Kavminin (İbrâhîm'e) cevâbı ise: “Onu öldürün yâhut onu yakın!” demelerinden başka bir şey olmadı. Bunun üzerine Allah onu ateşten kurtardı. Şübhesiz ki bunda, îmân edecek bir kavim için nice ibretler vardır.(1)
(1)“Ateş dahi, sâir esbâb-ı tabîiye (tabîat sebebleri) gibi kendi keyfiyle, tabîatıyla, körükörüne hareket etmiyor. Belki emir tahtında (altında) bir vazîfe yapıyor ki, Hazret-i İbrâhîm (as)’ı yakmadı ve ona, yakma emrediliyor. (...) Hazret-i İbrâhîm’in cismi gibi, gömleğini de ateş yakmadı ve ateşe karşı mukāvemet hâletini vermiştir. İbrâhîm’i yakmadığı gibi, gömleğini de yakmıyor.İşte bu işâretin remziyle ma‘nen şu âyet diyor ki: ‘Ey Millet-i İbrâhîm! (Ey Müslümanlar!) İbrâhîmvârî(onun gibi) olunuz. Tâ gömlekleriniz, en büyük düşmanınız olan ateşe hem burada, hem orada bir zırh olsun. Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi, Cenâb-ı Hakk’ın zeminde sizin için sakladığı ve ihzâr ettiği (hazırladığı) bazı maddeler var. Onlar sizi ateşin şerrinden muhâfaza eder. Arayınız, çıkarınız, giyiniz.’ İşte beşerin mühim terakkıyâtından ve keşfiyâtındandır ki, bir maddeyi bulmuş ateş yakmayacak ve ateşe dayanır bir gömlek giymiş.” (Zülfikār, 25. Söz, 85-86)