close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 191. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne yeżkurûna(A)llâhe kiyâmen veku’ûden ve’alâ cunûbihim veyetefekkerûne fî ḣalki-ssemâvâti vel-ardi rabbenâ mâ ḣalakte hâżâ bâtilen subhâneke fekinâ ‘ażâbe-nnâr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken anarlar ve göklerle yeryüzünün yaratılışını düşünürler de Rabbimiz derler, bunları boş yere yaratmadın, noksan sıfatlardan arısın sen, koru bizi ateşin azabından.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Aklı ve basireti olanlar ki) Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzere yatarken (devamlı) Allah’ı hatırlar (O’nu zikreder ve O’na yalvarırlar), göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde (dikkat ve ibretle) düşünür (eşyanın hikmet ve hakikatini anlamak üzere ilmi ve fikri araştırma yaparlar) ve "Rabbimiz, Sen (bütün) bunları hâşâ (gayesiz ve hikmetsiz) boş yere ve bâtıl sebeplerle yaratmadın (ve asla başıboş bırakmadın), Sen (böyle yersiz ve yararsız iş yapmaktan) Yücesin. Bizi ateşin azabından koru" (diye yalvarırlar).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar ki; ayakta, oturarak ve yanları üzerinde iken hep Allah'ı hatırlayıp anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde inceden inceye düşünürler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Sen bunların hiçbirini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın, bizi ateş azabından koru.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Akıl ve vicdan sahipleri, kıyamda, namaz kılarken, yürürken, meclislerde otururken, yanları üzerinde yataklarında yatarken, Allah'ı zikredenler, ibadet edenler, Allah'ın, dinini, şeriatını anlatanlardır, göklerin ve yerin yaratılması konusunda düşünenler, inceleme yapanlardır. “Ey Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ve tenzih ederiz. Bizi Cehennem azabından koru” diyenlerdir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/103; 38/27.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar ayakta, otururken, yanları üstüne yatarken Allah'ı anar ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Ey Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen çok yücesin. Bizi ateşin azabından koru!"
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) 'Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sağ duyulular o kimselerdir ki, ayakta iken, otururken ve yatarken (dâima) Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında Allah'ın varlığını isbat için iyice düşünürler ve şöyle derler: “-Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen batıl şey yaratmaktan münezzehsin (berîsin). Artık bizi cehennem ateşinden koru.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Öyle öz sahipleri ki; ayakta, oturarak ve yatarak Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılmasında tefekkür ederler. “Ey Rabbimiz! Sen bu kâinatı boşuna yaratmış değilsin. Seni böyle bir kusurdan tenzih ederiz. Sen bizi Cehennem azabından koru!”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Aklı selim sahipleri ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Sen bunu, boşuna yaratmadın; seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Bizi cehennem azabından koru!”
Besim Atalay
swap_vert close
Dururlarken, otururlarken, uzanırlarken hep Allahı anarlar, göklerin, yerin yaradılışın düşünürler de: «Ey Tanrımız! Bunları sen boş yere yaratmadın, sen kutsalsın, bizi ateş azabından saklayasın» demektedirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar ki ayakta dururken, otururken ve yatarken Allah'ı anar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde inceden inceye düşünürler ve derler ki: “Ey Rabbimiz! Sen bunların hiçbirini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın! Bizi ateş azabından koru!”
Bkz. 4/103, 10/12, 17/67, 39/8Ayakta dururken, otururken ve yatarken Allah’ı anmak demek Allah’la yaşamak demektir. İnsan, biyolojik anlamda diğer canlılar gibi et ve kemikten yaratılmış bir varlık olsa da onun yaratılışı, hayatı, terbiyesi, tekâmül etmesi, bakımı ve ölümü diğer canlılardan farklıdır. Onun hayatı gönderilen peygamberlerle ve indirilen kitaplarla disipline edilmek istenmiştir. Dünya, bildiğimiz canlılar için bir yaşama yeri iken, insan için bir imtihan ve olgunlaşma yeridir, bir nevi gideceği ebedi yurdun bekleme salonudur, bir istasyondur. Gelen bir trenle istasyona bırakılmıştır, gelecek olan bir başka trenle istasyondan alınarak gerçek âleme götürülecektir. Binaenaleyh insan, dünyanın halifesi ve cennetin efendisi olarak yaratıldığı için dünya istasyonunda, eğitim ve imtihan salonunda kaldığı müddetçe kendisini cennete taşıyacak davranışlar sergilemelidir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ayakda iken oturur iken yatarken dâimâ Allâh’ı ve ’arzın yaradılmasını düşünenler "Yâ rabbi bunları bâtıl olarak halk itmedin ya, seni takdîs ideriz dirler, bizleri ateş ’azâbından kurtar"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru"
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler (ve şöyle derler:) “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!  
 Allah Teâlâ, 190. âyette, göklerin ve yerin yaratılışı ile gece ve gündüzün değişimini, bir başka deyişle, mekân ve zamanın ilâhî kudrete delâletini aklıselim sahiplerinin ibret nazarına sunduktan ve böylece bizden, varlığın gerçek bilgisine ulaşma çabasını göstermemizi, özlü bir ifade ile istedikten sonra; 191. âyette, bu çabayı gösterenlerin, Allah’ın üstün kudretinin ve eşsiz sanatının eserlerini idrak etmeleri sonunda, O’na derin bir saygı ile yönelmelerinin kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar ki ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken ALLAH'ı anarlar. Göklerin ve yerin yapısı ve yaratılışı hakkında düşünürler: "Rabbimiz, sen bunları boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru.
Gerçek inananlar, Allah'ı sıkça anar ve O'nun ismini tek başına anmaktan mutluluk duyar. Kendileri ve çevrelerindeki her şey ve her olay onlara Tanrı'yı hatırlatır. Bak 13:28; 23:84-89; 33:42; 39:45.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
onlar ki gerek kıyâm-u kuudde ve gerek yanları üzerinde hep Allahı zikrederler ve Göklerin, Yerin yaradılışında fikr ederler: ya Rabbena, derler: bunu sen boşuna yaratmadın sübhansın, o halde bizleri o ateş azabından kour
Emrah Demiryent
swap_vert close
(İşte) Onlar (mü’minler), ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken (hep) Allah’ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): “Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz, bizi (cehennem) ateş (inin) azabından koru!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar; ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarlarken, Allah'ı anarlar.¹ Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında düşünürler: “Rabb'imiz! Sen, bunu boşuna yaratmadın, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru.”
1. Her koşul ve ortamda, her zaman ve durumda sürekli Allah'a kulluk bilinci ile O'na yönelirler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar (o salim akıl saahibleri öyle insanlardır ki) ayakda iken, otururken, yanları üstünde (yatar) iken (hep) Allahı hatırlayıp anarlar ve göklerin, yerin yaradılışı hakkında inceden inceye düşünürler. (İmâl-i fikr edenler ve şöyle derler:) «Ey Rabbimiz. Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen (bundan) pâk ve münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar ki, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine (yatar) iken Allah'ı zikrederler ve gökler ile yerin yaratılışı hakkında (derin derin) düşünürler. (Ve şöyle duâ ederler:) “Rabbimiz! (Sen) bunları boş yere yaratmadın; sen (bundan) münezzehsin, artık bizi ateşin azâbından muhâfaza eyle!”(2)
(2)“Başta Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm umum peygamberler ve ehl-i hakīkat, her vakit duâlarında en ziyâde; اَجِرْناَ مِنَ النَّارِ [Bizi ateşten koru!] نَجِّناَ مِنَ النَّارِ [Bizi ateşten kurtar!] خَلِّصْناَ مِنَ النَّارِ [Bizi ateşten halâs eyle!] ve vahiy ve şuhûda (görmelerine) binâen, onlarca kat‘iyet kesb eden (kesinlik kazanan) ‘Cehennemden bizi hıfz et (koru)!’ demeleri gösteriyor ki, nev‘-i beşerin en büyük mes’elesi Cehennemden kurtulmaktır ve kâinâtın pek çok ehemmiyetli ve muazzam ve dehşetli bir hakīkati Cehennemdir ki, bir kısım o ehl-i şuhûd ve ehl-i keşif (Allah’ın velî kulları) ve ehl-i tahkīk onu müşâhede eder (görür) ve bir kısmı teraşşuhâtını (izlerini) ve gölgelerini görür, dehşetinden feryâd ederler. ‘Bizi ondan kurtar!’ derler.” (Şuâ‘lar, 11. Şuâ‘, 224)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar ki ayakta iken, otururken, yan yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar; göklerin ve yerkürenin (evrenin) yaratılışı konusunda (araştırma yapıp inceden inceye) düşünürler (ve derler ki:) “Ey Rabbimiz! Sen bunların hiç birini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Seni (eksiklikten ve boş şeyler yapmaktan) tenzih ederiz. Bizi (ahirette) ateş azabından koru!*
(*) Ayakta dururken, otururken ve yatarken Allah’ı anmak demek Allah’la yaşamak demektir. İnsan, biyolojik anlamda diğer canlılar gibi et ve kemikten yaratılmış bir varlık olsa da onun yaratılışı, hayatı, terbiyesi, tekâmül etmesi, bakımı ve ölümü diğer canlılardan farklıdır. Onun hayatı gönderilen peygamberlerle ve indirilen kitaplarla disipline edilmek istenmiştir. Dünya, bildiğimiz canlılar için bir yaşama yeri iken, insan için bir imtihan ve olgunlaşma yeridir, bir nevi gideceği ebedi yurdun bekleme salonudur, bir istasyondur. Gelen bir trenle istasyona bırakılmıştır, gelecek olan bir başka trenle istasyondan alınarak gerçek âleme götürülecektir. Binaenaleyh insan, dünyanın halifesi ve cennetin efendisi olarak yaratıldığı için dünya istasyonunda, eğitim ve imtihan salonunda kaldığı müddetçe kendisini cennete taşıyacak davranışlar sergilemelidir. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O akıl sahipleri, ayakta iken, otururken ve yanları üzerine uzanmış yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederek “Rabbimiz! Sen bunları boşa yaratmadın, sen her şeylerden yücesin, bizi ateşin azabından koru” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar, yerlerin, göklerin yaratılması üzerinde derin derin düşünürler de derler: " Ey çalabımız! Sen bunları boşuna yaratmadın. Seni ulularız. Sen bizi ateşin azabından koru.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar ki ayakta iken, otururken, yatarken [³] Allah/ı anarlar; Göklerin ve yerin yaratılmasını düşünürler de derler: «Ey Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. Sen tamamiyle münezzehsin [⁴]. Artık bizi ateş azabından koru»
[3] Yani her bir surette.[4] Sana lâyık olmayan şeylerden, ezcümle halkı boş yere yaratmadan.[3] Yani bolluk ile geçinmeleri.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, ayakta iken, otururken ve yanları üzere yatarken Allah’ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünürler (ve şöyle yakarırlar): “Rabbimiz Sen bunu boş yere yaratmadın. Sen’i tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar ayakta iken, otururken ve yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler de, “Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O sağduyu sahipleri ki, ayaktayken, otururken ve hattâ dinlenmek için uzanıp yatarken, sürekli olarak Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin akıllara durgunluk veren o muhteşem yaratılışındaki hikmet ve anlamı üzerinde derinden derine düşünür ve Allah’a şöyle niyaz ederler:“Ey Rabb’imiz! Sen bütün bunları hikmet ve amaçtan yoksun olarak yaratmış olamazsın. Çünkü Sen, abesle iştigal etmekten uzaksın, yüceler yücesisin! Hikmet ve adâletinin gereği olarak, cennet de haktır, cehennem de haktır; o hâlde, bizi cehennem azâbından koru yâ Rab!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar ki ayakta iken, otururken, yan üzeri yatarken Allah’ı anarlar. Yer’in ve Gökler’in yaratılışı hakkında düşünürler: “Rabbimiz! Bunu boşuna yaratmadın. Sen sübhansın; bizi Ateş’in azabından koru!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çalışırken, otururken, dengilip yatarken Allah adını dilinden düşürmeyen bilginler, göklerin ve yerin nasıl yaratıldığını düşünürken şöyle mırıldanırlar: " Ya Rab! Bütün bunları boşuna yaratmadın. Sen muhteşemsin. N'olur ateşe atma bizi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin yerin yaratılışı üzerinde düşünerek; "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerineyken (her zaman) Allah’ı hatırlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünür (ve şöyle derler:) “Rabbimiz! Sen bunu [batıl] olarak (boş yere) yaratmadın. [*] Sen yücesin. [*] Bizi cehennem azabından koru!
Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:16; Sâd 38:27; Duhân 44:38.,Yüce Allah’ı [tesbih] etmek, O’nu bütün eksikliklerden uzak tutup öylece bilmek ve kabul etmektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (akıl sahipleri) ayaktayken, otururken ve uzanmışken (her hallerinde) Allah’ı dillerinden düşürmezler,¹ göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde inceden inceye düşünürler.² Ve: “Ey Rabbimiz! Sen, bütün bunları boşuna yaratmadın. Biz Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız, bizi Cehennem azabından koru.” (derler.)
1 Zikir: Anmak, hatırlamak ve ezberlemek anlamına gelir. Terim olarak ise Allah’ı, Kendisinin belirlediği usûl ve ifâdelerle anmak ve hatırlamak demektir. Zikir için Bk. (Bakara: 152 ve dipnotu)2 Tefekkür: Kelime anlamı olarak, herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihin yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma demektir. Tefekkürün zıddı düşüncesizliktir. Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah’ın zatı hakkındaki tefekkür asla mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret ettiler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.v)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?" deyince, Hz. Âîşe (r.a): “Resulullah (s.a.v) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde mahallini ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a): ‘Ey Allah’ın Rasulü! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?’ deyince, o: ‘Bu gece Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır’ dedi ve: ‘Göklerin ve yeryüzünün yaratılışında ve gece ile gündüzün birbirini izlemesinde, akıl sahipleri için kesinlikle mûcizeler, vardır.’ (Âlu İmrân: 190.) ayetini okudu. Ondan sonra Rasulullah (s.a.v): ‘Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan kişilere yazıklar olsun’ buyurdu.” dedi. Cenab-ı Hak tefekkür edenleri ise bu ayette tanımlamıştır. Tefekkür edene “mütefekkir” denilir. Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. İslam dininin istediği tefekkür, şüphesiz İslam’ın çizdiği çerçeve içerisinde olanıdır. Yoksa filozofların yaptığı düşünmeler tefekkür olarak kabul edilemez. İslâm’ın önem verdiği olumlu tefekkür, insanı aynı zamanda körü körüne taklitçilikten de kurtarır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar ki ayakta dururken, otururken ve uyumak için uzandıklarında ¹⁴⁶ Allah’ı anar, [ve] göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde inceden inceye düşünürler: “Ey Rabbimiz! Sen bunları[n hiç birini] anlamsız ve amaçsız ¹⁴⁷ yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın! Bizi ateşin azabından koru!”
146 Lafzen, “ve yanları üzerine [uzanarak]”.147 Lafzen, “boşuna” (bâtılen); bkz. 10:5, not 11.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar ki, ayakta, otururken ve yanları üzere yatmış durumdayken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünerek şöyle dua ederler: “Rabbimiz, bunların hiçbirini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yüceler yücesisin. Bizi ateşin azabından koru!” 2/186, 10/12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar ki; ayaktayken, otururken ve yatar haldeyken[⁷⁰⁶] Allah’ı anar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerine tefekkür ederler: “Rabbimiz! Bütün bunları anlamsız ve amaçsız yaratmadın![⁷⁰⁷] Yücelikte eşsizsin! Bizi ateşin azabından koru!”
[706] Zımnen: Her zaman ve her durumda... Zira insan için geometrik açıdan bu üç düzlemin dışında bir düzlem yoktur. Allah’ı anmak, Allah’ı sürekli gündemine almak, O yokmuş gibi düşünmemek, konuşmamak, yaşamamak ve sonuçta Allah’ın gündeminde kalmaktır. [707] Hayat biz olmasak da anlamlı. Biz fark etmedik diye hayat anlamını kaybetmez. İnsanın farkı, hayata anlamını verdiği için değil, hayata verilen anlamı keşfettiği içindir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar ki, ayakta dururken, otururken, yan üstü yatarlarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler ve "Ey Rabbimiz, sen bunları elbet boşuna yaratmadın, noksan sıfatlardan münezzehsin Sen, Cehennem azabından koru bizi Yarabbi!
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar ki, ayakta iken de ve yanları üzerine yatarlarken de Allah Teâlâ'yı zikrederler ve göklerin ve yerin yaradılışı hakkında tefekkürde bulunurlar. İşte onlar şöylece tesbih ve niyazda bulunur dururlar: «Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin, artık bizleri ateş azabından koru...»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar ki Allah'ı gâh ayakta divan durarak, gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve derler ki: “Ey Yüce Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz. Sen bizi o ateş azabından koru! ” [4, 103; 38, 27] {KM, Tesniye 6, 7; 11, 19}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: "Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Öyle 'akl-ı kâmil sâhibleri ki Allâh Te'âlâ'yı ayakda, otırdukları ve yatdıkları halde (her zamân) zikr iderler ve göklerin ve yerin yaradılmasında tefekkür idüb düşünerek: "Yâ Rabbî! Bütün bunları 'abes ve beyhûde halk itmedin, sen lüzûmsuz ve bâtıl bir şey yaratmakdan münezzehsin, bizi cehennem 'azâbından sakla" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar; ayakta, otururken ve yanları üstünde iken[*] Allah’ı zikreder (anlayarak Kur’an okur) göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler. Derler ki "Rabbimiz (Sahibimiz)! Sen bunu boşuna yaratmadın, sana içten boyun eğeriz, bizi o ateşin azabından koru!"
[*] Rüku ve secde halinde iken. Yanlar; eller ve ayaklardır. Rüku ve secdede gövde, yanlar üzerine yüklenir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
O akıl sahipleri, ayakta da, otururken de, yanları üzere yatarken de Allah'ı düşünürler/anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünerek şöyle dua ederler:-Rabbimiz, bunları boşuna yaratmadın. Seni (eksiklikten ve boş şeyler yapmaktan) tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar ayaktayken de, otururken de, yatarken de Allah'ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler: “Bunları boşuna yaratmadın, ey Rabbimiz! Seni bütün noksanlardan uzak tutarız. Sen de bizi ateş azabından koru.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar o kişilerdir ki, ayakta, otururken, yan yatarken hep Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler: "Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin! Ateş azabından koru bizi!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim añarlar Tañrı’yı, örü ŧururken daħı otururken, daħı yanları üzere- y-iken; daħı endįşe eylerler gökler yaratmaġında daħı yirüñ. “iy çalabumuz ya'nį eydürler yaratmaduñ uşbunı fayıdasuz. arulıġuñ senüñ pes śaķla bizi od 'aźābından.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler kim ẕikr iderler Tañrı Ta‘ālā[yı] ayaḳ üstine dururken ve oturur‐ken ve yanları üstine yatarken. Daḫı fikr iderler yaradılmaġında gök‐lerüñ ve yirlerüñ. Eydürler: İy bizi yaradan Allāh, yaratmaduñ sen bunı bāṭılüstine, münezzehsin barça ‘ayblardan, ḳurtar bizi cehennem odınuñ‘aẕābından.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, ayaq üstə olanda da, oturanda da, uzananda da Allahı xatırlar, göylərin və yerin yaradılması haqqında düşünər (və deyərlər): “Ey Rəbbimiz! Sən bunları boş yerə yaratmamısan! Sən pak və müqəddəssən! Bizi cəhənnəm odunun əzabından (Özün) qoru!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such as remember Allah, standing, sitting, and reclining, and consider the creation of the heavens and the earth, (and say): Our Lord! Thou createdst not this in vain. Glory be to Thee! Preserve us from the doom of Fire
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Men who celebrate the praises of Allah, standing, sitting, and lying down on their sides,(498) and contemplate the (wonders of) creation in the heavens and the earth, (With the thought): "Our Lord! not for naught Hast Thou created (all) this! Glory to Thee! Give us(499) salvation from the penalty of the Fire.
498 That is, in all postures, which again is symbolical of all circumstancespersonal, social, economic, historical and other. 499 It is the thought of Salvation that connects all these glories with man. Otherwise man would be a miserable, contemptible creature in these beauties and wonders of Nature. With his high destiny of Salvation he can be lifted even higher than these glories! The Fire is a symbol of penalty, we pray for salvation from the penalty.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
onlar ki
يَذْكُرُونَ
zikrederler
اللّٰهَ
Allah'ı
قِيَاماً
ayakta iken
وَقُعُوداً
ve otururken
وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ
ve yanları üzerine iken
وَيَتَفَكَّرُونَ
ve tefekkür ederler
ف۪ي خَلْقِ
yaratılışı hakkında
السَّمٰوَاتِ
göklerin
وَالْاَرْضِۚ
ve yerin
رَبَّنَا
Rabb- imiz
مَا خَلَقْتَ
yaratmadın
هٰذَا
bunları
بَاطِلاًۚ
boş yere
سُبْحَانَكَ
Sen Subhân'sın
فَقِنَا
ve bizi koru
عَذَابَ
azabından
النَّارِ
ateş
Onlar ki ayaktayken, otururken ve yanları üzerine (yatarken her vakit) Allah'ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (enine boyuna düşünürler ve şöyle derler), "Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın. Sen Subhân'sın (her türlü noksanlıktan münezzehsin), Bizi ateş azabından koru!"
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ذَكَرَ
Fiil-I
ذ ك ر
Hatırladı, zikretti, andı, öğüt aldı, tezekkür etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَٓائِم
Etken fiil
ق و م
Kâim (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kıyamda tutan demektir), kaim, ayakta olan, kıyamda duran, dosdoğru yapan
قُعُود
İsim fiil
ق ع د
Oturmak
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
جَنْبٌ
İsim
ج ن ب
Yan, yanındaki, yakınlık, cihet
تَفَكَّرَ
Fiil-V
ف ك ر
Tefekkür etti, düşündü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
خَلْق
İsim
خ ل ق
Yaratılış, yaratmak, halk, mahluk
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
بَاطِل
Etken fiil
ب ط ل
Bâtıl, boş şey, asılsız
سُبْحَان
İsim
س ب ح
Subhân (her türlü noksanlıktan münezzeh olan)
وَقٰى
Fiil-I
و ق ي
Korudu
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
نَار
İsim
ن و ر
Ateş