close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 200. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû-sbirû vesâbirû verâbitû vettekû(A)llâhe le’allekum tuflihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, sabredin, sebat edin, karşı durun ve Allah'tan sakının, ancak bu sayede kurtulur, bu sayede üst olursunuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler! (Din ve dava uğrundaki zorluklara, hayatın ve cihadın sıkıntılarına) Sabredin ve sabır üzerinde yarışın, (Allah’la, peygamberlerle, cihad emirinizle, Hakk yoldaki cemaatinizle) irtibatınızı koparmayın, kararlı ve sebatlı davranın (ve nöbet ve hizmet yerlerinizi terk edip ayrılmayın. Bu emirlere karşı gelmek hususunda) Allah’tan korkun. (Bu sayede) Umulur ki kurtuluşa ve başarıya (felaha) ulaşırsınız!..
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Zorluklara ve sıkıntılara sabırla katlanın ve şeytan ve uşakları olan kâfirlere karşı bu sabırla yarışın, veya kâfirlerle savaşırken birbirinizle şecaat ve yiğitlikte yarışın, cihad için hazırlıklı ve uyanık bulunun ve yolunuzu Allah ve kitabıyla bulun ki, mutluluğa erebilesiniz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey imân edenler, sabrederek mücadeleye devam edin, sebat ve kararlılık gösterin. Hazırlıklı ve uyanık olun, sabrederek mücadelede yarışı siz kazanın, gücünüzü, birliğinizi, devletinizi, topraklarınızı, ümmetin menfaatlerini korumak, îlây-ı kelimetullah (Allah'ın düzeninin hakim kılınması) ve tebliğe devam edebilmek için dinî, sosyal, siyasî, ekonomik müesseseler, savunma işbirlikleri kurun, öncü teşekküller, araştırma-geliştirme kurumları oluşturarak münasebetlerinizi ilerletin, ordular, özel savaş birlikleri ve savaş araçları hazırlayın, askerî garnizonlar, karakollar kurarak sınırlarınızı bekleyin, aranızdaki bağları kuvvetlendirerek birbirinize kenetlenin, Allah'ı zikirde daim olun. Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun ki kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eresiniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin, sabırda (düşmanlarınızdan) öne geçmeye çabalayın, cihada hazırlanın [22] ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
22.Ayeti kerimenin metninde geçen "ve rabitu" ifadesine bazı tefsirlerde "cihada hazırlanın, cihad için hazırlıklı olun", bazı tefsirlerde ise "sınırlarda nöbet bekleyerek yurtlarınızı onların saldırılarından koruyun" anlamı verilmektedir. "Murabata" kelimesi de sınır gözetmek, savaşta ön saflarda çarpışmak, savaştan kaçmayıp düşman karşısında direnmek gibi anlamlara gelmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah'tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler; din uğrundaki eziyetlere sabredin ve düşmanlarınızla olan savaşlarda üstün gelmek için sabır yarışı yapın. Sınır boylarında cihad için nöbet bekleşin ve Allah'dan korkun ki, felâh bulasınız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey inananlar! Sabredin, direnin. Cihada hazır olun ve Allah’tan sakının ki kurtulasınız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabrediniz ve birbirinizle sabırda yarışınız, ülkeyi korumada daima uyanık olunuz ve Allah'a karşı gelmekten sakınınız ki zafere ulaşasınız.[66]
[66] Zafere giden yol hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ IV, 563-567.Âl-i İmrân sûresinden çıkarılacak genel ilkeler hakkında bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IV, 569-574.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Sabrediniz, sabretmekte yarışınız, düşmana karşı koyun, Allahtan sakınınız, ola ki, kurtulasız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Zorluklara direnin ve zulme karşı toplumsal direnç göstererek birbirinizle sabırda yarışın! Düşmandan gelebilecek saldırılara karşı birbirinizle irtibatlı olun. Allah'ın emirlerine uygun yaşayın, günahlardan korunun ki mutluluğa eresiniz!
“Allah’ın emirlerine uygun yaşayın ki mutluluğa eresiniz” ifadesi, mutluluğun kaynağının İslam’da olduğunun ifadesidir. Yani mutlu olmak istiyorsanız Allah’ın istediği şekilde yaşayacaksınız demektir. İslam toplumlarında mutluluğu göremiyorsak bunun sorumlusu İslam değil, İslam’ı bir kimlik olarak kullanan Müslümanlardır. Allah’ın istediği şekilde yaşayan insan mutsuz ve huzursuz olması düşünülemez. Çünkü huzurun kaynağı İslam’dır, mutluluğun membaı Kur’an’dır. İslam’da sefalet değil saadet vardır. Eğer dünyanın bir yerinde işsiz, mesleksiz, itibarsız, mutsuz ve huzursuz bir Müslüman toplum varsa anlayın ki onlar sadece kimlik Müslümanıdır.İlhamını Allah’tan değil de şeytandan alanlar mutlu olamazlar, sevgiyi sezemezler, saygı gösteremezler. Onların mutluluk adına ortaya koyduğu her şey sadece gösterişten ibarettir. Davranışlarındaki nezaket, ilişkilerindeki letafet, yüzlerindeki tebessüm, dillerindeki belagat yürekten değil, yapmacıktır. Çünkü yürekleri Allah yerine şeytana tahsis edilmiştir. Şeytanın ve şeytani düşüncelerin egemen olduğu yerde, güzellikten ve güzel işlerden bahsedilemez.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler sabır idiniz biri biriniz ile sabırda müsâbaka idiniz, metîn olunuz ve Allâh’dan korkunuz felâh bulursunuz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey İnananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah'a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişebilesiniz.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin, kararlılıkta yarışın, düşmana karşı hazırlıklı olun (birbirinize dayanıp bağlanın), Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya ulaşabilesiniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar! Başarmak için, güçlüklere karşı tek tek direnin, topluca direnin, birlik olun ve ALLAH'ı dinleyin.
Bu ayette geçen "Rabitu" (birlik olun) kelimesinin anlamını kaydıran tarikat şeyhleri, uydurdukları "Rabıta" ibadetiyle kendilerini putlaştırmışlardır. Müritlerini, şeyhlerini düşünmeye ve hatta zikir anında yüzlerini hayal etmeye özendiren ve bunu Tanrısal bir emir olarak empoze edenler Allah tarafından "en kötü" kişiler olarak tanımlanır (6:21-24; 7:37; 10:17-18 ve 9:31)  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah'dan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
ey o bütün iymân edenler! sabredin ve sabır yarışında düşmanlarınızı geçin ve cihad için hazır ve rabıtalı bulunun ve Allaha korunun ki felâh bulasınız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler, sabredin, (düşman karşısında) sebat gösterin, (Allah yolunda, cihat için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin ve zorluklara karşı dirençli olun. Sürekli duyarlı olun. Takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erenlerden olursunuz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, sabr (-ü sebat) edin. (Düşmanlarınızla) sabır yarışı edin (onlara galebe çalın. Sınırlarda) nevbet bekleşin (yurdunuzu çiğnetmeyin.) Allah'dan korkun (Bu sayede) felah bulacağınızı umabilirsiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Sabredin!(4) Sabırda (düşmanlarınıza) üstün gelin! (Her an cihâda) hazırlıklı olun ve Allah'dan sakının! Tâ ki kurtuluşa eresiniz.
(4)Sabır hakkında bakınız; (sahîfe 309, hâşiye 1; sahîfe 40, hâşiye 2)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar! Sabredin, hep birlikte (zorluk ve sıkıntılara karşı) dayanın, dayanışma içinde olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının (onun emirlerine uygun yaşayın) ki kurtuluşa eresiniz.*
(*) “Allah’ın emirlerine uygun yaşayın ki mutluluğa eresiniz” ifadesi, mutluluğun kaynağının İslam’da olduğunun ifadesidir. Yani mutlu olmak istiyorsanız Allah’ın istediği şekilde yaşayacaksınız demektir. İslam toplumlarında mutluluğu göremiyorsak bunun sorumlusu İslam değil, İslam’ı bir kimlik olarak kullanan Müslümanlardır. Allah’ın istediği şekilde yaşayan insan mutsuz ve huzursuz olması düşünülemez. Çünkü huzurun kaynağı İslam’dır, mutluluğun membaı Kur’an’dır. İslam’da sefalet değil saadet vardır. Eğer dünyanın bir yerinde işsiz, mesleksiz, itibarsız, mutsuz ve huzursuz bir Müslüman toplum varsa anlayın ki onlar sadece kimlik Müslümanıdır.İlhamını Allah’tan (Allah’ın mesajı olan Kur’an’dan) değil de şeytanı güç ve düzenlerden alanlar mutlu olamazlar, sevgiyi sezemezler, saygı gösteremez. Onların mutluluk adına ortaya koyduğu her şey sadece gösterişten ibarettir. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! Sabredin, karşılıklı birbirinize sabırlı davranın, birbirinize bağlanıp ayrılmayın ve Allah’dan korunun ki, mutluluğa kavuşasınız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Katlanın, katlanmakta da ileri gidin, sınırları tutun, Allah’tan sakının ki onasınız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edenler! Katlanın, düşmanınızdan daha çok katlanın, düşmana karşı durun, Allah/tan sakının ki felâh bulasınız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Zorluklara sabrediniz/göğüs geriniz, (düşmana karşı) birbirinizle irtibat kurunuz ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci içinde olunuz ki kurtuluşa/mutluluğa eresiniz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin, hep birlikte dayanın, dayanışma içinde olun ve Allah'tan sakının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah yolunda mücâdele verirken, karşınıza çıkabilecek zorluk ve sıkıntılara sabredin, zulme karşı toplumsal direnç göstererek birbirinizle sabırda yarışın! Gerek düşmandan gelebilecek saldırılara, gerek şeytânî vesveselere ve ayartılara karşı her an uyanık ve hazırlıklı olun ve bir de, Allah’tan gelen ilkeler doğrultusunda hayatınıza yön vererek kötülüğün her türlüsünden titizlikle sakının ki, böylelikle umduğunuz o zafer ve kurtuluşa erebilesiniz!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin, sabırda sebat edin, kararlı olun! Allah’tan sakınıp korunun! Umulur ki felaha (kurtuluşa) erersiniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ey müminler! Sabredin, sabrı tavsiye edin, aranızda gönül köprüleri oluşturun. bir de kurtulabilmeniz için Allah'a karşı kendinizi sağlama alın.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Azimli, kararlı, mücadeleci, cesur olun! Azim de, kararlılıkta, mücadele de, cesarette düşmanlarınızı geçin! Her zaman savaşa hazırlıklı olun! Daima uyanık olun ki kimse sizi aldatmasın, tuzaklara düşürmesin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) dayanışmada bulunun; (savaş için) hazırlıklı ve nöbette bulunun! [*] Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun ki kurtulasınız.
Buradaki [râbitû] emri, sanıldığı gibi “zikirde insanları hatırlayıp onlarla manevi bir bağ kurmak” anlamında “rabıta” ile asla ve asla ilişkili değildir. Aksine bu emir, “savaş için hazırlıklı ve nöbette olmak” anlamına gelmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Gerçekten kurtuluşunuzu umabilmek için; sabredin, sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın, onlara karşı tetikte durun ve Allah’a karşı hata etmekten sakının.¹
1 Râbıta: Kelimenin kökü olan (رَبَطَ) fiili sözlükte; bağlamak, sağlam yürekli olmak, birlik olmak, pekiştirmek anlamlarına gelir. Kur’an’da râbıta kelimesi geçmemekle birlikte, (رَبَطَ) kökünün türevleri beş yerde geçmektedir. (Âlu İmran: 200, Enfâl: 11, 60, Kehf: 14, Kasas: 10) Müfessirlerin tamamına yakını râbıta’yı; atlarla saf bağlayıp düşmana karşı durmak, hudutlardaki karakolları beklemek, nöbet tutmak ve bir namazdan sonra diğer namazı beklemek şekline anlamışlardır. (Taberî, Kurtubî, Râzî) Peygamberimiz (s.a.v): “Allah’ın kendisiyle hataları affedip bağışlayacağı, dereceleri yükselteceği bir şeyi size söyleyeyim mi? Abdest üstüne abdest almak, camide cemaatle namaz kılmaya devam etmek ve her namazdan sonra diğer namazı beklemek. İşte ribat budur! İşte ribat budur! İşte ribat budur! (Müslim, Tirmîzî, Nesâî, Muvatta) Kim bir günlük nöbet tutarsa, bir aylık oruç ve ibâdetten daha fazla sevap kazanır.” buyurmuştur. (Nesâî, Tirmizî, İbnu Mace) Bu ayet ve hadislerden, râbıta’nın; bir cihad terimi olduğu, İslâm düşmanlarına karşı silahlanma, cihad için hazırlıklı olma, hudut karakollarında nöbet bekleme ve bu duygulara sıkı sıkıya bağlı olma demek olduğu anlaşılmaktadır. Mutasavvıflara göre rabıta; müridin şeyhini düşünerek kalbinden dünyalıkları çıkarması, şeyhi vasıtası ile Hz. Peygamber (s.a.v)’e ve Allah’a kalbini bağlaması demektir ve şöyle yapılır: Mürid doğrudan doğruya Allah’ı düşünür, Allah ile manevi bir bağ kurar ve hep O’nunla beraber olduğunu tasavvur eder. Bu şekilde bir bağ kuramazsa, bağlı bulunduğu mürşidini düşünür. Onun bağlı bulunduğu şeyhler silsilesi ile Hz. Muhammed (s.a.v)’e ulaşır. O’nun vasıtası ile de Allah’a ulaşır (!) ve O’nunla manevi bir bağ kurar. Tasavvuftaki rabıta, dolaylı yoldan Allah’a gitmek ve aracılar vasıtasıyla O’nunla manevi bağ kurmaktır. Rabıtanın bu şekildeki uygulaması, tarikatların Hicri 7. yüzyıldan sonraki dönemlerde uydurdukları bir bid’attir. Sûfîler, râbıtayı bir delile dayandırabilmek amacıyla; “sadıklarla birlikte olun” (Tevbe: 119) ayetini ve “kişi sevdiğiyle beraberdir” (Buharî, Müslim, Tirmizî) hadisini fütursuzca istismar etmişlerdir. Sonuç olarak; Kur’an’da ve sünnette mutasavvıfların uygulamasını destekleyecek hiç bir delil ve uygulama yoktur. Ayet ve hadislerde dile getirilen Allah yolunda cihad etmeyi gözüne kestiremeyenler, sonuçta râbıta kelimesinin içini boşaltarak, onu şirkle karışık bir meskenete çevirmekten başka bir şey yapmamışlardır. Bir de yıldızı bol otellerde yiyip-içip hayaller peşinde koşarak ribat yapanların rabıtalarını da Allah hayra tebdil eder inşallah…!  
Muhammed Esed
swap_vert close
Siz ey imana ermiş olanlar! Zorluklara sabırla katlanın ve birbirinizle sabırda yarışın, [doğru olanı yapmaya] her zaman hazır olun ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyun ki mutluluğa erebilesiniz!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah yolunda zorluklara karşı direnip sabredin, bu dirençte birbirinizle dayanışma içinde olun ve düşmana karşı kenetlenin, Allah’a karşı sorumluluğunuzu yerine getirin ki kurtuluşa eresiniz. 2/177, 6/34, 11/120 42/39, 61/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Siz ey iman edenler! Zorluklara karşı direnin, direnişte birbirinizle dayanışma içinde olun, (imana) nöbetçi olun[⁷¹¹] ve Allah’a karşı sorumluluk bilincini kuşanın ki ebedî saadete erebilesiniz.[⁷¹²]
[711] Râbıtû, “irtibatı kesmeyin” şeklinde de anlaşılabilir. Aslında ribât nöbet tutulan yerdir. Zımnen: imana saray olan yüreğinizin kapısında şeytana ve şeytanlara karşı nöbet bekleyin! İç ve dış saldırganlara karşı tetikte olun! Veya: Cennete ulaşan yolda ulaştığınız son noktadan bir adım geri atmayın! [712] Bu âyetin zımnî açılımı şudur: Ey iman iddiasında bulunanlar! İddianızı isbat için şu dört şeyi yapın: 1) İmanınıza yönelik saldırılara karşı direnin. 2) Direnişte dayanışın ve yarışın. 3) Bir yangın kulesi nöbetçisi gibi müteyakkız olun. 4) Sorumlu davranın ve firar etmeyin.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, sabır (ve sebat) edin (düşmanlarınızla) sabır yarışı yapın, (onlara galebe çalın. Sınırlarda) nöbet bekleyin (yurdunuzu çiğnetmeyin) ve Allah'tan korkun ki, (dünyada) başarıya ve (ahirette de) kurtuluşa hak kazanabilesiniz!
Osman Fırat
swap_vert close
Ey inananlar, sabredin, sabırlaşın/direnin. (İslama) bağlı kalın ve Allah’tan korkun ki, başarıya eresiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân edenler! Sabrediniz, sabır yarışında bulununuz ve nöbet bekleyiniz ve Allah Teâlâ' dan korkunuz ki, felâh bulabilesiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin! Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin! Cihad için daima hazırlıklı ve uyanık bulunun! Ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki felâh bulup başarıya eresiniz. [22, 77]
Allah Teâlâ bu âyette felâh (başarı) sırrını özetlemiştir. 1. Sabır (musîbete karşı sabır, taate devamda sabır ve günahlardan uzak durmada sabır). 2. Sabır yarışında düşmanları geçmek. 3. Cihad için devamlı uyanıklık (cemaatle namaz vesilesiyle birbirine bağlanma, Allah’ın dinini koruma ve yayma konusunda daimî gayret, uyanıklık ve İslâm hudutlarını korumada nöbet tutma.) 4. Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmak.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, sabredin, direnin. Savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki, başarıya eresiniz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! 'İbâdet ve tâ'atin meşâkkatlerine ve size isâbet iden mesâ'îb ve belâya sabır idin, harbin şedâidine karşı sabır ve sebâta cehd iyleyin ve serhadlerde düşmana karşı nöbetci olun ve Allâh Te'âlâ'ya ittikâ idin taki necât ve felâha iresiniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler! Sabredin, sabırda yarışın, düşmanlarınıza karşı uyanık olun ve Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun ki umduğunuza kavuşabilesiniz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ey iman edenler, Sabredin, (kafirlere karşı) dirençli olun, temkinli olun, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Sabredin; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın; cihad için hazırlıklı olun ve Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman sahipleri! Sabredin, sabır yarışı yapın, nöbet tutarak savaşa hazırlıklı bulunun ve Allah'tan sakının ki, kurtuluşa erebilesiniz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! ķatlanuñ daħı ķatlanmaķda ġālib oluñ. daħı sınurda duruñuz. daħı śaķınuñ Tañrı’dan anuñ-içün kim ķurtılasız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getüren kişiler, ṣabr eyleñüz, biri birüñüze daḫı ṣabr eylemegibuyuruñuz. Ġazā‐y‐ıçun atlar daḫı baġlañuz, daḫı Tañrıdan ḳorḳuñuz. Olakim dünyā ve āḫiret ḫayrına yitişesiz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! (Dində vacib olan hökmləri yerinə yetirməyin zəhmətinə, düçar olduğunuz bəlalara) səbr edin, (Allahın düşmənlərinə qələbə çalmaq uğrundakı müharibə və döyüşlərdə sizə üz verən müsibət və çətinliklərə) dözün, (sərhəd boyu növbədə durub cihada) hazır olun və Allahdan qorxun ki, bəlkə, nicat tapasınız!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Endure, outdo all others in endurance, be ready, and observe your duty to Allah, in order that ye may succeed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Persevere in patience(502) and constancy; vie in such perseverance; strengthen each other; and fear Allah. that ye may prosper.(503)
502 The full meaning of Sabr is to be understood here, viz.: patience, perseverance, constancy, self-restraint, refusing to be cowed down. These virtues we are to exercise for ourselves and in relation to others; we are to set an example, so that others may vie with us, and we are to vie with them, lest we fall short; in this way we strengthen each other and bind our mutual relations closer, in our common service to Allah. 503 Prosperity (falah) here and in other passages is to be understood in a wide sense, including prosperity in our mundane affairs as well as in spiritual progress. In both cases it implies happiness and the attainment of our wishes, purified by the love of Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
اصْبِرُوا
sabredin
وَصَابِرُوا
ve sabırda yarışın
وَرَابِطُوا
ve rabt edin
وَاتَّقُوا
ve takvâlı olun
اللّٰهَ
Allah'a karşı
لَعَلَّكُمْ
ta ki siz
تُفْلِحُونَ
felaha erersiniz
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Sabredin, (sabredenlerle beraber olup) sabırda yarışın, (gönlünüzü her anda Allah ve resulüne) rabt ed(ip bağlay)ın ve Allah'a karşı takvâ sahibi olun (kulluk sorumluluğunuzu bilip yerine getirmeye çalışın) ki felaha (kurtuluş ve saadete) eresiniz.
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
رَابَطَ
Fiil-III
ر ب ط
Rabt etti
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
اَفْلَحَ
Fiil-IV
ف ل ح
Felaha erdi, iflah oldu, kurtuluşa erdi, felah buldu