close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ankebût Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad fetennâ-lleżîne min kablihim(s) feleya’lemenna(A)llâhu-lleżîne sadekû veleya’lemenne-lkâżibîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun ki biz onlardan öncekileri de sınadık; artık Allah, doğru olanları da mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yemin olsun (Biz) onlardan önceki (kavim)leri de (çeşitli) imtihan (kasıtlı, fitne ve belalar)dan geçirdik. (Böylece) Allah, kesinlikle (dininde ve davasında) sadıkları da bilecektir (bilmektedir) ve gerçekten yalancı sahtekârları da bilip (belirleyecektir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz kendilerinden öncekileri de sınadık. Allah, böylece kimlerin imanında gerçek, kimlerin sahte ve yalancı olduklarını dener ve onları ayırdeder.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de, belâlarla, felâketlerle ağır imtihanlardan geçirdik. Elbette Allah imanlarında samimi olanların kimler olduğunu bilecek; yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah elbette doğruları da bilecek ve elbette yalancıları da bilecektir (ortaya çıkaracaktır).
1-3.İbnu Ebi Hatim`in Şa`bi`den rivayet ettiğine göre Mekke halkından bazı kimseler Müslüman oldular. Sonra Medine`den Resulullah (a.s.)`ın ashabı, Medine`ye hicret etmedikçe imanlarının kabul edilmeyeceğine dair yazı yazdılar. Onlar da hicret etmek üzere yola çıktılar. Ancak müşrikler arkadan onları izleyerek geri çevirdiler. Bu ayeti kerimeler de onlar hakkında indirildi. Rivayete göre, sahabiler daha sonra onlara kendileri hakkında böyle ayeti kerimeler indirildiğini yazdılar. Onlar da: "Çıkalım eğer kimse peşimizden gelirse çarpışırız" dediler ve öyle yaptılar. Müşrikler yine arkalarından gittiler. Bu kez müşriklerle çarpışmaya girdiler ve bazıları öldürüldü, bazıları kurtuldu. Yüce Allah da onların hakkında şöyle buyurdu: "Sonra Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin sonra cihad eden ve sabredenlerin (yanındadır). Bundan sonra Rabbin elbette bağışlayandır, rahmet edendir." (Nahl, 16/110)İbnu Sa`d`ın Abdullah bin Ubeyd bin Umeyr`den rivayet ettiğine göre de bu ayeti kerimeler Allah yolunda işkence gören Ammar bin Yasir (r.a.) hakkında indirilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu biz, onlardan evvelkileri de (çeşitli musibetlerle) denedik. Allah, (imtihan sûretiyle imanında) sadık olanları da muhakkak bilecek, yalancı onları da elbette bilecek.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz onlardan öncekileri de imtihana tabi tuttuk. Elbette Allah, doğru olanları da ortaya çıkaracaktır, yalancı olanları da ortaya çıkaracaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlardan önce, geçmiş olanları sınamış idik, gerçekleri, yalancıları Allah açığa çıkaracaktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Elbette Allah, doğru davrananları (özü, sözü ve davranışı bir olanları) ortaya çıkaracak ve Haktan yana olduklarını söyledikleri halde batıldan yana olanların kim olduğunu da gösterecektir.
Cemil Said
swap_vert close
Biz ânlardan evvel gelenleri tecrübeye çekdik. Allâh kim doğrı söylüyor, kim yalan söylüyor, pek a’lâ bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
2,3. And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; kezâ O, yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanım hakkı için biz onlardan evvelkileri ne fıtnelerle imtihan ettik, yine Allah, elbette sadakat edenleri bilecek, ve elbette yalancıları bilecek
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz, onlardan önceki (ümmet) leri de imtihân ettik. (Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen) Allah, doğru olanlarla, yalancı olanları elbette bilir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun, biz onlardan evvelkileri de imtihan etmişizdir. Allah elbette saadık olanları da bilir, elbette yalancı olanları da bilir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki (biz), onlardan öncekileri de imtihân ettik; Allah doğru söyleyenleri de muhakkak bilir, yalancıları da muhakkak bilir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak ki biz, onlardan öncekilerini de imtihan etmişizdir. Elbette (zatım olan) Allah (iman etme hususunda) doğru söylemiş olanları da bilir, yalancı olanları da belir. *
(*) Not: Bazı mealler de ‘’Allah bilecektir’’ şeklindeki çeviriler hatalıdır, çünkü fiili muzari üzerinde istikbal harfleri olan ( س – سوف)’’sin veya sevfe’’ bulunmadığı zaman şimdiki zaman içindir gelecek zaman için değil. Yani buradaki (وَلَيَعْلَمَنَّ) fiilinin anlamı ‘’bilecektir’’ değil ‘’ elbette bilir veya bilmektedir’ şeklindedir. Fiili muzarîn anlamı için aşağıdaki Arapça Vikipedi Özgür Ansiklopedisi metnine bakılabilir. الفعل المضارع هو الفعل الذي يدل على حدث يقع في الزمن الحاضر (من ويكيبيديا، الموسوعة الحرة) و احيانا يدل الفعل المضارع على المستقبل اذا استبق ب سين أو سوف  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlardan öncekileri de denedik (imtihan ettik) ki, Allah doğru söyleyenleri de bilsin, yalan söyleyenleri de bilsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu, biz onlardan öncekileri de hep sınamıştık. İşte böylelikle Allah kimlerin doğru, kimlerin yalancı olduklarını bilir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Onlardan evvelkilerini de mihnet ve meşakkate uğratmıştık [⁶], Allah elbette sadıkları da bilip, kâzipleri de bilir. Ona göre ceza verir.
[6] Kelime-i Şehadeti getirenler, rüsuh ve sebat sahibi olup olmaması ayırdedilmek için, meşakkat ve mihnete marûz olurlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz, onlardan öncekileri de sınavdan geçirdik. Elbette ki Allah doğru söyleyenleri de bilir, elbette ki yalancıları da bilir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz onlardan öncekileri sınamadan geçirdik. Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu Biz, onlardan önceki çağlarda yaşayan müminleri de birtakım belâ ve musîbetlerle sınamıştık. Çünkü Allah, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan dürüst ve samîmî insanları mutlaka seçip belirleyecek,iman iddiasında bulunan ikiyüzlü yalancıları da kesinlikle ortaya çıkaracaktır. Müminlere eziyet çektiren zâlimlere gelince:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun onlardan öncekileri de sınadık! Allah, elbette, doğru söylemiş olanları biliyor, Yalancılar’ı da biliyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz daha önceki nesilleri sınavdan geçirdik Çünkü Allah, doğrucu ile yalancıyı ayıracaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! İnkâr edenler bilsinler ki; biz önceki nesilleri de imtihan etmiştik. Allah doğru söyleyenlerle yalancıları mutlaka bilir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Elbette Allah doğruları bil(dir)ip (ortaya çıkaracak)tır; yalancıları da mutlaka bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır). [*]
“Yüce Allah’ın bilmesi” ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:140, dipnot 11.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun ki onlardan önceki (ümmet) leri de imtihandan geçirdik. (İleride) kimin doğru (söylediğini) kimin yalancı olduğunu, Allah kesinlikle bildirecektir.¹
1 Bu âyetin metnindeki “bilecektir” ifâdesi, “bildirecektir, ayırt edecektir veya karşılığını verecektir” anlamlarınadır. (Beyzâvî) Fahreddin Razi: “Müfessirler zannettiler ki, bu âyetin görünen mânâya alınması, Allah’ın ilminin yenilenmesini gerektirir. Hâlbuki Allah, doğruyu ve yalancıyı imtihandan önce bilirken, imtihan sırasında bilecek demek nasıl mümkün olur? diye; buna, -gösterecek, ortaya koyacak, ayırt edecek- mânâlarını verdiler. Biz de deriz ki, âyet olduğu gibi görünen manasındadır, çünkü Allah’ın ilmi bir sıfattır ki, onda her olay, olduğu gibi ortaya çıkar. Mesela Allah, Zeyd’in itaat edeceğini, Amir’in de isyan edeceğini tekliften önce bilir, sonra teklif vaktinde de bilir ki o itaatkâr, öbürü isyankârdır. Onlar ömürlerini tamamlayınca da bilir ki, o itaat etti, öteki isyan etti. Hallerin hiç birinde O’nun ilmi değişmez, değişen ancak bilinendir” der. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Evet, andolsun ki, Biz kendilerinden öncekileri de sınadık; o halde [bugün yaşayanlar da sınanacak ve] elbette Allah, doğru davrananları ortaya çıkaracak ve yalancıların ² da kimler olduğunu gösterecektir.
2 Yani, başkalarına ve/veya bizzat kendilerine yalan söyleyenlerin (bkz. not 7).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de çeşitli sıkıntılarla sınamıştık, böylece Allah, “İman ettik” sözünde kimin sadık/samimi, kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkaracaktır. 2/155, 22/11, 67/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu, onlardan öncekileri de sınamıştık; fakat Allah her halükârda hem doğru söyleyenleri belirleyecek,[³⁴⁶⁹] hem de yalancıları belirleyecek.
[3469] Lafzen: “bilecek.”Muzari fiil te’kit nunuyla gelirse, fiilin üç zamana muhtemel yapısını gelecek zamana kilitler (Krş: Âyet 11, not 13). Bu âyet, Allah’ın iyiyi kötüden saçip ayıracağını buyuran âyet (3:179) ışığında anlaşılmalıdır. Fiilin nisbet edildiği iki mastardan biri olan ‘alem, “belirti, işaret, belge” demektir. Mutlak olan İlâhi bilginin zamanlar ve mekânlar üstü tabiatı gereği, bu ibâre, Kur’an’ın farklı yerlerindeki benzerleri gibi zorunlu olarak Allah’ın “kullarını belirlemek için sınamasını” ifade eder. Bununla amaçlanan, İlâhi bilginin insan iradesini geçersiz kıldığı yönündeki her tür yaklaşımı temelden reddetmektir (İlahî bilginin çift boyutlu tabiatı için bkz: 2:143, not 274). Özellikle Bakara 214, bu âyetin tefsiri niteliğindedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de imtihan ettik. (Onlar da bir çok zahmetlere maruz kaldılar; nitekim Bakara 214. de "Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden, cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk, sıkıntı gelmiş ve sarsıntıya uğramışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler "Allah’ın yardımı ne zaman?" diyorlardı buyurulmuştur) Allah elbette, sadık olanları da, yalancı olanları da (ezeli ve ebedi ilmi ile) bilir (Artık yalancıların ahirette özür dilemeleri boşunadır)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancılar da mutlaka bilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, onlardan evvelkileri de imtihan ettik, elbette ki, sadâkatte bulunanları da ve yalancı olanları da bilir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah elbette şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir.
Fahreddin Razî der ki: Müfessirler, bu âyeti zahirî şekliyle anlamanın, Allah’ın ilminde değişme ve yenilenme gerektireceğini zannederler. Zira Allah Teâlâ imtihan etmeden önce de neticeyi bilmektedir. Bu düşünce ile âyetteki “Allah bilecek” kısmını “Allah gösterecek, ortaya çıkaracak, ayırd edecek” diye açıkladılar. Biz de deriz ki: âyeti zahirî şekliyle anlamak, daha uygundur. Çünkü Allah’ın ilmi, bir sıfattır ki onda, her şey vâki olduğu gibi zuhur eder. Mesela imtihandan önce Allah bilir ki “Zeyd itaat edecek, Amr ise isyan edecek. Sonra imtihan sırasında da bilir ki birinci itaatli, ikinci âsi. İmtihandan sonra bilir ki Zeyd itaat etti, Amr ise isyan etti. Her üç durumda da O’nun ilmi değişmez. Değişen sadece ilmin konusudur.”İbnu’l-Muneyyir ise şöyle der: “Gerçekten, Allah’ın ilmi birdir. Her mevcuda, var olduğu sırada veya önceki ve sonraki şekliyle nasıl ise öyle taalluk eder.” Fakat unutmamak gerekir ki burada sebebin zikredilmesinden maksud, müsebbebe dikkat çekmektir. Yani “bilecek” demekten maksat “hak ettiği ödülü veya cezayı verecek” demektir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz, onlardan öncekilerini sınadık. Elbette Allah (sınayıp) doğruları bilecek, yalancıları bilecektir.
Bir kırâate göre: Allah doğruları bildirecek, yalancıları bildirecektir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh îmânlarında sâdık olanlarla kâzibleri temyîz itmek içün onlardan evvel geçen akvâmı ibtilâ ve imtihân iyledi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlardan öncekilerini de sıkıntılara sokmuştuk. Allah kimlerin samimi olduğunu elbette bilecektir. Kimlerin yalancı olduklarını da bilecektir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz, onlardan öncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette doğruları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gerçek şu ki, Biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Sözünde doğru olanları ve yalancıları Allah böylece birbirinden ayırt edecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri de fitne yoluyla denemişizdir. Allah, özüyle sözü bir olanları elbette bilecektir. Ve O, yalancıları da elbette bilecektir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ śınaduķ anları kim anlardan ilerü-di. pes bile Tañrı anları kim ŧoġru oldılar daħı bile yalancıları.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz fitneye düşürdük anlardan burun geçenleri, Tañrı Ta‘ālā bil‐meg‐içün girçekleri, daḫı bilmeg‐içün yalancıları.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onlardan əvvəlkiləri (keçmiş ümmətləri) də imtahana çəkmişdik. Şübhəsiz ki, Allah düz danışanları da (həqiqi iman sahiblərini də), yalançıları da çox gözəl tanıyar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We tested those who were before you. Thus Allah knoweth those who are sincere, and knoweth those who feign.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We did test those before them, and Allah will certainly know(3424) those who are true from those who are false.
3424 The word "know" is used here more in the sense of testing than of acquiring knowledge. Allah is All-Knowing: He needs no test to increase His own knowledge, but the test is to burn out the dross within ourselves, as explained in the last note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
فَتَنَّا
imtihan ettik
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
مِنْ قَبْلِهِمْ
onlardan öncedir
فَلَيَعْلَمَنَّ
muhakkak ki bilir
اللّٰهُ
Allah
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
صَدَقُوا
doğru söylediler
وَلَيَعْلَمَنَّ
ve elbette bilir
الْكَاذِب۪ينَ
yalancıları
Andolsun ki Biz, onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Muhakkak ki Allah, doğru söyleyenleri de bilir, yalancıları da elbette bilir.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
فَتَنَ
Fiil-I
ف ت ن
Kötülük yaptı, şaşırttı, imtihan etti, aldattı, fitneye düşürdü, belaya uğrattı, yaktı, işkence etti
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
صَدَقَ
Fiil-I
ص د ق
Sözüne sadık oldu, doğru söyledi, yerine getirdi, sadakat gösterdi, gerçekleştirdi, sadık kaldı, tasdik etti
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
كَاذِب
Etken fiil
ك ذ ب
Yalancı, yalan söyleyen