Evet, erkeklere (şehvetle) yaklaşanlar ve yol kesenler;[³⁵⁰³] üstelik bu çirkinliği kamuya açık kulüplerde güpegündüz gurup halinde işleyen siz değil misiniz?”[³⁵⁰⁴] Fakat kavminin tek cevabı: “Eğer doğru sözlü biriysen, haydi Allah’ın azabını getir de görelim bakalım!” diye (meydan okumaktan) ibâretti.
[3503] Veya: “(Şehveti tatmin için doğal olan) yolu kesen..” Meale çıkardığımız “yol kesme”, malum fiili işlemek için, gelip geçen yolcuların yolunu kesmelerini ifade eder (Mukâtil). Ve takta‘ûne’s-sebîl ibâresi için nota yerleştirdiğimiz alternatif anlamı, Ferra kaynak belirtmeden, Zemahşerî ise Hasan Basri’ye atfen naklederler.
[3504] en-Nâdî, “gündüzün toplanmak” (gece toplanma yerine es-sâmir denir) anlamındaki nedvden türetilmiştir. Nâdî, “İnsanların gündüz toplandığı kamuya açık “kulüp, loca” anlamına gelir. “Dernek, toplantı salonu” anlamına gelen nedve de aynı köktendir. Bir eylemin gurup halinde yapılışını da içerir. Çevirimizin gerekçesi budur.