İnananlar, inananları bırakıp da (Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip reddeden) inkârcıları veliler (kendilerine koruyucu, yönetici, temsilci ve önderler) edinmesinler. O hâlde her kim böyle yaparsa, (bilsin ki onun) Allah ile hiçbir alakası kalmamıştır. (Mevlâ’sı ile gerçek iman irtibatı kesilmiştir.) Ancak (inkârcı, azgın ve zalim kimselerden) gelecek (kendisini ve yakın çevresini; öldürme, ağır işkence etme, sakat hale getirme, emeğini, ekinini ve evini yakıverme gibi) bazı korku ve baskılardan korunmak (ve tehlikeleri atlatmak) için bu yola başvurmanız müstesnadır. (İkrah-ı mülci” denen bu zorlayıcı tehditler karşısında; gönülden mü’min kalmak şartıyla, bu tür tehlikeleri hâl ve hareketleriyle def edebilir.) Oysa Allah, sizi kendine (emirlerine) karşı (gelmekten) uyarır. Ve (unutmayın ki, hesap vermek üzere) dönüş, yalnız Allah’adır.*
(*) Bu vb. ayetlerle islam toplumuna gayri müslimlerin buyruk yapılmaması, yönetici ve lider konumuna getirilmemesi, islam ve müslümanların aleyhine onlarla işbirliği ve ittifak hâlinde olunmaması istenmektedir. Yoksa onlarla her türlü dostane ve insanı ilişkilerde bulunmamıza, dost ve arkadaş olmamıza hiçbir engel yoktur. Zaten Kur’an da geçen (ولي-اولياء)’Veli, evliya’ yönetici, idareci, temsilci ve önder gibi anlamlara gelir. Veli, dost ve arkadaş gibi anlamlara gelmez. Yani bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Bu nedenle Kur’an’da yer alan “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüklerin tamamına dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Ama maalesef birçok mealde bu hatayı görebiliyoruz. Ayrıca Kur’an’da dost kelimesinin karşılığı (خليل - خلة)’’halil’’, masdarı ise, hullet’’tir. Örneğin; Furkan süresinde kıyamet günü zalimlerin şöyle diyecekleri haber verilmektedir. يَٰا وَيْلَتَىٰ لَيْتَنِى لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا (الفرقان 28))’’ya veyleta leyteni lem ettehiz fülanen halila’’yani’’yazıklar olsun bana keşke falanı dost edinmeseydim’’ İşte gerek burada, gerek diğer bazı ayetlerde dost kelimesinin karşılığı (خليل)’’halil’’ ifadesi geçer. Ayrıca Mumtehine-8. ayette de yüce Allah şöyle buyurmaktadır.’’İnanc(ınız)dan dolayı size karşı savaşmayan (size saldırmayan) ve sizi yurtlarınızdan sürmeyen (inkârcılara) gelince, Allah onlara iyilik yapmanızı, (nezaketle ve) adaletle davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah adil davrananları sever.’’ Demek ki, bize saldırmayan ve bizi yurdumuzdan çıkarmayan gayri müslimlerle her türlü insani ve dostane ilişkilerimizi kurabilir ve onlara her türlü yardım ve desteğimizi sağlayabiliriz, zira bütün ilişkilerimizde de onlara adil davranmalıyız.