O (akıl sahipleri) ayaktayken, otururken ve uzanmışken (her hallerinde) Allah’ı dillerinden düşürmezler,¹ göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde inceden inceye düşünürler.² Ve: “Ey Rabbimiz! Sen, bütün bunları boşuna yaratmadın. Biz Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız, bizi Cehennem azabından koru.” (derler.)
1 Zikir: Anmak, hatırlamak ve ezberlemek anlamına gelir. Terim olarak ise Allah’ı, Kendisinin belirlediği usûl ve ifâdelerle anmak ve hatırlamak demektir. Zikir için Bk. (Bakara: 152 ve dipnotu)2 Tefekkür: Kelime anlamı olarak, herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihin yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma demektir. Tefekkürün zıddı düşüncesizliktir. Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah’ın zatı hakkındaki tefekkür asla mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret ettiler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.v)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?" deyince, Hz. Âîşe (r.a): “Resulullah (s.a.v) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde mahallini ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a): ‘Ey Allah’ın Rasulü! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?’ deyince, o: ‘Bu gece Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır’ dedi ve: ‘Göklerin ve yeryüzünün yaratılışında ve gece ile gündüzün birbirini izlemesinde, akıl sahipleri için kesinlikle mûcizeler, vardır.’ (Âlu İmrân: 190.) ayetini okudu. Ondan sonra Rasulullah (s.a.v): ‘Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan kişilere yazıklar olsun’ buyurdu.” dedi. Cenab-ı Hak tefekkür edenleri ise bu ayette tanımlamıştır. Tefekkür edene “mütefekkir” denilir. Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. İslam dininin istediği tefekkür, şüphesiz İslam’ın çizdiği çerçeve içerisinde olanıdır. Yoksa filozofların yaptığı düşünmeler tefekkür olarak kabul edilemez. İslâm’ın önem verdiği olumlu tefekkür, insanı aynı zamanda körü körüne taklitçilikten de kurtarır.