. Kimini yere batırdık. Kimini de sulara gömdük. Allah onlara haksızlık etmedi. Ama gerçekleri inkarla,en büyük haksızlığı kendilerine yapmışlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkârcıları günahları yüzünden yakaladık. Bir kısmını taş yağmuruna tuttuk. Bir kısmını korkunç ses yakaladı. Bir kısmı yerin dibine geçirildi. Bir kısmını suda boğduk. Allah onlara zulmediyor değildi. Fakat onlar yasalarımıza karşı çıkarak kendilerine zulmediyorlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Nitekim onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırmıştık. Kiminin üzerine taş göndermiştik. [*] Kimini korkunç bir ses yakalamıştı. [*] Kimini yerin dibine geçirmiştik. [*] Kimini de suda boğmuştuk. [*] Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler.
Hz. Lut’un kavminin bu şekilde helaki için bkz. Hûd 11:82-83; Hicr 15:74; Kamer 54:34.,Hz. Hud, Hz. Şuayb ve Hz. Salih’in kavimlerinin bu şekilde helakleri için bkz. Hûd 11:67, 9; Hicr 15:73, 83; Mü’minûn 23:41; Kamer 54:31.,Bu, Kasas 28:81’de olduğu gibi “Kârûn’un helaki”dir. Bkz. Nahl 16:45; İsrâ 17:68; Mülk 67:16.,Bu helak biçimi de Bakara 2:52, A‘râf 7:64, 136, Enfâl 8:54, Yûnus 10:73, İsrâ 17:103, Enbiyâ 21:77, Furkân 25:37, Şu‘arâ 26:66, 120, Sâffât 37:82, Zuhruf 43:55 gibi ayetlerde de belirtildiği gibi “Hz. Nuh’un kavmi ile Firavun ve adamlarının helaki”dir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte Biz, onların hepsini kendi günâhları sebebiyle kimini üzerine taş yağdırarak, kimini şiddetli bir çığlıkla, kimini yerin dibine geçirerek, kimini de suda boğarak¹ helâk ettik. Allah, onlara zulmetmiyor bilakis onlar, (helâki gerektirecek suç işleyerek) kendi kendilerine zulmediyorlardı.
1 Lût kavmi; üzerlerine taş yağdırılarak, Semûd kavmi; şiddetli bir çığlıkla, Kârûn; yerin dibine geçirilerek, Nûh ve Firavun’un kavimleri de; suda boğularak helâk edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Çünkü onların her birini günahlarından dolayı hesaba çektik: Kiminin tepesinde ölümcül fırtınalar estirdik; kimini [âni] bir kasırga yok etti; ³⁶ kimisini yerin dibine geçirdik ve kimisi de suda boğulup gitti. Onlara haksızlık yapan Allah değildi, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
36 Yani, “Allah’tan gelen bir ceza olarak”: karş. 11:67, not 98.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonuçta hepsini günahlarından dolayı cezalandırdık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yok etti. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Oysa Allah, onların hiç birine haksızlık yapmıyordu, fakat onlar kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı. 11/66- 67, 28/78...81, 69/6-7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sonuçta her birini günahlarından dolayı enseledik:[³⁵¹⁷] Ve onlardan kimileri üzerinde (bela) fırtınası estirdik, kimisini de sarsıcı bir azap çığlığı yakaladı;[³⁵¹⁸] yine onlardan bazı kimseleri yerin dibine geçirdik, bazılarını da boğulmaya terk ettik: Ne var ki onlara zulmeden asla Allah değildi; ve fakat onlar asıl kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
[3517] Ba edatının maiyyet vurgusuyla mâna şöyle olur: “günahlarıyla birlikte..” [3518] Sayhanın bu anlamı için bkz: 11:94, not 115.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Her birini suçüstü yakaladık, kimine taşlar kavuran kasırga gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk Allah, onlara zulmetmiyordu, onlar kendilerine yazık ediyordu! (Allah, onların yaptıkları kötülüklerin cezasını veriyordu ve vereceği cezayı daha evvel onlara bildirmişti)
Osman Fırat
swap_vert close
Nitekim hepsini günâhiyle yakaladık. Onlardan kiminin üstüne taş yağdıran bir fırtına gönderdik, kimini korkunç ses yakaladı, kimini yere batırdık, kimini de boğduk. Allâh onlara zulmedecek değildi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık hepsini de kendi günahlarıyla yakaladık. Binaen-aleyh onlardan bazıları üzerine bir rüzgâr gönderdik ve onlardan bazılarını şiddetli bir ses tutuverdi ve onlardan bazısını da yere batırdık ve onlardan kimisini de garkettik ve Allah onlara zulmeder olmadı. Fakat onlar kendi nefislerine zulmediciler oldular.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlardan her birini kendi suçu sebebiyle cezaya çarptırdık: Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir gürültü bastırıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nitekim hepsini günahiyle yakaladık. Onlardan kiminin üstüne taş yağdıran bir fırtına gönderdik, kimini korkunç ses yakaladı, kimini yere batırdık, kimini de boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bütün bunları ahz ve helâk itdik. Onlardan ba'zıları üstüne furtına rüzgârları gönderdik ve ba'zılarını da sayha aldı. Ve onlardan bir takımını yere batırdık. Bir takımını da suda boğduk. Allâh Te'âlâ onlara zulüm ider olmadı ve lâkin onlar kendi nefislerine zulüm itdiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunların hepsini, işlediği günah yüzünden cezaya çarptırdık. Kimine taş yağdırdık. Kimi korkunç bir sese tutuldu. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah onlara yanlış yapmıyordu, yanlışı onlar, kendilerine yapıyorlardı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hepsini günahlarıyla birlikte yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yakaladı. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların hepsini de günahlarıyla yakaladık. Kiminin başına taş yağdırdık. Kimini o korkunç ses yakaladı. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de boğduk. Allah onlara haksızlık etmedi; onlar kendilerine zulmedip duruyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Her birini kendi günahı ile yakaladık. Bazılarının üstüne taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Bir kısmını, o korkunç titreşimli ses yakaladı. Onlardan, yere batırdıklarımız da oldu. Bazılarını da boğduk. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes dükelin duttuķ yazuġı-y-ıla pes bir nicesi anlaruñ viribidük anuñ üzere ŧaş daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim duttı anı ün ya'nį ŝemūd ķavmı daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim ķoyduķ anı yire daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim ġarķ eyledük. daħı olmadı Tañrı kim žulm eyleye anlara velįkin oldılar gendüzilerine žulm eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Barçasını helāk itdük günāhı bile. Niçesi üstine ṭaş yaġdurduḳ Lūṭ ḳavmigibi ve niçesini helāk itdi Cebrā’il ṣayḥası ‘Ād ḳavmi gibi ve ẞemūd gibi veniçesini yire geçürdük Ḳārūn gibi ve niçesini ġarḳ eyledük Fir‘avn gibi. Daḫıanlara Tañrı ẓulm itmedi. Lākin anlar kendü nefslerine ẓulm eylediler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onların hər birini öz günahı ilə yaxaladıq (hərəyə öz günahına görə cəza verdik). Kiminin başı üstünə (qasırğa ilə) qızmar daş yağdırdıq, kimini dəhşətli (tükürpədici) səs yaxaladı, kimini yerə gömdük, kimini də suya qərq etdik. Allah onlara zülm etmirdi, onlar özləri özlərinə zülm edirdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So We took each one in his sin; of them was he on whom We sent a hurricane, and of them was he who was overtaken by the (Awful) Cry, and of them was he whom We caused the earth to swallow, and of them was he whom We drowned. It was not for Allah to wrong them, but they wronged themselves.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Each one of them We seized for his crime: of them, against some We sent a violent tornado (with showers(3462) of stones); some were caught by a (mighty) Blast;(3463) some We caused the earth(3464) to swallow up; and some We drowned (in the waters):(3465) It was not Allah Who injured (or oppressed) them:" They injured (and oppressed) their own souls.
3462 For hasib (violent tornado with showers of stones), see 17:68: this punishment as inflicted on the Cities of the Plain, to which Lot preached (54:34). Some Commentators think that this also applied to 'Ad, but their punishment is described as by a violent and unseasonable cold wind (41:16; 54:19 and 69:6), such as blows in sand storms in the Ahqaf, the region of shifting sands which was in their territory. 3463 For sayhah (Blast) see 11:67 and n. 1561, as also n. 1047 to 7:78 and n. 1996 to 15:73. This word is used in describing the fate of: Thamud (11:67) Madyan (11:94); the population to which Lut preached (15:73); and the Hijr (15:83), part of the territory of Thamud ; also in the Parable of the City to which came the three Prophets, who found a single believer (36:29). 3464 This was the fate of Qarun: see 28:81. Cf. also 16:45 and n. 2071. 3465 This was the fate of the hosts of Pharaoh and Haman (28:40) as well as the wicked generation of Noah (26:120).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَكُلاًّ
ve her birini
اَخَذْنَا
yakaladık
بِذَنْبِه۪ۚ
günahı sebebiyle
فَمِنْهُمْ
artık onlardan
مَنْ
kimine
اَرْسَلْنَا
gönderdik
عَـلَيْهِ
üzerine
حَـاصِباًۚ
bir fırtına
وَمِنْهُمْ
ve onlardan
مَنْ
kimini
اَخَذَتْهُ
onu yakaladı
الصَّيْحَةُۚ
sayha
وَمِنْهُمْ
ve onlardan
مَنْ
kimini
خَسَفْنَا
geçirdik
بِهِ
onu
الْاَرْضَۚ
yere
وَمِنْهُمْ
ve onlardan
مَنْ
kimini
اَغْرَقْنَاۚ
suda boğduk
وَمَا كَانَ
zaten değildi
اللّٰهُ
Allah
لِيَظْلِمَهُمْ
onlara zulme- decek
وَلٰكِنْ
fakat
كَانُٓوا
idiler
اَنْفُسَهُمْ
kendi nefislerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlar
Bunların her birini günahları sebebiyle yakala(yıp cezalandır)dık. Kiminin üzerine (taş yağdıran) bir fırtına gönderdik, kimini (helâk edici tek bir) sayha yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de (suda) boğduk. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar (resullerimizi ve âyetlerimizi inkâr ederek) kendi nefislerine zulmettiler.
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
ذَنْب
İsim
ذ ن ب
Günah, suç
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَاصِب
Etken fiil
ح ص ب
Taş yağdıran fırtına
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
صَيْحَة
İsim
ص ي ح
Sayha
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
خَسَفَ
Fiil-I
خ س ف
Batırdı, geçirdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَغْرَقَ
Fiil-IV
غ ر ق
Boğdu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti