O yaptıklarıyla övünen ve yapmadıklarıyla da övülmek isteyenlerin, azaptan kurtulabileceklerini sanma ve sakın böyle bir zanna¹ kapılma.² Zîrâ onlar için (âhirette) acıklı bir azap vardır.
1 Zan: Kelime olarak, sanmak ve tahmin etmek demektir. Terim olarak ise, bir kimse hakkında hiçbir bilgi ve delil bulunmayan bir şeyi doğruymuş gibi kötülükle töhmet altına alarak söylemektir. Hucurat: 12. âyette Rabbimiz: “Ey îman edenler, zandan çok kaçının; zîrâ zannın bir kısmı günâhtır…” buyurmaktadır. Âyetin bölümü, “Ey îman edenler, zannın pek çoğundan kaçının” diye tercüme edilebilirse de; bazı zanlardan sakınmamayı ifade ettiği için çok da doğru olmayabilir. Peygamber (s.a.v) de: “Zandan sakının. Şüphesiz zan sözün en yalan olanıdır.” buyurmuştur. Buraya kadarı kişilerle ilgili olan zandır. Bir de; Allah’ın dinini ucuza satma yolunda yapılan ve; “bana göre…” diye başlayan zanlar vardır ki bu zanlar daha da tehlikelidir. Zira Rabbimiz: “Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Muhakkak ki, onların ne yaptıklarını Allah çok iyi bilir.” (Yunus: 36) buyurmaktadır. İslâm dışındaki düşünce sistemleri ve bunların İslâm hakkındaki kanaatleri sadece zandan ibarettir. Yasak edilen zannın içine, açıkça şüpheli yerlerde gezen kimse hakkındaki zan, dünya işlerinde yapılan zan ve Allahu Teâlâ’ya karşı duyulan hüsn-i zan girmez. Ancak Ulûhiyetle ve Peygamberlikle ilgili zanlar haram olan zanlara dâhildir. Çünkü iman ve tasdik hususunda kesin bilgi şarttır. 2 Yukarıdaki tercüme, ikinci (لَاتَحْسَبَنَّ) fiili birincinin tekidi olduğu düşünülerek yapılmıştır.