close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ankebût Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve’âden veśemûde vekad tebeyyene lekum min mesâkinihim(s) vezeyyene lehumu-şşeytânu a’mâlehum fesaddehum ‘ani-ssebîli vekânû mustebsirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Âd'le Semud'u da helak etmiştik ve gerçekten de yerlerinden apaçık anlamaktasınız ve Şeytan, onların yaptıklarını, bezemişti kendilerine ve gerçeği gördükleri halde yoldan çelmişti onları.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Azgınlaşan kavimler olan ve Yemen civarında yaşayan) Ad’ı ve (Hicaz-Sina arasındaki) Semud’u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden (geriye kalan çöküntülerden) size (durumları hâlâ) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan onlara süsleyip-çekici kılmıştı da, böylece onları (Hakk) yoldan alıkoyup (saptırmıştı). Oysa onlar görebilen (gerçeği sezen ve açıkgöz geçinen) kimselerdi. (Buna rağmen nefislerine uyup yoldan çıktılar.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Âd ve Semûd toplumlarını helak ettiğimiz bölgelerde kalıntı ve harabeleriyle size apaçık gözükmektedir. Şeytan onlara yapıp ettiklerini güzel gösterip, böylece onları doğru yoldan alıkoymuştu. Halbuki kendileri de az çok gözü açık uyanık kimselerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Oturdukları yurtlarından, onların başına neler geldiğini anlamışsınızdır. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onlara yaptıkları işleri süsleyip güzel göstermişti. Onları doğru yoldan, İslâmî hayatı yaşamaktan alıkoymuş, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemişti. Oysa onlar da, hakkı bâtıldan ayırıp görebilecek, anlayabilecek durumdaydılar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ad ve Semud'u da (helak ettik). (Başlarına nelerin geldiği) size oturdukları yerlerden belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını süsledi, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görüp anlayabilecek durumdaydılar. [2]
2.Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayabilecek kabiliyete sahiptiler.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ad ile Semûd'u da helak ettik. (Ey Mekke halkı), onlara ne yapıldı, meskenlerinin harabından size belli olmaktadır. Görgü sahibleri oldukları halde, şeytan, onların amellerini kendilerine süslemiş (güzel göstermiş) de, onları hak yoldan çevirmişti.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Siz, onların evlerini görmüşsünüzdür. Şeytan, onların yaptıklarını onlara güzel gösterdi de onları doğru yoldan saptırdı. Hâlbuki onlar, (hak ve hakikati) görebiliyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âd ve Semûd toplumlarını da helâk ettik. Helâkleri, evlerinin kalıntılarından size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterip, onları doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.[411]
[411] Âd ve Semûd kavimlerinin kıssası hakkında kısa bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIV, 469-471.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hem Âd'i yok eyledik, hem de Semud'u, onların yurtlarından, size her şey bellidir, iç görüleri varken, yaptıkları işi şeytan bezeyip yoldan çıkardı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ad ve Semûd (kavimleri)ni de (yaptıkları yüzünden) helâk ettik. Bunu vaktiyle oturdukları evlerin yıkıntıları size açıkça göstermektedir. Şeytan onlara işledikleri kötülükleri güzel göstererek kendilerini yoldan çıkardı. Hâlbuki onlar (gerçeği görebilecek kadar) aklı fikri yerinde, gözü açık kimselerdi.
Hz. Hud’un gönderildiği Âd kavmi, Samed, Samud, Sada ve Heba adlı putlara tapıyor, zayıf ve kimsesizlere ağır zulümler yapıyorlardı. Zevklerinin tatmini için insanları yüksek binaların üzerinden aşağı atarak eğleniyorlardı. Elli seneden fazla bir zaman Hz. Hud, bu azgın kavmi imana ve insanca yaşamaya çağırdı. İman etmeye yanaşmadıkları gibi azgınlıklarına da devam ettiler. Bunun üzerine şiddetli bir rüzgârla helak oldular. Hz. Salih’in gönderildiği Samud Kavmi de aynı Âd Kavmi gibi Allah’ın uyarılarını dikkate almamış, zulüm ve taşkınlıklarına devam etmiş ve bunun sonucunda da helak olmuştur. Ayette bahsedilen Âd ve Semud Kavimleriyle ilgili, bugün, birçok arkeolojik bulguya rastlanmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
’Âd ve Semûd’ı helâk iyledik meskenlerinin harâbeleri bunı vâzıhan gösterir, şeytân ânların ef’âlini nazarlarında şirin gösterdi ve ashâb-ı basîretden oldukları halde râh-ı müstakîmden inhirâf itdirdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Âd ve Semûd kavimleri de öyle. Onların durumlarını meskenlerinin kalıntıları size apaçık gösteriyor. Şeytan onlara, (kötü) işlerini güzel gösterip kendilerini doğru yoldan saptırmıştı; oysa gerçeği görme yeteneğine de sahiplerdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Âd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Aynı şekilde, Ad ve Semud'u da... Akibetleri, oturmuş oldukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytan işlerini onlara süslü göstererek onları yoldan saptırdı. Halbuki görüp anlayacak yeteneğe sahiptiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ad ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Âde de, Semûde de ki size bunlar meskenlerinden belli olmaktadır, Şeytan onlara amellerini tezyin etmişti de kendilerini yoldan çevirmişti, halbuki gözleri açık adamlar idiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Âd ve Semûd’u da (yaptıkları yüzünden) helâk ettik. Bunu, vaktiyle oturdukları evlerin yıkıntıları size açıkça göstermektedir. Şeytan onlara işledikleri kötülükleri güzel göstererek kendilerini doğru yoldan alıkoydu. Hâlbuki onlar (hak ile bâtılı ayırt edecek kadar, aklı-fikri yerinde) gözü açık kimselerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Âd ve Semûd'un sonları da yurtlarının durumundan size belli olmaktadır. Şeytan yaptıklarını güzel göstererek onların yanlış yolu seçmelerine sebep oldu. Oysaki doğruyu görebilirlerdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Aad ile Semudu da (helak etdik. Onların başına neler geldiği) hakıykat sizin için el'an (o haraab) evleri (ciheti) nden belli olmakdadır. Uyanık (insan) lar oldukları halde şeytan onların amel (ve hareket) lerini süsleyib kendilerini yoldan sapdırmışdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Âd ve Semûd'u da (helâk ettik); (onların başına ne geldiği, harâb olmuş)meskenlerinden size elbette belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları yoldan çıkardı; hâlbuki (onlar, esâsen) bakıp görebilecek (akıl sâhibi) kimselerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Azgınlaşan) Âd ve Semûd’u da (yıkıma uğrattık, onların başına ne geldiği, harap olmuş) meskenlerinden size elbette belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları yoldan çıkardı; hâlbuki (onlar, esasen) bakıp görebilecek (akıl sahibi) kimselerdi.*
(*) Ad kavmi Kur’an-ı Kerimde adı geçen ve helak edilmiş kavimlerden biridir. Bu kavmin, bugünkü Umman bölgesinde, Bedevilerin Ubar şehri adı verdikleri, büyük çöllerin ortasında bir kentte yaşadıkları düşünülmektedir. Ad kavmi, bolluk refah zenginlik içinde yaşamaktaydı, yüksek sütunlar, yüksek binalarla dünyanın en güzel şehri sayılan İrem şehri adı verilen kenti inşa etmişlerdi. Ad kavmi lüks ve gösterişe çok düşkün kimselerdi. Ad kavmi, tufandan sonra putlara dönen ve azgınlaşan ilk kavimdir. Yüce Allah onlara doğru yola dönmeleri için aralarından seçtiği Hz. Hud peygamberi elçi olarak göndermiştir… Semûd (ثَمُود ‎), İslam’da Sâlih peygamberin gönderilmiş olduğuna inanılan, Kuzeybatı Arabistanda, daha sonraları Medain Salih adı verilen Hicr (İng.Hegra) bölgesinde yaşayan kavmin (İng,Thamud) adıdır. (Vikipedi)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ad kavmine, Semud kavmine ve size açıklanan yaşadıkları mekânlar da şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş, sonra onlar doğruları görebilecek yeteneğe sahip oldukları halde, şeytan onları doğru yoldan saptırmış dı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ad ile Semut’un barınak kalıntılarına bakıp başlarına gelenleri anlıyorsunuz. Şeytan onlara yol göstermiştir. Bunun üzerine onlar doğru yoldan ayrılmışlardır. Oysa ki onlar ilerisini görebilen kimselerdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Âd, Semud kavmini de helâk ettik. Size onların meskenleri belli olmuştur [³]. Şeytan onlara kötü amellerini bezemiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar basiret sahibiydiler [⁴].
[3] Onların meskenlerinden gelip geçtikçe helâkleri size belli olmuştur.[4] Âkil, zekiydiler, fakat inat ettiler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ad ve Semûd’u da (helak ettik). Bu onların (harap olmuş) meskenlerinden size açıkça belli olmuştur.²⁵ Şeytan onların yaptıklarını süslü gösterdi de onları (doğru) yoldan alıkoydu. Hâlbuki onlar gerçeği görecek kapasiteye sahip (mustebsirûn] kimselerdi.
25 Bu beldelerin isimleri Sodom ve Gomore’dir. Ad kavminin efsanevi şehri “bol sütunlu İrem” şehri, çöldeki rüzgârın şiddetiyle durmadan yer değiştiren kum tepelerinin altında kalmıştır. Kalıntılarının zaman zaman esen şiddetli rüzgârlarla ortaya çıktığı söylenmektedir (M. Esed).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Şüphesiz (başlarına neler geldiği) kendi oturdukları (kalıntı) yerlerden size belli olmaktadır. Kendi yapmakta olduklarını şeytan onlara süsleyip çekici kılmış, böylece onları yoldan alıkoymuştu. Oysa onlar basiret sahibi kimselerdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Aynı şekilde, Âd ve Semud kavimlerini de helâk etmiştik. Nitekim, şimdi birer harâbe olan saraylarından, evlerinden geriye kalan kalıntılara bakarak, onların nasıl bir azaba uğradığını açıkça görebilirsiniz. Şeytan, yaptıkları çirkin işleri onlara güzel göstererek hepsini doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar, gerçeği pekâlâ görebilecek durumdaydılar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Âd ve Semûd’a da (rasûl gönderdik)! Size meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini güzel gösterdi. Onları Yol’dan çıkardı. Oysa görebilecek durumdaydılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ad ve Semûd halkı da aynı ak&8206;ıbete uğradı. Nitekim harabeye dönen yurtları meydanda. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel göstermiş, aslında çok ileri görüşlü insanlar olmalarına rağmen hepsini baştan çıkarmıştı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ad ve Semud kavimlerini de yok ettik. Sözünü ettiğimiz olayların şahidi harap olmuş yurtlarıdır. Şeytan onlara işlerini süslemiş, onları doğru yoldan saptırmıştır. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Âd ve Semûd’u da (helak etmiştik). Sizin için, (onların durumu) oturdukları yerler(in kalıntıların)dan anlaşılmaktadır. Şeytan, yaptıkları işleri kendilerine süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. (Oysa) bakıp görebilecek durumdaydılar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Âd ve Semûd (kavimlerini) de (helâk ettiğimiz,) memleketlerinin halinden sizce de açıkça anlaşılabilecek durumdadır. Zîrâ onlar (kendi sapkınlıklarını) beğenip dururlarken,¹ şeytan, yaptıklarını süslü gösterip onları hak yoldan çevirmişti.
1 Âyetin bu bölümü, “onlar basiret sahipleri olduklarını zannederlerken veya kendilerinin hak yolda olduklarını zannederlerken.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
MESKEN ve barınakların[ın kalıntıların]dan açıkça görüleceği gibi, ‘Âd ve Semûd ³² [kavimlerini de yok ettik]. ³³ [Onlar yıkılıp gittiler.] Çünkü Şeytan onlara işledikleri [günahları] güzel gösterdi ve böylece onları, hakikati kavrama yeteneğine sahip oldukları halde, [Allah’ın] yol(un)dan alıkoydu. ³⁴
32 Bkz. sure 7, not 48’in ikinci bölümü ve not 56.33 Burada, ‘Âd kavmi ile ilgili olarak, onların bir zamanki başkentleri olan efsanevî “Çok-sütunlu İrem” kentine (ki, Kur’an’da yalnızca bir kez, 89:7’de zikredilmiştir) atıfta bulunulmaktadır. Orası, el-Ahkâf’ın (Suudi Arabistan’ın büyük Rub‘u’l-Hâlî çölünün içlerinde bulunan ‘Umân ile Hadramevt arasındaki bölge) durmadan yer değiştiren kum tepeciklerinin altında kalmıştır. Fakat kalıntıların zaman zaman esen şiddetli rüzgarlarla ortaya çıktığı söylenmektedir. Semûd kalıntılarına yapılan göndermenin bir açıklaması için 7:74 ile ilgili not 59’a bakınız.34 Kur’an, insanın, bütün yapıp-ettiklerine ilişkin sorumluluğun ve dolayısıyla kendi baştan çıkarıcı dürtülerine -ki burada Şeytan’ın karşılığı olarak kullanılmıştır- karşı koymadaki başarısızlığından doğan ahlakî sorumluluğun kaynağının, sahip bulunduğu “gerçeği kavrama yeteneği” (istibsâr) olduğunu belirtir. Bu konuyla ilgili olarak ayet 14:22 ile ilgili 31 ve 33. notlara bakınız.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Evlerinin kalıntıları size bunu açıkça göstermektedir. Şeytan, onlara yaptıkları kötülükleri güzel göstermiş böylece onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onların gerçeği görebilecek kabiliyetleri vardı. 9/70, 16/63
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ONLARA ait mesken kalıntılarının da ayan açık önünüze koyduğu gibi, ‘Âd ve Semûd da (benzer bir akıbete uğradı); zira şeytan onlara işledikleri (kötülükleri) süslü göstermişti: üstelik kendileri açıkgöz ve uyanık (geçinen) kimseler oldukları halde, onları yoldan çıkardı.[³⁵¹⁵]
[3515] Hem sapmalarından kendilerinin sorumlu olduğunu hem de hayata bakışlarındaki mânevî körlüğün kendilerini düşürdüğü gülünç durumu ifade eden bir ibâre. Bunda elçilerinin uyarısına muhatap oldukları halde inkâra yeltendiklerine de bir gönderme vardır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ad ile Semud kavmini de helak ettik. (Ey müşrikler) Onların başına neler geldiğini siz, harabeye dönen evlerini görerek anlarsınız. Onlar aklı eren kimseler oldukları halde şeytan, yaptıkları kötülükleri süsleyip kendilerine güzel göstermişti de, onları doğru yoldan saptırmıştı!
Osman Fırat
swap_vert close
Âd ve Semûd’u da (helâk ettik). Bu, oturdukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytân onlara yaptıkları işleri süsleyip onları yoldan çıkardı. Oysa onlar bu akıbeti görebilecek kimselerdi..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Âd ve Semûd (kavmini de helâk ettik). Muhakkak ki, sizin için onların oturmuş oldukları yerlerden (başlarına gelen felaketler) açıklanmıştır ve şeytan onların yaptıkları işleri süslü göstermiş de onları yoldan saptırmıştır. Halbuki, gözleri görür kimseler olmuşlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Âd ve Semûd halklarını da imha ettik. Siz ey (Mekkeliler) bunu, kalan ev harabelerinden anlıyorsunuzdur. Şeytan onlara yaptıkları kötü işleri süsledi ve onları yoldan çıkardı. Halbuki onlar aklı fikri yerinde, açıkgöz kimselerdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ad ve Semud'u da (helak ettik). Bu, oturdukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri süsleyip onları yoldan çıkardı. Oysa bakıp ibret alabilirlerdi (ama almadılar).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve 'Âd ve Semûd kavimlerini de helâk iyledik. Onların meskenlerinde âsâr-ı 'azâb size zâhir oldı. Ve şeytân onlara 'amellerini güzel göstermiş ve onları doğrı yoldan men' itmişdi. Onlar akıl ve basîret sâhibi idiler (fakat şeytâna aldandılar.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ad ile Semud’un başına gelenleri de kalıntılarına bakıp kesin olarak anlarsınız. Şeytan, yaptıklarını süslü göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilen kimselerdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ad ve Semud kavimlerini yok ettik. Onların meskenlerinden bu apaçık size belli olmuştur. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Âd ve Semud kavimlerini de helâk ettik ki, meskenlerinin hali size bunu açıkça göstermiştir. Şeytan onlara yaptıklarını süsledi ve onları yoldan çıkardı. Oysa onlar gerçeği görebilecek kimselerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Âd'ı, Semûd'u da böyle yaptık. Bu, onların yurtlarından/meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsleyip püslemişti de kendilerini yoldan çıkarmıştı. Oysaki, bakıp görebilen insanlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı 'ād'ı daħı ŝemūd’ı. daħı bayıķ bellü oldı size bunlaruñ ŧuraķları. daħı bezedi anlara şeyŧān 'amellerini pes döndürdi anları yoldan daħı oldılar görür göñüllüler ya'nį gendü i'tiķadlarınca.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Ād ḳavmini daḫı, ẞemūd ḳavmini daḫı helāk itdük. Bellü oldı size anlaruñhelāk olduġı anlaruñ ḫarāb yirlerinden. Daḫı bezedi anlara şeyṭān ‘amelle‐rini. Pes çıḳardı anları doġru yoldan. Daḫı anlar ḳādirler‐idi naẓar eylemegebaṣīret‐ile, lākin eylemediler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz Adı və Səmudu da məhv etdik. (Ey Məkkə əhli! Onların başlarına nələr gətirdiyimiz xaraba qalmış) məskənlərindən sizə bəllidir. Şeytan (çirikn) əməllərini onlara gözəl göstərib gözləri görə-görə onları haqq yoldan çıxartdı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (the tribes of) Aad and Thamud! (Their fate) is manifest unto you from their (ruined and deserted) dwellings. Satan made their deeds seem fair unto them and so debarred them from the Way, though they were keen observers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(Remember also) the ´Ad and the Thamud (peoples):(3459) clearly will appear to you from (the traces) of their buildings (their fate): the Evil One made their deeds alluring(3460) to them, and kept them back from the Path, though they were gifted with intelligence and skill.
3459 For 'Ad people see 7:65-72, and n. 1040, and for Thamud, 7:73-79, and n. 1043. The remains of their buildings show (1) that they were gifted with great intelligence and skill; (2) that they were proud of their material civilisation; and (3) their destruction argues how the greatest material civilisation and resources cannot save a People who disobey Allah's moral law. 3460 They were so arrogant and self-satisfied, that they missed the higher purpose of life, and strayed clean away from the Path of Allah. Though their intelligence should have kept them straight, Evil made them crooked and led them and kept them astray.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَعَاداً
ve Âd'ı
وَثَمُودَا۬
ve Semûd'u
وَقَدْ
ve ger- çekten
تَبَيَّنَ
belli oldu
لَكُمْ
sizin için
مِنْ مَسَاكِنِهِمْ۠قف
oturdukları yerlerden
وَزَيَّنَ
ve süs- ledi
لَهُمُ
onlara
الشَّيْطَانُ
şeytan
اَعْمَالَهُمْ
amellerini
فَصَدَّهُمْ
ve onları alıkoydu
عَنِ السَّب۪يلِ
yoldan
وَكَانُوا
oysa idiler
مُسْتَبْصِر۪ينَۙ
görebilenler
Âd ve Semûd (kavimlerini de resullerimizi ve âyetlerimizi yalanladıkları için helâk ettik). Sizin için (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden elbette apaçık belli olmaktadır. şeytan onlara amellerini süslü gösterdi ve onları (hak) yoldan alıkoydu. Oysa onlar, (hakikati) görebilecek (akıl sahibi) kimselerdi.
عَاد
Özel isim
ع و د
Âd (Hûd (a.s.)'ın kavmi)
ثَمُود
Özel isim
ثَمُود
Semûd (Hz. Salih (a.s.)'ın kavmi)
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
تَبَيَّنَ
Fiil-V
ب ي ن
Apaçık belli oldu, açıklandı, ortaya çıktı, anlaşıldı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَسْكَن
İsim
س ك ن
Mesken, yurt, ev, yuva, oturulan yer
زَيَّنَ
Fiil-II
ز ي ن
Süsledi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
صَدَّ
Fiil-I
ص د د
Alıkoydu, yüz çevirdi, men etti, şamata etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُسْتَبْصِرِين
Etken fiil-X
ب ص ر
(Hakikati) Görebilenler