close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 183. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne kâlû inna(A)llâhe ‘ahide ileynâ ellâ nu/mine lirasûlin hattâ ye/tiyenâ bikurbânin te/kuluhu-nnâr(u)(k) kul kad câekum rusulun min kablî bilbeyyinâti vebilleżî kultum felime kateltumûhum in kutum sâdikîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kurban ettiğini, bir yıldırım düşüp yakmadıkça inanmayız hiçbir peygambere, bize böyle emretti Allah gerçekten de dediler. De ki: Benden önce apaçık mucizelerle ve söylediğiniz mucizeyle birçok peygamberler gelip geçti, doğruysa sözünüz ne diye öldürdünüz onları?
Ahd-i Atıyk'te, Âdem Peygamberin oğulları Kaabil'le Hâbil'den bahsedilirken "Ve bir vakitten sonra Kayın, yerin mahsulünden Rabbe takdime getirdi ve Hâbil, kendisi dahi sürüsünün ilk doğanları ile semizlerinden getirdi ve Rab, Hâbil ile takdimesine nazar eyledi, lâkin Kayın ile takdimesine nazar etmedi" deniyor "Tekvin, 4, 3-5). Aynı bölümün 22. babında İbrahim Peygamberin, gökten inen koçu, Tanrıya mahrika olarak sunduğu bildiriliyor (13). Gene aynı kitapta, günah kurbanının iç yağıyla karaciğerinin üst tarafındaki zarının ve daha bazı uzuvlarının yakılması emredilmekte (Huruc, 29, 104), kahin kurbanın etinden ve ekmeğinden sabaha kadar kalan kısmın da yakılması buyrulmaktadır (Aynı bab, 34). Laililer kısmında ve daha birçok yerlerde kurban yakmaktan bahis vardır (1). İlk zamanlarda kurbanın kabulü, yıldırım düşerek kurbanın yanmasıydı. Tanrının Habil'in kurbanına nazar edip kabul etmesi, bu inancın ifadesidir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Allah bize (kendiliğinden oluşan bir) ateşin yiyeceği (yakıp bitireceği şekilde, mucize olarak gökten inen) bir kurban getirmedikçe, hiçbir elçiye inanmamamız (gerektiği) konusunda ahit (yemin ve öğüt) verdi" (şeklinde asılsız iddialarda bulunup, mucize bekliyoruz) diyenlere de ki: "Şüphesiz, Benden önce nice elçiler, apaçık belgelerle ve söyledikleriniz (cinsinden mucizelerle) geldi; eğer siz doğru idiyseniz, o halde (inanıp itaat edeceğiniz yerde) onları ne diye öldürüverdiniz?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Doğrusu bize gökten inen bir ateşin yakıp yok edeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamız için Allah bizden söz almıştır diyenlere de ki: “Benden önce de peygamberler size hakikatin tüm delillerini ve bu dediğinizi getirmişlerdi. Peki söylediğinizde samimi iseniz, neden onları öldürdünüz?”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Allah, bize gökten inen, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir Rasule güvenmememizi, itimat etmememizi emretti” diyenlere: “Size, benden önce mûcizelerle, özellikle hak peygamber oldukları konusunda istediğiniz delillerle nice Rasuller geldi. Eğer dürüst kimseler olduğunuz iddiasında iseniz, niçin peygamberleri öldürdünüz?” de.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/91; 5/27.  
Ahmet Varol
swap_vert close
"Allah bizden, ateşin yediği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamız üzere söz aldı" diyenler var ya, onlara de ki: "Benden önce nice peygamberler size açık deliller ve sizin o söylediğinizi getirdiler. Eğer doğru sözlü idiyseniz onları niçin öldürdünüz?"
Ali Bulaç
swap_vert close
'Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda and verdi,' diyenlere de ki: 'Şüphesiz, benden önce nice elçiler, apaçık belgeler ve söylediklerinizle geldi; eğer, siz doğru idiyseniz, o halde onları ne diye öldürdünüz?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O Yahûdiler şöyle dediler: “- Gökten mucize olarak gelecek ateşin yiyip tüketeceği bir kurban getirinceye kadar hiç bir Peygambere iman etmememizi Allah bize emretti.” (Rivayet edildiğine göre İsrailoğulları kurban eti yemezler ve kurban ettikleri hayvanın etini çatısız bir eve korlardı. Zamanın peygamberi orada dua yapardı. Halk da dışarda duanın kabulünü beklerdi. Gökten beyaz bir ateş gelip o kurbanı yakardı ve bu onun kabulüne bir alâmet sayılırdı). De ki:”- Size, benden önce bir çok peygamberler apaçık delillerle gelmiş ve o dediğinizi de elbet getirmişti. Ya, sadık kimseler idiyseniz niçin onları öldürdünüz?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar öyleler ki; “Ateşte yanan bir kurbanla bize gelmeden hiçbir elçiye inanmamamız için, Allah bizden söz almıştır” dediler. Sen söyle: “Daha önce mucizelerle ve dediğiniz kurban ile size nice elçiler geldi. Eğer sözünüzde doğru iseniz, neden onları öldürdünüz?”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar derler ki: “Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamayı emretti.” De ki: “Benden evvel nice peygamberler en açık deliller ile ve sizin söylediklerinizle geldiler. Eğer doğru insanlar iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
Besim Atalay
swap_vert close
«Ateşin yiyeceği bir kurbanla gelmiyen hiçbir peygambere inanmayın, diye Allah bize buyurdu» diyenlere söyle ki : «Size benden önce de açık belgeler ile, dediğiniz nesne ile, peygamberler gelmişti, eger gerçek iseniz, neden dolayı onları öldürdünüz?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Doğrusu onlar: “Allah, bize, (gökten mucize olarak inen) ateşin yiyeceği (yakacağı) bir kurban getirmedikçe hiçbir Resûle inanmamamızı (Tevrat'ta) emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice resuller, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
Medine’de bulunan Yahudiler, Müslüman olmamak için bin türlü bahane ileri sürüyor, gereksiz ve manasız mucizeler istiyorlardı. Âyette zikredilen, gökten inmesini istedikleri kurban da bunlardan sadece bir tanesidir.  
Cemil Said
swap_vert close
"Allâh bize Tevrat’da îmân ideceğiniz peygamberin i’tâ ideceği kurbân semânın ateşi ile yanmadıkca îmân itmeyiniz didi" diyenlere cevâben di ki: "Benden evvel gelen peygamberler mu’cizeler yapdılar. Hattâ söylediğiniz mu’cizeyi de yapdılar. Niçün ânları katl itdiniz sözlerinizde sâdık iseniz söyleyiniz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi" diyenlere sen, de ki: "Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?"
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar, “Doğrusu Allah, ateşin yakıp bitireceği bir kurban getirinceye kadar hiçbir peygambere inanmama hususunda bizden söz aldı” diyenlerdir. De ki: “Benden önce nice peygamberler size mûcizeler ve dediğiniz şeyi getirmişlerdi. Doğru söylüyorsanız onları niçin öldürdünüz?”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti» diyenlere şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?  
 Bazı tefsirlerde nakledilen bir rivayete göre Medine’deki yahudilerin, müslüman olmamak için bahane olarak ileri sürdükleri bu özel mucize şartı, Hz. İsa’nın risaleti ile kalkmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar, "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda ALLAH bizden söz aldı," diyorlar. De ki, "Benden önce, apaçık delillerle birlikte bu dediğinizi de size getiren elçiler geldi. Sözünüzün eriyseniz niçin onları öldürdünüz?"
Adem'in çocuklarına kadar dayanan geleneğe göre, kurban etine yıldırım çarpıp yakarsa kurban kabul edilmiştir. (5:27).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onlarıniçin öldürdünüz?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
onlar ki «Allah dediler: bize şöyle and verdi: bize ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiç bir Resule iyman etmiyeceğiz» de ki size benden evvel bir takım Resuller beyyinelerle gelmiş ve o dediğinizi de getirmiş idi ya onları niçin katlettiniz doğru iseniz?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! Gökten mu‘cize olarak inen) ateş tarafından yakılan bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere îmân etmememizi, Allah bize (Tevrât’ta) emretti,” diyen (yahûdî) lere de ki: “Benden önceki nice peygamberler (Allah’ın izniyle) size apaçık mu‘cizeler göstermiş, o sözünü ettiğiniz (kurban mu‘cizesin) i de getirmişlerdi. Eğer doğru söylüyorsanız/sözünüzde samimi iseniz (söyleyin bakalım!) Niçin onları öldürdünüz?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar dediler ki: Allah, bize: “Ateş tarafından yenen bir kurban¹ getirmedikçe, hiçbir resule inanmamamızı emretti.” De ki: “Kuşkusuz, benden önce nice resuller açık kanıtlarla ve sizin istediğiniz şeyi getirmişti. Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, onları niçin öldürdünüz?”
1. Tevrat'ta geçen, “Sahte nebi ile gerçek nebiyi ayırt etmek için bir kurban keserek Allah'a dua edin, gökten bir ateş iner de kurbanı yakarsa; bu nebi olduğunu söyleyenin doğru söylediğine işarettir.” şeklindeki habere atfen.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Hakıykaten, Allah hiç bir peygambere — o, (gökden inecek) ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar — îman etmememizi bize emretdi» diyen (Yahudi) ler (e) de ki: «Size benden evvel nice peygamberler apaçık deliller ve mu'cizelerle beraber o dediğinizi de elbet getirmişdi. O halde (sözü) doğru (insan) lar idiniz de onları neye öldürdünüz»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar ki: “Şübhesiz Allah, (gökten inen) ateşin kendisini yiyeceği (onu yakacağı)bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere îmân etmememizi bize emretti” dediler. De ki: “Size, gerçekten benden önce apaçık mu'cizelerle ve dediğiniz (mu'cize) ile (de) peygamberler gelmişti. O hâlde (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, onları niçin öldürdünüz?”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar ki: ’’Şüphesiz Allah, ateşin kendisini yiyeceği (yakıp bitireceği) bir kurban (yani kutsal ayinler için kurbanın ateşte yakılması hükmünü) getirmedikçe bir elçiye iman etmeyeceğimize dair bizden ahit almıştır’’ dediler. (Resulüm! Onlara) de ki: Gerçekten benden önce size (atalarınıza) hakikatin tüm kanıtlarıyla ve dediğiniz ile elçiler gelmişlerdi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları (o hak davetçileri olan elçileri) niçin öldürdünüz? *
(*) Lafzen, “ateşin bitirdiği bir kurban” -başka bir deyişle, yanık kurbanları kutsal ayinlerin temel bir unsuru kılan Hz. Musa Şeriatı’na uymadıkça. Hz. Musa Şeriatı’nın bu yönü, Kudüs’deki İkinci Mâbed’in yıkılmasından beri uygulanamaz durumda olduğundan, Talmud sonrası Yahudileri, kendilerine vaad edilen Mesîh’in Musevî ayinlerini eski bütünlüğü içinde yeniden hayata geçireceğine kaniydiler; ve bu yüzden Tevrat’a dayalı Hukuk’a her açıdan uymayan birini elçi olarak kabul etmeyi reddettiler. (M. Esed. 183. Ayet Açıklaması) Ayrıca el-Menar tefsiri esasınca Yahudiler kutsal ayinler için bazı kurbanlarını yemiyor, yakıyorlardı. Peygamber onlara kurbanların yakılmamasını, yenilmesini emredince bu defa Yahudiler, Allah’ın kendilerinden kurbanların yakılması hükmünü getirmeyen hiçbir peygambere iman etmemek üzere ahit aldığını ileri sürerek akıllarınca teslim olmaktan kaçındılar. (K. Çelik Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Bir peygamberin bize ateşin yiyeceği (ateşe sunacağımız) bir kurban getirmedikçe, o peygambere inanmamamız hakkında Allah bizimle antlaşma yaptı” diyenler var. Onlara deki “Benden önce Allah’ın açıklayıcı ayetleriyle beraber ve sizin konuştuklarınızı size haber veren elçiler geldi. Peki onları niçin öldürdünüz? Doğru sözlü iseniz söyleyin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki dediler: "Allah bize gökten inen ateşin yakacağı bir kurban getirmedikçe hiç bir elçiye inanmayın" buyurdu. Onlara de ki: "Benden önce de nice elçiler açıklayıcı belgelerle birlikte bu dediğinizi de getirmişlerdi. Siz doğru kimselerdiniz de onları ne diye öldürdünüz?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«Bize ateşin yaktığı bir kurban [⁴] getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamaklığımızı Allah bize Tevratta emir ve vasiyet etti» diyenlere de ki «benden evvel birtakım peygamberler açık mucizatı, dediğiniz kurbanı getirmişlerdi. Dâvanızda gerçek iseniz neye onları öldürdünüz?»
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Muhakkak ki Allah, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe, hiçbir elçiye inanmamamız hususunda, bizden söz almıştı” diyenlere de ki: “Benden önce size gelen elçiler apaçık delilleri ve dediğiniz şeyi getirmişlerdi. Eğer doğru sözlü iseniz (söyleyin) onları niçin öldürdünüz?”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Kurbanın (fakirlerce yiyilmesi yerine) ateşte yakılması (hükmünü) getirmedikçe hiç bir peygambere inanmamak üzere Allah bizden ahit aldı” diyenlere de ki: “Benden önce peygamberler size apaçık belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?”
(el-Menar tefsiri esasınca Yahudiler bazı kurbanlarını yemiyor, yakıyorlardı. Peygamber onlara kurbanlıkların yakılmamasını, yenilmesini emredince bu defa Yahudiler, Allah’ın kendilerinden kurbanların yakılması hükmünü getirmeyen bir peygambere iman etmemek üzere ahit aldığını ileri sürerek akıllarınca teslim olmaktan kaçındılar.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama gel gör ki onlar, Son Elçiye inanmamak için bin bir türlü bahane öne sürerek:“Allah’ın bize emrettiğine göre, gökten mûcize olarak inen ateş tarafından yakılan bir kurban getirmedikçe, hiçbir Peygambere iman etmeyeceğiz!” dediler. Onlara de ki:“Benden önce nice Peygamberler size apaçık mûcizeler göstermiş, o sözünü ettiğiniz kurban mucizesini de getirmişlerdi. Peki, iman etmek için bu şartı ileri sürerken samîmî idiyseniz, onları niçin öldürdünüz? Apaçık mûcizelerle size gelen —Zekeriya ve Yahya başta olmak üzere— bir çok Peygamberi öldüren, İsa’yı da öldürmeye teşebbüs eden sizler değil miydiniz? Atalarınız Peygamberleri öldürdüğü gibi, siz de bugün onların izinden gidip, Son Elçiye karşı aynı tavrı göstererek aynı suçu işlemiş olmuyor musunuz? Demek ki, inkârınız ikna olamamaktan değil, azgınlığınızdan kaynaklanıyor. Ayrıca Allah, “Yakılan kurban mûcizesi göstermedikçe, hiçbir Peygambere inanmayacaksınız.” diye bir şey emretmemiştir. Tevrat’ta yakılan kurbanlardan bahsedilmesine rağmen, bunlar Peygamberliğin işâretlerinden kabul edilmez. Bunlar sadece Allah’ın kurbanları kabul ettiğini gösteren sembollerdir. Gerçi Allah dileseydi, istediğiniz şeyleri bugün de gönderebilirdi. Fakat O sizin kuruntu ve heveslerinize göre değil, sonsuz ilim ve hikmetine göre hüküm verir.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar ki “Şüphesiz Allah bize ahid verdi; ‘Bize Ateş’in yiyeceği (yakmalık) bir kurban getirmedikçe bir rasûle inanmayız’ ” dediler. De ki: “Benden önce rasûller size Beyyineler / Açık Belgeler ile ve dediğiniz ile geldi. Eğer sadık / doğru söyleyen iseniz, onları niçin öldürdünüz?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili resulüm! Şu Yahudi'lerin küstahlığına bak: " Biz, Tanrı ile sözleştik, bundan böyle bize ateşe atılabilecek bir kurban getirmeden hiçbir resule inanmayacağız " diyorlar. Cevaben de ki: " benden önce gelen elçiler, size belgeler de getirmişlerdi. Hattâ o, dediğiniz kurbanı da getirmişlerdi. Samimi idiyseniz neden onları öldürdünüz ?"
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar, "Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamızı emretti!" dediler. De ki: "Benden önce size nice Elçiler açık belgeler getirdi. İnkâr edenlerin bekledikleri başlarına geldi. Eğer doğru söyleyenler iseniz niçin elçileri öldürdünüz?"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Yahudiler) “Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir Elçi’ye inanmamamızı emretti.” demişlerdi. [*] De ki: “Size, benden önce apaçık deliller, (özellikle) dediğiniz (konu) ve elçiler elbette gelmişti. Doğruysanız peki onları niçin öldürdünüz?”
Ayette yer alan “ateşin yediği kurban” ifadesi ile kastedilenin ne olduğu konusunda çeşitli ifadeler ileri sürülebilir. Bu çerçevede “ateşin yediği kurban” ifadesi, “yakılarak sunulan bir kurban” olabileceği gibi “ateşin bitirdiği bir kurban” anlamına da gelebilir. “Buna göre yanık kurbanları kutsal ayinlerin temel bir unsuru kılan Hz. Musa şeriatına uymayan bir risalet söylemi onlar tarafından reddedilme sebebi olarak kabul edilmekteydi. Hz. Musa şeriatının bu yönü Kudüs’teki İkinci Mabed’in yıkılmasından beri uygulanamaz durumda olduğundan, Talmud sonrası yahudileri kendilerine vadedilen Mesih’in Musevi ayinlerini eski bütünlüğü içerisinde yeniden hayata geçireceğine inanıyorlardı. İşte ayette onların söylemek istedikleri buydu” (Muhammed Esed, [Kur’an Mesajı,] s. 128’de 141. not). Onların bu konudaki söylemleri ve kanaatleri Kitab-ı Mukaddes’te Yaratılış 15:17, Levililer 1:7, tesniye 13:16, Birinci Kırallar 18:38’deki bilgilerle ilişkilidir. Demek ki onların ileri sürdüğü şart, risalet noktasında Musa şeriatının bütün ilkelerine uygunluğu içermekteydi. Ancak Tevrat tahrifata uğradığı için bu bilginin ilahi mesajlarda ne kadar yer aldığı veya ne kadarının doğru olduğu noktasında elimizde sağlam bir delil bulunmamaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) “Allah, bize (gökten inen) bir ateşin yiyeceği kurban mûcizesini¹ getirmedikçe, hiçbir Peygambere inanmamamızı emretti” diyen (Yahûdî)lere: “Size, benden önce de (bir takım) mûcizeler ve (özellikle) sözünü ettiğiniz mûcizeyi gösteren nice Peygamberler gelmişti. Eğer siz, gerçekten doğru insanlarsanız onları niçin öldürdünüz?” de.²
1 Bu, “ateşin yiyeceği kurban mûcizesi,” Yahûdîler tarafından uydurulan bir yalandır. Tevrât olduğu iddiâ edilen kitapta, “yakılmış kurbanlardan” bahsedilmesi, Peygamberliğin işareti olarak böyle bir mûcizenin gerekliliğini Allah’ın emretmesini, asla gerektirmez. Yalnız âyetin son bölümü, bazı Peygamberlerin sağlıklarında bu şekilde bir mûcize gösterdiklerine işaret olabilir. Aslında Yahûdîler, “bu kurban mûcizesi gösterilirse îman edeceğiz” sözlerinde samimi değildirler. Çünkü daha önce bu mûcizeyi gösteren Peygamberleri, (Hz. Zekeriyya ve Yahya’yı) hâlâ inkâr etmektedirler. 2 Yahudilerin büyüklerinden, Kâ’b b. Eşref, Malik b. Sayf, Vehb b. Yehuza, Zeyd b. Manuh, Fenhas b. Azura ve Hüyey b. Ahtab Peygamberimize gelip: Ey Muhammed! Sen, Allah’ın seni bize bir Elçi olarak gönderdiğini ve sana bir kitap indirdiğini iddiâ ediyorsun, hâlbuki Allah bize Tevrât’ta, Allah tarafından gönderildiğini iddiâ eden bir Peygambere bize ateşin yiyeceği bir kurban mûcizesi getirmedikçe îman etmememizi emretmiştir. Eğer sen, bu mûcizeyi gösterirsen sana îman ederiz.” demişlerdi. (Vâhidî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Allah, yakılarak sunulan bir kurban ¹⁴¹ getirmedikçe, hiçbir elçiye inanmamamızı bize emretmiştir” iddiasında bulunanlara gelince, [Ey Peygamber, onlara] de ki: “Benden önce de peygamberler size hakikatin tüm kanıtlarını ve o hakkında konuştuğunuzu getirmişlerdi: Peki, söylediğinizde samimi idiyseniz neden onları katlettiniz?” ¹⁴²
141 Lafzen, “ateşin bitirdiği bir kurban” -başka bir deyişle, yanık kurbanları kutsal ayinlerin temel bir unsuru kılan Hz. Musa Şeriatı’na uymadıkça. Hz. Musa Şeriatı’nın bu yönü, Kudüs’deki İkinci Mâbed’in yıkılmasından beri uygulanamaz durumda olduğundan, Talmud sonrası Yahudileri, kendilerine vaad edilen Mesîh’in Musevî ayinlerini eski bütünlüğü içinde yeniden hayata geçireceğine kaniydiler; ve bu yüzden Tevrat’a dayalı Hukuk’a her açıdan uymayan birini peygamber olarak kabul etmeyi reddettiler.142 Hz. Yahya ve Zekeriya’nın şehid edildikleri dönemde ve Hz. İsa’nın “Kudüs, ey Kudüs, peygamberleri sen öldürdün” (Matta xxiii, 37) diye haykırdığı ve Tarsuslu Paul’ün Yahudileri “kendi peygamberlerini öldürenler” (I Selanikliler ii, 15) şeklinde andığı dönemde İkinci Mâbed hâlâ mevcuttu ve yanık kurbanlar gündelik uygulamalar arasında bulunmaktaydı: Dolayısıyla bahsi geçen, Yahudilerin peygamberleri öldürmek suretiyle reddetmeleri, bu peygamberlerin Hz. Musa Şeriatı ile uyum içinde olmamalarına izafe edilemez.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız için bizden ahit/söz aldı, diyenlere de ki: “Benden önce size nice elçiler apaçık belgelerle ve sözünü ettiğiniz o şeyler ile gelmişti. Eğer doğru sözlü iseniz peki onları niçin öldürdünüz?” 3/21, 17/90...94
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar ki, “Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamızı emretmişti” diyenlerdir.[⁶⁹⁶] De ki: “Benden önce de size rasuller gelmiş, hem hakikatin apaçık belgelerini hem de sözünü ettiğiniz şeyi getirmişlerdi. Peki, madem doğru söylüyordunuz da niçin onları öldürdünüz?”[⁶⁹⁷]
[696] Krş: Eski Ahid: Yaratılış 15:17; Levililer 1:7; Tesniye 13:16; I. Krallar 18:38. Mucize isteyenlerin yaman çelişkileri âyetin devamında dile geliyor. [697] “Kudüs! Ey peygamberlerini öldüren Kudüs!” (Matta). Bu konuda ayrıntılı bir sayım-döküm için bkz: 2:61, not 112.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, yahudiler senden bir mucize istediler ve) "Allah bize, - gökten bir ateş indirip de, bir kurbanı yakmadıkça- hiçbir peygambere inanmamamızı emretti!" dediler, onlara de ki: Size benden önce nice peygamberler apaçık delillerle (çeşitli mucizelerle) geldi, eğer doğru (iman ehli) kimselerseniz, onları niçin öldürdünüz?
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir Resule inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice Resuller, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O kimseler ki, «Şüphe yok Allah bize ahdetti ki, Ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiçbir peygambere imân etmeyelim,» dediler. De ki: «Şüphe yok benden evvel size peygamberler mûcizeler ile ve dediğiniz şey ile gelmişlerdi. Artık ne için onları öldürdünüz, eğer siz sâdık kimseler iseniz?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar dediler ki: “Allah, ateşin yakıp kor haline getireceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti. ” Onlara cevaben de ki: “Benden önce birçok peygamber açık delillerin (mûcizelerin) yanında, sizin öne sürdüğünüz kurbanı da getirdiler. Peki sözünüzde tutarlı iseniz, onları niçin öldürdünüz? ” [5, 27; 2, 91] {KM, Levililer 9, 23-24; I Kırallar 18, 38}
Bu, o Yahudiler tarafından Allah’a iftiradır. Tevrat’ta yakılmış kurbanlardan bahsedilmekle beraber (Hakimler, 6,20-21; Levililer 9,24; II Tarihler 7,1-2) bunlar peygamberliğin asıl işaretlerinden sayılmazlar. Bunlar sadece Allah’ın yapılan takdimeyi kabul ettiğini gösteren alâmetlerdir. Onlar güya Hz. Muhammed’in nübüvvetini reddetmek için bu bahaneyi ileri sürdüler. Kur’ân, itirazlarını ağızlarına tıkadı, dürüst olmadıklarını şöyle ispatladı: “Söyleyin bakalım bu şartınıza uyan peygamberlerinizi neden öldürdünüz?” (Mesela İlyas (a.s.)’a yaptıkları: I Krallar, 18 ve 19)  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar: "Allah bize, and verdi ki, bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmayalım." dediler. De ki: "Size benden önce açık deliller ve bu dediğinizi de getiren elçiler gelmişti. Eğer doğru idiyseniz niçin onları öldürdünüz?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Gökden inen) ateşin yakub yiyeceği bir kurbân getirmedikce bir rasûle îmân itmemeği Allâh Te'âlâ bize 'ahd itdi (emir ve vasiyet iyledi) diyenlere söyle ki: Benden evvel size âşikâr mu'cizât ile ve söylediğiniz şeyle (semâdan inen ateşin yakdığı kurbân ile) rasûller geldi. Eğer sözinizde sâdıklar iseniz (Bize Allâh'ın emri böyle rasûllere îmân itmekdir didiğinizde doğrı iseniz) ne içün onları katl itdiniz [¹]
[1] Zamânın nebîsi münâcât ile meşgûl oldığı sırada semâdan dumansız ateş inerek Benî İsrâîl'in kurbânlarını yakar ve bu da o kurbânın kabûlüne delâlet iderdi. Yahûdîler "Böyle bir mu'cize getirmeyen rasûle îmân itmemek üzere Allâh bize Tevrât'da emir itdi" didiklerinden onları tekzîben bu âyet-i kerîme nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O sözü söyleyen (Yahudiler) şöyle dediler: “Allah bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe bir elçiye inanmama görevi yükledi.” Onlara de ki “Benden önce birçok elçi hem açık belgelerle, hem de bu dediğinizle gelmişti. İddianızda haklı iseniz söyleyin: Onları niye öldürdünüz?”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Allah, bizden ateşin yediği bir kurban bize getirinceye kadar bir peygambere inanmamamız için söz aldı, diyenlere de ki: -Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer doğru söylüyorsanız/sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” diyenlere sen de ki: “Benden önce size hem apaçık delilleri, hem de söylediğiniz şeyi getiren peygamberler geldi. Eğer doğru söylüyorsanız, onları neden öldürdünüz?”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar şöyle demişlerdi: "Allah bize ant verdi, kendisi bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir resule inanmayacağız." Söyle onlara: "Size benden önce o dediğinizle birlikte açık deliller getiren resuller gelmişti. Peki, madem doğru sözlülerdiniz neden onları katlettiniz?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim eyittiler: “bayıķ Tañrı” ıśmarladı bize kim inanmayavuz hįç yalavaca; tā getüre bize ķurbān kim yir anı od.” eyit: “bayıķ geldi size yalavaçlar benden ilerü ḥüccetler-ile daħı anuñ-ile kim eyittüñüz pes nişe depeledüñüz anları eger olasız girçekler?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar eyitdiler: Tañrı Ta‘ālā bize ‘ahd eyledi ki biz īmān getürmeyevüz birpeyġambere, getürmeyince bize bir ḳurbānı ki od anı yiye, yandura. Eyit yāMuḥammed: Geldi size peyġamberler benden burun mu‘cizātlar bilesiz istedügüñüz ḳurbānlıḳ bile. Daḫı pes niçün anları öldürdüñüz eger siz girçekler‐iseñüz?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
“Allah (Tövratda) bizə əmr etmişdir ki, onun yandıracağı (yeyəcəyi) bir qurban gətirməyincə heç bir peyğəmbərə inanmayaq!” – deyənlərə belə cavab ver: “Məndən əvvəl də sizə peyğəmbərlər açıq-aşkar mö’cüzələr və dediklərinizi (dediyiniz qurbanları) gətirmişdilər. Əgər doğru danışırsınızsa, bəs nə üçün onları öldürdünüz?”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(The same are) those who say: Lo! Allah hath charged us that we believe not in any messenger until he bring us an offering which fire (from heaven) shall devour. Say (unto them, O Muhammad): Messengers came unto you before me with miracles, and with that (very miracle) which ye describe. Why then did ye slay them? (Answer that) if ye are truthful
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They (also) said: "(Allah) took our promise not to believe in a messenger unless He showed us a sacrifice consumed by Fire(489) (From heaven)." Say: "There came to you messengers before me, with clear Signs and even with what ye ask for: why then did ye slay them, if ye speak the truth?"
489 Burnt sacrifices figured in the Mosaic Law, and in the religious ceremonies long before Moses, but it is not true that the Mosaic Law laid down a fire from heavens on a burnt sacrifice as a test of the credentials of Prophets. Even if it had been so, did the Jews obey the Prophets who showed this Sign? In Leviticus 9:23- 24. we are told a burnt offering prepared by Moses and Aaron: "and there came a fire out from before the Lord, and consumed upon the altar the burnt offering and the fat." Yet the people rebelled frequently against Moses, and rebellion against a Prophet is spiritually an attempt to kill him. Abel's offering (sacrifice) was probably a burnt offering: it was accepted by Allah, and he was killed by Cain out of jealousy: Gen. 4:3-8. Mosaic sacrifices were no longer needed by the people of Jesus or the people of Muhammad.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
onlar ki
قَالُٓوا
dediler
اِنَّ
doğ- rusu
اللّٰهَ
Allah
عَهِدَ
and verdi
اِلَيْنَٓا
bize
اَلَّا نُؤْمِنَ
iman etmeme- mizi
لِرَسُولٍ
bir resule
حَتّٰى
ta ki
يَاْتِيَنَا
bize getirin- ceye dek
بِقُرْبَانٍ
bir kurban ki
تَاْكُلُهُ
kendisini yer
النَّارُۜ
ateş
قُلْ
de ki
قَدْ
and- olsun
جَٓاءَكُمْ
size gelmişti
رُسُلٌ
resuller
مِنْ قَبْل۪ي
benden önce
بِالْبَيِّنَاتِ
apaçık delillerle
وَبِالَّذ۪ي
ve o şey ile ki
قُلْتُمْ
dediniz
فَلِمَ
o hâlde niçin
قَتَلْتُمُوهُمْ
onları öldürdünüz
اِنْ
eğer
كُنْتُمْ
iseniz
صَادِق۪ينَ
doğru söyleyenler
Onlar ki, "doğrusu Allah bize, (gökten inen bir) ateşin (tüm) yiyeceği (yakıp yok edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir resule iman etmememizi emretti" dediler. (Resulüm! Onlara) De ki: "Size, benden önce apaçık deliller (ve mucizeler)le, (özellikle bu) dediğiniz (mucize) ile (nice) resuller gelmişti. Eğer doğru söyleyenlerden iseniz (söyleyin bakalım) onları niçin öldürdünüz?"
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَهِدَ
Fiil-I
ع ه د
Ahidleşti, söz verdi, ahdetti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
قُرْبَان
İsim
ق ر ب
Kurban, (Allah’ın rızasına nail kılıcı şey) yakınlık
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
نَار
İsim
ن و ر
Ateş
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
صَادِق
Etken fiil
ص د ق
Doğru söyleyen, sadakat gösteren, sadık